Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Nükteler  (Okunma Sayısı 1562 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« : Eylül 27, 2011, 10:49:11 ÖÖ »

http://www.oyakmenkul.com.tr/tr/_i/icon_insan_kaynaklari.jpg
Nükteler


Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, demiş. hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş?
Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
- Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..

SERÇENİN KADERİ
Günlerden birgün havalar son derece soğukmuş. Minik bir serçe kendi kendine "Burada kalmalıyım, güneye göç etmemeliyim" demis. Ama serçe bu soğuk havalara fazla dayanamamış ve birgün gökyüzünde uçarken, kanatları donmuş ve yere düşmüş. O sırada oralarda otlamakta olan bir inek serçenin yanından geçerken üzerine pislemiş. Serçe tam öleceğini düsünürken, taze gübrenin etkisiyle ısınmış ve donarak ölmekten kurtulmuş. Serçe bu işe çok sevinmiş ki şarkı söylemeye başlamış. Ama oralarda gezinen bir kedi, serçenin sesini duyunca yavaşça gelmiş, gübreyi eşelemiş ve serçeyi bulup, midesine indirmiş.
Bu öykünün Anafikri ;
1. Tepene pisleyen herkes düşmanın olmak zorunda değil.
2. Seni pisliğin içerisinden çıkaran herkes de dostun değil.
3. Eğer pisliğin içinde rahat ve mutluysan, sesini sakın çıkarma.

Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesinede insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme hakkı bize bırakılmış olsa hangisini seçecektik?
Elbetteki insanlığı...
O halde deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz. Aynı şekilde terazinin bir kefesine hayvan olmakla yemeğimizi eğilerek yerden toplamak, diğer kefesinede insan olmakla secdeye varmak konulsa, tabi ki yine insanlığı seçecektik...
Madem ki insanız o halde niçin secdeye varmıyoruz.

HAYAT SERÜVENİ
Mahlukata ömür dağıtımı yapılıyormuş. Önce eşeğe sorarak başlamışlar.
- Sana 60 yıl ömür veriyoruz, ömür boyunca itaat edeceksin, dayak yiyeceksin, sürekli çalışacaksın.
Eşek:
- 60 yıl ömür bana çok fazla, bunun 35 yılını kesin, 25 yıl bana yeter. demiş. Kabul edilmis...
Sonra sıra köpeğe gelmiş. Köpeğe demişler:
- Sana 30 yıl ömür veriyoruz. her an sadık olacaksın, ne verirlerse yiyeceksin, evleri bekleyeceksin. Köpek:
- 30 yıl ömür bana çok fazla. Bana 15 yıl yeter. 15 yılını kesin demiş, kabul edilmiş... Sıra maymuna gelmiş.
Maymuna demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Ömrün boyunca şaklabanlık yapacaksın, daldan dala atlayacaksın insanları eğlendireceksin...
Maymun:
- 20 yıl ömür bana çok fazla 10 yılını kesin bana 10 yıl yeter. demiş. O da kabul edilmis...
Sıra insana gelmiş. İnsana demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Her şeyin sahibi sensin herkes sana itaat edecek..!
İnsan:
- "20 yıl ömür bana çok az, şu 20 yıla eşeğin almadığı 35 yılı, köpeğin almadığı 15 yılı ve maymunun almadığı 10 yılı ekleyelim" demiş.
Kabul edilmiş. İşte bu yüzdendir ki insanlar 20 yıl insan gibi yaşadıktan sonra; 35 yıl Eşekler gibi çalışıp emekli olur, 15 yıl köpek gibi evi bekler.
Son 10 yılını da maymun gibi şaklabanlık yapar torunlarını eğlendirir...
« Son Düzenleme: Ekim 04, 2011, 12:27:37 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #1 : Eylül 27, 2011, 10:58:45 ÖÖ »

Logged
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #2 : Eylül 27, 2011, 11:49:37 ÖÖ »

Nükteler


Lokman Hekim'e :
Bilgeliği kimsen öğrendin? diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:
Körlerden öğrendim. Çünkü onlar elindeki değnekle tam araştırmadan adım atmazlar.
Basacakları yerin sağlam olduğundan emin olduktan sonra adım atarlar... Bundan dolayı ben de bir şey yapacağım zaman düşünür, faydalı ise konuşur, yararlı ise yaparım...
Faydasız ise bırakmayı ve susmayı tercih ederim.
Edeb
Hz. Lokman'a:
- "Edebi kimden öğrendin?" diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş:
- Edepsizlerden.
Sandıkta Ne Var?
Lokman Hekim, ailesine bir sandık bırakarak şöyle demiş:
"Ben öldükten sonra bu sandığı açmadan satışa sunun, oradan alacağınız paralar sizindir."
Lokman Hekim vefat edince ailesi onun bu isteği üzerine sandığı satmış.
Sandığı alan şahıs ise heyecanla "acaba sandıkta ne var" düşüncesiyle sandığı açınca, üzerinde şöyle yazan bir kemikle karşılaşmış:
"Ayağını sıcak tut, başını serin; Kendine bir iş bul, düşünme derin..."
Karşılık
Kendisine hakaret edilen Hz. İsa'ya (a.s.):
- "Niçin karşılık vermediniz?" diye sorduklarında:
- Herkes yanındakini verir, demiş. Onda olan, benim yanımda yoktu.
İkisini de Affeyle
Sahabilerden biri Hz. Ebu Bekir'in yanına gelip ona şöyle diyerek bir dua etmiş:
"Çok günahkârım, benim için dua eder misin?"
Hz. Ebu Bekir Efendimiz de şu şekilde bir dua etmiş:
"Yâ Rabbi, bir günahkâr bir diğerinden dua istiyor, ikisini de affeyle."
'ın Takdiri
Suriye'ye gelen Hz. Ömer, burada veba salgını olduğunu öğrenince geri dönmek istedi.
Geri dönme kararı aldığı için Hz. Ebu Ubeyde Hz. Ömer'e itiraz etti ve:
"'ın takdirinden mi kaçıyorsun?" diye sordu.
Bu soruya Hz. Ömer'in cevabı şu oldu:
"Keşke bunu senden başka biri söyleseydi. Evet, ben 'ın bir takdirinden diğer
takdirine kaçıyorum."
Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #3 : Eylül 27, 2011, 11:52:25 ÖÖ »

Kabristan
Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.
Huzur
Zeynel Âbidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi.
- Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız...
Malın Nerede?
Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.
Ne Bal Var Ne de Pekmez
A. Geylanî Hazretlerinin üzerine hiç sinek konmazdı. Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu. - Üzerinize sinek konduğunu hiç görmüyoruz? Sebebi nedir? Şu cevabı verdi: - Niçin konsun ki? Üzerimde ne dünyanın pekmezi var, ne de ahiretin balı...
Mezar Taşı
Behlül Dânâ'ya biri sorar:
- Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
Behlül Dânâ şu cevabı verir:
- Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."
Her Koyun
Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine:
- Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır.
Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül.
Halife, kendisini sıkıştırdığında:
- Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder.
Taht
Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'in huzuruna gelmiş.
O sırada Halife tahtında olmadığı gibi odasında da yokmuş.
Fırsattan istifade eden Behlül Dânâ tahta geçip oturmuş. Biraz sonra koruma görevleri bakmışlar ki; tahtta biri oturuyor, onu hemen oradan aşağı indirmişler ve başlamışlar dövmeye.
Bir müddet sonra, Halife gelince bakmış ki, Behlül ağlıyor... Hemen sormuş:
"Niçin ağlıyorsun, ne oldu?" Halife, muhatabından cevap alamayınca koruma
görevlerine sormuş aynı soruyu: "Ne oldu buna?" Görevliler şöyle demişler:
"Ey Mü'minlerin Emiri, bu sizin makamınızda oturuyordu. Biz de akıllansın diye bir iki vurduk, o yüzden ağlar." Behlül, söze karışıp Halifeye şöyle demiş:
"Hayır! Ben o yüzden ağlamıyorum, senin için ağlıyorum. Ben ömrümde bir kez bu
makama oturduğum için bu dayağı yedim. Sen ki; her gün oturuyorsun,
acaba ne kadar dayak yiyeceksin?"
Hırka
Vaktiyle adamcağızın biri, Abdülkadir Geylânî Hazretlerine gelerek: - Aman yâ Hazret, mübarek hırkanı bana giydir de, senin hâlin ile hâlleneyim demiş. Geylanî Hazretleri de şöyle cevap vermiş: - Sen kendin o hâli bulmadıkça, hırkamı değil kendimi giydirsem fayda vermez.
En Beceriksiz İnsan
Halid bin Safvan'a: "En aciz, en beceriksiz insan kimdir?" diye sormuşlar.
O da bu soruya şu cevabı vermiş: "En aciz, en beceriksiz insan; dost aramayandır.
Ondan daha acizi, daha beceriksizi ise, bulduğu dostu kaybedendir."
Köşe
Hazret-i Şems'i, konuşup nasihat etmesi için bir meclise davet etmişler. Hazret, meclise girer girmez, kapı eşiğine oturmuş. Kendisini baş köşeye davet edenlere de şu cevabı vermiş:
- Adam adamsa oturduğu her yer köşe olur ona! Adam adam değilse, köşe bile eşik olur ona!
Hak-Batıl
Mevlânâ Hazretleri, Hakk'a ulaşmak istediğini söyleyen birisine: -"Bâtılı bırak!" buyurdu. - "Bâtıldan nasıl kurtulmalı?" sorusuna da: -"Hakk'ı tutarak," cevabını verdi.
Saltanat
Selçuklu Sultanlarından biri Mevlânâ'yı ziyaret etmek istemiş. Bu ziyaretini
gerçekleştirdiğinde ona, saltanatları arasında ne gibi bir farkın olduğunu sormuş.
Hz. Mevlânâ söz konusu soruya şu cevabı vermiş:
"Senin saltanatın gözlerin açık olduğu müddetçe vardır. Oysa benim saltanatım,
gözlerimi kapadığımda başlar."
Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #4 : Ekim 02, 2011, 01:44:51 ÖÖ »

Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #5 : Ekim 04, 2011, 12:28:31 ÖÖ »

 
Alıntı
Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesinede insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme hakkı bize bırakılmış olsa hangisini seçecektik?
Elbetteki insanlığı...
O halde deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz. Aynı şekilde terazinin bir kefesine hayvan olmakla yemeğimizi eğilerek yerden toplamak, diğer kefesinede insan olmakla secdeye varmak konulsa, tabi ki yine insanlığı seçecektik...
Madem ki insanız o halde niçin secdeye varmıyoruz.

 
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: