Yalçın İçyer
Ara Sıra Uğrar
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 29
|
 |
« : Ocak 31, 2012, 10:34:45 ÖS » |
|
 İNSAN KENDİSİNE YAZIK EDİYOR İNSAN KENDİSİNE YAZIK EDİYOR (2012 MİLADİ YILINA GİRERERKEN MODERN İNSAN) هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْئًا مَّذْكُورً : Gerçekten de insana, zamânın bir çağı gelmişti ki anılır bir şey bile değildi insan. Şüphe yok ki biz insanı, bir katre sudan, erkeklik suyuyla kadınlık suyunun rahîmde birleşmesinden yarattık sınamak için, derken onu, duyar, görür bir hâle getirdik.:İster şükretsin, ister nankör olsun, gerçekten de biz ona doğru yolu gösterdik. ' (1)
I-GİRİŞ İnsanı en güzel bir biçimde yaradan ve ona yolu bulma kabiliyeti veren alemlerin Rabbına sonsuz hamdu senalar olsun. Salat ve selam O'nun resuluna ve yaranlarına olsun. Rabbim onların yolunda olanlardan razı olsun bizleri de onlardan eylesin. Sevgili kardeşler! Sizleri ve tüm müslümanları 'ın selamıyla selamlıyorum. Rabbım sizlerin ve tüm direnen mazluların yardımcısı olsun. Rabbım, insanın güzel ve fıtri olarak yaradılmış insanın değerini ayaklar altına almak için hertürlü fesadı ve zülmü yaygınlaştıran müfsit ve zalim güçlere fırsat vermesin. Değerine sahip çıkması için bize feraset versin. Miladi bir yılı bitirdik. Yeni bir yıla girdik. Birkaç hafta öncede hicri yıla girmiştik. Kur'an insanın değerler kitabıdır. Ona inanmayanda onu adil ve subektif bakış açısıyla okursa aynı kanaatı sergiler. Nitekim bir çok batılı bilgin bu itirafta bulunmuş. Göte 'Kur'an kitapların içinde tek kitaptır' der. Gerçekten öyle. Hem şükür ve hem de küfür açısından ele alırsak bu kanaata varırırız. Bu hutbemde sizinle yukarda verdiğim ayetlerin ışığında iki hatıramı ayenen paylaşmak istiyorum. İkisinide canlı olayları seyrederken yazdım. Aslında hutbemin başına asır suresinin ilk ayetinialacaktım. 'Akıp giden zamana,çağa and olsun ki insan zarardadır.............'
II-31.12.11 SAAT 00.59 YENİ YILA GİRİŞİ SEYR EDERKEN Pencerenin önündeyim, dışarıya bakıyorum. Bir dakıka bitti ve 01.01.12 yeni bir yıl girdi. Miladi yılın başı, içimden hep şu ayeti haykırmak geldi. 'Asra and olsun ki insan husrandadır....' Evet insanlık yine kayıp etti. Ya kim kazandı? Nedir bu sesler? Neyi anlatıyor? Bir savaş kentinde miyiz? Hayır....hayır bir savaş kenti değil? Peki nedir bu patlatılan bombalar? Yanı başımızda etrafımızada patlatılan bu bombalar. Sevinç mi? Göz yaşı mı? Her söylediğimi yazıyor polis amcalar ve saptırıyor. Ben söyleyeyim onlar yazsınlar. Umarım bir gün hak verecekler. Bu sahici olmayan bombaların ne kadar sahici olduğunu ve insanı nasıl bitirdiğini. -Ey Hz.İsa(as) güzel insan senin adına yapıldığı söyleniyor bunlar. Birkaç gün önce kutsal geceyi senin adına ilan ettiler. Şimdi soruyorum, acaba sen bunu mu miras bıraktın? Senin emanetin incil bunu mu emanet etti? Doğrusu biz de bir şey yapamadık. Rahatımız adına, dünya zevklerimiz adına senin o çabanı ve gayretini gösteremedik. -Ey insan sana atan Adem'den bu yanı haber verilmedi mi? 'Ey Adem oğulları şeytana uymayın. O sizin apaçık düşmanınızdır......' (2) -Ey atılan bombacıklar sizde çağımı görüyorum. -Sizde kirlenen tertemiz havayı görüyorum. Sizde kirletilen iklimi görüyorum. Sizde kirletilen toprak ananın sokaklarını caddlerini görüyorum. Sizde, 'umwelt schutz' çuların çifte standartlığını görüyorum. Türkçesi 'Çevreciler' Sizde hayvan severlerin kurbanlarda kesilen hayvanlar için kopardıkları velvelenin suskunluğunu görüyorum. Ağaç sevrlerin dili tutulmuşluğunu görüyorum. -Sizlerde çöplerde yiyecek toplayan aç insanların midesini görüyorum. -Sizde istasyonlarda evsiz barksız kalmış köprü altlarında yatan insanımızı görüyorum. -Sizede iktisadi krizi yaşayan avrupayı görüyorum. Sadece Almanya'da heba olan yüz milyon eurosunu görüyorum. -Sizde, insanı kandıran kapitalistlerin şarap patlatmalarını görüyorum. -Sizin ilk bakışta insana neşe verdiği sanılan renklerinizde çağımız insanın pisikolojik yapısını görüyorum. Kendisini tatmin eden ve kirlettiği değerlerin üzerinde kahkaha atan stres içinde insan. -Sizin sesleriniz beni gerçek silah üreten çağımın insan katillerine tücarlarına götürüyor. İlk körfez savaşında ki Bağdat semalarını hatırladım. Bağdat'ta misket bombalarıyla katledilen çocuklar geldi gözümün önüne. -Üstü dumanlarla kaplamış altında binlerce cesedin olduğu, çocuğuna sarılmış anneler. Evini kurtarmak için koşarken yere serilmiş babaların feryadı altında inleyen Halepçeyi gördüm. Şivan'ın 'Heylo haware: Yardım eden yok mu , yardım yardım....' Türküsünün arka planını görüyorum. -Atom denemesi yapmak için kirletilen okyanusları gördüm. Nagazaki, Hiroşomayı görüyorum. -Sudan'da zavallı Afrika insanına ilaç üreten ilaç fabrikasının toz duman içinde kalmış halini gördüm. -Afganistana atılan misket bombalarından eli, ayağı, kolu kopmuş veya gözü kör olmuş Afganlı çocukları gördüm. -Filistinli çocuklar gördüm, atılan füzelerle evlerini kayıp etmiş. Ölen annesinin cessdine sarılmış ve anne anne diye bağırıyor. Nerde babam nerde annem diye acı çığlıklar atan filistinli kızın acı feryatları ta yüreğimden vurdu beni. Şeyh Yasinin ummeti şikayeti satırlar halinde geldi gözümün önüne. Aklım duracak olurdu yüreğim olsaydı. Ama nerde o yürek. -Daha neler ve neler hatırlattınız bana. Yaralarımdan hicranlar akıttınız. İçimden haykırmak geliyor. 'Ey Adem oğulları ben size demedim mi şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. Onun adımlarına uymayın? O sizden nice nesilleri yok etti.......' Kendimi sorgulamaya başladım. Ben insanlığın bu tükenişi karşısında ne yapabildim? Rabbime hesap verebilecekmiyim? Yok olan tabiat ve tabiatın mimarı olması gereken insanlığın yok ediliş karşısında Rabbime ne cevap vereceyim. -Hz.İsa'yla hesaplaşabilecekmiyim? O ben hayatımı ortaya koydum sen ne yaptın? Ben işkence çektim? Öldürülmeye kalktılar beni bu sorumluluğumu yerine getirmemden dolayı ya sen ne yaptın derse kıyamet günü ne cevap vereceyim? -İnsanını kurtarmak için yakasını yırtarcasına üzülen ve hatta 'tan uyarı alan son elçiği hatırladım. Ya ben ne yaptım? Gecelerim deliksiz uykularla geçirmenin hesabını verecekmiyim? Mirasıma emanetine sahip çıkmadınız derse kıyamet günü nasıl cevap vereceyim? -Habbab b.Ereti(ra) hatırladım. Müşrikler ona işkence yapmış ve kanlar içinde iken, kendisine yaklaşıp hırıstıyanlığı telkin etmek isteyen bir rahibe acılarını unutarak 'ı anlatışında ki sorumluğunu gördüm ve kendime ağladım? Ya ben ne yaptım insanlığın bu acı sirenleri karşısında? Evet şimdi de aciller siren çalmaya başladı. Çünkü ölenler var. Çünkü yangın var. Çünkü yaralananlar var. Yarın gazeteler adeta pişman olurcasına tövbe yazıları yazacaklar. Şurda şu kadar öldü. Burda bu kadar yangın oldu. Yılbaşı mesrafları milyarlara ulaştı. Şu kadar çam dalı imha oldu. Şu kadar içki tüketildi. Şu kadar genç kız bekaretini kayıp etti. Şu kadar enerji tüketildi. Gelecek yıl bu kutlamalara sınırlamalar getirmeli. Ve günah çıkarma. Biz yazdık mı teroristlik oluyor. Radikallik oluyor. Ama ne acı ki olan insananımıza oluyor. Temiz yaradılan toprak anamıza oluyor.Ve 'ın son resule seslenişi. Bizim sorumluluğumuz. 'Ey sorumluluğu yüklenen kalk ve uyar.......Kalk ve oku......kalk ve rabbını yücelt.. (3)
III-27.12.11 saat 11.00 takriben DUISBURG KİTAP FUARI Şimdi de müslümanlarca organize edilen 10.Duisburg kitap fuarından bir hatıramı aktarayım. Tabii çoğu kişi artık buraya kimse kitap fuarı demesin. Yeme içme fuarı densin. Bizim stantı ziyaret eden bir çok kişi bunu söyledi. Şüphesiz furada kahir çoğunluk kitap dışında ki şeylerede idi. Yedi bin metre karelik mekanın üçte biri ancak kitaplara ayrılmış. Onun birçok reyonuda reklam yerleri. Bence buna rağmen iyi sayılır. Kitapçıların çoğunun gerek organizeden ve gerekse organize edenlerden menun olmamalarına rağmen ve bizi haksızca organizeden çıkarmalarına rağmen ve gelecek yıl dernek olarak katmayacaklarına rağmen bu fuarın devamını isterim. Benim sizlerle paylaşmak istediğim bu değil. Sizlerle oradaki kitapçılardan hareketle bizim halimizi sorgulayan bir hatıramı paylaşacağım. Hatıra defterimden biraz düzelterek size okuyayım. Yukarda saatini verdim. 'Bir kitap fuarını daha da yaşıyoruz. Bu yıl beni sevindiren yön. Ana kaynak kitapların çok aranması oldu. Şu an kitap fuarndayım ve hatıra defterimi aldım duygularımı dile getiriyorum.Standımın sağında ehli tasavvuf ağırlıklı satış yapan stant. Solumda kendisini resul gören ta gençliğimden beri tanıdığım evranosoğlunun kitaplarını satan bir stant. Onun yanında sonuna kadar sesini açıp biraz sonra ne söylediğini yazcağım ATİP ve ondan sonra risale-i Nur ve Nubihar yayınlarını satan kitap standı. Bu ortamın ismi Duisburg kitap fuarı. Bir taraftan sevindiğim, bir taraftan üzüldüğüm, bir taraftan içimden gülmenin geldiği ve bir taraftanda ağlamak içimden duyduğum bir ortam. Bunun adı kaos ortamıdır. Bu kadar karmaşanın içinde ne arıyorum? Bir anda biz bu müslümanların iktidarda olabileceyini düşündüm? Acaba biribirmize nasıl davranırız? Şimdi niçin seviniyorum, onu izah edeyim? Okumak zihnin cimnastiği ve sağlığıdır. Nasıl ki sporsuz bir vucud sağlıklı değilse, okumayan bir beyinde sağlıklı olmaz. Bu kitap fuarı için verdiğim ilanda yazdığım cümleidi. Zayıfta olsa çok çeşitli de olsa, çok farklıda olsa kendimi okuma ortamı içinde bulduğum için sevinçliyim. Okuyan insanlarla tanışıyorum. Bu beni sevindiriyor. Her ne kadar neyi okumalı? Nasıl okumalı ve kimi okumalı? Okunanları hayata nasıl geçmeli soruları boşta kalıyorsada. Yine sevinçli bir ortam. Üzülüyorum ve bazen ağlıyorum. Çünkü ciddiyet yok. Din oyun ve eylence haline alınmış. Ticaret ön planda. Bazen insanlara zevkle kitap tanıtıyorum. Tebliğ ettiğimi düşünerek birden aklıma kitabı satma veya satmama geliyor. Kupkuru oluyorum. Mesela,he ezan okunuyor. Ezanla ilgili bende bir sünnet oturmuş. Susmak ve tekrar etmek ve Resulullah'tan gelen duayı okumak. Onu bu sefer yitirdim. Çünkü ilk günler hep ezan okunurken tekrar başılıyordum. Sonra anladım ki bu satmak için okunan ezandır. Hatta bir sefer namaz kılamaya gittik. Dediler ezan okunuyor. Dedim o ticari ezandır. Gençler geliyor, onlara şevkle anlatıyorum. Yine aynı duygu benialıp ticaret dünyasına getiriyor. Oğlum muhammed'e dedim sen gel satış yap ben insanlarla konuşayım. Bari rahat olayım. Sürekli gelemdi. Ağlıyorum. Beni bu yıl resmen fuardan çıkardılar. Organizatör geldi ve sen yandaki yayın üzere satış yaptığını söyle. Ticari belgeyi sormaya geldilerse. Sübhanellah dedim. Şimdi de para için yalan mı? Çok zoruma gitti. Gittim abdest aldım ve mescidden başka her şeye benzeyen namazgahta duha kıldım ve içimi gözyaşlarımla boşalttım. Sonra dedim ona ben yalan söylemeyeceyim. Gelirlerse açık konuşacam. Neyse ki gelmediler elhemdulillah? Ne yaptılar bilmiyorum. Yanımızda kendisini Resul ilan eden gurubun standı vardı. Gençler onlarla hep tartıştı. Bana da dediler hocam sen nasıl bunların yanında duruyorsun? Sonra düşündüm nerde durmam gerekiyor ki? Son sese kadar muhsin yazıcıoğlunun kasetin çalan ve şu mısraları tekrarlayan birinin mi? Yoksa bir sürü bidat ve hürefaların dop dolu olduğu birini mi? Dini müzikalleştiren diğer birini mi? Aklıma Nisa suresinde ki ayet geldi. 'ın ayetlerinin, hakarete uğradığı, alaya alındığı ve inkar edildiği ortamda bulunmamak gereği ile ilgili. Sonra belki kendime teselli olur diye eski panayırları hatırladım ve kendimi doğruları bildiğim ve yaşadığım kadarıyla insanlara ulaştırmak için burdayım. Hangisine karşı durayım? Ben türküm türk esir olmaz. -devletsiz olmaz, -hürriyetsiz olmaz. .-ezansız olmaz. -bayraksız olamaz.
Şimdi hangisine karşı çıkayım sevgili gençler? Kendisini resul ilan eden mi? Şeyhini gurubunu hatasız kabul eden mi? Demokrasiyi yol edinen mi? Irkçılık yapana mı? Onları yumşatıyordum. Yarın iktidar olsak tüm bu düşünceler toplumuzda olacak. Kitabileşen müslümanlar. Bari onlara ehli kitap müamelesi yapalım. İşte böyle bir hale geldik kardeşler. Rabbım bizi sahih İslama iletsin. Cuma suresinde ki ayeti düşündüm. Kitap yüklüler miyiz. Acaba? Tüm bu kitapların arasında 'ı kitabıda var.Ama kayıplarda. Gelin şimdi sorumluluğumuza dönelim. Hatıra defterimden iki hatıradan sonra.
III-İNSALIĞIN VE BİZİM BU HALİMİZE SUSANLARA YAZIKLAR OLSUN 'Asra andolsun ki insan kesin bir zarardadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç.' Bu sorumluluk bilinci ile bir çağrıda bulunuyorum. Sizlere ve kendime asır suresini hatırlatıyorum. İnsanımıza el uzatalım. Resullerin davet bayrağını dalgalandıralım. Tembellik, gevşeklik, korkaklık ve dünya sevrlik perdelerini atalım üstümüzden. Resulullah'ın(ass) sevgili annemiz Hz.Hadice'ye(ra). Dediği gibi biz de eşlerimize söyleyelim. Ey sevgili Hadice uyku devri kapandı'. Ey azize eşim uyku devri kapandı. Başlatalım bir aksiyon devrini. ım bizelere bu şuuru ver. Bizlere Hz.İsa'nın(ass) mesih olan vahyi bilincini nasip et. Resulullah'ın(ass) o azim sünnetini nasip eyle. Eğrileri düzeltelim ve haykıralım. -Biz müslümanız müslüman gevşek ve tembel olmaz. -Biz müslümanız müslüman hürriyetsiz olmaz. - onursuz ve korkak olmaz. -Namazsız ve Kur'an'sız olmaz. -cihadsız ve kavagasız olmaz. -davasız ve dünyevi olmaz -şehidsiz ve infaksız olmaz. -Allah'a emanet olun.
Dipnotlar: 1-K.K. 75.İnsan suresi1-3 2-K.K. Yasin Suresi59-62 3-K.K. 73.Muzemmil1-2 74.Mddessir1-2 96.Alak1-2
|