mahşerde buluşalım
Süper Moderatör
Sağlam Forumcu
   
Karma: 3
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 434
|
 |
« : Nisan 09, 2011, 04:43:56 ÖS » |
|
 İSLAMDA MEZHEPLER KONUMUZU BİTİRİRKEN SON SÖZ... Derim ki: Mezheplerin ve tarikatların ortaya çıkış sebeplerini öğrenmek istersen İbn-i Haldun'un Mukaddimesi'ni okuman gerekir. O bu konuyu çok güzel incelemiştir. onu hayırla mükâfatlandırsın. O mezheplerin ortaya çıkmasının ve yaygınlaşmasının cahil siyasetlerin, meliklik arzusu olan acemlerin istilasının sebep olduğunu ifade eder.
İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye, İğâsetü'l-Lehfân min Mesâidü'ş-Şeytân (1/125) adlı eserinde şöyle der: 'İnsanlara aynı görünüşün, aynı kıyafet, aynı görüş ve düşüncenin, belirli bir şeyhin, icad edilen bir tarikatın ve belirli bir mezhebin gerekliliğini emretmesi şeytanın hilelerindendir. Bunun farzların gerekliliği gibi onlara gerekli birşey olduğunu emreder. Onlar o mezhepten çıkamazlar ve çıkanı da tenkit ederler. Belli bir mezhebi taklid edenler ve Nakşibendî, Kadiriyye, Sühreverdiyye, Ticaniyye gibi çeşitli tasavvufi fırkaların müntesipleri onları kötülerler. Taassupçuluk ve taklidçiliği zemmedenlerden şiddetle sakınmalarını isterler. Bunlar dinin ve hakikatin kalıntılarıyla meşgul oldular. Bid'at kalıntılarıyla dine vakıf oldular. Ne fıkıh âlimleriyle ne de tasavvuf ehliyle birlikte oldular. Rasûlullah'ın sünnetini düşünen, onun bunların hareket ve davranışlarıyla tezat’olduğunu görür. Rasûlullah (s.a.v.) 'in sünneti. Rabb'inin emrettiğinin dışında bir şeye bağlanmamayı emreder. Rasûlullah (s.a.v.) 'ın davranışlarıyla bunların davranışı arasında uzak bir mesafe vardır.'
Eğer İslâm'a ters düşen çeşitli mezheplerin ortaya çıkmasını öğrenmek istersen İğasetü'l-Lefhan adlı kitabın özellikle son kısmını okuman gerekir, derim. Bu kitapta, İbn-i Sina'nın, Nuseyr et-Tusî'nîn, Memlukler'in, Fatimîler'in ve diğer milletlerin hile ve desiselerini açıklamaktadır.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz ki, İslam düşmanları müslumanları çeşitli mezheb ve tarikatlara ayırmak suretiyle İslâmî hükümleri karıştırmaya muvaffak oldular. İmam Şihabuddin Abdurrahman Ebu Şâme (V. 665) 'el-Müemmel lî'r-Redd ila'l-Emrî'l-Evvel' adlı kitabında şöyle der: 'İnsanlar Kur'ân ilimlerinden sûreleri ezberlemekle ve bazı kıraat şekillerini nakletmekle yetindiler. Kur'ân'ın tefsiri, anlamı ve hükümlerinin yorumlanmasından gafil oldular. Hadis ilimlerinde ise kendilerinden daha bilgisiz şeyhlerin kitaplarından hadisleri dinlemekle yetindiler. Onlar insanların zikir ve fikir halkalarıyla ve mezhebinin imamlarının nakilleriyle yetindiler. Ariflerden birine mezhebin manası soruldu. 'Din' anlamına geldiğini söyledi. 'Dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.' (Rûm Sûresi, âyet 31-32) O arif kişinin, ulemanın ileri gelenlerinden olduğu söylenmiştir. Ama o ve gerçek din âlimleri yanında cahillerin en cahilidir.' (el-Muemmel li'r-Reddi ile'l-Emri'l-Evvel, imam Şihabuddin Abdurrahman Ebu Şâme, 1/10.)
Yine Şihabuddin Abdurrahman aynı eserinde(1/15) şöyle der: 'Dört mezheb insanlar arasında şöhret kazandı, diğerleri terkedildi. Dört mezhebe tabi olanların az bir kısmı gayretlerini gösterdiler. Çoğu rasullerin dışındakiler) taklid etmenin haram olmasından sonra mezhebieri taklid ettiler. Mezheb imamlarının görüşleri iki asıl kaynak (Kur'ân ve Sünnet) gibi telakki edildi. Bu şu âyetteki anlama geliyordu: 'Onlar 'ı bırakıp hahamlarını, ruhbanlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek ilâhtan başkası na kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. onların koştukları eşlerden münezzehtir.'(Tevbe Sûresi, âyet 31)
Bu bilgileri toplayan Ebu Abdurrahman Muhammed Sultan el-Masumî derki: Japonya'dan bana sorulan mezheplerin taklid meselesiyle alakalı topladığım bilgiler bu kadardır. Bu kadarla iktifa ediyorum. Çünkü damlalar denizin oluşmasına sebep olur. 'ın bütün kullarını bu kitapla faydalandırmasını, rızasına uygun ve cennete girmemize sebep olmasını diliyorum. Kendi vechi keremi için.
15 Muharrem 1358 tarihinde Mescid-i Haram yakınlarındaki Buhara Sokağındaki evimde bu eserimi tamamladım.
Son duam şudur; 'İzzet sahibi 'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Selam Resullerin üzerine olsun. Hamd âlemlerin rabbi içindir.'
Muhammed Sultan el-Mâsumî.
|