Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: YUNUS SURESİ(102-105)HANİFLİK KAVRAMI  (Okunma Sayısı 49 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Online Online

Mesaj Sayısı: 97


« : Aralık 31, 2011, 12:39:01 ÖÖ »

http://www.2shared.com/audio/_ye-QXxA/YUNUS_SURES__102-105_HANFLK_KA.html

SESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR.
Elbette eğer bir Müslüman gerçekten Müslüman’sa o huzurludur. Müslüman gerçekten Müslüman’sa o yolunda emindir. Yolunun doğruluğundan kesin emindir ve huzur içindedir. İşte bakın kendisine düşeni yapmanın huzuru içinde ’ın elçisi diyor ki bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim. O halde bizler de yapmamız gerekenleri yaptıktan sonra diyeceğiz ki ey kâfirler bekleyin, sizinle birlikte biz de bekliyoruz.
Evet dün olduğu gibi şu anda da bir bekleyiş var. Kâfirler de bekliyorlar, Müslümanlar da bekliyorlar. ’la savaşa tutuşanlar da bir bekleyişin içindeler, biz Müslümanlar da bekliyoruz. Bakalım görelim ne yapacak? Yakında onlar da görecekler, bizler de göreceğiz. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Meselâ bir Nuh (a.s) kendisine iman eden beş on Müslüman’la birlikte kâfirlere karşı 950 yıl beklemiş Silaha et atmadan Hûd (a.s) süper bir güç karşısında bir avuç garibanlarla bekledi, Sâlih (a.s) Semûd’un güçlü kuvvetli zâlimlerine, kâfirlerine karşı bir avuç Müslüman’la bekledi, Lût (a.s) sadece kendisine inanmış iki kızıyla bekledi, İbrahim (a.s) büyük zâlim Nemrut tarafından ateşe atılana kadar bekledi, Musâ (a.s) azgın Firavunun denizde ge-bertilişine kadar bekledi, Muhammed (a.s) ’ın yardımı gelene ka-dar bekledi.
Şu anda biz de bekliyoruz, bizim karşımızdaki kâfirler de bek-liyorlar. Bekleyelim bakalım Rabbimiz ne edecek? Ne gösterecek? Kesin biliyor ve inanıyoruz ki mü’minleri galip kâfirleri de mağlup edecektir. Bu ’ın değişmez yasasıdır.
Tüm peygamberlerin bir tavrı vardır İşte ben böyle bir ’a teslim olmakla emrolundum. Böyle bir ’a iman edenlerden olmakla, hayatımın her bir anında böyle bir ’a teslim olanlardan olmakla emrolundum. Sizin gibi hayatın bazı alanlarında ’a söz hakkı verip öteki alanlarında başka ilâhlara, başka rab’lere kulluk etmemekle, hayatı parçalamamakla, hayatın tümünde Onun yasalarını uygulamakla emrolundum. Çünkü sizin bu yaptıklarınız şirktir.
Ve bir de şununla emrolundum ki yüzünü hanif olarak ’a çevir. Sadece Ona yönel. Sadece ’a kul olmak üzere, sadece Onun rızasını kazanmak üzere tüm varlığınla, aklınla, fikrinle, düşüncenle, kalbinle, amelinle, gecenle, gündüzünle, işinle, aşınla, çolu-ğunla, çocuğunla her şeyinle ’a yönel. ’ın rızasına yönel. Evet mü’min her şeyiyle ’ın rızasına yönelmek zorundadır. Fıt-ratını bozmadan ’a yönelecek. ’tan başkalarına kesinlikle kulluk etmeyecek, ’tan başkalarını dinlemeyecek, ’tan baş-kalarının çektiği yere gitmeyecek, ’tan başkalarına dua etme-yecek, onlara sığınmayacak. İşte bu, hanif olmanın, mü’min olmanın gereğidir.
« Son Düzenleme: Aralık 31, 2011, 11:49:41 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #1 : Aralık 31, 2011, 12:01:38 ÖS »

Bismillahirrahmanirrahim
YUNUS SURESİ(102 -105 ARASI MEALİDİR)

102 Kendilerinden önce gelip-geçmişlerin (başlarından geçen) günlerin bir benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."
103 Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız da bizim üzerimizde bir haktır.
104 De ki:106 "Ey insanlar, eğer benim dinimden yana bir kuşku içindeyseniz, ben, sizin 'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum, ancak ben,sizin hayatınıza son verecek olan 'a ibadet ederim.107 Ben, mü'minlerden olmakla emrolundum;"
105 Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt108 ve sakın müşriklerden olma."


109 .Şirkten menetmenin bu selbi biçimi amaçlı olarak benimsenmiştir. İfadeyle şu denmek istenir: "Şu kimselerden olma ki, veya bu şekilde kendi nefislerini, bir başkasını ya da bir grubu, yahut bir kısım ruhlar, cin ya da melekleri veya bazı maddi ve hayali nesneleri, her ne ise, ilah kabul ettikleri şeyleri zatında, sıfatlarında, hukukunda ve kudretinde 'a ortak koşarlar." Tevhid'in çağrısı ise hem "Dinde... mustakim ol" biçiminde icabî, hem de "Başka şeyleri... 'a ortak koşma" biçiminde selbi biçimindedir. Böylece tevhid, şirki hem itikadda hem amelde, hem bireysel ve toplumsal hayatta, ibadethanelerde, eğitim kurumlarında, mahkemelerde, yasama meclislerinde, siyasi ve ekonomik etkinliklerde yasaklamış olmaktadır. Bu yüzden tevhid inancı, kendisini kabul edeni, 'a ibadeti, tanrıtanımaz ibadet biçimleriyle karıştıranların hayat tarzlarından her yönüyle ayrı bir yol izlemeye çağırır. Zira yalnızca 'a ibadet eden kimse, şirk uygulaması içinde olanla asla yol arkadaşlığı edemez.
Böylece ayet, hem celi (açık) hem de hafi (gizli) biçimiyle şirkin köklerini açıkça kazımaktadır. İkinci (yani gizli) biçimiyle şirk, aslında çok daha tehlikelidir ve ondan titizlikle kaçınmak gerekir. Bu uyarı gereklidir; çünkü bazı akılsızlar şirkin gizli olması durumunda zararsız olduğu kanısındadırlar. Doğrusu, açık şirk açıkça saldıran, kendisini açıkça belli eden düşman gibidir. Oysa gizli şirk dost görüntüsü altında bir düşmandır.
Yahut şöyle de söylenebilir; birincisi belirtileri apaçık olan bir hastalık gibidir; ikinciyse, insan sağlığını yavaş yavaş öldüren gizli bir hastalık gibidir. Şu halde besbellidir ki, "açık" şirk, Tevhid inancıyla çatışmaya girdiğinde çareler bulunabilir. Fakat gizli şirke maruz kalan birisi, karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi anlamaz ve tedricen ona yenilir. Kurban tehlikenin farkında olmadığı için imanı bu ölümcül gizli düşman tarafından mahvedilecektir.SEYYİT ALA MEVDUDİ

« Son Düzenleme: Aralık 31, 2011, 12:04:33 ÖS Gönderen: Faruk » Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #2 : Aralık 31, 2011, 04:14:35 ÖS »

Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: