Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: D(H)iyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - RİSALE-İ NUR DEĞERLENDİRMESİ  (Okunma Sayısı 865 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« : Ocak 24, 2012, 12:53:04 ÖÖ »

http://tbn0.google.com/images?q=tbn:ovyQsxsJAREpVM:http://www.evinizekitap.com/images/products/637_buyuk.jpg
D(H)iyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - RİSALE-İ NUR DEĞERLENDİRMESİ

(S.5)
Mübarek dinimizin nurlu yolu, insanları gerçek îmana, tevhide götüren îslâm hidayeti Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimiz'in hadîs-i şerifleriyle tesbit ve tâyin edilmiştir. Buna rağmen bu aziz dinin, her asırda bazı aşırı cereyanlar ve Bâtınî hareketlerin tesiri altında gerçek îmana ve esaslarına uymayan alana itildiği de müşahade edilmiştir. İslâm tarihi Haricîlerin, Müşebbihenin, Batınîlerin, Hurufîlerin, imamet fikri ile ortaya çıkanların ve benzerlerinin din adına îslâma yaptıkları zararlar ile doludur.

Bu aşırı ve yıkıcı ceryanların bir kısmı hakikatte siyasî guruplaşma hareketlerini daha tesirli kılabilmek için dinî bir görünüşle ortaya çıkmış, bir kısmı da Kitab'ın ve Sünnet'in savunucuları olarak görünmüşler, fakat îslâmın tevhid akidesini başka yönlere tevcihe çalışmışlardır. Bütün bu cereyanlar arasında Ehl-i Sünnet âlimleri İslâm'ın doğru yolunu müdafaa babında çalışmışlar, sayılamayacak kadar çok eserler bırakmışlardır.

(S.6)
Bu durumda, selef. âlimlerinin yaptığı tevcih hareketine uyarak manevi durumumuzun huzura kavuşmasında, İslâm'ın gerçek hüviyetinin gösterilmesini Diyanet İşleri Başkanlığı ön görmüştür. Bu yönden, İslâm'a ve onun tevhit görüşüne zarar veren, itidalini kaybetmiş cereyanların ve maddeci akımların, dinî esaslara uymayan durumlariyle dine karşı olan görüşlerinin efkârı umumiyeye arzını ve bu meselelerde Müslümanları uyarmayı vazife bilmiştir. Bu hususda Misyonerlik, Komünizm, Batınîlik, Biberîlik ele alınacak, esas hüviyetleriyle ortaya konacaktır.

(S.6-7)
Bu risalemizde ise bu günlerde Müslümanların zihinlerini fazlasiyle işgal eden Nurculuk adı altındaki cereyan dinî bakımdan incelenerek mü'minlerin bu bapta tenvirine çalışılacaktır.

Said Nursî tarafından yazılan risaleleri ve hususiyle, talebelerinin kattıkları ifadeler, keramet, velayet ve Mehdî gibi îslâm âleminin mübarek kelimelerinin Said Nursî'ye isnadı, âyet-i kerimelerin tefsirinde mananın tahammül edemiyeceği tarzda batını ve indi manalar verilmeye çalışılması bunların dinî yönden tekrar ele alınmasını ve Nurculuğu gerçek Müslümanlık zannedenleri uyarmayı zaruri kılmıştır.

NUR RİSALELERİ HAKKINDA MÜŞAVERE KURULU KARARLARINDA BİLDİRİLENLER (S.7-9)

Nur Risaleleri, Said Nursî talebelerinin ilâveleri ve tekrarları ile meydana getirilmiş takriben 130 küsur eserden ibarettir. Bu risaleler hakkında daha önce Başkanlığımız Müşavere Kurulu üyeleri tarafından bilir kişi sıfatiyle ve yahut Kurulun mütalaası olarak bazı görüşler açıklanmıştır. Bu raporların hususiyle dinî yönden üzerinde durdukları meseleler şöyle hülâsa edilebilir:

1 — Ebcet hesabiyle ve tevafuklarla manalar verildiği, bunların Müslümanlık esaslarına göre dinî ve ilmî kıymeti olmadığı... (1948/323)

2 — Risâle-i .Nûr'un ve müellifinin manevî işaretle müjdelendiği ve buna binaen vazife sahasında bulunduğu, muhalefetin doğru olmadığı muhabbetin ise Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazandıracak bir yol olduğu iddiası (1960/156)

3 — Nur Risalelerini toplu olarak okumak bir nevi hizipçilik olduğu (1960/203 no: )

4 — Risâle-i Nur'un dini mukaddesat okumak bir nevi mukaddesat arasına katılmak istendiği; yalnız Nurcular için dua yapılarak, Müslümanlar arasında bir zümre meydana getirildiği ve tefrikaya yol açıldığı (1962/5)

5 -Nurculuk propagandası yaptığı (1962/28)

6 — Said Nursî ve eserlerinin harikuladeliğinden ve kerametlerinden bahsolunduğu. indî teviller ve mübâlâğalı ifadeler kullanıldığı (1962/526)

7 — Said Nursî'nin ve eserlerinin harikuladeliği ve kerametleri hakkında indî teviller ve mübalâğalı ifadeler kullanıldığı (1962/538)

8 — Mübalâğalar, indî tevil ve mütalâalar (1962/547)

9 -- Mübalâğalı indî tevil ve mütalâalar (1962/548)

10-- Birtakım indî tevillerle hizipçiliğe müeddî oluşu (1963/506)

11 — Kur'ân-ı Kerîm'in harflerinden birtakım manalar istihracına kalkışmak gibi ulemanın ekserisince benimsenmiyen bir yol tutulduğu, Asa-yi Musa adlı eserinde bazı âyet ve kelâm-ı kibarı indî olarak tevil ederek bunların Risale-i Nûr'u tebşir ve teyid ettiği iddiası (1963/520)

12 - - Nur Risalelerini Kur'ân-ı Kerîm'in manevî mucizesi olarak göstermesi iddiası (1963/572)

13 — Nur Risalelerinde Said Nursî'nin tasavvufla karışık şahsî görüşleri, mübalâğalı fikirler, indî teviller ve hurufilik (1963/669)

Hülâsa, Müşavere Kurulu'nün bazı kararlarında ana hararını verdiğimiz mes'elelerde mübalâğalı fikirler, indî teviller, hurûfîlik, nur risalelerini manevî mucize olarak gösterme, hizipçilik. Millet arasında tefrikaya sebep olma kerametler, selef ulemasının benimsemediği harflerden manalar çıkarma, Said Nursî'nin manevî işaretle müjdelendiği ve benzeri aşırı, sınırsız iddialar gerçektekten üzerinde durulması gerekli bir meseledir. Kararların müttefikan üzerinde durdukları noktalar ve Nur Risalelerindeki bu tutumun mahzurları Müslümanı tehlikeli sonuçlara götürür. Selefin itikât ve ilim görüşüne muhalif o lan, yukarıda işaret edilen "aşırı beyanlar Nur Risalelerinde sayısızdır. Şimdi bu hususta, tesbit ettiğimiz örnekler üzerinde duracağız.

NUR RİSALELERİNİN İLÂHÎ BİR İLHAMA DAYANDIĞI İDDİASI (S.11-12)
Nur risalelerinin baştanbaşa ilâhî bir ilhama dayandığı intibaı kısmen Said Nursî, bilhassa naşiri olan talebelerince halka telkin edilmek istenmiştir. Meselâ (îşaratu'1-icaz) kitabında (Arap harfleriyle teksir s. 281) nur talebelerinden Mehmed Kayalar :

«Risale-i Nur, Kuran'm bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. Hakikatleri semavîdir, Kur'ânîdir. O halde Kur'an okundukça o da okunacaktır.» der. Halbuki İşaratu'1-icaz kitabı Kur'ân-ı Kerîm'in tamamına şamil bir tefsir olmadığı gibi bu kitabın içindekilere Kur'ân-ı Kerîm derecesinde bir kudsiyet izafe olunması doğru değildir. Bu asırda en yüksek tefsir, denen bu kitap, Bakara sûresinin 31 âyetinin, tefsir ilmi usulüne uymayan indî bir görüşle yapılan bir açıklamasıdır. Diğer risalelerde de âyet-i kerîmelerden rastgele bazıları her hangi bir va'z risalesi halinde ele alınmıştır. Bu durumda nur risaleleri iddia edildiği gibi Kur'ân-ı Kerimin tefsiri değildir.

Meyve Risalesindeki Felâk sûresinin tefsiri, hurûfîlik usuliyle bir tevilden ibarettir. Bu da ötedenberi bilindiği gibi Fıkıh usulündeki tefsir kaide ve şartlarına ve bunca müfessirin (icma) mahiyetindeki görüş ve izahlarina uymaz. Meselâ, bu risalede (Felâk) sûresinin büyücülüğe temas eden 5 inci âyetinde: «Bu ayetin 1328 senesine tevafuk ettiği..» denilerek radyo ile yapılan siyasî telkine hamledilmesi aynı uygunsuz tevillerin bir örneğidir.

Zülfikar risalesinin hatimesinde, (Arap harfleriyle teksir, S. 4) «Risale-i Nur'un mescid ve mabedlerde, minber ve kürsilerde okunacağı» yazılmak suretiyle hiç bir dinî esere 14 asırdır verilmemiş olan imtiyaz bu esere kazandırılmak istenir. Bu şekilde hareket yani nur risalelerinin mescid ve mabedlerde cemaata okunmasının gerekliliği hakkındaki tavsiyeler, islâm dininin ibadet uygulamalarına ve formüllerine uymaz. Çünkü bu gibi yerlerde, okunacak ve manası anlatılacak kitap yalnız Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîs-i şerifler olup, bunların nasıl okunacağı ve manasının açıklanacağı da sarih usûllere bağlanmış bulunmaktadır. Cenâb-ı Hakk'm emrinde Hz. Peygamber'in fiilinde olmayan bir işi ibâdet haline getirmek din yolunda gitmek isteyene yakışır mı?

NUR RİSALELERİNİN İSİMLERİNİ KOYMADA GARİP İDDİALAR : (S.12 -13)

Nur risalelerine Hz. Ali'nin, İmam Rabbanî'nin, Abdülkadir Geylânî'nin ad verdikleri iddiası ileri sürülmektedir. Meselâ: Hz. Ali'ye Nisbet edilen Celcelutiye risalesinde (Asayı Musa) tabiri kullanılmış olmasından dolayı, bunu okuyan Said Nursî, bu tabiri bir kitabına advermiş ve onun mukaddimesinde Hz. Ali'nin bu kitabı o sözle haber vermiş olduğunu yazmıştır ki, bu, ciddiyetle ve ilimle telif edilemez. Bu telâkkiler tasavvufi - batıni bir görüş tarzıdır, îlim erbabınca doğru görülemez. Çünkü, gaybı, 'tan başka kimse bilemez. Her mü'mine ilham vaki olması mümkündür. Yalnız ilhama mazhar olan kimsenin bunun kendisine mahsus kalması ve başkaları için hiç bir surette itikada ve ibadete delil olmaması üzerine ötedenberi ulemanın ittifakı bulunmaktadır. İlham ve kanaatler şahsîdir.

(Sikkeyi tasdik-i gaybî) adlı kitabında (Arap harfleriyle teksir S. 91-92) de nur talebelerinden Ahmed Nazif, Hz. Ali'nin (Keramet-i gaybiye) sinde Risale-i Nur'a (Sıracü-n-nur) adının verildiğini iddia eder ki, aynı garabettedir. Kur'ân-ı Kerîm'de (Sırâcen münîrâ) yâni: «Aydınlatıcı çerağ» deyimi, Peygamberimiz (S.A.S.) hakkında varid olmuş bir vasıftır. Bunun risale-i nura atfedilmesi yersiz ve indî bir tevcih olur. Bu eserde umumiyetle ifade edilen görüşler bâzı tasavvufî-batınî te'ville. re dayanmaktadır. Bu gibi teviller, âlimîerince hoş karşılanmamış ve âyetlerin böyle usûl dışında tevillere uğratılması da hiç bir zaman doğru görülmemiştir.

Onuncu hicrî asırda gelen ve o asrın müceddidi sayılan İmam Rabbânî'nin (Mektubat) adlı kitabında (Bediûzzaman) deyimi bulunduğu ve bunu Said Nursî'nin benimsediği aynı lâkap dolayısiyle tefe'ül ettiğine istinaden talebeleri bunu bir tefahur vesilesi yapmışlardır ki, gülünç bir iddiadır.

NUR RİSALELERİNİN ARŞ-I A'ZAM'DAN İNDİĞİ İDDİASINDAKİ CÜR'ET VE KİTAB'A, SÜNNET'E DAYANMAYAN AKIL DIŞI TEVİLLERİ : (S.14-15)

Risale-i Nûr'un yüceliği hakkında propaganda o dereceye vardırılmış ki, (Zülfikar) risalesinde: «Bu hüccetler ve talimatın, bu kelimat ve teşbihatın Arş-ı A'zam'dan indiği muhakkak...» gibi ;son derece sınırsız iddialarla semavî kitaplar arasına sokulmak istenmiştir. Bu kitapta, kelimat ve tebligatın Arş-ı A'zam'dan indiği hakkındaki izah, ifadenin ilhama dayandığını açığa vurmak gayesini gütmektedir. Vahyin Kur'ân-ı Kerîme mahsus bulunduğu ve Hz. Peygamber'den başkasına ait ilhamın delil olmayacağı için böylece bir tutum din ilmince doğru görülemez. Bu gibi uygunsuz ifadeler ötedenberi Batınîlerce benimsenmişti.

Böyle aşırı tevillerin bulunduğu (Sikke-i tasdik-i gaybî) eserinin baş tarafında, birinci sayfadan evvel, bizzat kendisi tarafından «Eski medreslerde 5-10 seneye mukabil, inşallah Nur medreseleri 5-10 haftada aynı neticeyi temin edecek ve 20 senedir ediyor.» denilmektedir. Böyle bir şeye imkân var mıdır? Bu zihniyet, Peygamberimiz'in «Beşikten mezara kadar ilim öğrenin» sözüne uymadığı gibi, İslâmî tahsile de bir suikast olmaz mı? Yine aynı eserde «Bu kitabın neşrine çalışılması, dehşetli günahlara kefaret ve gelecek müthiş belâlara ve anarşistliğe bir set olacağı...» yazılmakta, 41. sayfada:

«Kalp, istiyor ki şu defineleri, gizli olan lem'alan göstereyim. Fakat ne yapayını ki makam kaldırmıyor...» gibi megalomaniye kaçan sözlere rastlanmaktadır. Bu temsiller gerçekle ilgisi olmayan bir takım garip iddialardır.

SAİD NURSÎ ASR-I SAADETTEN SONRAKİ DEVRİN EN BÜYÜK ÂLİMİ İMİŞ! : (S.15-16)

(Ankara Üniversitesinde konferans) adlı risalenin 9. sayfasında: «Asrı saadet hariç, İslâm Âlemi böyle bir âlim yetiştirmemiştir.» denilmektedir/ İslâm fıkhını derlemiş ve Müslümanlara bu hususta önder olmuş dört büyük mezhep imamiyle İslâm İnancını dağınıklıktan koruyan iki âlim, yani Ehl-i Sünnet'in itikatta iki büyük imanını, Ebû Mansur Mâturîdî ve Ebu'l-Hasen el-Eş'arî'yi bile küçümsemiş olan yazı sahibi, bunlardan sonra asırlar boyunca gelen ve Hüccetü'l-İslâm, Şemsü'l-Eimme, Sadru'ş-Şerîa, Sultânü'l-Ulemâ vesaire gibi şerefli lâkaplarla yüceltilmiş, yahut isimlerini bütün Müslümanların, hatta Batı âlimlerinin hürmetle andığı büyük mütefikkirleri, meşhur âlimleri büsbütün unutmuş bulunmaktadır. Fahruddîn-i Râzî, Sa'deddîn-i Teftâzânî, Seyyid Şerif Cürcânî, Muhyiddin-i Arabi, Zemahşerî, Aliyyülkari, Süyûtî, İbn Kayyım, İbn Teymiye, Âlûsî gibi ölmez eserler meydana getiren bu âlimler bunu yazanın meçhulü müdür? Bunların içinde eserleri 400 ü aşanları vardır. Nur talebelerinin, bu değerli âlimleri hiçe sayması kadar abes bir şey tasavvur olunamaz.

Görülüyor ki bu eserdeki beyanlarda Said Nursi'nin, Asr-ı Saadet'ten sonra yetişen bunca âlim ve müçtehitlerden üstün görülmesi, hakikatlare aykırı bir düşünüş tarzıdır.

NUR TALEBELERİNİ İSLÂMÎ ESASLARA UYMAYAN TE'VİLLERİ : (S.16-17)

İslâmî esaslara uygun düşmeyen sınırsız, aşırı üslûp, hususiyle Nur talebelerinin seçtikleri ifade tarzıdır. Bu yolla Said Nursî'yi en büyük müceddit tanıyan Nur talebeleri (Fihrist) mecmuasının sonundaki takrizde şöyle derler:

«Ehl-i kalbin lâtîf keşiflerinden birisi de: beklenilen zât bir kitap yazacak, geçmişte hiç kimse ona benzer bir kitap yazmıyacaktır. Elhak, Risale-i Nur, bunun güneş gibi delilidir. Evet onun şakirtleri kat'iyyen îman ediyorlar ki, şimdiye kadar böyle eser görülmemiştir ve kıyamete kadar yazılmıyacaktır. Ehl-i keşif o nur'un tercümanı olan zatı nuranî (mescûnün-nisa) yâni müteehhil bulunmayacak, ihtiyar yaşta olacak... diye bahsediyorlar. Bu tevafukun her halde başka şekilde izah ve tefsirine ihtiyaç yoktur. Maziden, yâni bulundukları zamandan istikbale nazar eden ve bu zamanın halini tarassud eden ehl-i keşfin, keşfe müstenit daha çok beyanları vardır. Kısa keserek sizi onlara bırakıyoruz, îşte Risale-i Nûr'u yalnız ben medh etmiyorum, onu Hz. Kur'an medhediyor, Hz. Ali methediyor. Gavs-i a'zam methediyor, Hz. Murtaza Celcelutiyesinde Risale-i Nur'a (bedî) diyor.

Şu halde elbette ki o (Bedîuzzaman) dır, (Fahrü'd-devran'dır).»

Görüldüğü gibi (Nur şakirtleri kat'iyyen îman ediyorlar ki) sözü ile Said Nursî ve onun eserlerini Kur'-ân'ın, Hz. Ali'nin ve diğer büyüklerin methine mazhar kılarak yapılan tevcihler, daha da ileri gidilerek, Kur'ân-ı Kerim'deki 100 e yakın âyetin ebcet hesabiyle Said Nur-sî'ye, lâkabına, risalelerine tarih düşürülmesi suretiyle isbat edilmeye çalışılmaktadır. Tılsımlar kitabında 189-190, Sikke-i Tasdik-i Gaybî'de 41-95. Ahmed Fevzi'nin Maidetü'l-Kur'ân'ında 173-191 inci sayfalar, böyle yersiz, sınırsız tevafuklarla doludur. Bunlar Kur'ân-ı Kerîm'in gerçeklerini Said Nursî'ye yönelten zorlamalardır. Hakikatle hiç bir ilgisi olmadığı gibi Kur'ân-ı Kerîm'e ve onun tefsir usulüne bir tecavüzdür ve daha önce de belirtildiği gibi Batınîlerin maksatlarına ulaşmak için yürüdükleri yoldur. Yukarıda gösterilen mecmuada Bedîuzzaman kelimesinin çıkışına ve Said Nursî'nin şahsına dair yazılar, aşırı bir sevgi sonucunda müritlerin şeyhlerine, bazı talebelerin hocalarına gösterdikleri sınırsız ifratçı tazimleri ifade ediyorsa, da, Hurufîlik yoluyla âyetlerden mana çıkarılması da Kur'ân'ı anlamadaki kaide ve usul lere taban tabana aykırıdır. Bilinmiş olmalı ki, âyet-i kerîmeler böyle keyfî tasarruf mevzuu olmak için nazil olmuş değildir. Mahzâ hidayet olan Kitâb-ı Mübîn'i, hakikatlerini böyle bir yolla açıklamak yüce dinin usulüne aykırıdır.

NETİCE (22-24)
Netice olarak: Nur Risaleleri Kur'ân-ı Kerîm'in tefsirinden bazı itikat ve îman meselelerini ele almış, yalnız bunlarda tefsir usulüne uymayan indî hatta keyfî bazı tevilllere geçmekle zihinlerde teşevvüşler meydana getirmiştir. Said Nursî imam Rabbanî, Abdulkadir Geylânî ve diğerleriyle kıyaslanarak hepsinin üstünde sayılmış ve bu bazı garip ifadelerle' belirtilmiştir.

Nurcuların inanış ve telâkkileri, İslâm Dini'nin Kur-ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyyedeki kaide ve formüllerine uymayan bir akide tarzı olmuştur. Nurculuk dinî meselelerde işi çığırından çıkaran bir istismara ilâveten millî ve içtimaî konularda da birlik fikrini baltalayan bir zihniyeti temsil etmiştir. Risalelerde gösterilen sırf dinî ifadeler bile yapılan aşın teviller ve keyfî görüşlerle, yukarıda örnekleriyle gösterildiği gibi manevî, millî bütünlüğümüzü bozan, gerçek ittikayı gölgeleyen bir hal almıştır. Bu Risaleleri okuyanlar, kendilerini bütün müslümanlardan üstün görmüşler, yalnız ve yalnız Nurcu olanları cennete ehil, Nur Risalelerini günahlara keffaret saymışlar ve netice olarak da Nur Risalelerini okumayı bir ibadet haline getirmişlerdir.

Ey müslüman kardeş! Dine yararlı telif ve irşatta bulunanlar Peygamberimiz'in hizmetkârları durumunda 'oldukları için, Kur'ân-ı Kerim'de Peygamber Efendimiz'e hitap edilmiş âyetleri onların şahsına atfetmek yakışık almaz. Böyle bir telâkkimi benimsemek de Müslüman tevazuuna sığmaz.

Said Nursî'ye uyanlar Nurcu ise, diğer müslümanlar zulmetçi midir?
Esasen Nur, Kur'ân'ın dır. Kur'ân ise bütün Müslümanlarındır. Hatta Kur'ân bütün âleme gelmiştir. Bir Batılı da, bir uzak Doğulu da ondan feyz alacaktır. Nasıl ki vaktiyle Endülüs, Kur'ân sayesinde bütün Avrupaya ilim menbaı olmuştu, îbn-i Rüşd'ün eserlerini okuyan Hıristiyan din adamları Katolikliğe karşı isyan ederek Protestanlığı ihdas etmişlerdi. Bugün bütün dünyada önem verilen içtimaî munâvenetin teşkilâtlandırılması hususunda vaktiyle Batı memleketlerinde yapılmış ilk teklif, Endülüs'teki zekât tatbikatını gören bir İspanyol âlimi tarafından olmuştu.

Hülâsa: Kur'âni-ı |Kerîm bütün insanlığın hidayet rehberidir. Asırlar boyunca îslâm âlimlerinin yazdığı eserlerin toplamı dahi Kur'ân'ın hakkiyle tefsirini başarmış değildir. Her biri kendi istidat ve ihtisası olan cihette bir özellik gösterebilmiştir, diğer taraflarda basit kalmıştır. Hal böyle iken, Nur Risalelerini Kur'ân'ın en mükemmel bir tefsiri addetmek kelâmının kıyamete kadar, ondan sonra olacak şeylere ve bütün ilimlere şümulünü bilememek demektir.

Nurcuların bu gerçeği bilmemelerine imkân yoktur. Onların bizden ayrı kalmasını değil Peygamberimizin (Livâülhamd) adı verilen maneviyât sancağı altındaki birlik ve beraberlik içinde olmalarını dileriz. Livâülhamd = Hamd sancağı, kâinatta mevcut her şeyde 'ın yaratıcı sıfat, kudret ve bilgisini görüp takdir edebilen olgun zihniyeti temsil eder. Kur'ân'ın dünyaya hidayet feyzini yaymak için yegâne başarı imkânı, din ve ilmin müstakilen zihinde birbirine refakat edebilmesindedir ki, bu yol Livaülhamd'inj altına giden yoldur. Göklerde ve Arz'da her ne varsa, hepsinin insana müsahhar kılındığı Kur'an'da bize bildirilmiştir. Bu muazzam: nimeti kavrıyacak ilmî olgunluğa ancak bu suretle ulaşılabilir. O halde metodumuz bir insanın mahdut idrakini ve mahdut görgüsünü kabullenip onunla yetinmek değil, günden güne zenginleşen ve yükselen ilmî idrak ile Kelâmının manasını değerlendirmek ve böylece dünya münevverlerinin îmanına imkânlar hazırlamaktır. Asıl faydalı olan bu yoldaki hizmettir. Kendi birliğimizi ve dirliğimizi bozan ayırıcılık ve mahdut bir fikre saplanıp kalmak, zararlı bir zihniyettir.
D(H)iyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1964, Resimli Posta Matbaası
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #1 : Şubat 05, 2012, 01:11:42 ÖÖ »

Logged

mahzungarip
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #2 : Şubat 19, 2012, 11:49:11 ÖÖ »

Arkadaşlar Risale-i nuru okumayanlar ve Said Nursi Hazretlerini tanımayanlar onun hakkında yorum yapmasın. Evvela diyanet işleri başkanlığı hiçbir mezhebe tabi olmayaıp içerisinde bulunun çoğu profösür vahhabi zihniyettedir. Bu bakımdan Diyanet işlerine gelen bir soru üzerine değil 4 mezhepten öyle bir fetva verirler ki hiçbirine uymaz. Diyanetin hanefi şafii ilmihallerini fıkhını isterseniz imam-ı azamın yada imam-ı şafii hazretlerinin fıkhıyla ve görüşleriyle bir karşılaştırınız isterseniz. Bediüzzaman Hazretleri Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselamın her yüz yılda bir müceddid gönderecek dediği asrımızın son alimidir. Ondan önceki müceddid ise Halid-i Bağdadi Hazretleridir. Sizler burda Risale-i Nuru eleştiriyorsanız o zaman ben sizin itikadınızdan şüphe ederim. Vahhabimisiniz Yoksa diğer fırkalardanmısınız?
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #3 : Şubat 19, 2012, 03:33:44 ÖS »


Arkadaşlar Risale-i nuru okumayanlar ve Said Nursi Hazretlerini tanımayanlar onun hakkında yorum yapmasın. Evvela diyanet işleri başkanlığı hiçbir mezhebe tabi olmayaıp içerisinde bulunun çoğu profösür vahhabi zihniyettedir. Bu bakımdan Diyanet işlerine gelen bir soru üzerine değil 4 mezhepten öyle bir fetva verirler ki hiçbirine uymaz. Diyanetin hanefi şafii ilmihallerini fıkhını isterseniz imam-ı azamın yada imam-ı şafii hazretlerinin fıkhıyla ve görüşleriyle bir karşılaştırınız isterseniz. Bediüzzaman Hazretleri Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselamın her yüz yılda bir müceddid gönderecek dediği asrımızın son alimidir. Ondan önceki müceddid ise Halid-i Bağdadi Hazretleridir. Sizler burda Risale-i Nuru eleştiriyorsanız o zaman ben sizin itikadınızdan şüphe ederim. Vahhabimisiniz Yoksa diğer fırkalardanmısınız?


kardeşim biz ne vahhabiyiz ne de şucu bucu biz sadece 'a kul ,peygamberimiz Hz. Muhammed'e(sav) ümmet olmaya çalışanlarız biz ne bu cemaate ne de bu tarikata yönlendirmiyoruz bizler sadece ayet ve hadislere yönelip yöneltmek istiyoruz bizim amacımız hiziplere bölmek değil ümmeti birleştirmektir
siz risalei nuru okuduğunuzu söylüyorsunuz peki o zaman bu kitabın tarafından rüyada yazdırıldığını da kabul ediyorsunuz demektir
ben bu konuda sadece Kur-an'ı bilir onu kabul ederim başka hiçbir kitabı kabul etmem ve kutsamam bu şekilde
bediüzzaman değerli bir kimse olabilir ama peygamber kadar kutsanamaz ondan üstün tutulamaz ve kur-an'ı bırakıp onun risaleleri okutulamaz
şu zamanda ders toplantılarında bile risaleleri anlatmaya çalışıyorlar eğerki onu açıklamaya çalıştıkları kadar Kur-an'ı açıklamaya çalışsalardı dünya menfaatleri için 'ın emirlerini arkaya atmazlardı mesela okumak için başı açmak gibi
neyse konuyu uzatmak istemiyorum biz kimseye veya cemaate çağırmıyoruz biz sadece Kur-an ve sünnete çağırıyoruz
Kuran'ın hala akletmeyecekmisiniz çağrısına uyuyoruz

14:52 -
Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, 'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.

21:10 -
And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

21:67 -
"Size de, 'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"


selam ve dua ile
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #4 : Şubat 19, 2012, 04:16:20 ÖS »

Bismillahirrahmanirrahim
ARAF/2. (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.
ARAF/3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz
Ahzap suresi/21- "Andolsun ki, 'ın elçisinde sizin için, 'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve 'ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır."
EN’AM/82- İman edenler ve bu imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya, güven işte onlar içindir, doğru yolda olanlar onlardır.


Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Ve-Sellem Buyuruyor ki :

“Size iki şey bıraktım. Bu iki şeye sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa düşmezsiniz:
-Bunlardan biri: ’ın Kitabı –Kur’an-ı Kerim-,
-Diğeri ise: Peygamberinin Sünneti’dir”.
, benim sözümü -hadisimi- işiten, bunu iyice kavrayan, ezberleyen ve başkalarına duyuran kişinin yüzünü nurlandırsın”.
“Sizin en hayırlınız: Kur’anı öğrenen ve öğreten kimsedir”.
“Kur’an okuyun. Zira Kur’an, kıyamet günü Kur’an ehline şefaatçi olarak gelecektir”.
Müslim Buharî Tirmizî

Aişe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Herkim bizim şu işimizde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduddur’ buyurdu.”
Buhari: 2492, Müslim: 1718/18, Ebu Davud: 4606, İbni Mace: 14

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Size iki şey bıraktım. Bunlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmezsiniz: ’ın kitabı ve benim sünnetim’ buyurdu.”
Malik: 2/899, Hâkim: 319, Beyhaki: 10/114


NOT:Rumeysa kardeşimizin sitemiz hakkındaki izahatı bütün üyelerimizin düşünceleridir.Kardeşim biz ne vahhabiyiz ne de şucu bucu biz sadece 'a kul ,peygamberimiz Hz. Muhammed'e(sav) ümmet olmaya çalışanlarız biz ne bu cemaate ne de bu tarikata yönlendirmiyoruz bizler sadece ayet ve hadislere yönelip yöneltmek istiyoruz bizim amacımız hiziplere bölmek değil ümmeti birleştirmektir. Resulullah  sav efendimiz iki şey bıraktığını bizlere buyuruyor.

« Son Düzenleme: Şubat 19, 2012, 04:21:15 ÖS Gönderen: Faruk » Logged
mahzungarip
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #5 : Şubat 19, 2012, 05:57:51 ÖS »

Yorumlarınızla cehaletinizi ortaya koyuyorsunuz. Okumadığınız ve tanımadığınız bir Alim hakkında konuşamaz yorum yapmayada tenezzül edemezsiniz. Risale-i Nur okumuş olsaydınız bana rüyamda yazdırıldı diye bir cümlenin olmadığını görürüdünüz. Onun bunun yorumunu kopyala yapıştırla hiç bir kitap yada alimler hakkında bilgi sahibi olamazsınız. Şucu bucu değilseniz eğer şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır kaidesi sırrınca sizler yanlış yaparsınız her daim. Zira ayet ve hadislerle hüküm çıkaramaz savunmanızı yapamazsınız. Evvela Kur'anın siyak, sibak- nasih, mensuh gibi kavramların ne olduğunu bilmeden kafanızı göre yorumlayamazsınız. Dil uzatıp iftira ettiğiniz Ailimler ve onların eserleri tefsirleri olmasa sizler taharet almanın bile nasıl olacağını bilemezdiniz. Bende bu siteyi ve üyelerini adam sanmıştım. Sizler önce itikadinizi düzeltiniz. İçinizden hiç birinizde benimle bu gibi mevzuları konuşmaya ehliyet sahibi değldir. Ben 15 yılımı medreseye vermiş biri olarak ayrıca ilahiyatçı hafız imam hatip olarak karşınızdayım. Sizin hocalarınız gelsin benimle munazaraya. vesselam.... İslama zarar verdiğinizinde farkında ve hissinde olmanız ve kendinizi düzeltmeniz dileğiyle bir dahi görüşmemek üzere hoşça kalın derim. inandığınız yaşayın ki yaşadığınız inancınız olmasın.
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #6 : Şubat 19, 2012, 08:52:03 ÖS »

kardeşim bize cahil diyorsunuz tamam ama sizde medrese görmüşsünüz ama şirk koşmadan iman edememişsiniz

ben cahilim tamam ama şirksiz iman ediyorum elhamdülillah

buyrun deliller nerelerde olduğuna dair

Alıntı

Said Nursi, kitaplarının birçok yerinde, . "Risale-i Nur" diye isimlendirdiği kitaplarının, kendisinin eserleri olmadığını söyler. Risalelerin kendisine iradesi dışında yazdırıldıklarını uzun uzun anlatır. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi. s 30,93,192;Şualar/234; Asâyı Musa s.7;… Bu konu hemen tüm eserlerinde sıkça vurgulanır)

Aslının vahiy olduğunu söylediği, "Celcelûtiye" adlı kitapta; "Risale-i Nur'ların, "Nur talebeleri" diye adlandırdığı öğrencilerinin ve "Bediüzzaman" lakabıyla kendisinin zikredildiklerini anlatır.(Sikke-i Tasdik-i Gaybi. s.103,108,109; Şualar. S.587,590,591,592;..) Kitaplarına, Kur'an'ın kuvvetli işaretle iltifat ettiğini, İmam Ali (r.a.) v.b. tarafından ehemmiyet verildiğini, kitaplarının hatta içindeki birçok konunun bile isminin iradesi dışında bildirildiğini şu ifadelerle izah eder:


"Çok defa kalbime geliyordu; Neden İmam Ali (r.a.), "Risaletü'n-Nur'a" ve bilhassa "Âyetü'l-Kübrâ Risalesi"ne ehemmiyet vermiş, diye sırrını beklerdim. Lillahilhamd, o sır ihtar edildi... "Âyetü'l-Kübrâ Risalesi"ni İmam Ali (r.a.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi. s.30; Risale-i Nûr’un Kudsi Kaynakları.s.787)

"Ben Celcelûtiye'yi okuduğum vakit, sair münacaatlara muhalif olarak kendim bizzat hissiyatımla münacaat ediyorum diye hissederdim. Ve başkasının lisanıyle taktirkarane olmuyordu. Benim için gayet fıtrî ve dertlerime alakadar ve tefekkürât-ı ruhiyeme hoş bir zemin oluyordu. Birkaç sene sonra kerametini ve "Risale-i Nur" ile münasebetini gördüm ve anladım ki; o halet bu münasebetten ileri gelmiş.

Hz. İmam Ali (r.a.), Tugadusiracunnuri fırkasiyle "Risale-i Nur"u tarihiyle ve ismiyle ve mahiyetiyle ve esaslariyle ve vazifesiyle gösterdikten sonra, Süryanice isimleri tâdâd (birer birer söyleyip sıralayarak (Yeni Lügat. “Tâdât” mad) ederek münacaat eder." (Şualar. s.592; Asâyı Musa s.7; Sikkei Tasdiki Gaybi. Sekizinci şua.; Risale-i Nûr’un Kudsi Kaynakları s.790,792).
Yine Hz. Ali (r.a.) ahir zamanda "Risale-i Nur"u dua ile ALLAH'tan niyaz ediyor, "Risale-i Nur'u medhü sena ediyormuş.(Sikke-i Tasdik-i Gaybi. sekizinci şua)

Oysa İslâm inancında "ALLAH'tan bilgi almanın yolu vahiydir. Gayb, hakkında bilgi sahibi olmanın yolu da budur." (İslâm İnancında Gayb Problemi. s.103)


Alıntı
NUR RİSALELERİNİN İLÂHÎ BİR İLHAMA DAYANDIĞI İDDİASI (S.11-12)


Nur risalelerinin baştanbaşa ilâhî bir ilhama dayandığı intibaı kısmen Said Nursî, bilhassa naşiri olan talebelerince halka telkin edilmek istenmiştir. Meselâ (îşaratu'1-icaz) kitabında (Arap harfleriyle teksir s. 281) nur talebelerinden Mehmed Kayalar :


«Risale-i Nur, Kuran'm bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. Hakikatleri semavîdir, Kur'ânîdir. O halde Kur'an okundukça o da okunacaktır.» der. Halbuki İşaratu'1-icaz kitabı Kur'ân-ı Kerîm'in tamamına şamil bir tefsir olmadığı gibi bu kitabın içindekilere Kur'ân-ı Kerîm derecesinde bir kudsiyet izafe olunması doğru değildir. Bu asırda en yüksek tefsir, denen bu kitap, Bakara sûresinin 31 âyetinin, tefsir ilmi usulüne uymayan indî bir görüşle yapılan bir açıklamasıdır. Diğer risalelerde de âyet-i kerîmelerden rastgele bazıları her hangi bir va'z risalesi halinde ele alınmıştır. Bu durumda nur risaleleri iddia edildiği gibi Kur'ân-ı Kerimin tefsiri değildir.

Meyve Risalesindeki Felâk sûresinin tefsiri, hurûfîlik usuliyle bir tevilden ibarettir. Bu da ötedenberi bilindiği gibi Fıkıh usulündeki tefsir kaide ve şartlarına ve bunca müfessirin (icma) mahiyetindeki görüş ve izahlarina uymaz. Meselâ, bu risalede (Felâk) sûresinin büyücülüğe temas eden 5 inci âyetinde: «Bu ayetin 1328 senesine tevafuk ettiği..» denilerek radyo ile yapılan siyasî telkine hamledilmesi aynı uygunsuz tevillerin bir örneğidir.

Zülfikar risalesinin hatimesinde, (Arap harfleriyle teksir, S. 4) «Risale-i Nur'un mescid ve mabedlerde, minber ve kürsilerde okunacağı» yazılmak suretiyle hiç bir dinî esere 14 asırdır verilmemiş olan imtiyaz bu esere kazandırılmak istenir. Bu şekilde hareket yani nur risalelerinin mescid ve mabedlerde cemaata okunmasının gerekliliği hakkındaki tavsiyeler, islâm dininin ibadet uygulamalarına ve formüllerine uymaz. Çünkü bu gibi yerlerde, okunacak ve manası anlatılacak kitap yalnız Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîs-i şerifler olup, bunların nasıl okunacağı ve manasının açıklanacağı da sarih usûllere bağlanmış bulunmaktadır. Cenâb-ı Hakk'm emrinde Hz. Peygamber'in fiilinde olmayan bir işi ibâdet haline getirmek din yolunda gitmek isteyene yakışır mı?



Alıntı
NUR RİSALELERİNİN ARŞ-I A'ZAM'DAN İNDİĞİ İDDİASINDAKİ CÜR'ET VE KİTAB'A, SÜNNET'E DAYANMAYAN AKIL DIŞI TEVİLLERİ : (S.14-15)


Risale-i Nûr'un yüceliği hakkında propaganda o dereceye vardırılmış ki, (Zülfikar) risalesinde: «Bu hüccetler ve talimatın, bu kelimat ve teşbihatın Arş-ı A'zam'dan indiği muhakkak...» gibi ;son derece sınırsız iddialarla semavî kitaplar arasına sokulmak istenmiştir. Bu kitapta, kelimat ve tebligatın Arş-ı A'zam'dan indiği hakkındaki izah, ifadenin ilhama dayandığını açığa vurmak gayesini gütmektedir. Vahyin Kur'ân-ı Kerîme mahsus bulunduğu ve Hz. Peygamber'den başkasına ait ilhamın delil olmayacağı için böylece bir tutum din ilmince doğru görülemez. Bu gibi uygunsuz ifadeler ötedenberi Batınîlerce benimsenmişti.

Böyle aşırı tevillerin bulunduğu (Sikke-i tasdik-i gaybî) eserinin baş tarafında, birinci sayfadan evvel, bizzat kendisi tarafından «Eski medreslerde 5-10 seneye mukabil, inşallah Nur medreseleri 5-10 haftada aynı neticeyi temin edecek ve 20 senedir ediyor.» denilmektedir. Böyle bir şeye imkân var mıdır? Bu zihniyet, Peygamberimiz'in «Beşikten mezara kadar ilim öğrenin» sözüne uymadığı gibi, İslâmî tahsile de bir suikast olmaz mı? Yine aynı eserde «Bu kitabın neşrine çalışılması, dehşetli günahlara kefaret ve gelecek müthiş belâlara ve anarşistliğe bir set olacağı...» yazılmakta, 41. sayfada:


verdiğiniz kaide hadis diye uydurulmuş tasavvuf dayanağıdır

buyrun Nurettin Yıldız size cevap veriyor

<a href="http://www.youtube.com/v/_N1gCYaygyc" target="_blank">http://www.youtube.com/v/_N1gCYaygyc</a>
« Son Düzenleme: Şubat 19, 2012, 09:41:00 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #7 : Şubat 19, 2012, 10:37:21 ÖS »

                    Selamün Aleykum
      Aziz kardeşim Rumeysa bu tip düşünceye sahib olanlara  cc ve  Resulünün (sav) emirlerini hatırlatınca saldırıya geçtiklerini biliyoruz.Arkadaş çok ilim sahibi olduğunu idda ediyor .Bu dinin sahibinin kim olduğunu henüz öğrenememiştir veya daha oraya gelmemiştir.Şu sözü bütün alimler sık sık gündeme getirirler.(MODELİN MODELİ OLMAZ)

yani anlıyacağın Resulüllah sav'ın modeli olmaz.Ancak onun gibi TEVHİDİ mücadele verenler kur'andaki kıssaları yaşam tarzı seçmedikleri müddetçe ümmeti parçalayıp,tağutlara yardımcı olduklarını henüz anlayamamışlardır.Hepimize cc hidayet etsin inşallah.
Kardeşim Rümeysa kalemine ve eline sağlık . cc senden razı olsun.
      
Logged
mahzungarip
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #8 : Şubat 19, 2012, 10:40:01 ÖS »

Hala saçma salak cümlelerle güya kendini su üstüne çıkarıyorsun. Bana onun bunun yorumunu kopyala yapıştır yapma. O yorumların hepsi adı üstünde yorum risale-i nurda geçen ibareler değil. Bi Kitabın aslını okumadan anlayamazsın. o bilmediğiniz ve kafanıza göre yorumlayıp cımbızla işinize gelen yerleri aldığınız o Kur'anda bilmiyorsaznı ehline sorun buyuruyor. Kur2an asla ve kat'a ayetlerle yorum çıkararak anlaşılmaz. Tekrar söylüyorum tefisrler ve alimlerin görüşleri olmaz ise böyle mezhepsiz kalıp neye inanacağınızı bilmeden kala kalırsınız. İnternet hiçbir zaman kaynak değildir ve ilmi ehl-i sünnet alimlerinden ve eserlerinden öğrenin imanınız tazelensin. Onun bunun sapık fikirlerini paylaşmayın. Kur'anı sahabe bile anlayamamış siz nasıl anlıyabiliyorsunuz ayetlere bakıpta. Hz Peygamber sahabeye o ayet öyle değil anlatılmak istenen şudur diye tefsir etmiştir. Kur'anı hadisler ve tefsirler olmadan anlayamazsınız. sizler cahilce konuşmakla dine darbe vuruyorsunuz. Oysa Hadislere bi baksanız Hazreti Paygamber'in her yüz yılda müceddidini gönderir buyruğunu görürsünüz ve şunuda bilin ki eğer son asrın mücedidi Said Nursi olmasaydı din unutturulmuş camiler kapanmış insanlar dinsizleştirilmiştiki onun esrleri tekrar diriltti bu milleti .Dua edinde böyle mümtaz şahsiyetler başımızdan eksik olmasın. Açtığınız konulara baktım ve gördüm ki vahhabi ziniyetli birinin fikirleri ki evliyaya keramete inanmayan bir züppe. Kur'anda velilerin olduğundan bahsetmiyor mu? Sizler onun bunun fikriyle 73 fırkayı kurursunuz bu gidişle. Devam edin aferin. bişey demiyorum artık. Bu sitedende gelmemek üzere gidiyorum. suizandan sakının buyurmuyor mu? Hele bi alim hakkında bilmeden eserini okumadan böyle saçma salak sözler sarfedemezsiniz! 'tan en çok korkup çekinenlerin alimler olduğu ve alimin uykusu cahilin ibadetinden evladır hadisini hatırlatarak sözlerime son verirken sizi başkasının yorumlarını fikirlerini değilde kitaplardan herşeyin aslını bulun derim.
« Son Düzenleme: Şubat 19, 2012, 11:09:45 ÖS Gönderen: Faruk » Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #9 : Şubat 19, 2012, 11:43:51 ÖS »

siz hala vahhabi ocu bucu diye müminleri ayırmaya çalışın bakın (cc)Kur-an'da hitab ediyor

39:3 iyi bilin ki, halis din 'ındır; O'ndan başka veliler edinerek: "biz bunlara, sırf bizi 'a yaklaştırsınlar diye tabi oluyoruz (kulluk ediyoruz)" derler. Doğrusu ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.
18:102 İnkarcılar, benim dışımda kullarımı veliler edinerek kurtulacaklarını mı sandılar. O inkarcıların konağı olarak cehennemi belirledik.
Dikkat edilirse ayetler tarifi de içinde barındıran ifadeler kullanıyor. Yalancı ve inkarcıların uzak anlayışlarını örtbas etmek için "biz bunlara, sırf bizi 'a yaklaştırsınlar diye tabi oluyoruz (kulluk ediyoruz)" diyerek "aşkın" veliler edindiklerini anlıyoruz. Yine 'ın dışında 'ın kullarını veli edinerek kurtulacaklarını zannedenlerin inkarcılar olarak tanımlanmaları söz konusu.
Halbuki 'ın yaklaştırıcıya ihtiyacı yoktur.
17:111 De ki: "Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp YARDIMCIYA DA ihtiyaç göstermeyen 'a mahsustur." O'nu gereği gibi büyükle.
4:45 ALLAH düşmanlarınızı daha iyi bilir. veli olarak ALLAH yeter, yardımcı olarak ALLAH yeter. 'a yaklaştırıcı olarak edinilen velilerin katında bir yardımı olmayacaktır.
45:10 Onları cehennem beklemektedir. Ne işledikleri şeyler, ne de 'tan başka edindikleri veliler onu kurtarabilir. Onlar, acı bir azabı hak etmişlerdir. 42:46 Onların, 'tan başka kendilerine yardım edecek velileri de yoktur. 'ın saptırdığı kimsenin çıkar yolu olmaz.
29:41 'tan başka veliler edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
6:51 Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki 'tan sakınalar.
ayrıca 9:74, 18:26, 29:22, 11:113, 18:44, 46:32, 11:20, 42:31, 32:4, 9:114
Birde müminlerin birbirlerini veli edinmeleri ile 'a aracı olarak tasavvur edilen veliler birbirine karıştırılıyor. Müminler ahireti kazanmak için dünyada yardımlaşır birbirlerine destek olurlar. Yoksa 'ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bilen müminin hiçbir yakınlaştırıcıya/ aracıya ihtiyacı yoktur.

ama siz anlayamazsınız değilmi bu ayetleri size şeyhiniz anlatmalı

siz sadece böyle bilgim var şöyle bilgim var siz cahilsiniz demek için eğitim almışsınız daha şirksiz bir imana bile sahip değilsiniz 'a ortak koşmadan iman edemiyorsunuz şeyhleriniz sizi 'a yaklaştırır
bizi bırakın biz saf imanımızla kuran metoduyla iman ederek 'a kavuşalım size güle güle
bir daha beklemeyiz
« Son Düzenleme: Şubat 20, 2012, 01:01:29 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
mahzungarip
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #10 : Şubat 19, 2012, 11:57:35 ÖS »

Mezhepsiz sapık fikirli insanların yorumlarını bulup kopyala yapıştıra hala devam maşallah   Ben üzerine basa basa size öğüt veriyor ve ehl-i sünnetten bahsediyorken sizler bi miktarda olsa nasiplenmemişken onun bunun yorumuna devam ediyorsunuz. O zaman sizde var bişeyler. Ben ehl-i sünnetten ve ayet hadis tafsirden nasıl olacağından söz ediyorum szi hala kafanızın dikinesiniz. o zaman sizinle aynı itikadı aynı mezhebi paylaşmıyoruz sizler sözde dinci reformcularmısınız radikalciler mi vahhabiler mi bilemem artık. Yanlız tuttuğunuz yol yol değil ve yine hatırlatıyorum ki internet kaynak değil kopyala yapıştırı geçin artık. Ayrıca şirkin ne olduğunu bilmeden vede ben cahilim diyorsunda tekfir etmeyi iyi biliyorsun ki buda vahhabi zihniyette olanlarındır bu mantık.
Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #11 : Şubat 20, 2012, 12:35:16 ÖÖ »

http://img114.imageshack.us/img114/6426/yasin2011ps6.jpg
D(H)iyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - RİSALE-İ NUR DEĞERLENDİRMESİ
Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #12 : Şubat 20, 2012, 12:57:20 ÖÖ »

Mezhepsiz sapık fikirli insanların yorumlarını bulup kopyala yapıştıra hala devam maşallah   Ben üzerine basa basa size öğüt veriyor ve ehl-i sünnetten bahsediyorken sizler bi miktarda olsa nasiplenmemişken onun bunun yorumuna devam ediyorsunuz. O zaman sizde var bişeyler. Ben ehl-i sünnetten ve ayet hadis tafsirden nasıl olacağından söz ediyorum szi hala kafanızın dikinesiniz. o zaman sizinle aynı itikadı aynı mezhebi paylaşmıyoruz sizler sözde dinci reformcularmısınız radikalciler mi vahhabiler mi bilemem artık. Yanlız tuttuğunuz yol yol değil ve yine hatırlatıyorum ki internet kaynak değil kopyala yapıştırı geçin artık. Ayrıca şirkin ne olduğunu bilmeden vede ben cahilim diyorsunda tekfir etmeyi iyi biliyorsun ki buda vahhabi zihniyette olanlarındır bu mantık.

 
hayret birşey yukarıdaki yazdıklarım hep ayet sapık fikirli insanların yazdıkları değil bir okusaydınız anlardınız
mezhepsiz sapık diyorsunuz peygamber efendimizin da mezhebi yoktu onada hakaret etmiş olmuyormusunuz

ama bizler hanefi mezhebine göre amel ediyoruz

size daha başka cevap yazılmayacaktır medrese eğitimi görmüş bir kişi böyle olmaması lazım

ve peygambere küfredilirken susup oturan ama mürşid olarak kabul ettikleri bir kişi için söz edildiğinde cengaver kesilen bir kişi olmamalı
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
mahzungarip
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #13 : Şubat 22, 2012, 08:05:59 ÖS »

Kardeşim sizler ehl-i sünnet olduğunuzu sanıyorsunuz. Ama ben size orda bişeyler anlatmaya çalıştım. Sizler Teknik olarak olmasada mürci'e, itikadi konuda ise kuraniyyun mezhebine dahilsiniz fakat hanefi olduğunuzu sanıyorsunuz. Size söyleyecek bişey bulamıyorum zira eksiklik sizin islamı tanımamanızda ve onun bunun internet ortamında yayınladığı sapık fikirleri kopyala yapıştırla kendinizi islama hizmet ehli sanıp yazık ediyorsunuz. İbni teymiyye hanbeli alimiyken onu vahhabiler kendi imamı kabul eder aynı şekilde seyyid kutup'ta şaffi mezhebinden olduğu halde onuda önder kabul ederler. Sizlerde veriğim örnekteki gibi Son asrın müceddidini tanımamakla ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız vede eserlerini okumadığınız halde suizanda bulunuyorsunuz ki buda yanlış olduğu için sizi uyarmakla kimsein sapık fikirler çarpık ideolojilerine kanmadan kendinizin okuyup araştırmanızı tavsiye ettim ki hataya düşmeyesiniz diye. Ama ne yazakki davul sesini çok duyduk sivri sinek saz ola demekten başka bir cümlem olamaz artık. vesselam.
Logged
lamia betül
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #14 : Şubat 22, 2012, 09:17:01 ÖS »

Mezhepsiz sapık çok ağır bi ibare ;ama Peygamber Efendimiz(s.a.s.)ın mezhebe ihtiyacı yoktu zaten , hakkında bu kadar sayfa açtığınız,risalelerini yayımladığınız birine hakaret etmeniz doğru mu?Üstelik bu yazılanlara Risale i NUR DA rastlamadım. Çok çelişkili tabirler yazmışsınız,nolursa olsun bir Müslümanı küfürle itham etmeyin
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: