İsrail, İran’a saldıramaz
Cuma, 30 Nisan 2010 14:58
siyonist israil, İran’a karşı savurduğu tehditlerine her gün bir yenisini ekliyor. Son günlerde nükleer gücünü ve Hizbullah’a gelişmiş füze ve silah sağladığını bahane ederek yeni tehditler savurmaktadır. siyonistler bu tehditlerinde ne kadar ciddidir, gerçekten İran’a saldıracak cesaret ve güce sahip mi?
siyonist tehditlerine karşı aynı sertlikle cevap veren ve olabilecek bir savaşta israilin haritadan silineceğini iddia eden İranlı liderlerin söylemleri ne kadar gerçekçi, tehditler sadece bir bölf mü?
Her iki gücün askeri kapasitesini karşılaştırdığımızda israilin nükleer ve konvansiyel silahlarda, dünya genelindeki askeri ve ekonomik destek açısından israilin daha üstün olduğunu görürüz. İsrail ve Amerikalı yetkililerin İran’n nükleer gücü hakkındaki söyledikleri son söz, ‘Müdahele etmezsek İran, yakında atom bombası yapabilecek kapasiteye gelecek’ açıklamalarıdır. siyonistlerin elinde ise hali hazırda yüzlerce atom bombası var.
Konvansiyel silah dengesine baktığımızda ise İranlı yetkililerin kendi açıklamalarında dahi israil’in sahip olduğu askeri güç ve teknolojiye sahip olmadıkları şeklinde. İran, uygulanan ambargolardan dolayı ihtiyacı olan silahları temin edemiyor. Parasını verdiği halde Ruslardan S-300 uçaksavar füzelerini hala teslim etmedi. siyonistler ise en son model silahları Amerika’dan hediye olarak almaya devam ediyor.
Peki, bu açık farka rağmen israil neden İran’a saldıramıyor veya İran nesine güvenerek israile meydan okuyor?
1- Savaşlarda her şey askeri güç dengesi değildir. 2006 Hizbullah-israil ve son Gazze savaşında israilin devasa askeri gücüne rağmen, düşmanın zayıf ve güçlü noktalarını iyi analiz ederek savaşan mücahidler, siyonistlere yenilgiyi tattırdılar.
2- Hamas’ın ve Hizbullah’ın zaferleriyle ‘israil yenilemez, mossadın istihbarat’ efsanesi sona erdi. Siyonistler bu korkuyu kalplerinden atabilmiş değiller.
3- Siyonist ordu uzun süre savaşacak maneviyata sahip değil. Kazandıkları zaferleri kısa süreli savaşlarda elde etti. Arap-isail, 67 ve Yedigün savaşları, israilin askeri gücünü çok yoğun bir şekilde kullanarak kısa sürede elde ettiği zaferlerdir. İran, Suriye ve Hizbullah ile olacak bir savaş bir haftayla sınırlı olmayacak.
4- İsrail devleti vereceği kayıpları göze alamamakta. Büyük vaatlerle dünyanın dört bir tarafından getirilmiş Yahudiler, Hamas’ın ilkel füzeleri karşısında dahi paranoyak bir şekilde günlerce sığınaklardan çıkamazken; Telaviv’e, Hayfa’ya, havaalanlarına, sanayi merkezlerine yapılacak füze yağmuruna karşı nasıl ayakta kalacak? Herkes geldiği yere geri dönecek.
5- israil, sahip olduğu hava ve askeri gücüyle İran’ın nükleer tesislerine askeri merkezlerine saldırı yapabilir. Bu saldırılar ne kadar zayiat verir ne kadar yıkıcı olur ayrı bir konu… Saldırıyla birlikte İran, Suriye ve Hizbullah’tan gelecek misilleme füzelerine karşı ne yapacak? siyonistleri esas düşündüren de bu…
6- siyonistler, İran ve Hizbullah’la savaş kararı alacak cesarete sahip karizmatik liderlerden yoksundur. Bunun tam tersi şu ana kadar söylediği her şeyi yapan, onlara zilleti tattıran, ‘Eğer siz, Şehid Refik Hariri Havaalanını vurursanız biz de sizin Ben Gurion Havaalanı’nı vuracağız. Limanlarımızı vurursanız biz de sizin limanlarınızı vuracağız. Fabrikalarımızı vurursanız biz de sizin fabrikalarınızı vuracağız… ’tehditlerini savuran Hasan Nasrullah gibi karizmatik bir liderle karşı karşıya olmaları…
7- Tüm bunların ötesinde siyonistler, karşılarında savaşanların yaşamaktan çok şehadet aşığı olduklarını görmeleridir. Hayber’de, Beni Kureyza’da, kendilerine zilleti tattıran ruh ve inancın aynısını karşılarında görmeleridir.
…
Tüm bunlara rağmen siyonistler bir delilik yaparak İran’a saldırır mı dersiniz… Saldırırsa ne olur? İmam Humeyni’nin yıllar öncesinden müjdelediği gibi israil haritadan silinir…
Mehmet Eşin Doğru Haber Gazetesi...
--