cengiz_sarsmaz
Burada

Karma: 1
Online
Mesaj Sayısı: 97
|
 |
« : Aralık 21, 2011, 05:50:58 ÖS » |
|
http://www.2shared.com/audio/5oUolcSI/YUNUS_SURES_87-88_milletimize_.html SESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR. Özellikle önce namaz mevzuuna değinelim.Bugün kü uygulamada bir hata vardır.Resulullah a.s zamanındaki farz dışındaki namazlar birileri tarafından sünnet ve vacip vitr olarak isimlendirmiş ancak farz dışındaki namazın o dönemde nafile oluşu bir vakıadır.İşte efendim sünneti kılmazsan resulullahın şefaatına nail olmazsın diyerek seviyesi düşük laflar edilmektedir.Bu namaz konusundada Resulullaha götürmezsek hata yapmış olacağız.Farz namazın dışındaki tüm namazlar nafiledir.isteyen kılar istemeyende kılmaz. Yine aynı mantıkla işyerinde farzı eda eder,sünnet diye isimlendirilmiş namazı eda eder,nafileyi ve kaza namazı kılmaya kalkar ve bunu yaparkende ona verilmiş öğlen istirahatında değilde mesai saati ne yaparak işyeri sahibinin hakkına tecavüz ederek yapar ve işyeri sahibi namazı yasaklayıncada yaygara kopar.Elbette namazı yasaklayan taraf değilim ancak başkaların vaktine tecavüz edenden yanada değilim.Adaletten yanayım özellikle biz adil olacağızki başkalarından adalet isteme hakkına sahip olalım. Şimdi bu mukaddimeden sonra konumuzun esasına dönelim. Kendiniz için, kavminiz için Mısırda evler edinin, evler hazırlayın. Yâni şehirde, ülkede ’ın elçileri ve beraberindeki Müslümanlar belli evler edinecekler, evler hazırlayacaklar. Orada mü’minler eği-tim yapacaklar, dinlerini öğrenecekler ve öğretecekler. Eğitim faaliyetini yürütmek üzere, mü’minleri vahiyle yakından tanıştırmak üzere evler edinecekler, evler belirleyecekler. Çocuklarını Firavunun materyalist eğitim sisteminden kurtarıp ’ın ve elçilerinin istediği biçimde eğitmeye alacaklar. Belirledikleri bu evlerden Firavun ve adamlarının haberleri olmayacak. Kendi iradeleriyle belirledikleri bu evlerde gizliden gizliye eğitim faaliyetini yürütecekler. Evet evlerini kıble edinecekler. Evlerinde Müslümanca bir hayatın gereği olarak namaz kılacaklar ve bedenlerinde ’ın söz sahipliğine imanlarını gündeme getirecekler. Bedenlerini ’ın emrine verecekler. Böylece namazlarını, bireysel kulluklarını ikâme edecekler. Yâni o evlerde bulunmalarının sebebi olarak sadece ’ın kıblesine yönelecekler, sadece ’ın yörüngesine girecekler, sadece ’ın hoşnutluğunu isteyecekler ve evlerini mescidler yapacaklar. Evlerini ’a secde mahalli haline getirecekler. ’ın emirlerini uygulama alanı haline getirecekler.
Elbette Firavunlar mescidleri aslî fonksiyonlarından uzaklaştırmışlarsa, mü’minler o mescidlerde Rab’lerine secde imkânlarını kaybetmişler, Rab’lerinin emirlerini uygulayarak Onun önünde boyun bükme özgürlüklerini yitirmişlerse, açıktan açığa “Allahu Ekber” diyemeyecek bir duruma gelmişler, açıktan açığa ’ın istediği biçimde giyinemeyecek bir duruma gelmişlerse, mescidlerde açıktan açığa ’ın âyetlerini öğrenme imkânları kalmamışsa, mescidlerde ’ın talimatlarının yerini Firavunların talimatları almışsa o zaman kendi iradeleriyle belli evler edinmek zorunda kalacaklardır. Orada ’ın istediği bir hayatı, ’ın istediği bir kulluğu icra etmek zorundadırlar. Yâni en kötü şartlar altında bile Rabbimiz mü’minlerden kendi rızasını kazanabilecekleri, kendisine kulluğu icra edebilecekleri bir hareket, bir tavır istemektedir.Ne kadar okullarda tağutlar eli varsa Firavunlar ne kadar zâlim ve kâfir olurlarsa olsunlar unutmayın ki onların göremeyecekleri, onların ellerinin uzanamayacağı mekânlar vardır ’ın mülkünde.Bilesiniz ki onlar asla o mekânlara ulaşamayacaklardır. Onların gücü yetmeyecektir buna. Çünkü onlar öyle sizin zannettiğiniz ve kendilerinin de size empoze etmeye çalıştıkları gibi her şeyi bilen, her şeyden her an haberdar olan kimseler değillerdir. Belki bu Firavunlar egemenlik bizdedir, biz her şeyi biliyoruz, yaptığınız her şeyden haberdarız, nefes alışverişlerinizi bile kontrol ediyoruz, bütün dünyayı gözetliyoruz, tüm dünyadan haberdarız gibi yalan yanlış numaralarla, sihirlerle insanları aldatmaya çalışsalar da aslında onlar ayaklarının önündeki çukurlardan bile haberdar olmayan zavallılardır. Ama bizler bilerek tağutlara al çocuğum senindir diyorsak o zaman çocuk Allaha asi oluyorsa şikayet etmeyeceğiz. İşte örneklerini gördük. En büyük Firavunlar bile yanı başlarındaki insanların kurşunlarına hedef olarak geberip gitmekten kendilerini kurtaramadılar. İşte Amerikan devlet başkanlarının, İsrâil devlet başkanının, Mısırın Firavununun herkesin gözleri önünde gebertilirken dünyanın en süper istihbarat teşkilatına sahibiz diye övündükleri teşkilatların hiçbir şey yapamadıklarını gördük. Evet bu Firavunlar is-tedikleri kadar sıfatlarını kendilerinde görsünler, istedikleri kadar kendilerinin tanrı olduklarını iddia etsinler ’tan başka hiç kim-senin insanları, dünyayı kontrol etme, insanların yaptıklarından haberdar olma imkânı da, gücü de yoktur.
Evet Rabbimiz Mısırdaki mus’taz’aflara diyor ki kendinize evler edinin. Evlerinizi ’a kulluğa tahsis edilmiş mescidler haline getirin. Orada ’ın istediği biçimde namazlarınızı, bireysel kulluklarınızı ikâme edin. Birbirlerinize kenetlenip ’ın istediği gerçek İslâm kardeşliğini ve dayanışmasını gerçekleştirin. Eğer böyle yaparlarsa ey peygamberim sen onlara şunu müjdele: Mü’minlere dünyada izzet ve şeref, galibiyet ve hâkimiyet, âhirette de cennetimi ve rızamı müjdele. Eğer böyle ’ın kendilerinden istediğini yaparlarsa, onları düşmanlarına galip getirecek, onları Firavunun zulmünde kurtaracak, kölelik ve zillet içinde bir hayattan özgürce bir dünya hayatına çıkaracaktır. Dünyada böyle şerefli bir hayat, âhirette de gözlerinin görmediği, kulaklarının duymadığı ni-metler onları beklemektedir onları. Ama eğer onlar mutlak güç ve kudret sahibi olan ’ın kendilerinden istediği bir hayata yönelmez-lerse, kendileri bilir, zâlimlerin, despotların elinde oyuncak olarak rezil rüsva bir hayat yaşamaktan asla kurtulamayacaklar.
|