esra
VIP üye
Ara Sıra Uğrar
Karma: 1
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 46
|
 |
« : Ocak 22, 2011, 11:31:27 ÖS » |
|
 VARSIN VE ORDASIN BİLİYORUM VARSIN VE ORDASIN BİLİYORUM VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişirki ‘var’ın? Varsın ’ım varsın! Diller yok diyorsa yalan,kalplerde senin adın yazılı... Canlar Seninle yaşıyor... Eller, senistersen tutabilir, dizler de öyle... Alâim-i Semâ senin. Gökkuşağında renkler Seni gösteriyor, ‘ressam’ yok dese dert midir? Şarkılarda ismin geçmese ne gam? Sesler seni söylüyor. Senin besteni şakıyor bülbüller! Gül gülümsüyorsa senin güzelliğinden... Rahmetinin katresidir yağmur, bahçeler hep senin. En şefkatli sensin ’ım. Çünkü sensin anneleri yaratan... En kudretli sensin ’ım Çünkü sensin dağları dik tutan... Çocukların pamukçacık ellerinde, çimenlerin yeşermelerinde, sevdâlıların sıcacık yüreklerinde ‘apaçık’ sen ‘saklısın’... Sana ‘yok’ diyeni ‘yok’tan ‘var’ eden de sensin. Bolluklar mükâfatın, kıtlıklar ikazın... Ferahlıklar, sıkıntılarımıza teselli, üzüntüler seni hatırlamamız için... O kadar varsın ki... Varlığının heybeti karşısında başımız dönüyor, tıpkı dünya gibi... Sensiz yaşanmıyor... Milyonlarca yıldır, milyarlarca hayat ve her hayat sahibine her an taptaze nefesler veren nasıl ‘yok’ olur, nasıl ‘yaşamaz’? Hayatı veren sensin. Hayat da, hayatım da senin. Kendini bilmeyen seni tanımamış; kim neylesin? Anlamayı, bir adıma karşılık bin adımla koşuşturan sensin. ‘İnanılan’ da sensin ‘inandıran’ da... ‘Var’ daha ‘yok’ iken ‘var’ olan da sensin. Her zaman her yerde ‘var’ olan da! Sevgin zerre eksilse üzerimizden ve bir an çevrilse bakışların, tutuşur yanarız... Asırlar bir ince perde, mekân bildiğimiz, ayak bastığımız, paylaşamadığımız dünya bir durak... Bir hak verdin... Akıl, duygu, dudak verdin, söyleyeceğiz... Kaderimizi kendimize ‘yazdıran’ da sensin. Yarattın, yaşatıyorsun, dirilişimiz vaadin... Sen vaadinden dönmeyensin, senindir sonsuzluk! ‘Küçükler’ Senden uzaklaştıkça küçüldüler, ‘büyükler’ sana yaklaştıkça büyüdüler. Yûnus balığın karnında, Yûsuf zindanda senin kölendi. Hürriyet sendeydi, sen Rabbimizsin...
Serinlik Sendendi, İbrahim’i ateşin yakışından kurtaran... Mûsa’yı Firavun’un sarayında büyüten sendin. Sendin hem yetim, hem öksüz Muhammed’i (asm) Mirâc’a çıkaran... Yûsuf Züleyha’yı senin için reddetti... O, her şeyi!
'ım: Rüzgârdan, ışıktan, lisandan, insandan deliller gönderdin.. Her oluş, her tükeniş işâretindi! Peygamberlerin, nizâmını anlatan yazının satırbaşlarıydı, kelimelerindi velilerin: dostların, senin imla işaretlerin... Geylânî seni söyledi, Rabbanî seni, Mevlânâ sana çağırdı, Gazâlî sana. “ Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur” dedi Necip Fazıl, Sen çileyi mutluluk yapansın. Varsın ’ım varsın... Hilekârsa bilim, edepsizse edebiyat, sahteyse san’at,gerçeğini; amacını kaybetmişse ‘yok’ diyorsa desin! Küçük kitaplar ‘yok’ yazsa? Kâinat ‘var’ yazan koca kitap! Yazan sensin, okutan sensin. Selâm sana sevgili. “Bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş...” Atomundangalaksisine, zerresinden küresine, yarattığın ne varsa, hepsi içimdedönüyor... Dalgalanıyor denizlerin damarlarımda, buğulanıyor gökyüzügözlerimde, rüyalar içindeyim,
çiçekler içinde, güneşler açıyorum...Bir küçük kâinatım! İnsanım ve inanıyorum sana. Kundaktan kefene, beşikten musallaya ve oradan ‘asıl hayata’ uzanan rahmetine... Şelâlelerdeçağıldayan, mercanlarda parıldayan güzelliğine... Toprak kokanmahsuller, kovanlar, peteklerce ikram ikram üstüne bereketine... Kankırmızı karanfillerden, gözbebeklerine
kadar, binbir çeşit ve rengârenksanatına inanıyorum... ‘Yok’a inanmak ‘yok!’ Şüphesiz inanılacak yalnız Sensin.
Sebepler! Size söylüyorum, sizi sebep gösterenlerde suç, Sevgilim ‘ol’der ve ‘olur’...
'ım... Bir sevdâdır sana inanmak... Gurbette âniden kavuşmaktır!
Her şeyimi sen verdin, her şeyim senin. Senisana lâyık anlatamadım affet! Kelimem yetmedi! İşte ’ım bukulunun bütün söyleyebildiği bu kadar. Ben bu kadarım... Şükür ki senbu kadar değilsin
|