dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
  
Karma: 2
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 302
AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN
|
 |
« : Kasım 26, 2010, 11:24:35 ÖS » |
|
...::: HADİS SOHBETLERİ ( 10 - SABIR ) :::...
. Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.”
Müslim, Zühd 64
|
|
|
|
|
Logged
|
Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
|
|
|
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
  
Karma: 2
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 302
AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 26, 2010, 11:26:33 ÖS » |
|
Açıklamalar İmanı uğrunda Mekke müşriklerinin dayanılmaz işkencelerine uğramış olan bu çilekeş ve büyük sahâbînin rivâyet ettiği hadîs-i şerifte sevgili Peygamber Efendimiz, mü’minin imrenilecek durumuna, onun her hal ü kârda hayır üzere ve mutlu olduğuna dikkat çekmekte, dolayısıyla müslümanları sabır ve şükre davet etmektedir. Bilinen bir gerçektir ki, hayır içinde olmak, kâr etmek, mutlu yaşamak, yarınlara umutla bakmak her insanın temel arzusudur. Şerre, kötülüğe, mutsuzluğa, zarara râzı olacak akıllı bir kişi düşünmek mümkün değildir. Zira böyle bir şey fıtrata aykırıdır. Bunun yanında dünyanın meşakkatler, sıkıntılar külfetler ve tezatlar yurdu olduğu da bir başka gerçektir. Bu sebeple tezatlar içinde doğruyu bulmak, sıkıntılar içinde mutlu olabilmek, külfetler içinde boğulmadan, kötülüğe kapılmadan hayr üzere hayatı sürdürebilmek büyük bahtiyarlıktır. İşte insanı bu bahtiyarlığa ve başarıya ulaştıran özellik tek kelime ile iman’dır. Çünkü iman duygu ve davranışlarda orta hallilik (itidal) ve hayırda devamlılık (istikrar) kaynağıdır. İnsanlar hatayı itidallerini kaybettikleri anda işlerler. İman, ilâhî irâde ile irtibat kurmak demektir. Bu irtibat kesintiye uğrarsa, insan tehlike, zarar ve şerle karşı karşıya kalır. Hayat sevinç-üzüntü şeridi halinde devam edip gider. Sevinç vesileleriyle karşılaşınca şımarmak, üzüntü sebepleriyle yüz yüze gelince ölçüsüz şekilde üzülmek, mü’minin iradesini, aşırılıktan uzak orta halli yaşayışını etkileyip onu büyük yanlışlara sürükleyebilir. İşte bu tehlikeli ortamdan mü’min, nimete kavuşunca şükretmek, sıkıntıya düşünce sabır göstermekle kurtulur. Hadisimiz, olgun müslümanın öteki insanlardan farklı olan bu özelliğine işâret etmekte, inananlara hayat mücâdelesinde güçlü ve mutlu olmanın en doğru yolunu göstermektedir. İnsanların olaylar karşısında gösterdikleri tepkiler değişiktir. Çok büyük sevinç anlarını geçiştiriveren kişilerin yanında, her türlü kaydı unutmuş görünerek, olmadık aşırılıklara düşenler de görülmektedir. Büyük sıkıntıları büyük bir metânetle karşılayanlar olduğu gibi, çok küçük sıkıntıları bile dayanılması imkânsız felâketmiş gibi büyütüp feryâd ü figân edenler, hatta işi daha da ileri götürüp - saklasın - kendi canına kıyanlar, intihara kalkışanlar da bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, şükür şımarıklığa, aşırılığa, dolayısıyla nimetin zevâline engel olma irâdesidir. Sabır, belâyı daha başka belâlara sebep kılmama, günahı günahlara gerekçe yapmama disiplinidir. Hadisimiz, bu irade ve disiplinin sadece olgun mü’mine has olduğunu haber vermekte, imanın, tepkilerimize olan etkisini gözler önüne sermektedir. Hadisimizden anladığımıza göre, mü’min olmak demek, belâ ve sıkıntıya uğramamak demek değildir [bk. Ankebût sûresi (28), 2]. Öteki insanlar gibi mümin de sıkıntılarla karşılaşır, imtihan olunur. Ne var ki o, bu sıkıntı ve musibet ortamından kurtulma imkânına, sabır gibi bir can yeleğine sahiptir. O halde “çekilmesi güçleşen dünya hayatı”nın, “yaşanması istenen” bir hayat haline gelebilmesi için gerçek anlamda mü’min olma yarışına girmek lazımdır. “Dayanıklı mü’min” olmak konusunda öteki mümin kardeşlerimize destek olmak gerekmektedir. Hadisimizin ihtivâ ettiği hayret karışımı takdirin ve teşvikin anlamı bu olsa gerektir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
|
|
|
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
  
Karma: 2
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 302
AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 26, 2010, 11:28:50 ÖS » |
|
Hadisten Öğrendiklerimiz 1. İman, belâ ve musibete uğramaya mâni değildir. 2. Sabretmek suretiyle belâ nimete dönüştürülebilir. 3. Nimete şükür, nimetin arttırılmasına sebep olduğu gibi, belâya sabır da onun hayra dönüşmesine vesile olur. 4 Şükür ve sabır, bütün hayatı hayır üzere geçirme imkânıdır. Bunu da Teâlâ mü’minlere ihsan buyurmuştur.
|
|
|
|
|
Logged
|
Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
|
|
|
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
  
Karma: 2
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 302
AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 26, 2010, 11:29:57 ÖS » |
|
Suheyb-i Rûmî Hadisimizin râvisi Suheyb İbni Sinân, Suheyb-i Rûmî diye meşhur bir sahâbîdir. Çocuk yaşta önce Rumlara sonra da Araplara esir düştü. Mekke’de İbni Ced’ân’ın müttefiği olarak bulunurken Ammâr İbni Yâsir radıyallahu anh’den İslâmiyeti öğrenip hemen müslüman oldu. İnancı uğruna işkenceye uğrayan ilk müslümanlardandı. Nesi var nesi yoksa, hepsini müşriklere vererek Medine’ye bin bir zahmetle hicret etti. Medine’de hastalandı. Hz. Peygamber Medineyi teşrif edince Suheyb, durumunu ona arzetti. Hz. Peygamber onu, “İnsanlar arasında öyleleri var ki, rızası uğrunda kendilerini satarlar” [Bakara sûresi (2), 207] âyetini okuduktan sonra “Ebû Yahya! Sen bu alışverişte zarar etmiş değilsin!” buyurarak müjdeledi (Hâkim, el-Müstedrek, III, 398). Ok atmada büyük bir mahâret sahibi olan Hz. Suheyb, Hz. Peygamber’in maiyyetinde bütün savaşlara katıldı. Hz. Ömer’in sûikasta uğradığı günlerde halifenin isteği üzerine yeni halife seçilinceye kadar üç gün süre ile Hz. Ömer’e vekâleten halifelik yaptı. Orta boylu, kırmızı tenli, çok cömert bir insan olan Suheyb’in dilinde hafif bir kekemelik vardı. Birgün Hz. Ömer kendisine: - “Oğlun olmadığı halde Ebû Yahya künyesiyle anılıyor, Araplardan olduğunu söylüyor ve pek çok yemek ikrâmında bulunuyorsun. İsrafçı sayılmaz mısın?” diye takıldı. O şu cevabı verdi: - “Bana Ebû Yahya künyesini veren Resûl-i Ekrem’dir. Ben Musul ahâlisinden Nemir İbni Kâsıt hânedânındanım. Ancak küçük yaşta esir düşüp ailemi ve kavmimi kaybettim. Resûl-i Ekrem “En iyileriniz, yemek yediren ve selam verendir” buyurduğu için fazlaca yemek ikrâmında bulunuyorum” (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 16). Bütün ömrünü İslâmiyet uğrunda büyük fedâkarlıklarla geçirmiş olan Suheyb-i Rûmî, hicretin 38. yılında 73 yaşında iken vefat etmiş ve Medinedeki Bakî’ kabristanına defnolunmuştur.
ondan razı olsun.
|
|
|
|
|
Logged
|
Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 27, 2010, 12:32:34 ÖÖ » |
|
ALLAH teâlâ hazretleri buyurur: “O sabredenler, namaz kılanlar ve kendilerine verdiklerimizden gizli veya açık yoksullara dağıtıp verenler ALLAH’a yakın olur ve O’nu görürler” (Ra’d/ 22) “Behemehal sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal , can ve mahsul eksikliği ile sınarız Sabredenleri müjdele!” (Bakara/155) “Olur ki bir şey hoşunuza gitmezFakat o sizin için hayırdır Bir şeyi de seversiniz, fakat, sizin için şerdir ALLAH bilir Siz ise bilemezsiniz ” (Bakara/216) Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular : -Her ibadetin aslı sabırdır
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #5 : Kasım 28, 2010, 11:34:00 ÖS » |
|
 ...::: HADİS SOHBETLERİ ( 10 - SABIR ) :::...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|