mahşerde buluşalım
Süper Moderatör
Sağlam Forumcu
   
Karma: 3
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 434
|
 |
« : Temmuz 12, 2011, 10:36:34 ÖÖ » |
|
 Günah kelimesi Kur'ân'da cünah şeklinde geçmiştir. Eğer siz günah işlemeseydiniz, sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11) Başta günah kavramının KURANDA kullanılış formlarına bakalım.. (Sonrasında hadisin asıl maksadının ne olduğuna kani olalım.. yoksa yine bazı aklı eveler hezeyanlarını ortayere saçmakatan kaçınmazlar…) Günah kelimesi Kur'ân'da cünah şeklinde geçmiştir.
Meyletmek, bir tarafa eğilmek anlamındaki "c-n-h" kökünden türeyen cünah, doğru yoldan sapmak demektir. Kur'ân'da cunah kelimesi "lâ cunaha aleyküm" ve "leyse aleyküm cünahun" formuyla günah olmayan şeyler zikredilmiştir.
Günah olan inanç söz, fiil, amel ve davranışlar isim (kasıtlı ve bilerek işlenen günah), zenb (kasıtlı ve kasıtsız işlenen günah), hatîe (kasten ve bilerek işlenen günah), hata (kasıtsız işlenen günah, kusur), vizr (günah, ağır yük), hıns (günah), kebîre (büyük günah), lemem (küçük günah), masiyet (günah, isyân), seyyie (kötülük, küçük ve büyük günah), fuhş ve fahşâ (çok çirkin olan günah, isyân) vb. kavramlarla ifade edilmiştir.
Büyük ve küçük günah ayırımı Kuran'da yer almıştır (Nisâ, 4/31; Şûrâ, 42/37; Necm, 53/32). Kur'ân'da, küfür/inkâr (el-hınsü'l-azim) (Vakı'a, 56/46), haksız yere yetim malı yemek (hûben kebîren) (Nisâ, 4/2), açlık korkusuyla çocukları öldürmek (hıt'en kebiren) (İsrâ, 17/31), zinâ (fevahiş) (Necm, 53/32), içki ve kumar (ismûn kebirun) (Bakara, 2/219), 'a ortak koşmak/şirk (zulmün azim) (Lokmân, 31/13), (ismen azimen) (Nisâ, 4/48), haram aylarda savaş (kıtalün kebirun) (Bakara, 2/217), iftira etmek (bühtânen azimen) (Nisâ, 4/156), , meleklerden kızlar edindi demek (kavlen azimen) (İsrâ, 17/40) büyük günah olarak zikredilmiştir. Buna göre her türlü inkâr, şirk ve nifak büyük günahtır. İnkâra varmayan fısk ve ma'siyetlerden de büyük günahlar vardır.
Büyük günah; 'ın yapılmasını yasak ettiği her fiil, haram olduğuna dair Kur'ân'da âyet bulunan yasak fiil, işleyene had / ceza gereken suç, hakkında kıyamet gününde cehennem olduğu bildirilen, 'ın gazap ve lanetini gerektiren, hakkında şiddetli va'îd bulunan, 'ın failini fasık ve âsi vasfı ile nitelediği günah şeklinde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Büyük günahların sayısı konusunda farklı rakamlar zikredilmiştir. Kur'ân'da olduğu gibi hadislerde de büyük günah kavramı geçmiştir (Buhari, Hudud, 44; Müslim, Îmân, 144). Namaz, oruç, hac, zekat gibi farz görevleri terk etmek; içki, kumar, zina, hırsızlık, yalan, yalancı şahitlik, iftira, zulüm, adam öldürme ve gıybet gibi haramları işlemek büyük günahtır.
Büyük günah işleyen kimsenin durumu hakkında İslâm kelam ekolleri farklı görüşler serdetmişlerdir: 1) İnkâra varmayan günah işleyen mü'min, îmândan çıkmaz, kâfir ve münafık olmaz; ancak fâsık ve âsi olur. Tevbe etmeden ölürse ya bağışlar ya da günahı nispetinde cehennemde cezalandırır, sonra cennetine koyar (Ehl-i Sünnet); 2) büyük günah işleyen îmândan çıkar, kâfir olur (Haricîler); 3) îmândan çıkar fakat kâfir olmaz. Bu kimse ne mü'mindir ne de kâfir. Tevbe etmeden ölürse, ebedî cehennemde kalır (Mutezîlîler); 4) kâfire itaat fayda vermediği gibi mü'mine de büyük günah zarar vermez (Mürcie).
Biz, ALLAH azze ve celle nin isim ve sıfatlarına iman ettik, buda bizi O isim ve sıfatlara tamanlamıyla iman ettiğimizi işleyeceğimiz günahın Gaffâr, Halîm, Tevvâb, Afüvv İSİM lerinin kulu olan insan tarafından zikredilmesindeki maksadı ortaya çıkarır..
hadis günah işlemeye teşvik ettiği şeklinde anlaşılmamalıdır. insan günah işlemeye fıtraten meyillidir. Öyle ise gaflete düşüp günah işlerlerse tevbe kapısının da açık olduğunu ifade etmektedir.
Günah işlemeseydiniz günah işleyen bir topluluk yaratılırdı sözünden kasıt ise; eğer insanlar günah işleme özelliği olmasa idi veya yitirse idi onlardan başka günah işleme özeliği olan bir varlık daha yaratır ve bu varlıklar bu özelliğine rağmen günahı terk edip Allaha itaat ederlerdi. Eğer gafletle günah işlemiş olurlarsa tevbe edenlerin günahlarını da bağışlardı.
|