Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Zahir - Batın  (Okunma Sayısı 32 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7463



« : Ocak 29, 2010, 04:05:13 ÖS »

İslam'da zahire göre hüküm verilir. Zahir, insanlar arasındaki ilişkilerde esastır. Buna göre muhakeme olunurlar.
Olaylar ve davranışlar buna göre değerlendirilir ve kabul veya reddedilir.

Örneğin İslam`ın kerih gördüğü bir davranış göründüğünde bu reddedilir. Maruf, münker açıktır.
Maruf yapılması gereken şeyler iken, münker kaçınılması gereken şeylerdir.

Tasavvufta ise asıl olan zahir değil, batındır. Batın; gizli, görünmeyen, bilinmeyen demektir.
Buna göre görünmeyen, bilinmeyene göre hareket etmeyi esas almaktadırlar.

Bu düşüncelerinin sonucu da görüntüde haram olan bir işi rahatlıkla yapabilmekte ve sonucunda "Bu görünen size öyle görünmektedir.
Zahirde böyledir. Lakin batınında iş sizin bildiğiniz gibi değildir ve şöyle şöyledir" demektedirler.

Bu cümleden olarak birçoğunuzun bu ve benzerlerini hemen hatırlayıvereceği gibi mesela "mürid şeyhini, önünde rakı sofrası ve yanında fahişelerle bile görse kalbini bozmamalı ve bana görünen (zahir) böyle, kimbilir mübarek zat batında ne haldedir.

Benim olayı böyle görmem bendendir demeli ve şeyhi hakkındaki kanaatında hiçbir değişiklik yapmamalıdır.
Hatta böyle gördükçe şeyhi hakkındaki imanı daha da artmalıdır."

Bu ve benzeri düşüncelerin inançlaşması, zahiri ölçü edinmeyip, ne olduğu bilinmeyen, gizli olan batını ölçü edinmekten kaynaklanmaktadır. Durum böyle olunca da yeryüzü ifsad olmakta, bütün doğrular eğrilmekte, bütün eğriler rahatlıkla doğrulaşmaktadır.
Bu bilgileri kısaca şemalandınrsak:

İslam dininde:

- Şeriat zahire göre hüküm verir.
- Delillerin kaynağı Kur'an ve Sünnettir.
- Şari 'tır (Hüküm koyucu)
- İnsan kullukta ilerledikçe sakındığı şeyler artar/çoğalır.
- , yarattıklarının hiç birine benzemez: "(O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." : 11(42)

Tasavvuf´da:

- Aslolan zahir değil batın'dır.
- Delillerin kaynağı rüya ve mükaşefedir.
- Şari Veli ve Gavs'dır.
- İnsan mertebe kateddikçe mükellefiyetleri azalır.
- Yarattıklarının tümü 'ın benzeridir.[1]

Netice olarak Kur'an'ın tarif ettiği veliler/müslümanlar 'ın hizmetinde kişiler iken, tasavvufun velileri 'ı hizmetlerine almış kişiler olarak görülmektedirler. [2]

Bu açıklamaları sürdürmek ve çoğaltmak kolay ve mümkündür. Yalnızca akide konusunda vermeye çalıştığımız bu görüşler İslam’ın ayrı bir din, tasavvufun ayrı bir din olduğunu akidelerinin benzemezliği bakımından ortaya koymaktadır.

1-Fusüs-ül Hikem, Sahife: 78-79)

2-  Müzekkin Nüfus - Aslan Yayınları, Sahife : 437, 517
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: