Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Çalışma grubumuza sizde buradan katılabilirsiniz  (Okunma Sayısı 146 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« : Ekim 13, 2011, 01:15:02 ÖÖ »

buralarda yeni grup arkadaşlarıyla çalışmalarımıza sizlerde buradan katılabilirsiniz

İnşaallah verimli bir çalışma olur çalışmalarımız sadece çalışmak için değildir

amacımız sahabe gibi öğrendiğimiz her harfi, her konuyu hayatımıza geçirmektir

buyrun hep beraber çalışmalarımıza başlayalım

geçenlerde arkadaşlarla bir sohbetimizde bir konu hakkında  araştırma gereği gördük ve

bu çalışmamızın ilk konusu olarak onayladık ilk konu olarak

namazları cem etme yani birleştirme konusunu araştırmak istedik buyrun hep beraber araştırıp öğrenelim
« Son Düzenleme: Ekim 14, 2011, 12:16:35 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 13, 2011, 01:18:07 ÖÖ »

Îbn Kayyım El-Cevziyye Zadülmead' de şöyle açıklamıştır




İki Namazı Birleştirmesi:

Hz. Peygamber'in (s.a.) âdetindendir ki, gün devrilmeden önce yola çık­tığında öğle namazını ikindi vaktine kadar geciktirdikten sonra inip her iki namazı bir arada kıldınrdı. Yola çıkmadan evvel gün devrildiği takdir­de öğle namazını kıldırır, sonra hayvanına binerdi. Yolculukta acele sürüp gittiğinde akşam namazını geciktirip yatsı vaktinde akşam ile yatsıyı birleş­tirir, bir arada kıldınrdı.

Rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.) Tebûk seferi sırasında yola çık­madan önce gün devrilirse, öğle ile ikindiyi birlikte kıldınrdı. Şayet gün devrilmeden önce yola çıkarsa öğle namazını geciktirir, ikindi vakti iner, her iki namazı birlikte kıldınrdı- Akşam ve yatsı namazlarını da böyle ya­pardı. Ancak bu hadisin sıhhatinde görüş ayrılıkları ortaya çıkmış; kimileri sahih, kimileri hasen sayarken kimileri de kusurlu olduğunu belirterek -Hâkim gibi- uydurma saymışlardır.

Hadisin senedi sahih şartlarını taşımaktadır. Fakat tuhaf bir illet orta­ya atılmıştır. Hâkim diyor ki: Ebu Bekr b. Muhammed b. Ahmed b. Bâlû-yeh, Musa b. Harun - Kuteybe b. Saîd - Leys b. Sa'd - Yezîd b. Ebî Ha-bîb - Ebu't-Tufeyl - Muâz b. Cebel senediyle bize nakleder ki; Hz. Pey­gamber (s.a.) Tebûk seferi sırasında gün devrilmeden önce yola çıktığında öğle namazını ikindiye birleştirecek kadar geciktirir ve her iki namazı bir arada kıldırırdı. Gün devrildikten sonra yola çıktığında ise öğle ile ikindiyi beraber kıldırır, sonra yola çıkardı. Akşamdan önce yola çıktığında akşam namazını geciktirir, yatsı namazı ile beraber kıldınrdı. Akşamdan sonra yola çıktığında ise yatsıyı vakti girmeden akşam namazı ile birlikte kildırır-dı.[1186]

Hâkim der ki: Bu hadisin râvileri sika imamlardır. Ama sened ve met­ni şazdır. Hem sonra bunun bir illetini de bilmiyoruz ki, ona dayanarak yerin darlığından yahut yer çamur ve su olduğundan dolayı yere inemez de îma yo­luyla hayvan üzerinde namaz kılarsa, kıldığı namaz sahih olur.

o sayede illetli sayalım. Hadis, Leys - Ebu'z-Zübeyr - Ebu't-Tufeyl sene­diyle rivayet edilmiş olsa bu senedle hadisi illetli sayardık; Yezîd b. Ebî Habîb - Ebu't-Tufeyl senediyle rivayet edilmiş olsa bu sefer de bu senedle illetli sayardık. Artık her iki illeti de bulamadığımıza göre hadis illetli ol­maktan çıkmıştır. Sonra baktık, Yezîd b. Ebî Habîb'in Ebu't-TufeyPden bir rivayetine rastlamadık. Bu metnin bu şekil anlatımla ne Ebu't-Tufeyl'in öğrencilerinden birinden, ne de onun dışında Muâz b. Cebel'den rivayette bulunan herhangi bir kimseden nakledildiğine rastladık. Bunun üzerine: "Hadis şazdır" dedik. Ebu'l-Abbas es-Sekafî'nin şöyle dediğini söylediler: Kuteybe b. Saîd, bize: "Bu hadis üzerinde Ahmed b. Hanbel, Ali b. el-Medînî, Yahya b. Maîn, Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebu Hayseme'nin alâ­meti var." derdi. Kuteybe, bu muhaddisler meyanmda bu hadisi ondan yazan yedi hadis imamım saymıştır. Hadis İmamları, bu hadisi Kuteybe'-den yalnızca sened ve metninde taaccüb ettikleri için dinleyip almışlardır. Hem sonra onlardan hiç birinden bu hadisin bir illetini zikrettiği kulağımı­za gelmemiştir.

Sonra (Hâkim): "Baktık ki, ne görelim; hadis uydurma değil mi?! Kuteybe ise sika, güvenilir bir râvi!" diyor, hadisin Buharî'ye kadar olan senedini veriyor ve ekliyor: Kuteybe b. Saîd'e: "Yezîd b. Ebî HabuVin Ebu't-Tufeyl'den aktardığı hadisi, Leys b. Sa'd'dan, kiminle birlikte yaz­dın?" diye sordum; "Ebu'l-Heysem Hâlid b. Kasım el-Medâinî ile birlikte yazdım." cevabını verdi. Buharî: "Ebu'l-Heysem Hâlid b. Kasım el-Medâinî, büyük üstadların hadislerine hadisler katardı" demiştir.

Ben derim ki: "Hâkim'in bu hadisin uydurma olduğu kararını verme­si kabul edilemez. Çünkü Ebu Davud, hadisi Yezîd b. Hâlid b. Abdullah b. Mevheb er-Ramlî-Mufaddal b. Fudâle-Leys b. Sa'd-Hişâm b. Sa'd-Ebu'z-Zübeyr-Ebu't-Tufeyl-Muâz senediyle nakletmiştir.[1187] Bu seneddeki Mufad-dal, Kuteybe'ye mütâbaat etmiştir. Her ne kadar Kuteybe, Mufaddal'dan daha büyük ve daha hafız ise de, Kuteybe'nin teferrüdü ( = tek kalışı) onun sayesinde ortadan kalkmaktadır. Hem sonra Kuteybe, işittiğini açıkça be­lirtmek için "Haddesenâ= Bize söyledi" sözünü kullanmış, an'ane yoluyla rivayet etmemiştir. , onu emanet, hafıza, güvenilirlik ve adalet ba­kımlarından üstün bir mevkiye oturttuğu halde, artık onun semâmda ( = hadisi duymuş olmasında) nasıl kusur aranabilir?

İshak b. Râhüyeh, Şebâbe - Leys - Akîl - İbn Şihâb (Zührî) - Enes yo­luyla rivayet eder ki; " Rasûlü (s.a.) yolculukta bulunduğu zaman, güneş tam tepe noktadan kayınca öğle ve ikindi namazlarını kılar, sonra yola çıkardı. "W* Gördüğün gibi bu (sahih) bir isnâddır. Senedde adı ge­çen Şebâbe, rivayet ettiği hadisin delil olarak kullanılmasında (Buharî ve Müslim tarafından) ittifak edilen sika râvî Şebâbe b. Sevvâr'dır (v. 206/821). Müslim, Sahihinde, onun Leys b. Sa'd'dan bu isnadla Şeyhayn (Buharî ve Müslim)'ın şartlarına uygun bir hadisini rivayet etmektedir. Bu hadis hiç olmazsa, Muâz hadisini takviye edicidir. Hadisin aslı Sahıhayn 'da mev­cuttur. Ancak orada takdim birleştirmesi (bir namazı vaktinden önceye alıp vaktin namazı ile birlikte kılma) yoktur.

Sonra Ebu Davud diyor ki: Hişâm, Urve - Hüseyn b. Abdullah - Kü-rayb - İbn Abbas - Hz. Peygamber (s.a.) senediyle Mufaddal hadisinin yani takdîm birleştirmesi konusundaki Muâz hadisinin benzerini aktarmış­tır. Metni şöyledir: Hüseyn b. Abdullah b. Ubeydullah b. Abbas, Kürayb'-dan İbn Abbas'in şöyle dediğini aktarır: "Size Hz. Peygamber'in (s.a.) yolculukta kıldığı namazı anlatayım mı! O, daha konaklama yerinde iken gün devriimişse öğle ile ikindiyi zeval vaktinde bir arada kıldınrdı. Gün devrilmeden yola çıkmışsa öğleyi geciktirir, ikindi vaktinde öğle ile ikindiyi beraber kıldınrdı." Râvi: "Sanırım İbn Abbas, akşam ve yatsı hakkında da böyle söyledi.'[1188] diyor. Şafiî bu hadisi İbn Ebî Yahya - Hüseyn ve İbn Aclân - Hüseyn senedleriyle rivayet etmiştir.

Beyhakî diyor ki: Büyük muhaddisler hadisi bu şekilde rivayet etmiş­lerdir. Senedler şöyledir: 1) Hişâm b. Urve vs. - Hüseyn b. Abdullah. 2) Hadisi Abdürrezzâk, İbn Cüreyc - Hüseyn - İkrime ve Kürayb - İbn Abbas senediyle rivayet etmiştir. 3) Eyyûb, Ebu Kılâbe - İbn Abbas senediyle ri­vayet etmiştir. Bu hadisi yanlız merfû olarak biliyorum.

îsmail b. îshâk'm, İsmail b. Ebî îdris - kardeşi (İbn Ebî İdris) - Süley­man b. Mâlik - Hişâm b. Urve - Kürayb - İbn Abbas senediyle rivayetine göre; Rasûlü (s.a.) yolda yürüyüş kızıştığı zaman gün devrilmeden yola çıkmışsa, hayvanına biner yola koyulurdu. Sonra iner öğle ile ikindiyi beraber kıldınrdı. Gün devrilinceye kadar yola çıkmamışsa öğle ile ikindiyi birlikte kıldırır, sonra hayvanına binerdi. Hayvanına binmek istediğinde akşam namazının vakti girmişse akşamla yatsı namazlarını birlikte kaldırır­dı.

Ebu'l-Abbas îbn Süreye der ki: Yahya b. Abdülhamid'in Ebu Halid el-Ahmer - Haccâc - Hakem - Mıksem - îbn Abbas senediyle rivayet ettiği­ne göre;

" Rasûlü (s.a.) gün devrilinceye kadar yola çıkmamışsa öğle ile ikindiyi birlikte kıldınrdı. Daha gün devrilmemişse öğleni geciktirir, ikindi vaktinde ikindi namazı ile birlikte kıldınrdı."

Şeyhülislâm İbn Teymiye diyor ki: Hacda vakfe yararını gözeterek, dua vakti devamlı olsun ve ikindi namazı sebebiyle konaklayarak - bunu meşakkatsiz yapmaya imkânı varken - duayı kesmemek için öğle ile ikindi­yi Arafat'ta bir arada kıldırması da takdim birleştirmesine delil olarak ileri sürülebilir. O halde aynen burada olduğu gibi meşakkat bulunur, ihtiyaç duyulursa iki namazı bir arada kılmak haydi hay diye caiz olur.

Şafiî der ki: Arefe günü ikindi namazıyla duaya ara vermemek için ikindi namazını takdim (öğlenin vaktinde kılmak), Hz. Peygamber (s.a.) için daha uygundu. Yolculuğa ara vererek akşam namazını kılmak nede­niyle konaklamamak için de (akşamı yatsı ile birlikte yatsı vaktinde) Müz-delife'de kılması daha münasib idi. Çünkü böyle yapmadığı zaman insan­lara zorluk vermiş olurdu. En iyi bilen 'tır.

Yolculukta, pekçok insanın yaptığı gibi ne hayvan üzerinde binili bir vaziyette, ne de konakladığı halde iki namazı bir arada kılmak âdetiydi.

Hz. Peygamber (s.a.) Tebûk seferi olayında anlattığımız üzere yalnız­ca yolculuk kızıştığında ve namazın peşinden yola çıkacağı zaman iki na­mazı bir arada kıldınrdı. Yolcu olmayıp bir yerde konaklamışken - Şafiî (r.h.) ve üstadımızın dedikleri gibi vakfenin sürekliliğini sağlamak için Ara­fat'ta kılması dışında - iki namazı bir arada kıldığı nakledilmemiştir.[1189]

Bu yüzden Ebu Hanîfe, iki namazı bir arada kılmayı Arafat'a mahsus gör­müş ve haccın tamamından saymıştır. Ona göre yolculuğun bu konuda etkisi yoktur.

Ahmed, Mâlik ve Şafiî ise iki namazı bir arada kılmanın sebebini yol­culuk saymışlar ve sonra kendi aralarında görüş ayrılığına düşmüşlerdir: Şafiî ve kendisinden gelen rivayetlerin birine göre Ahmed, uzun yolculuğa vermişler ve Mekkeliler için iki namazı bir arada kılmayı caiz görmemişler­dir. Mâlik ve kendisinden gelen diğer rivayete göre Ahmed, Mekkeliler için de Arafat'ta namazları bir arada kılmayı ve kısaltmayı caiz görmüşler­dir. Üstadımız ve îbâdât adlı eserinde Ebu'l-Hattâb da bu görüşü tercih etmişlerdir. Sonra Üstadımız bunu genişletip ister kısa, ister uzun yolcu­lukta olsun namazları kısaltma ve iki namazı bir arada kılma konusunda bir asıl (dayanak) yapmıştır. Nitekim seleften pekçoğu da bu görüştedir. Mâlik ve Ebu'l-Hattâb ise bunu yalnızca Mekkelilere mahsus saymışlardır.

Hz. Peygamber (s.a.) ümmetine (yolculukta) namazı kısaltabilecekleri ve orucu bozabilecekleri bir mesafe tayin etmemiştir. Aksine bu konuyu onlara kayıtsız-şartsız olarak yolculuk ve yeryüzünde yürüme şeklinde ser­best bırakmıştır. Nitekim onlara teyemmüm etmeyi de her yolculukta ser­best bırakmıştır. Bir, iki yahut üç günle sınırladığı rivayetlerine gelince, bilinmektedir ki, bu konuda ondan asla sahih bir rivayet yoktur. En iyi bilen 'tır[1190]
« Son Düzenleme: Ekim 13, 2011, 01:19:11 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2011, 01:38:18 ÖÖ »

Muhammed Vehbe Zuhayli'nin bu konudaki açıklaması

Namazların birleştirilmesi:

En iyisi fakihlerin ihtilafından kurtulmak için ve Peygamberimizin bu birleştirme işine devam etmemesine binaen iki namazı cem etmemektir zira cem etmek daha iyi olsaydı, peygamberimiz seferde kısalttığı gibi bunu da devamlı yapardı. Kılınmasına kail olanlar sefer hali, yağmur vb kar, soğuk hava gibi durumlar, Arafat ve Müzdelife’de bulunma halinde müttefiktir. Malikilere göre hastalarda ilk farzı vaktin son cüzünde, ikinci farzı vaktin ihtiyarı olan ilk cüzünde kılabilirler. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi-Vehbe Zühayli)
"Namaz mü'minlere vakitli olarak farz kılındı" âyet-i celîlesi gereğince, her namazın vaktinde kılınması farz-ı ayındır. Bu sebeble iki vakit namazını bir vakit içinde kılmak (ki fıkıhta buna Cem'-i Salâteyn denir) Hanefî mezhebine göre câiz olmaz. Zira, iki vakti bir arada kılmak, ya birini vakti girmeden kılmak (takdim) veya vakti çıktıktan sonra kılmak (te'hir) yoluyla olur. İkisi de sahih değildir. Vakti girmeden namaz kılınmaz. Namazı vaktinden sonraya bırakmak da câiz değildir. Edâ yerine geçmez.
Bu kaidenin yalnızca hacılara has olmak üzere iki istisnası vardır.
Biri, Arafat'da takdim cem'i,
Diğeri, Müzdelife'de te'hir cem'i.
Çünkü Peygamber Efendimiz buralarda namazlarını iki vakti birleştirerek kılmışlardır.
Arefe günü Arafat'da ikindi olmadan öğlenin farzından sonra ikindi namazı kılınır. Büyük bir cemaatla imamın arkasında kılınan bu namaz için, tek ezan ve biri öğle, diğeri ikindi için olmak üzere iki kamet okunur. İki namaz arası böylece ayrılmış olur. Arada nâfile ve sünnet namazları da kılınmaz.
Bu namazı büyük cemaatle, imam arkasında kılmak zarureti İmam-ı A'zam'a göredir.
İmameyn, hacının tek başına da cem' yapabileceği görüşündedir.
Müzdelife'de ise, o günün akşam namazı yatsı namazı ile birlikte yatsı vaktinde, tek ezan ve tek kametle kılınır. Burada her iki namazın vakti de girmiş olduğundan ikinci namaza başlandığını bildirmek için ikinci kamete ihtiyaç görülmemiştir.
İmam-ı Şâfiî'ye göre, yolculukta öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını hem takdim, hem de te'hir suretiyle birlikte kılmak câizdir. (İslam İlmihali-Mehmed Dikmen)
Yolculuk hali dışında belli mazeretler sebebiyle namazların ikişer ikişer birleştirilerek kılınmasının cevazı da çoğunluk tarafından benimsenmiştir. İnsanların öyle işleri vardır ki, belli bir zaman süresince onu bırakmaları mümkün değildir. Bırakıldığında mala, cana, maddi ve manevi bakımdan önemli olan menfaate zarar söz konusudur. İşte böyle durumlarda namazların, birincisinin veya ikincisinin vaktinde, birleştirilerek kılınması caiz görülmüştür. (Helaller ve Haramlar-Hayrettin Karaman)
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #3 : Ekim 14, 2011, 07:39:08 ÖS »

[B]İKİ NAMAZI BİRLEŞTİRMEK (CEM ETMEK)
1.Namaz ile ilgili ayetler
2.Cemin   manası ?
3.Namazları cem yapmanın şartları .
4.Dört mezhep imamının görüşleri.
5.Kaynaklar
1.NAMAZ İLE İLGİLİ AYETLER:
2/238 - Namazlara ve orta namaza devam edin ve için boyun eğerek kalkıp namaza durun
4/103 - O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep 'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır
14/40 - "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et
31/17 - "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sab
17/78 - Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.ret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."
30/17 - O halde akşama girdiğiniz zaman da, sabaha girdiğiniz zaman da tesbih 'ındır. (daima O, tesbih edilir).
30/18 - Göklerde ve yerde, ikindileyin de, öğleye erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur.

2.CEMİN MANASI İKİ NAMAZI BİR VAKİTTE KILMAK (CEM‘)
İki namazı cem etmek (birleştirmek) Cem‘ kelimesi, sözlük anlamı itibariyle “iki veya daha fazla şeyi bir araya getirmek, toplamak” anlamlarına gelir. Cem‘in fıkıhtaki terim anlamı ise, “birbirini takip eden iki namazın (öğle ile ikindinin veya akşam ile yatsının), bu ikisinden birinin vaktinde, birlikte ve peşipeşine kılınması”dır. Eğer bu birlikte kılma birinci namazın vaktinde ise buna cem‘-i takdîm, ikincisinin vaktinde ise cem‘-i te'hîr denilir.
Namaz için özel vakitler konulmuş ve bu vakitler namazın vücûbu için sebep kılınmıştır. Kur'an'da mücmel olarak belirtilen vakitler, Hz. Peygamber tarafından belirlenmiş ve namaz vakitleri tevâtürle sabit olmuştur; tevâtürle sabit olan bir şeyi de haberi vahidle terketmek kesinlikle câiz değildir. Şu kadar ki, namaz vakitlerini fiilî olarak uygulayan ve belirten Hz. Peygamber olduğu gibi, cem‘in meşruiyetini söz ve fiili ile belirten de odur. Sünnetin bir kısmı alınıp bir kısmı atılamayacağına göre, bunların arasını uzlaştırmak gerekir. Hacılar, Arafat’ta, hutbe okuyan imamın arkasında öğle ile ikindiyi öğle vaktinde takdim ederek kılar.. Müzdelife’de ise akşam ile yatsı, yatsı vaktinde tehir edip kılınır. Müzdelife’deki cem için cemaatle kılmak şart değil, münferit de cem edebilir.
Ebu Davud ve diğer hadis kaynaklarının Cabir b. Abdullah’tan :
Peygamber Arafat’ta cem-i takdim yaptı.Öğle ile ikindi arasında herhangi bir namaz kılmadı. 6
Peygamberimiz sav Müzdelife’de Cem-i tehîr yaptı.İki farz namaz arasında namaz kılmadı. 7
O, Müzdelife’de Cem -i tehîr yaptı. Akşamı üç , yatsıyı iki rekat olarak kıldı – kıldırdı. 8
Hz. Peygamber Müzdelife’de akşamla yatsı arasını Cem -i tehirle cem’ etti. Her iki namaz için ikamet getirildi. İki namaz arasında ve akşamla yatsının farzlarının hemen akabinde bir namaz da kılmadı – kıldırmadı.
Buhari’nin akşam namazının vakti bölümünde naklettiği bir hadiste İbn-i Abbas şöyle diyor. “Hz. Resuluılah (sallalahu aleyhi ve alih)  yedi rek’atı (akşam ile yatsıyı) ve sekiz rek’atı (öğle ile ikindiyi) birlikte kıldılar.”
3.NAMAZLARI CEM ETMENİN ŞARTLARI
Cumhur ulemanın ve Ebu Hanife (rh) hariç diğer üç büyük imama göre, namazların sefer, yağmur, kar, fırtına, hastalık, özür ya da başka bir hacet durumunda, adet edinmemek ve özürsüz olmamak kaydı şartı ile cevaz verilmiştir.
Hanefi mezhebinin en büyük delilleri bu noktada öncelikle şu ayetlerdir;
‘Namazlara, bilhassa orta namaza dikkat edin’ (Bakara 238) Ayeti kerimede namazların kendi vaktinde kılınmasına önem verilmesine işaret edilmektedir.
Nisa Suresinde ise şöyle buyrulmaktadır;
‘Muhakkak namaz, müminler üzerine muayyen vakitlerde yazılmıştır’ (Nisa Suresi 103)
Bu ayette, namazların muayyen vakitlerinin olduğu, her bir namazın kendine has vakit dilimi içinde eda suretinde kılınması tembih edilmektedir. Maun suresinde ise; ‘Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler’ buyrulmaktadır. Seleften bazıları bu ayet hakkında yani onlar namazlarını vaktinde kılmayarak, geciktirirlerdi demişlerdir.
Meryem Suresinde ise; ‘Sonra onların ardından bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler’ buyrulmaktadır. (Meryem Suresi 59)
.
Bu ayetlerin hepsinde icma ile namazı keyfi olarak geciktiren, geri bırakan ve gerekli önemi vermeyen kişiler kastedilmektedir. Mademki ayetlerin hepsi namazı vaktinden geciktiren, gereken önem ve ehemmiyeti vermeyen kişilerden bahsetmektedir, öyleyse Hanefi mezhebinin namazların cem’i konusunda cem’i suriyi tercih etmeleri ve her hangi bir şer’i özrü de kabul etmemeleri hem Rasulullah (sav)’i hem de sahabeleri bu mekruh amel ile itham etmektir. Bir vaktin, diğer vakit girmeden az evvel ki anı ve kılındıktan hemen sonraki diğer vakit, namazların vaktinden geciktirildiğine en büyük delildir.
Dolayısı ile bu ayetler şer’i bir özür sebebi ile sahih hadislerden yola çıkarak, namazları cem eden kişileri kapsamamaktadır. Yukarıdaki Nisa suresinde zikredilen ayette, namazların vakitli olarak farz kılınması, hadislerde, asâblarda, tabiinin uygulamasında olan namazların özür halinde cem edilemeyeceğine delil değil, belki de özür ve sefer hali olmaksızın gafletten dolayı ya da kasıttan dolayı namazın vaktini geçiren kişinin namazını artık kaza edemeyeceğine delildir.
"Ben Rasulullah'ın öğlen ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı cem ettiğini gördüm.
Tüm bu delillerden sonra sonuç olarak şöyle söylenebilir;
Namazlarda asıl olan şey, her bir namazı kendi vaktinde kılmaktır
Herhangi bir özür halinde namazları cem etmek vacip değil ancak bir ruhsattır.
Diğer yandan ekseri âlimler, hiçbir mazereti olmayan kimsenin namazlarını cem yaparak kılmasını caiz görmemişlerdir. Delillere dayanarak söyleyecek olursak eğer,Resulullah sav efendimizin bize vermiş olduğu ruhsatı sulandırmayıpa  namazları devamlı cem etmemeliyiz.Namaz vakitlerini  beş vakitten üç vakte indirmenin dinde değişiklik anlamı taşımasından dolayı cc katında sorumlu olacağımızı unutmamalıyız.
Nitekim İbn Abbas’ın rivayet ettiği  bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Özürsüz olarak kim iki namazı birleştirerek kılarsa büyük günah kapılarından bir kapıya gelmiştir.”
Cem-i tehirde ise dikkat edilmesi gereken husus, birinci namaz vakti çıkmadan önce cem’e niyet etmiş olmaktır. Yoksa kılmadığı namaz kazaya kalmış olur. Mezhep imamları genel itibariyle namazları cem edebilmek için, özrün bulunmasını ve bu özrün namazları eda edene kadar devam etmesini de şart koşmuşlardır.
” Bazen iki namazı birleştirip bir vakitte kılmak gerekebiliyor. Ameliyattaki doktor, doğum esnasında ebe veya boğulmakta olan bir insanı kurtarmak, hasta olmak gibi bir sebeple namaz kılınamazsa, iki namazı cem etmek yani birleştirip bir vakitte kılmak bazı mezheplerde caizdir. İkindiyi öğle vaktinde, veya yatsıyı akşam vaktinde,  birlikte kılmaya  cem etmek denir. Sabah namazı cem edilmez.Caiz olan durumlardan birkaç örnek verelim:
1- Ebe doğumdaysa, namaz kazaya kalacaksa, iki namazı cem caiz olur.
2- Ameliyattaki doktorun namazı kazaya kalacaksa, iki namazı cem etmesi caiz olur.
3- Abdest ve namaz kılmakta zorluk çeken hasta veya yaşlı, iki namazı cem edebilir.
4- Uçakta abdest alıp namaz kılmak zor olacaksa, iki namazı cem caiz olur.
5- Namaz,Abdest ve teyemmüm için zorluk varsa, iki namazı cem caiz olur.
6- Güvenlik görevlisinin namaz kılma imkânı yoksa iki namazı cem etmesi caiz olur.
7- Felaket olduğunda veya felaketlere yardım zamanlarında  vakitleri anlamak zor olursa, iki namazı cem caiz olur.
8- Şehirlerarası yolculukta, otobüs durmayacaksa, yanında hastası varsa yahut ikinci otobüs için parası yoksa bunun gibi sebeplerle iki namazı mukimken de cem caiz olur.
9- Kalabalık şehirlerde  trafik problemi olan bir yerde, şehir içinde özel arabasıyla giderken trafik sıkışıp namaz kazaya kalacaksa, mukimken de cem caiz olur.
10- Namaza mani olacak; düşman, anarşist veya eşkıyanın bir zarar verme ihtimali varsa, iki namazı cem edebilir.
11- Abdesti bozan özürlerde cem caiz olur.
4.DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞLERİ
HANEFİ MEZHEBİNDE:
Hacılar, Arafat’ta, hutbe okuyan imamın arkasında öğle ile ikindiyi öğle vaktinde takdim ederek kılar. Çadırlarda cemaatle veya yalnız kılarken, cem edilmez. Müzdelife’de ise akşam ile yatsı, yatsı vaktinde tehir edip kılınır. Müzdelife’deki cem için cemaatle kılmak şart değil, münferit de cem edebilir. Başka yerde başka zamanlarda iki namazı cem edemezler. Ancak İHTİYAÇ VE ZARURET  olunca diğer mezheplerden birini taklit ederek kılar.
MALİKİ MEZHEBİNDE:
Arafat’ta öğle ve ikindi, Müzdelife’de ise akşamla yatsı imam arkasında kılarken cem etmek sünnettir. Seferde cem caiz; fakat deniz seferinde cem caiz değildir. Cem için ihtiyaç hasıl olursa, diğer üç mezhepten birisi taklit edilebilir.Mukimken de önemli bir hastalıkta, ihtiyarlıkta cem edilebilir. Ayrıca, camide cemaatle kılarken, karanlıkla beraber şiddetli yağmur ve çamur olunca, takdimle cem caiz olur; fakat evde bu caiz olmaz. Cem edince, vitir vaktinde kılınır.Maliki’de iki namazı birleştirirken öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci namaza dururken cem etmeyi niyet etmek, iki farzı peş peşe kılmak gerekir. İki farz arasında abdest almak ve kamet getirmekte mahzur yoktur. Sünnet kılmak mekruhtur.
ŞAFİİ MEZHEBİNDE:
Mubah olan seferde, Arafat ve Müzdelife’de, öğle ikindi ile, akşam yatsı ile cem edilir. Şiddetli yağmurda sadece camide cemaatle cemi takdim caiz, cemi tehir caiz değildir. Başka bir kavle göre de münferit kılan da cem edebilir. Bir kavle göre, hastalık halinde de, cem etmek caizdir. Bir korku sebebiyle cem caiz olduğu gibi, önemli ihtiyaç halinde mukimken de cem caizdir. İmam-ı Nevevi ve İbni Münzir de böyle demiştir. Şafii’de cem ederken öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci namaza dururken cem etmeyi niyet etmek, ikisini peş peşe kılmak gerekir. İki farz arasında sünnet kılınırsa cem caiz olmaz, fakat abdest almak ve kamet getirmekte mahzur yoktur.
HANBELİ MEZHEBİNDE:
Arafat ve Müzdelife’de, mubah olan seferde, hastalıkta, emzikli olanda, istihaza, idrar ve yel kaçırmak gibi abdesti bozan özürlerde, abdest ve teyemmüm için meşakkat çekenlerde, âmâ olan, yer altında çalışıp da namaz vaktini anlamakta âciz olan, can, mal ve ırzından korkan, maişetine zarar gelecek olan da iki namazı cem edebilir. Soğuk, kış, yağmur, çamur, fırtınada, yatsıyı akşam ile, evde de cem caiz, öğle ile ikindi caiz değildir. Cem ederken öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci namaza dururken cem etmeyi, niyet etmek, ikisini peş peşe kılmak gerekir. Abdest almak ve ikamet okumak zarar vermez. Sünnet kılarsa cem sahih olmaz.
5.KAYNAKLAR
1 – Sahih-i Müslim, c.2, s152.
2 – Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel, c.1, s.221.
3- Imam Malik’in “El Muvatta’ adlı kitabı, Şerh’ul Havalık,” c.1 s.161.
4 – Sahih.i Müslim, c.2, s.153, “Seferi olmadan iki namazı birlikte kılma’ bölümü.
5 – Sahih-i Buhari, c.1, s.l40 “Akşam namazının vakti” bölümü.
6 – Sahih-i Buhari. c.l. s.138, “ikindi namazının vakti” bölümü.
« Son Düzenleme: Ekim 14, 2011, 07:45:55 ÖS Gönderen: Faruk » Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #4 : Ekim 14, 2011, 08:05:17 ÖS »

                 selamün aleykum
      Böyle bir konuyu gündeminize alıp,Müslümanları bilgilendirmenizden dolayı sizi tebrik ediyorum.
      Şu yaşadığımız çağda islamın içine yeteri kadar hurafe ve bidatları yerleştirilmiştir.Hatta
      günümüzde islami ilmi olmayıp,islama yeni hurafeler koymak için değişik düşence sahibleri
      ile birlikte hareket eden bazı kişileri esefle izlemekteyiz.Bu tip fasıkların önüne set çekmek
      için,delilli islami ilimler ile bu kişileri uyarmalıyız.Tevhidi cizgide olan müslümanlara bu bir görevdir.
      Şirk ayetlerini ve münafık ayetlerini hiçe sayarak bazı kişileri menfaati karşılığında ona dua edip,
      ilah  konumna getirmeleri tam bir sapıklıktır. cc bu tip fasıkların şerrinden bütün müslüman kardeşlerimizi
      korusun.
      
Logged
sirius
Burada
**

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 66


« Yanıtla #5 : Ekim 14, 2011, 11:11:53 ÖS »

 


çalışmalarınızı dikkatle takip ediyoruz bizler içinde çok güzel bir  çalışma alanı olacak inşaallah

ilerde konu belirlemede bizlerde istekte bulunabilirmiyiz?Huh?

yoksa sadece Muğla çalışma grubuna mı ait bu çalışmalar
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: