|
RUMEYSA
|
 |
« : Mayıs 16, 2010, 09:33:15 ÖS » |
|
 YOL
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
Yakup
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 18, 2010, 12:03:57 ÖÖ » |
|
 YOL Çok seviyorum yolları,yol resimlerini.Uzayıp giden yollar gördüğümde,içim bir tuhaf oluyor. Sebebini anlayamıyorum ama,öyle oluyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
reyyan
Burada

Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 91
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 19, 2010, 12:19:15 ÖÖ » |
|
Bir yol hikayesi YOL Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan etttiren kral, yoldan en güzel geçeçek kişiyi belirleyeceğini söyledi. Yarışma günü insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kimi yanında en güzel yiyecekleri getirmiş, kimi de saçlarını en güzel şekilde yaptırmıştı.Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir moloz yığını vardı bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu. Günün sonunda bir yolcu daha bitiş çizgisine ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:"Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan moloz yığınını kaldırmak için durmuştum bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı." Kral gülümseyerek cevap verdi:"O altınlar sana ait delikanlı.""Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.""Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir !"
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 20, 2010, 08:15:48 ÖÖ » |
|
Zira en güzel sevda sözleri yolculuklarda edilir, aşk en çok yollara yakışır... YOL  YOL Büyük romanlar, büyük yolculukları anlatır. Hayatı yolculuğun kendisi gibi anlatmayan, güdük bir ısrarla menzilin adını koyan romanlar çabuk eskir, okunmaz olur bir müddet sonra. Kelimeleri de insanları da yollar diri tutar. Yolun bittiği yerde çürümeye başlar kelimelerin ve insanların ruhu. İster 'gecenin sonuna', ister 'umuda' olsun, yolculuğa çıkmayan ruhtan kimseye hayır gelmez...Şimdi siz o kapılardan çıkıp, bulutlu bir yoldan geçip, kim bilir hangi kentlerin yollarına ineceksiniz... Bir sevda, bir kavuşma ya da bir yas bekliyor olabilir sizi... Ne olursa olsun, şanslısınız... Kalbinizde yola çıkmanın ince hazzı ve burukluğu var... Büyük bir sevince de, büyük bir acıya da götürse sizi bu yol, bırakın o haz ve burukluk serpilsin içinizde... Yollar acıyı hazla teskin eder, sevinci buruklukla terbiye eder... Zira önünüzde uzanan her yol, geride bıraktığınız bir yol demektir... O yüzden çok ağlamayın çok gülmeyin de... Yollar fütursuzca güleni de, tükenircesine ağlayanı da sevmez... Yollara güvenin, her şeye rağmen yaşadığınızı yollar hatırlatacaktır size...Ben yollara güvenmediğim için bağırdım. Ülkemin ne kadar büyük olduğunu bana ne coğrafya kitapları ne de hamasi nutuklar öğretti. Ne zaman ki yola baktım, o zaman anladım, Türkiye büyükmüş. Büyük ve rengârenk bir düğünmüş. Ama düğünün davulcuları kolsuz, zurnacıları dilsiz, davetlileri sağırmış. Yola sordum, ne yapacağız diye. Boşver dedi, sonra alnıma paralar basıverdi, yakama altınlar diziverdi ve oyna dedi, sen sadece kollarını kaldır, parmaklarını şıklat ve oyna... Ben sana eşlik ederim. Sünnetçinin elinde kara çantasıyla evimize yaklaştığı o tozlu yolu nasıl unuturum? Evet, ülkem büyükmüş, ama çocuk bedenimdeki ufacık bir et parçasına yer bulunamayacak kadar da küçükmüş. Yola baktım, o kara çantayı gördüm ve bağırdım... Öyle işte, yollar kendisine güvenmeyeni bağırtır...Büyük aşklara büyük yolculuklar vesile olur. Evler mezardır, aşk dört duvar arasında çürür... Şimdi siz o kapılardan, o bulutlu yoldan geçip sevdiğinizin kapısına ve bulut gibi yumuşak kollarına koşacaksınız... Dört duvar arasında hasret giderin, ten tene değsin, iyileşin, ama sonra hemen terk edin evleri, tutun sevdiğinizin kolundan, vurun tekrar kendinizi yollara... Zira en güzel sevda sözleri yolculuklarda edilir, aşk en çok yollara yakışır... Ben aşkın yollara yakıştığını anlamadığım için ağladım. Ne zaman ki âşık ejderhalar misali ağzımdan ateşli sevda kelimeleri saçarak yola vurdum kendimi, o vakit gördüm, aşk fenaymış. Fena ve bin boğumlu bir düğümmüş. O'nu görüp lâl olduğum yolu nasıl unuturum? Yola sordum, var mı bir çare diye. Boşver dedi, sonra önüme bir defter fırlattı, parmağımın ucuna bir kalem kattı ve yaz dedi, ağla ve yaz, sen öylece bük boynunu, çek burnunu ve ağla... Ben gözyaşını silerim. Evet, aşk fenaymış ve yola âşık kibriyle çıkmamak lazımmış... Aşk acısından yolu mesul bilmemek lazımmış... Yol, kendisine kalbinden ateş, gözünden fer, etinden et vermeyen âşığı helak edermiş...Yola baktım, O'nu gördüm, gidiyordu ve ağladım... Öyle işte, yollar aşkın kendisine yakıştığını bilmeyeni ağlatır...Dünyada yalnız olmadığınızı, nice dramlar yaşandığını da yolculuklar söyler bize. Her daim hazla çıkmaz insan yola... Bazı yollar netamelidir, cana kast eder... Şimdi siz o kapılardan çıkıp, bulutlu bir yoldan geçip kim bilir hangi neşeli tecrübelere, keyifli içkilere ve eğlenceli tatillere varacaksınız... Ama şu an dünyanın dört bir köşesinde imkânsız hayatlar süren milyonlarca insan, arka kapılarda kim bilir hangi tehlikeli seyahatlere hazırlanmaktadır... Yani yolların görünmeyen yolcuları da vardır... Tüy kadar hafif, sırça gibi kırılgan yolculardır onlar... O yüzden yollarda yalnız olmadığınızı biliniz, dünyanın canını yollara yatıran yoksulları için dualarınızı eksik etmeyiniz, yoksa yollar sizi çoğaltmaz...Zira ben gördüm ve hâlâ unutamıyorum. Ekmeğin kutsal olduğu kadar acı olduğunu öğrenmem için lügatlar okumam gerekmedi. Ne zaman ki denize çıkan bir yola baktım, o zaman idrak ettim, ekmek kaya gibi sert, ölüm gibi acıymış... Acı ve zalim bir hükümdarmış... Ekmek peşinde çıkılan yollara serilmiş ıslak kefenleri nasıl unuturum? Yola sordum, kim bunlar diye. Boşver dedi, sen ufka bak, bütün sisli yolların buluştuğu o esrarengiz noktaya, böylece görmezsin ayağının dibindeki öldüren suları... Bu kez ısrar ettim, bir daha sordum, bir insan hem ölü hem kaçak olabilir mi... Dedi, mecbur olan için yol cehennemdir, turist içinse cennet... İyice cesaretlenmiştim artık. Sordum: Ekmeğe giden yollarda bunca kefen varken, turistler ekmeği nereden buluyor da yiyor diye... İnsan dura dura pas tutuyor, diye yanıtladı... Ama, dedim, gide gide yas da tutuyor... Sustuk... Yola baktım, o bana baktı, ekmek ortasından bölündü, çiğnedim ve ekmek azaldı... Öyle işte, yollar insan kardeşleri için endişe etmeyenleri azaltır...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 21, 2010, 10:22:38 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 21, 2010, 10:26:11 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 23, 2010, 03:03:15 ÖS » |
|
 YOL YOL OL
Yol ol ki o yol bizi,Hidayete götürsün (1/Fatiha-6) Yol ol ki o yol bizi,nimet verilenlerle beraber buluştursun(1/Fatiha-7) Yol ol ki o yol bizi,dalalette ve sapıkların yolundan uzaklaştırsın(1/Fatiha-7) Yol ol ki o yol bizi,kıblemize götürsün (2/Bakara-142) Yol ol ki o yol bizi,ümmet bilincine götürsün(2/Bakara-213) Yol ol ki o yol bizi,Allah’a kulluğa götürsün (3/Ali İmran-51) Yol ol ki o yol bizi,Kitaba sımsıkı sarılmaya götürsün(3/Ali İmran-101) Yol ol ki o yol bizi,seçilmiş kulların yoluna götürsün (6/Enam-87) Yol ol ki o yol bizi,kalpleri inşirah olanların yoluna götürsün(6/Enam-125) Yol ol ki o yol bizi,başka yollara sapmamızı engellesin(.6/Enam-153) Yol ol ki o yol bizi,İbrahim’in yoluna,gerçek dine götürsün(6/Enam-161) Yol ol ki o yol bizi,tevekkül edenlerin yoluna götürsün,(11/Hud-56) Yol ol ki o yol bizi,karanlıklardan aydınlıklara ulaştırsın(14/İbrahim-1) Yol ol ki o yol bizi,Darus Selama-Cennete götürsün (10/Yunus-25) Yol ol ki o yol bizi,Adil topluma götürsün (16/Nahl-76) Yol ol ki o yol bizi,doğru yolda olduğunu bilerek gittiğimizin farkına vardırsın .(20/Taha-135) Yol ol ki o yol bizi,hoşnut etsin ve bu yolda sözün en güzeline yönelelim(22/Hac-24) Yol ol ki o yol bizi,içimizde sıkıntı olmadan gönülden bağlanmamızı sağlasın(22/Hac-54) Yol ol ki o yol bizi,yolundan çıkarmasın(23/Mümimun-74) Yol ol ki o yol bizi, ’ın açık ayetleri anlamamızı sağlasın(24/Nur-46) Yol ol ki o yol bizi,başka yollar aratmaya yöneltmesin(36/Yasin-66) Yol ol ki o yol bizi,Cehennemden uzaklaştırsın(37/Saffat-23) Yol ol ki o yol bizi,Musa ve Harun’un yoluyla birleştirsin(37/Saffat-118) Yol ol ki o yol bizi,aşrı gitmekten ve adaletsizlikten korusun(38/Sad-22) Yol ol ki o yol bizi,Kur’an’ın aydınlığıyla ışıtsın(42/Şura-52) Yol ol ki ol yol bizi,vahye sımsıkı yapışmamızı sağlasın(43/Zuhruf-43) Yol ol ki o yol bizi,kıyamet geleceği şüphesinden uzak tutsun(43/Zuhruf-61)
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
turk182m_1
Sağlam Forumcu
  
Karma: 1
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 452
Al-Jehad
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 26, 2010, 09:34:35 ÖÖ » |
|
İnşallah İnşallah İnşallah ...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
turk182m_1
Sağlam Forumcu
  
Karma: 1
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 452
Al-Jehad
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 26, 2010, 09:35:37 ÖÖ » |
|
 (c.c) razı olsun inşallah ...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
S@LİH
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 22, 2010, 05:31:54 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
 Kalpler ancak;  ’ı zikretmekle mutmain olur.
|
|
|
|
Yakup
|
 |
« Yanıtla #9 : Ağustos 10, 2010, 12:39:19 ÖÖ » |
|
 YOL
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #10 : Ağustos 10, 2010, 01:28:48 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 10, 2010, 01:30:17 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #13 : Ağustos 11, 2010, 01:38:00 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #14 : Ağustos 11, 2010, 01:44:42 ÖS » |
|
2- “O kitap (Kur’ân); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir” (Bakara, 2). 3- “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır” (Bakara, 185). 4- “Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik” (Nisâ 174). 5- “Gerçekten size ’tan bir nur, apaçık bir kitap geldi. Rızasını arayanı onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir” (Mâide 15, 16).
 YOL [/SIZE][/COLOR][/FONT][/HIGHLIGHT] 6- “Bu (Kur’ân), Ümmü’l-Kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler” (En’âm, 92). 7- “İşte bu (Kur’ân), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve ’tan korkun ki size merhamet edilsin” (En’âm, 155). 8- “Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik” (A’râf, 52). 9- “Kitab’a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz” (A’râf, 170). 10- “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin” (Arâf, 204).
 YOL
11- “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. De ki: Ancak ’ın lûtfuf ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır” (Yunus, 57, 58). 12- “Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan ’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır” (İbrahim, 1). 13- “Biz, Kur’an okunduğu zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz. Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur’an’da Rabbinin birliğini yadettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisingeri dönüp giderler” (İsrâ, 45, 46). 14- “Biz, Kur’an’dan öyle birşey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır” (İsrâ, 82). 15- “ sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri hem de
 YOL
gönülleri ’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitab, ’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz” (Zümer, 23).
16- “İşte böylece sana da emrimizle Kur’ân’ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin” (Şûrâ, 52). 17- “Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz” (Haşr, 21). 18- “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” (Kadr, 1, 2, 3). 19 – “İşte o apaçık delil tarafından gönderilen ve en doğru hükümleri hâvî tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir” (Beyyine, 2, 3). 20- “Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız” (Hicr, 9).-
 YOL
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 11, 2010, 01:52:42 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
|