Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: MAİDE 6  (Okunma Sayısı 64 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Online Online

Mesaj Sayısı: 97


« : Şubat 07, 2012, 10:01:13 ÖS »

6. “Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şâyet hasta ve yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. sizi zorlamak istemez, sizi arıtıp üzerinize olan nîmeti tamamlamak ister ki şükredesiniz.”
Bu âyete abdest âyeti diyorlar, ama benim anladığım bu âyet abdest âyeti değildir. Çünkü bu âyetler kitabımızın son inen âyetleridir ve bu döneme kadar Müslümanlar hep abdest alıp namaz kılıyorlardı. Onun içindir ki bu âyet abdest âyeti değil, belki teyemmüm âyetidir. Rabbimiz buyuruyor ki ey îman edenler, namaz kılmak istediğinizde abdestiniz yoksa yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da yıkayın. Böyle bir anlayış vardır. Ayakların baştan önceki emirlere atfedildiği bir anlayış. Bir de şöyle bir anlayış vardır: Yüzlerinizi ve dirseklere ka­dar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da. Bu anlayışa göre ayaklar hemen kendisinden önceki emre atfedilerek başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da meshedin anlamı tercih edilmiştir.
İşte bu iki kıraat farlılığından, bu iki anlayış farklılığından ötürü belki Sünnî dünya ile Şia dünyası arasında en büyük fıkhî ihtilâflardan birisi vaki olmuştur. İhtilaf kıraat farklılığından kaynaklanmıştır. Sünnî anlayışta bu “Erculeküm” kelimesi kendisinden önceki meshi emredilen baş kelimesine atfedilerek meftuh okunurken, Şia anlayışında ise bu kelime hemen kendisinden önceki meshi emredilen baş kelimesine atfedilerek “Ercüliküm” şeklinde okunmuştur.
Şia, Zeydîler, Caferîler, Taberî, İbni Abbas, Enes, Ali (r.a) bu anlayışı tercih ederek çıplak ayakların da meshedilmesini kabul etmişlerdir. Sünnî yorum ise bu ifadenin bir önceki emre atfedilmesini tercih ederek çıplak ayakların yıkanması gerektiğini kabul etmişlerdir. Bunlardan her iki yorum da Kur’an’a dayanan, her ikisi de delilleri olan yorumlardır.
Yine bu âyetle alâkalı bir başka ihtilâf, bir başka farklı anlayış ta şuradan çıkmıştır: Acaba âyetteki “vav” lar atıf vavları mıdır? Yoksa takibiyye vavları mıdır? Yâni bu vavlar acaba mutlak cem mi ifade ederler, yoksa takip mi ifade ederler. Yâni bir önceki cümleden sonra gelen cümle, bir emirden sonra gelen emir acaba bir sırayı da farz kılmakta mıdır? İmamlarımızdan İmam Şafiî bu vavlar tertip ve takip ifade eder diyerek âyetteki sıralamamın da farz olduğunu söylemiştir. Yâni önce eller ki onunla diğer uzuvlar yıkanacağı için önce onun temizlenmesi gerekmektedir, sonra yüz, sonra dirseklere kadar kollar, sonra baş, sonra topuklara kadar ayaklar. Bu sıranın takibi de vaciptir. Ama imam Ebu Hanife bu vavların atıf vavları olduğunu ifade ederek abdestteki sıralamanın vacip değil sünnet olduğunu kabul etmiştir.
Sonra buyuruyor ki Rabbimiz, eğer cünüp iseniz tüm vücudunuzu yıkayarak temizlenin. Eğer hasta olur da su kullanmak size bir zarar verirse veya yolculukta olup da su bulamamışsanız veyahut da sizden biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara lems etmişseniz, ya dokunmuş, yahut da cinsel ilişkide bulunmuşsanız, su arayıp da bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin. sünnetin tarif buyurduğu gibi ellerinizi iki defa temiz toprak veya toprak cinsinden bir şey üzerine vurarak yüzünüzü ve kollarınızı meshedin. Unutmayın ki böylece abdesti, guslü ve teyemmümü size farz kılarken size asla güçlük çıkarmak istemiyor. Lâkin Rabbiniz böylece sizleri günahlardan ve hata kirlerinden arındırmayı ve üzerinize olan nîmetlerini tamamlamayı murad ediyor. Sizi hem bedenen hem de ruhen temizlemeyi murad ediyor. Çünkü abdest bedenî bir temizlenme, iken namaz da ruhî ve manevî bir temizlenmedir. Veya abdest maddî bir temizlenme iken teyemmüm de manevî ve niyetî bir temizlenmedir. Teyemmüm baştan sona niyettir. ’ın istediği teslimiyeti ortaya koymaktır. ’la ilişkinin sürdürülmesidir. ’la kopukluğun bitirilmesidir. Umulur ki sizler de Rabbinize şükredesiniz. Hayatınızı Rabbiniz için yaşaya ve tüm verilenleri O’nun yolunda kullanasınız.
Evet az evvel de ifade ettiğim gibi “Lamese” ifadesi de farklı anlaşılmıştır. Bu da mücmel bir ifadedir ve İmam Ebu Hanife bu kelimeye mecaz anlamı yükleyip kadınlarla cinsel ilişki kurduğunuz zaman şeklinde anlarken, İmam Şafiî de hakikat anlamı yükleyerek mücerret kadınlara dokunduğunuz zaman şeklinde anlamıştır.
« Son Düzenleme: Şubat 08, 2012, 06:29:54 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #1 : Şubat 08, 2012, 06:34:45 ÖÖ »

Hz. Peygamber'in (s.a) uygulaması ve talimatına göre tüm yüzün yıkanması, ağzın içinin, boğazın ve burnun da yıkanmasını içine alır. Başın bir bölümünü oluşturduklarından, kulakların da içten ve dıştan silinmesi gereklidir. Diğer azalar kendileriyle yıkanacağından, her şeyden önce eller temizlenmelidir.
Cinsel temas veya ihtilâm sonucu 'kirlenen' kişinin gusletmesi gerekir. Kirliyken Kur'an'a dokunmak, namaz kılmak vs. yasaklanmıştır.
                                                     TEFİMÜ-L KUR'AN 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: