Vefa ile ilgili Hadisler

(1/2) > >>

güliçkimi:
         
      Vefa ile ilgili Hadisler



          Ahde vefa ile ilgili hadis

       Ahid, kayıt altına alınmış sözlü veya yazılı anlaşma demektir. Dikkate alınıp uyulması gereken sözlere ve belgelere ahid denir. Akid kelimesi de aynı mânâyı taşımaktadır. “Vefâ” ve “îfâ” ise ahdin îcâbını bütünüyle yerine getirmektir.Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Allâh Teâlâ 'nın:

      “Ben kıyâmet günü şu üç (kısım) insanın düşmanıyım.” buyurduğunu bildirmiş, ilk olarak da “Allâh adına yemin ettikten sonra sözünden cayan kişi” yi zikretmiştir. (Buhârî, Buyû, 106) Diğer bir hadisinde, verdiği sözden dönen kimsenin, bu huyu terk edinceye kadar münâfıklıktan bir sıfat taşıdığını bildirmiştir. (Buhârî, Îmân, 24) Başka bir hadîs-i şerifinde de böyle kimselerin kıyâmet gününde karşılaşacakları acı manzarayı şöyle tasvîr etmiştir:

     “Kıyâmet günü, ahdine vefâ göstermeyen kimselerin arkasında bir bayrak bulunacak ve vefâsızlığı ölçüsünde o bayrak yükseltilecektir.” (Müslim, Cihâd, 15)

     Yani ahdine vefâsızlık eden kişi o gün, mahşer halkı arasında teşhir edilecek ve yaptığı haksızlık ölçüsünde bayrağı yükseltilerek, daha fazla insan tarafından görülmesi sağlanacaktır. Bu da onu daha fazla rezîl ve rüsvâ edecektir.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, kulun Allâh ile olan mîsâkına sık sık temas ederek, Seyyidü'l-İstiğfâr diye meşhûr duâsında:
“– Allâhım! Ben Sen'in kulunum. Gücüm yettiği kadar ahdine ve va'dine sadâkat gösteriyorum!" (Buhârî, Deavât, 16)
diye istiğfâr ederdi. O Mübârek Peygamber, Rabbi'ne olan ahdine sâdık kaldığı gibi diğer insanlara verdiği sözden de hiçbir zaman caymamıştır. İbn-i Abbas , Efendimiz'in hayâtını en ince teferruatına kadar müşâhede etmiş bir kimse olarak şöyle demektedir ; “Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir şey söylediğinde, onu muhakkak yapardı.” (Buhârî, Şehâdât, 28)

      Allâh Resûlü, hayâtı boyunca iş ortaklarına, ticârî münâsebetlerdeki muhâtaplarına ve diğer insanlara karşı son derece dürüst davranmıştır. Üstelik ahde vefâ, nübüvvetten önceki dönemde de onun en bâriz vasfı olmuştur. Bir kimseye söz verdiğinde, onu ne pahasına olursa olsun yerine getirmiştir.
      Abdullâh bin Ebi'l-Hamsâ -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor; “Bi'setten önce Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile bir alış veriş yapmıştım. Kendisine borçlandım, biraz beklerse hemen getireceğimi va'd ederek gittim. Fakat verdiğim sözü unutmuşum. Üç gün sonra hatırlayıp konuştuğumuz yere geldiğimde, onu aynı yerde beklerken buldum. Beni görünce sâdece:

«Ey delikanlı! Bana eziyet ettin, üç gündür burada seni bekliyorum.» buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 82)

    Habîb-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in bu bekleyişi, borcunu alabilmek için değil, verdiği söze sadâkatinden dolayı idi. Onun ahdine vefâ göstermesi o derece zirveleşmiştir ki düşmanları bile bu rahmetten istifâde etmişlerdir.(alıntı)

08mes:

    “Benkıyâmet günü şu üç (kısım) insanın düşmanıyım.” buyurduğunu bildirmiş,ilk olarak da “Allâh adına yemin ettikten sonra sözünden cayan kişi” yizikretmiştir. (Buhârî, Buyû, 106) Diğer bir hadisinde, verdiği sözdendönen kimsenin, bu huyu terk edinceye kadar münâfıklıktan bir sıfattaşıdığını bildirmiştir. (Buhârî, Îmân, 24)

zuğaskani:
 

Faruk:
                              slaamün aleykum
ahd; iki tarafın sözleşmesi demektir. bir taraf söz verirse vad olur. buna göre ahde vefa, verdiği sözü yerine getirmek olur ki, bu, islam hukukunda dini bir emirdir. kur’an-ı kerimde isra suresinin otuz dördüncü ayetinde mealen; “ahdi yerine getirin. ahdi bozanlar sorumludur.” Buyrulmaktadır
Allah cc buyuruyor ki: “Verdiğiniz sözü yerine getirin. Sözlerinizden elbette sorumlusunuz.” (İsra, 34).Tevhidde vediği sözden dönen  ve vaadinden cayan, sözleri yalan olan kimse Allah’a isyan, insanlığına ihanet etmiş olur; münafıklar güruhuna katılır. Ahirette de münafıklarla birlikte azap görür.


“Ben kıyâmet günü şu üç (kısım) insanın düşmanıyım.” buyurduğunu bildirmiş, ilk olarak da “Allâh adına yemin ettikten sonra sözünden cayan kişi” yi zikretmiştir. (Buhârî, Buyû, 106
hadisinde, verdiği sözden dönen kimsenin, bu huyu terk edinceye kadar münâfıklıktan bir sıfat taşıdığını bildirmiştir. (Buhârî, Îmân, 24)

“Kıyâmet günü, ahdine vefâ göstermeyen kimselerin arkasında bir bayrak bulunacak ve vefâsızlığı ölçüsünde o bayrak yükseltilecektir.” (Müslim, Cihâd, 15)

“– Allâhım! Ben Sen'in kulunum. Gücüm yettiği kadar ahdine ve va'dine sadâkat gösteriyorum!" (Buhârî, Deavât, 16)

Sade:

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa