Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Tövbe ve Namaz  (Okunma Sayısı 1090 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
güliçkimi
Ziyaretçi
« : Haziran 08, 2009, 08:33:29 ÖS »

Selamün Aleyküm Kardeşlerim,
          Sizlerle bir konuyu tartışmak istiyorum. Biraz çekinerek  yazıyorum, beni yanlış anlamanızdan korkuyorum . Fakat gireceğim konuyu onaylamadığımdan veya onayladığımdan değil. Sadece  araştırmalarımda gördüklerim, bu konu hakkındaki düşüncelerinizi almak istedim. Hep beraber  bu konuyu ayet ve hadislerle, gönül dilinizle   düşüncelerinizi paylaşırsanız   sevinirim. Beni sitede  yalnız bırakmayın… Düşünceleriniz benim için çok önemli.
        Konumuz:
             (c.c.) bizlerin bilerek veya bilmeden yaptığımız  günahlarımız, pişmanlıklarımız için tövbe edin buyurmuştur.Bu gün toplumda herkes Müslüman  fakat islamın şartlarını yerine getirmeyi yapamayan dilde Müslümanlar.
               Peki  bir insanı  Müslüman olarak dünyaya gelmiş, hayvani sıfatla yani islamdan uzak yaşamış  düşünelim. Tövbe etse! Diyeceksiniz ki, affeder evet Rabbimin Tevvab Esması bunu bize anlatıyor. her şeyin iyisini bilir. Affetmek veya etmemek onun izni ile.
              Biz  bu tövbe eden kişinin namazını tartışalım istiyorum. Çünkü  bu  bir yıldır   arkadaşlarımla tartıştığım bir konu.
              İnsan samimi bir tövbe ile tüm geçmişinden pişman olsa, yeni bir hayatın ilk günü  geçmiş  kılmadığı namazları ne olur? İnsanların savunması şu,  peygamberimiz zamanında islamıyeti tanıyanlar tövbe edip  iman halkasına girince  o günden sonra ki namazlarından sorumlular. Evet biz   Müslüman yazılmamıza rağmen  islamiyeti tanımıyorduk. Bu namaz borcumun olmaması gerek çünkü  tövbe kapısındayım, diyorlar.
İkinci olarak şunu  çok savunuyorlar,   birikmiş bir namaz yılların namazı nasıl kılınır  sadece kılmak için   fakat geçmişi af olan insan sevgiyle huşuyu yakalamak  için kılar, yani borcu kılarken yeri gelir taklit eder gibi kılınır deniliyor.
             Evet  yorumlar farklı olabilir  lütfen birbirimizi kırmadan  gönüllerimize seslenerek   hep beraber  bildiklerimizi yazalım. Konuyu ne kadar  açarsak okuyan genç kardeşlerimize daha çok yararı olacağını biliyorum.  Tüm kardeşlerimden ayet  hadis  ve düşüncelerini bekliyorum.
               Lütfen bu konuyu benim savunup, savunmadığım bir konu diye düşünmeyin. Toplumdaki   iki  farklı düşünce bu. ’a emanet olun.
<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p> </o:p>
Logged
topuyiçkimi
Buraya bağlanmış.
***

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 166


« Yanıtla #1 : Haziran 09, 2009, 07:03:30 ÖÖ »

             S.a.  Güliçkimi ablamın  yazdığı bu günlerde  Ankarada  konuşulan bir konu  ve bizlerde   onu  bunalttık farkındayım.
             Ben islamiyeti yeni öğreniyorum elimden tuttuğu  için güliçkimiye teşekkür ediyorum. Aile ortamım dini yaşamıyor, benim geçmiş namazlarım ne olacak.
             Güliçkimi  bana rahimdir rahmandır  her şey onun elinde affeden O' dur  dedi. Beni sevindirdi. Madem bir anneden daha şefkatli, merhamet ve affedici   neden ben tövbe edince eski namazlarımı affetmıyor. Evet  şimdi uyandım hayvanı sıfattan nuranı sıfata geçmek için tövbe ettim  ama arkamdaki geçmişimin   af olmasını isterdim.
            Bende anneyim yavrum hata  yapınca affediyor ve onu kapatıyorum.   Eğer geçmiş namazlarım af olmasaydı  Gaffar, Tevvab  isimlerinin    affedici anlamı  nerde kalıyor?
            Kaza namazı  ayetlerde bulamadım.Net bir hadiste yok  tövbe  ve  nafileler  için hadisler ve ayetler çok.
            Çok yetkili birinden tlf.la bilgi istedim evet kaza namazı yoktur. İmami azam  efendimiz bunu açıklamış  fakat bu gün bunu diyemeyiz  cevabını aldım  sen tövbeni et   yepyeni bir sayfadan başla denildi.
          Eğer okursanız sevinirim.Aranızda  eğitilmek  çok güzel olacak. Bana tüm imkanı sağlayan güliçkimiye çokk teşekkür ediyorum. Çünkü  evimde bilg. yok  eşim de  dine  yaklaşmıyor her taraftan baskı altındayım. Kayın validemlerle oturuyorum  güliçkimi  ile rahat görüşme şansım var  oda dini elinden geldiğince anlatıyor  bu kadar sıkışıklığının arasında  bu da kul hakkı olur   mu?
         Teşekkür ediyorum , tüm üyelerimize saygılar..
Logged
iktibas
özel üye
Sağlam Forumcu
***

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 390



« Yanıtla #2 : Haziran 09, 2009, 12:12:55 ÖS »

s.a..öncelikle hoşgeldin sitemize kardeşim.evet bu konu sadece ankarada değil tarih içerisinde tartışılmış genellikle sahih din anlayışının girdiği yerde batıl artık rahatsız olmaya başlamış.tarihtede bunun örneği vardır.islam yayılmaya başladığı zaman dünyada çalkalantılar oldu.özellikle bu çalkalantılar hristiyan aleminde kendini gösterdi içlerinde islamıyetten etkilenen ama hristıyanlıktan vazgeçmiyen heykellerin putperestlik olduğunu,asıl iseviliğin temelinde ile kul arasında aracılık yatmadığını bunun roma putperestliği tarafından gırdığını soyleyen akım çıktı.ve aralarında savaşlar sürüp gitti.sahih islam tarihte batılı yenilgiye uğrattığı gibi günümüzdede yenilgiye uğratıyor elhamdulillah.

günah  konusu kuranı kerimde şöyle izah ediliyor.“Eğer yasakladığımız, büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.(nisa-31)

bu umumi bir mesajdır. kişi vazgeçtiği taktirde bu mesajı algılayıp uygularsa insan tekrar şerefini kazanır.her ne yaparsa yapsın kardeşimiz olur.

kılınmayan namazların ise kazası yoktur. ancak namaz kılmamak günah işlemektir.günahında tevbesi vardır.diyeceksinizki islam alimleri gorüşleri neden bu yöndedir?kuranda oruç gibi ibadetin kazası olduğundan islam alimleri bu ibadete en yakın namaz ibadetini bulmuş kıyas yaparak bu neticeye ulaşmıştır.


size ebu hanifenin gzl bir sözüyle yazımı bitirmek istiyorum.(bu benim ulaştığım neticedir kim daha iyisine ulaşırsa beni terketsin)



Logged
ferzende
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


Ahh ŞeHaDeT gel desen keşke bana


« Yanıtla #3 : Haziran 09, 2009, 01:01:08 ÖS »

  SELAMÜN ALEYKÜM…

      Değerli kardeşim çok önemli bir konuya değinmişsiniz Rabbim razı olanlardan eylesin sizleri inşlh…Namaz gerçekten önemli bir ibadettir.Sorunuza cevap vermeden evvel namazdan ve namazın öneminden bahsetmek istiyorum.
      Namaz kelime olarak;dua,istiğfar,övgü,rahmet,miraç gibi anlamlara gelmektedir.bu kelime kur’an dilinde “salat” olarak geçer.
      Namaz kulun miracıdır.Kulun Rabbi ile konuşması,sohbet etmesi,O’na ruhunu ve gönlünü açması,O’ndan yardım istemesi,rahmetini ve bereketini dilmesi,günahlarına karşı af ve mağfiret niyaz etmesidir.Her Müslüman namaz kılarken bu değerleri bilinçli bir şekilde ve gönlünden geçtiği şekilde yerine getirmelidir.
     Namaz fiili bir dua,yakarış,Allah’ın huzurunda bilinçli bir boyun eğiş ve ’ın düşmanlarına  karşı nefret dolu bir kıyam ve başkaldırıdır.Evet namaz,Allah için bir KIYAMDIR.Yani sürekli ayakta ve dimdik(canlı)olmaktır.Küfrün ,şirkin ve nifağın her çeşidine ,nefsin ve şeytanın tüm isteklerine karşı  yıkılmadan ayakta olmaktır.Karşılarında saygıyla ve elpençe durulmasını isteyen müstekbirlere karşı sadece ’ın önünde saygıyla durma ve eğilmedir namaz.

      


       Namaz bir SIĞINIŞTIR kulun en samimi duygularıyla…
    Namaz bir zikirdir.Namazın kalbi yönelişlerinin yanı sıra bedeni yönelişleride vardır.
      Kur’an-ı kerim’de yüzlerce ayette  “NAMAZ dan”söz eder.
     “Muhakkak namaz miminler üzerine vakitli olarak farz kılınmıştır”NİSA103…
     İşte bunun gibi vekitleri belirleyen ayetelrden tutun da “muhakkak namaz,kötü ve iğrenç şeyelrden vazgeçirir.”ANKEBUT15…gibi yüzkızartıcı davranışlardan uzak tutan ayetlere kadar…
      Namaz iman ve küfür arsında bir settir(engeldir).Mümin ile kafir arasında en belirgin işarettir.”YALNIZ O’NA YÖNELİN VE O’NA KARŞI GELMEKTEN SAKININ;NAAMZI DOSDOĞRU KILIN VE MÜŞRİKLERDEN OLMAYIN”.RUM31…
       “Onlara Rahma’nın ayetelri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.Sonra onların arkasından öyle bir nesil geldi ki,namazı zayi (kayb) ettiler;şehvetlerine uydular.Bunlar da azgınlılarının cezasına uğrayacaklardır”.MERYEM58-59…
      Hz peygamber sav de.”Muhakkak ki namaz,insan ile kafir ve şirk arasında bir perdedir.Namazı terk etmek bu perdeyi kaldırmaktır”.müslim,şeklinde buyurarak,namazı terk etmenin bedelini ağır olduğunu vurgulamaktadır.
     Namazı kaza etmek,vekti çıktıktan sonra namazı kılmaktır.Doğru olan namazların vaktinde kılınmasıdır.
    “Namaz,Müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farzdır.”NİSA103…
    Hz peygamber sav “Sizden  bir uyku veya gaflet sebebiyle bir vakit namazı kılmazsa hatırladığı  zaman onu kılsın”.(Müslim)buyurarak kazanın mümkin olacağını vurgulamaktadır.
      Lâ yukellifu(A)llâhu nefsen illâ vus’ahâ(c) lehâ mâ kesebet ve’aleyhâ mâ iktesebet(k) rabbenâ lâ tu-âḣiżnâ in nesînâ ev aḣta/nâ(c) rabbenâ velâ tahmil ‘aleynâ isran kemâ hameltehu ‘ale-lleżîne min kablinâ(c) rabbenâ velâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(i)(s) va’fu ‘annâ vaġfir lenâ verhamnâ(c) ente mevlânâ fensurnâ ‘ale-lkavmi-lkâfirîn(e)
       , hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı sevap kendisine aittir, elde ettiği suç gene kendisine ait. Rabbimiz, bizi muaheze etme unuttuysak, yahut yanıldıysak. Rabbimiz, bize ağır yük yükleme bizden öncekilere yüklediğin gibi. Rabbimiz, yükleme gücümüzün yetmeyeceği şeyi. Bağışla bizi, yarlıga bizi, acı bize, sensin yardımcımız, artık yardım et bize inanmayanlara karşı.

     Müminler namazları  konusunda çok hassas davranmalıdırlar.Bilerek ve özürsüz asla kazaya bırakmamalıdırlar.’ın kendilerine tanıdğı ruhsatlardan yararlanarak hareket etmelidirler;sabah namazı için akşamdan tedbirlerini almalıdırlar.Şayet kalkamazlarsa,uyandıklarında kılmalıdırlar.Öğle veya ikindi vakitlerinde önemli mazaretelri varsa cem etme yoluna gitmelidirler.Akşam ve yatsı namazları için  de cem etme imkanları bulunmaktadır.Cem olayının bilincinde olan Müslümanlar kolay kola namazlarını kazaya bırakmazlar.Çünkü cem (birleştirme) den fevkalede istifade edilebilir. 
     Bütün bunlardan sonra keyfi olarak namazını kılmayan kimselere “KAZA” kapısını açık tutmanın bir anlamı olmasa gerektir.Bu tip kimseler kılmadığı NAMAZLARI YILLAR SONRA KILMAK İSTERLERSE,bunlar için hiçbir ölçü(tertip) söz konusu değildir.Bu tip kimseler İYİ BİR TÖVBE VE İSTİĞFARLA ALLAH’A YAKLAŞMALI ve BOL BOL İYİLİK VE İNFAK ETMELİ VE NAFİLE İBADETLERE(namaza)ağırlık vermelidir.Onlar için kaza değil, BOL BOL İBADET VE MAĞFİRET gereklidir…
   
NAMAZLA İLGİLİ AYETLER
BAKARA SURESİ
3- Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan ( yolunda) harcarlar.
43- Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
45- Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, ('a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
83- Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: 'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.
110- Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, bütün yaptıklarınızı görmektedir.
152- O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.
177- Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, 'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.
238-Namazlara ve orta namaza devam edin ve için boyun eğerek kalkıp namaza durun.
239-Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde 'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).
277- İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.
NISA SURESİ
12 - , İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.
55- Sizin asıl dostunuz 'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
58- Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.
91 - Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi 'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?
106- Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da 'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, 'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz".
              ENAM SURESİ
72- Bize: "Namazı dosdoğru kılın, 'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudur.
92- Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
162- De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi içindir.
ARAF SURESİ
170- Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz.
ENFAL SURESİ
3- Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden yoluna harcarlar.
TEVBE SURESİ
71- Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, 'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü azîzdir, hakîmdir.
YUNUS SURESİ
87- Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karşı yapın ve namazı kılın ve müminlere müjde verin."


RAD SURESİ
22. Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.
IBRAHIM SURESİ
31- (Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli ( için) harcasınlar."
37- "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
40- "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!
MERYEM SURESİ
31- "Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."
55- Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
TA-HA SURESİ
14- Şüphesiz ben 'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
132- (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.
ENBIYA SURESİ
73- Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
MÜ'MİNUN SURESİ
2- Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.
9- Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.
HAC SURESİ
35- Ki anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan yolunda harcarlar.
78- Artık namaz kılın, zekat verin, 'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
NEML SURESİ
3- Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
NUR SURESİ
37- Birtakım insanlar (ı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları 'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
56- Hem namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.
RUM SURESİ
31- Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşriklerden olmayın.
LOKMAN SURESİ
4- Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.
17- "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."
AHZAB SURESİ
33- Namazı kılın, zekatı verin. ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor.
             FATIR SURESİ
18- Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş 'adır.
29- 'ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar.
MÜCADELE SURESİ
13. Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, 'a ve Resulüne itaat edin. , yaptıklarınızdan haberi olandır.
MEARİC SURESİ
22- Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
23- Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
34- Namazlarına devam ederler.
MÜZZEMMİL SURESİ
20-Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. , içinizden hastalar, yeryüzünde gezip 'ın lütfunu arayan başka kimseler ve yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve 'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. 'tan bağış dileyin. Kuşkusuz bağışlayandır, merhamet edendir.
BEYYİNE  SURESİ
5- Halbuki onlar, dini sadece 'a tahsis ederek, 'ı birleyerek, ancak 'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.
        CUM'A SURESİ   (cuma namazi)
9- Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, 'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.  10- Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve 'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. 'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
NISA SURESİ (Munafiklarin Namazi)
142- Münafıklar, 'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki , onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. 'ı pek az anarlar.

       TÖVBEYLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER
       “Doğrusu ben, tövbe edeni, iman edip salih amel işleyerek doğru yola gireni bağışlarım.”
daima tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.”
“(Bu alış verişi yapanlar), tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve 'ın sınırlarını koruyanlardır. O mü'minleri müjdele.”
“Kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen ancak O’dur.”
“Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; “Şimdi tövbe ettim” diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi makbul değildir.” “Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. 'ın onların tövbesini kabul etmesi umulur.”
“Ettiği zulümden sonra tövbe edip düzelen kimse, bilsin ki onun tövbesini kabul eder. şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.”
“Ey inananlar! Yürekten tövbe ederek 'a dönün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. 'ın peygamberini ve onunla beraber olan müminleri utandırmayacağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürürler ve: "Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu Sen herşeye Kadir'sin" derler.”
“Ancak tövbe eden, iman edip salih amel işleyenlerin, işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. bağışlar ve merhamet eder.”
Resulullah (s.a.a): “Tövbe, geçmişi örter.”
Resulullah (s.a.a): “Günahtan tövbe eden kimse, hiçbir günahı olmayan kimse gibidir.”
İmam Ali (a.s): “Tövbe kalbi temizler ve günahları yıkar.
      Pişmanlık Tövbedir
Resulullah (s.a.a): “Pişmanlık tövbedir.”
İmam Ali (a.s): “Günahtan pişmanlık istiğfardır.”
İmam Ali (a.s): “Pişman olan şüphesiz tövbe eder. Tövbe eden ise ’a dönmüş sayılır.”
       Tövbeyi Ertelemek
İmam Ali (a.s): “Her ne zaman bir günah işlersen, onu ortadan kaldırmak için tövbe etmekte acele davran.”
İmam Ali (a.s): “Tövbeyi yarına erteleyen kimse ölümün hücumu hususunda en büyük tehlike ile karşı karşıya kalmıştır.”
İmam Cevad (a.s): “Tövbeyi ertelemek, aldanmak; bugün yarın diye savsaklamak ise şaşkınlıktır.”
1“Tevbe temizleyicidir.”
2- “Tevbe rahmet indirir.”
3- “Tevbenin ihlası günahı düşürür.”
4- “Mümin (’a) çevirici, istiğfar eden ve çok tövbe eden kimsedir.”
5- “Tövbe kalpleri temizler ve günahları yıkar.”
6- “Tövbe kalp ile pişmanlık, dil ile istiğfarda bulunmak, organlarıyla günahı terk etmek ve bir daha dönmeyeceğine dair karar almak.”
7- “Ölümü çatmadan önce günahlarından tövbe eden kimse var mıdır?”
8- “Tevbe dilemekten daha üstün şey günahı terk etmektir.”
9- “Kötülükler tevbe ile temizlenir.”
10- “Günahlar tövbe ile örtülür.”
11- “Tevbenin meyvesi nefsin kusurlarını telafi etmektir.”
12- “Güzel tövbe günahı yok eder.”
13- “Tevbe eden ’a dönmüştür.”
14- “Kendisine tövbe nimeti verilen kabulden mahrum olmaz.”
15- “Tevbeyi (özür dilemeyi) kabul etmeyenin günahı büyük olur.”
16- “Büyük günah için tövbe ne de (güzel bir) yıkıcıdır.”
17- “Tevbesini erteleyen kimse en büyük tehlike olan ecelin saldırısına uğrar.”
18- “Tövbesini sürekli erteleyenin dini yoktur.”
19- “Az bir tövbe ve istiğfarda bulunmak bile günahları ve günahlardaki ısrarı yok eder.”
      
    BENİM DİYECEKLERİM BU KADAR İNŞLH…SELAM VE DUA İLE KALIN İNŞLH…
                      …ESSELAMÜN ALEYKÜM…
Ankebut-45- Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. 'ı anmak elbette en büyük ibadettir. yaptıklarınızı bilir.
   
      
Logged

De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan ALLAH içindir.
güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Haziran 09, 2009, 02:08:14 ÖS »

    Selamün Aleyküm,
                 Arkadaşlar katılımlarınız çok güzel    razı olsun hepinizden. Yorumları takip edip  yeni bilgiler katarsanız inanıyorum ki, daha  güzel bilgiler ortaya çıkacak. Bilgilerimizin ve araştırmalarımızın son kelimesine kadar   paylaşalım lütfen.
                 Evet, katılım bekliyoruz arkadaşlar..
Logged
güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Haziran 09, 2009, 02:24:02 ÖS »

            S.a. İktibas kardeşimizin değindiği açıklama,
 
               "kılınmayan namazların ise kazası yoktur. ancak namaz kılmamak günah işlemektir.günahında tevbesi vardır."
            
          Bu gün insanlar haldır  haldır kaza namazı kılıyorlar, huşu içinde değil  sadece  kılmak için. Onlara  eziyet geliyor. Peki neden bu gerçek saklanıyor  o zaman. Her yetkili kaza namazı fetvaları veriyor  bu çok önemli. Müslümanı uyutan yine ilim sahibi müslüman mı?
Logged
iktibas
özel üye
Sağlam Forumcu
***

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 390



« Yanıtla #6 : Haziran 09, 2009, 06:45:29 ÖS »

ALLAH razı olsun kardeşim.geçende bir yazımda şunu söylemiştim. bu ümmet müslüman toplumdan çekmemiştir.bilakis müslüman görüntüsü olan insanlardan çekmiştir.taşları yerine oturtmamız lazım.nahl suresi 116. ayetinde 116- Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde 'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz 'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
bizim en büyük yanlışımız kuranın konuştuğu yerde susmamız,kuranın konuşmadığı yerde tafsilatlara girmemiz dir. bu konuda müfessierlerde çok hata yapmış islama israilayattan tutun hristiyan metafiziği yunan felsefesine kadar bilgiler doldurmuşlar islam dinine ,amaç iyi niyettir. insanları ve kendisini tatmin etmeye varıyor iş.
ama daha aydın düşenemediklerinden topluma zarar veriyorlar farkına varmadan.
« Son Düzenleme: Haziran 09, 2009, 06:46:57 ÖS Gönderen: iktibas » Logged
sevdaçkimi
Sağlam Forumcu
****

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 305


« Yanıtla #7 : Haziran 09, 2009, 07:48:30 ÖS »

            S.a.  Kardeşlerim  çok  önemli bir konu ele alınmış ve yazan kardeşlerimiz yorumu yapıp bırakmadan takıp ediyorlar  bu  çok   gururlandırıcı bir davranış. hepinizden razı olsun kim ne biliyorsa  anlatsın ki, bizlerde  bilmediklerimizde uyanalım.
            Güliçkiminin, dediği doğru. Kaza namazını  sanki  iade edeceğimiz bir namaz fakat  çabuk çabuk gönülsüz yaptığımız bir ibadet olarak düşünüyorum. İnsan farz namazında huşuyu zor yakalarken düşünün ki  kaza  namazı  nasıl kılınır?
            Bu konuda çok bilgim olmadığından sadece yorumları takip edecem   eğer bilen kardeşlerim konuya destek olurlarsa sevinirim. Hepimizin ortak sorunu diye düşünüyorum.
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9771



WWW
« Yanıtla #8 : Haziran 10, 2009, 02:09:04 ÖÖ »

KASTEN TERK EDİLEN NAMAZIN KAZASI OLUR DİYENLERİN DELİLSİZ İDDİALARI VE ONLARIN REDDİ :
Kasten, ihmal edilerek kılınmayan namazların kazâ edileceğine dair şer'i bir delil bulunmama ktadır. Bir delil bulunmama sına rağmen, namazların kaza edileceğini, hatta kaza namazı borcu bitmeden, sünnet namazların kılınamayacağını söyleyen bid'atçılar vardır. Onların gayesi namazların kaza edilebile ceğini söyleyerek, namazın hafife alınmasına ve kazaya bırakılmasına, yani kılınmamasına sebep olmaktır. Namaz borcu olan sünnet namaz kılamaz sözleri ise ayrı bir dalâlettir, çünkü Rasululla h (sallallah u aleyhi ve selem) sünnet namazların , kulun namazlard an eksiğini tamamlaya cağını şöyle bildirmek tedir. "Kulun ilk hesaba çekileceği şey namazdır. Namazı tamam olursa kurtulup mes'ud olur. Değilse pişman olur, sıkıntıya düşer. Eğer farz namazı eksik ise -u Teala : (Kendisi daha iyi bildiği halde) Bakın kulumun nafile namazları var mı, buyurur . Bunun üzerine noksan olan farz namazları nafileler le tamamlanır. Diğer amellerin deki eksiklikl er de bu şekilde tamamlanır. Rasululla h'ın (sallallah u aleyhi ve sellem) Hendek savaşında ikindiyi akşamın vaktinde kılmasını, yine Hendek savaşında öğleyi ve ikindiyi akşamın vaktinde kılmasını, namazın kaza edileceğine delil sayanların bu işi bir çok yönden reddedili r.
 Birincisi : İkindinin, vakti çıkana kadar kılınmama sebebi ihmal değil savaşın şiddetidir. (Hendek savaşı günü) Rasulullah (sallallah u aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Güneş gecedeki yerine dönünceye kadar bizi orta (ikindi) namazını kılmaktan alıkoydular. onların kabirleri ni ateş doldursun . Yahut evlerini yahut karınlarını."
 İkincisi : Korku (savaşta tedbir) namazı ile ilgili ayet henüz nazil olmamıştı. O günden sonra nazil olan ayetle peygamber ve sahabeler i amel ettiği gibi sonra gelen ümmet de amel etmelidir .
 Üçüncüsü : Bu olay savaş sebebiyle kılınamayan namazın kaza edileceğine de delil olmaz, çünkü (c.c.) ümmetin başına ilk defa gelen bu sıkıntıyı giderecek olan ve savaşta kazaya bırakmadan nasıl namaz kılacaklarını açıkladığı ayetlerin i vahyetmiştir. Daha sonraki savaşlarında Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) hiçbir namazını savaş sebebiyle vaktin dışına bırakmamıştır. Ayetlerde tarif edildiği üzere kılmıştır.
 Dördüncüsü : Unutmak veya uyumak dışında bir sebeple kılınmayan bir namazın kazası olmadığına dair, Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) buyurduki : "Her kim sabah namazını kılarsa o 'ın zimmetind edir. zimmetini n terk olunmasından dolayı sizden hiçbir şey talep etmez. Muhakkak olan şu ki her kimi sorumlu tutarsa ona mutlaka yetişir, sonra da onu cehennem ateşine yüzü üzere yatırır." Yine Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem)" uykuda iken namazı kaçırmada bir taksirat (günah olan kusur) yoktur. Taksirat diğer bir namaz vakti girene kadar namazını kılmayan kimse üzerine vardır," buyurmakt adır. Namazı terk etmenin bir keffâreti olsaydı, bu şeriatın sahibi onu da, elbette haber verirdi.
 Beşincisi : İbadetlerde asıl olan taabbudîliktir. Yani bir ibadet 'ın istediği ve Rasulünün öğrettiği şekilde yapılır. İnsanların kendi varsayımlarıyla icad ettikleri, kasten terkedile n namazın kazası merduttur, kabul olunmaz.
KEFFÂRETİ OLMAYAN GÜNAHLARDAN TÖVBE EDİLİR VE AFFI UMULUR :
Bir zamanlar üzerine farz olan namazları kılmayan kimseler bu günahlarından dolayı, samimi olarak ve Rasululla h'ın (sallallah u aleyhi ve sellem) "Kim bir günahına tövbe ederse, o günahı işlememiş gibidir."sözüne güvenerek 'a tövbe etmeli, bundan sonraki farz namazlarını aksatmada n kılmalıdır. Sünnet namazlarını da hem sevabına kavuşmak, hem de kılmadığı namazlara keffaret olsun diye kılmalıdır. İslamı kabul edip iman etmek nasıl ki kendinden önceki günahları silerse nasûh olan tevbe de kendinden önceki günahları yok eder. Bu hususlard a radyo ve TV.lerde şarlatanlık yapanlara da aldırmamalı, dinini 'ın Kitabından, Peygamber inin sahih sünnetinden öğrenmelidir. Dünya, ahirete nisbetle bir yolcunun, bir ağaç gölgesinde eyleşmesi gibidir. Bu kısa dünya hayatı için yaptığımız talebeliği, çıraklığı ahiretimi z için de yapmalıyız. Ebedi rahatımızı ise, bidatçılara ve dinimizi, TV.lere meze yapanlara emanet etmemeliy iz.
'ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun.
"Sen yücesin (Rabbim), bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."
Müslim (684/315-316) Müslim (684/314-315-316) Buhari (597 ter.648) Ebu Avane (1/385) Ebu Davud (442) Nesai (614) Tirmizi (178) Darimi (1/280) İbn-i Mace (696) İbn-i Huzeyme (991) İbn-i Hibban (1556) Beyhaki (2/218) Begavi (394) Ahmed (3/100) Albani (6571 S.Cami) Geçici bir süre şuuru yerinde olmayan (komada vs.) yahut deliren kimse iyileştiğinde kılamadığı namazları kaza etmez. Çünkü mükellefiyet akıl sahibi olmayı gerektiri r. Kafir iken islamı kabul eden bir kimse de akıl baliğ olduğu yaştan itibaren hiçbir ameli kaza etmez, mükellefiyet onun için iman etmesiyle başlamıştır. Buhari (ter. (648) Ebu Dâvud (1273) Nesai (463-464-465-466) Müslim (627/202-203) Bakara Suresi (Ayet 239) Nisa Suresi (Ayet 101-103) Darimi ( salat 186 ter. 1532) Müsned (3/25,49,67,68) İbn-i Huzeyme (2/88-89) Er-Risale (ter. 512 ) Bakara Suresi (Ayet 239) Nisa Suresi (Ayet 101-103) Buhari (4131 ter. 3862) Müslim (841/309) Ebu Davud (1239) Nesai (1535-1552) Tirmizi (566) Darimi (1/357) Malik (1/183) İbn-i Huzeyme (1360) Beyhaki (3/253) Müslim (656/262-261) Müslim (681/311) Ebu Davud (437) Nesai (615) Tirmizi (177) İbn-i Mace (698) İbn-i Huzeyme ((989) İbn-i Hibban (1460) Abdürrezzak (2240) Darekutni (1/386) Beyhaki (1/376) Ahmed (5/298) Bakara Suresi (Ayet 32) Tirmizi (salat 132/179) Nesai (mevakit 55, 1/297-298)
namazları kazaya bırakmak günahtır. Bu günahdan mümkün olduğu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz. Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadet ederek 'ın bağışlamasına sığınması gerekirken, hakkında Peygamber şefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takım sünnet ve nafileleri terk etmek nasıl uygun olabilir? Hem bir kısım vakit namazlarını kazaya bırakmak, hem de diğer bir kısım vakit namazlarını, kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayırmak iki kat kusur olmaz mı? Buna aykırı olan bazı nakiller geçerli değildir. Bunlar kabul edilen fetvaya aykırıdır. Hem sünnetleri, hem de kaza namazlarını kılmaya elverişli vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa bunlar insaflı bir iddiada bulunmuş sayılmazlar. Boş yere en kıymetli zamanlarını harcayan insanlar, bilmem böyle bir iddiaya nasıl kalkışabilir?"
İşin aslına gelince: Kur'an ve sünnette namazın kazası diye bir şey yoktur. Sadece uyuyan, bayılan ve unutan kimseler uyandığında / ayıldığında / hatırladığında namazlarını vakitleri dışında kılabilirler. Bu, onlar için bir kaza değil; eda olur. Bunun dışında kalan kimselerin gerek keyfi olarak gerekse gevşeklikten, tembellikten dolayı namazları vakit dışında kılmaları diye bir şey söz konusu değildir. Bunlar büyük bir günah işlemişlerdir. Tek yapacakları şey derhal tevbe- istiğfar etmek ve bir daha asla namaz kaçırmamaya çalışmaktır.

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : Haziran 10, 2009, 07:52:10 ÖÖ »

[COLOR=#NaNNaNNaN]             Alim cahil herkes tevbeye muhtaçtır. Ancak kişilere göre bazı değişikler olur. Mesela manen yüksek derecelere ermiş olanların (‘havas’ın) tevbeleri günahları terk etmiş olmalarına rağmen çoğunlukla bir anlık gafletten ötürüdür. Havas’ın havas’ı sayılan dostlarının tevbeleri ise kalpleri bir lahza Tealâ’nın zatından masiva sayılan şeylere kaymasından dolayıdır.

          Nitekim Zünnun Mısrî k.s. Hazretleri buyurur ki: “Sıradan insanların (‘avam’ın) tevbesi günahlarından, havas’ın tevbesi ise gafletten ötürüdür.”
Tevbe edenden tevbe edene çok fark vardır. Hatalardan tevbe edenle gaflet hallerinden tevbe eden bir olmaz. Bir tevbe eden de var ki, kalbi, halkı yaratan zatın gayrısına kaydığı için tevbe eder.


          - Müminlerin tövbesi nasıl olmalıdır?

Bu konuda Yüce 'ın Ey müminler (inananlar) yürekten tövbe ederek (nasuh tövbe ile) 'a donün ki, Rabb'iniz kötülüklerinizi örtsün ve sizi içlerinde ırmaklar akan Cennetlere koysun" (et-Tevbe, 9/8) buyruğuna dikkat etmek gerekir.

         Bu ayette geçen (nasûh tövbe) "yürekten, ihlasla tövbe edin" sözlerini Zemahşerî şöyle açıklamıştır: "Tövbeyi kendilerine tavsiye edenler, günahları mahvedecek ve aşırılıkları telâfi edecek şekilde tövbe ederler. Kötülüklerden tövbe etmeleri, o şeylerin kötü olduğu içindir. Yaptığına pişman olmak da çok şiddetli bir şekilde üzülmek demektir. Kötülüklerden birine bir daha dönmemeye azmetmek de, sağılmış olan sütün hayvanın memesine dönmesi nasıl mümkün değilse, öylece o günaha bir daha dönmemek anl*****dır. Bütün bunları böylece içine sindirmek yürekten tövbe etmek demektir. el-Kelbî'ye (ö:146/763) göre "nasûh tövbe", kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfar etmek, beden ile de onu terkederek yapmamak ve"ondan uzak durmaktır. Ayrıca pişmanlığından dönmemek üzere gönül rahatlığına kavuşmaktır.

       Gazzâlî'ye göre de ayette geçen "nasûh" kelimesi nasihat kelimesiyle ilgili bir sözdür. Her türlü şâibeden uzak olarak tam bir ihlas içerisinde Yüce 'a tövbe etmek anlamındadır.

      Ayrıca, "Hiç şüphesiz hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever” (el-Bakara, 2/222) âyeti de tövbenin lüzum ve faydasına işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde Tövbe eden 'ın sevgilisidir, günahlardan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir" buyurmuştur. Tövbenin nasıl olması hususunda Hz. Ali (r.a)'den şöyle bir rivayette bulunuluyor: Bir gün bedevilerden biri Hz. Peygamberin mescidine girer ve "'ım, şüphesiz ben sana tövbe ve istiğfar ediyorum" der ve namazını kılar. Bunu gören ve duyan Hz. Ali, adam namazını bitirince ona: "Ey kişi! Yalnızca dil ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben, tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün olur" dedi: 1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine getirilmemiş farzları iade etmek, 2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi bırakmak, 3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak, 4- Günah ve kabahatler içerisinde büyüyen nefsi, 'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul ettirmek, 5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak, 6- Gülüşlerinden her birine bedel olmak üzere, ağlamak."

      Hâl böyle olunca, şartlarına uygun olan bir tövbe, aynı zamanda için yapılmış bir ibadettir. Böyle olduğu için de kabûle şâyan olması gerekir. Nasıl ki, şartlarına uygun olarak yapılan ibadetlerin kabûlü hususunda tereddüde düşmüyorsak, şarlarına uygun bir tövbenin kabûlü için de tereddüt gösterilmemesi gerekir.

       Öyleyse 'a imân etmiş kişiler, bilerek veya bilmeyerek günah işledikleri zaman hemen 'a yönelip tövbe etmekten çekinmemelidirler. Çünkü ilgili ayet ve hadislerden anladığımıza göre Yüce samimiyetle ve şarlarına uygun olarak yapılan tövbeleri kabul eder, kullarını bağışlar. Ayrıca, günahları bırakıp kendisine yönelenleri sever, zira günahkârlar için yüce 'ın rahmet, mağrifet ve kereminden başka bir sığınak yoktur. Bu bakımdan inananların tövbe etmekten korkmamaları, yaptıkları büyük veya küçük günahları için ne zaman olursa olsun, geciktirmeden hemen Rab'lerine yalvarmaları, 'a olan bu inançlarının gereği olmalıdır.

      - Tövbenin zamanı ve tövbe etmenin faydaları

      Günah işler işlemez hemen tövbenin gerekli olduğunda şüphe yoktur; çünkü 'ın emir ve yasaklarına karsı itaatsizlik ederek isyan etmenin az da olsa, imânı sarsacağı açıktır. Öyleyse, tövbenin de günah işledikten hemen sonra yapılması gerekir. Zira, bu suretle yüce 'ı hemen hatırlayan kimse, bu vesileyle imânına dönmüş ve onu kuvvetlendirme gayretine girişmiş olur. Nitekim Yüce Rabb'imiz "Onlar fena birşey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde 'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları 'tan başka bağışlayan kim vardır. Onlar yaptıklarında bile bile direnmezler" (Âl-i İmrân, 3/135) ve "Kim tövbe edip güzel, yararlı işler işlerse, şüphesiz o, 'a gereği gibi yönelip tövbe etmiş olur" (en-Nisa, 4/17) buyurmaktadır.

        Görülüyor ki, kötülükleri çoğaltacak işler yapılır yapılmaz veya günah işlenir işlenmez hemen yüce Rabb'imizi anıp O'na yönelmemiz, O'na iltica edip günahlarımızı affetmesi için O'na yönelmemiz, yaptığımız bu kötü işlerden dolayı O'ndan utanıp korkmamız gerekmektedir. Ayrıca bu yaptığımız şeylerde ısrar edip direnmemek lâzımdır. Eğer böyle yaparsak, hem günahlarımız bağışlanır, gönlümüz rahat ve huzura kavuşur, hem de bu anlayış ve inanç sebebiyle başka kötü birşey yapmaktan uzak dururuz. İşte bizde hasıl olan bu şuur ve kuvvetli imân, bizi isyan etmekten ve tekrar günah işlemekten alıkoyacaktır ve böylece bir daha tövbe etmeye de ihtiyaç duymayacağız. Ancak katında daha da yüksek derecelere ulaşmak için, şükreden bir kul olarak O'na sığınıp yalvaracağız. Günahın hemen akabinde tövbe edip ısrar etmemenin zorunlu olmasındaki fayda ve hikmetler açıkça görüldüğü gibi kısaca şunlardır:

        Bir defa, günahlara dalarak yüce Yaradanını unutmuş olan kul, tövbe etmekle 'ın hatırlamış ve O'nun emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmayı zorunlu bir vazife bilerek, bu şuur içerisinde 'a olan inancını yeniden kuvvetlendirmek suretiyle, bu inancının gereği olan iş ve davramşları da yerine getirmeye başlamıştır. ikinci olarak, bu kul, işlemiş olduğu günahlarına bakarak, "Ben 'ın kötü kulu oldum" düşüncesiyle ümitsizliğe kapılarak daha fazla günah işlemekten kurtulur, bu yeni ümit ve inançla Rabb'ine daha fazla bağlanıp yaklaşarak emirlerini yerine getirmeye ve yasak ettiklerinden kaçınmaya son derece gayret gösterir. Çünkü insanoğlu geleceğe dönük olan ümit ve hayalleriyle hayatını devam ettirmektedir. Bu ümit ve hayalleri yıkılmış bir insanın, dünyanın çeşitli dertleri ve zorlukları altında hayatını sürdürmesi gittikçe zorlaştığı için, ya devamlı olarak başkalarına zararlı olmakta veya kendi canına kıymaktadır. Pekâlâ bilinir ki, insanları hayata bağlayan unsurların başında ümit ve inanç gelmektedir. İşte tövbe eden kişi yitirdiği bu ümit ve inancını yeniden kazanarak hayata bağlamakta ve yaşayışında ortaya çıkan acı ve tatlı durumlara katlanma konusunda yerine göre sabredip, yerine göre mutlu olmasını başarabilmekte ve başkalarına da her bakımdan faydalı olmaya çalışmaktadır. Nitekim yüce Rabb'imiz bu hususu şöyle müjdelemektedir: "Onların hareketlerinin karşılığı Rab'lerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapıp davrananların mükafatı ne güzeldir" (Âl-i İmrân, 3/136).

         Görüldüğü gibi yüce Rabb'imiz gereği gibi tövbe edenlerin tövbesini kabul edip onları mükafatlandıracağını, böyle davrandıkları takdirde yarınlarından emin ve güvenli olacaklarını, yitirdikleri ümitlerini yeniden ele geçireceklerini açıkça haber vermektedir. Rabb'imizin böyle bir mükafatına kavuşmak, insanı hayata bağlayan ne büyük bir mutluluktur.

[/COLOR]
Logged
güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : Haziran 10, 2009, 08:14:04 ÖÖ »

Eğer farz namazı eksik ise -u Teala : (Kendisi daha iyi bildiği halde) Bakın kulumun nafile namazları var mı, buyurur . Bunun üzerine noksan olan farz namazları nafileler le tamamlanır. Diğer amellerin deki eksiklikl er de bu şekilde tamamlanır.
 
        S.a   Rümeysa Hanım açıklamalarınız için teşekkür ederim. Bu yazdıklarınız hadislerle onaylanmasına rağmen  insanlarımız neden bunu kabul edemiyor? Israrla  kaza  namazı diyorlar?
En iyi tefsiri anlatıyorum, hadisleri su gibi biliyorum diyenler  bu gün insanları  kaza namazına davet ediyor?
       bilmek mi, bilmemek mi?  biliyorum dediğim konuda yanlışların içinde yüzeceksem, insanları sürükleyeceksem, bilmeden boğulmak  ve 'a sığınmak daha iyi.
       .
      
Logged
Sade
Hep Burda
*****

Karma: 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3105



« Yanıtla #11 : Haziran 10, 2009, 11:35:58 ÖÖ »

[JUSTIFY]
Tevbe, işlenen günahtan dolayı pişman olmak ve o günahtan el çekip bir daha ona yaklaşmamaktır. İnsan, bazen 'ın yasakladığı biri işi yapar, günah işler.
[/JUSTIFY]
[JUSTIFY]


Bunu yaparken bazen kendine, insanlara ve canlılara zarar verir. Bütün bu günah ve kötülükten sonra 'tan af dilemek, O'na tevbe etmek, üzerimizde hakkı olan insanların hakkını ödemek gerekir. 'tan af dilemek için her hangi bir aracıya ihtiyaç yoktur. 
[/JUSTIFY]


"Ancak tevbe edenler, islah edenler ve (gerçeği) söyleyenler müstesna. Ben; onların tevbelerini kabul ederim. Ve ben Tevvab, Rahim'im."(bakara 160)
 
"; size bilmediklerinizi açıkça bildirmek, sizden öncekilerin yollarını size göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek ister. Halim'dir, Hakim'dir."(nisa 26)

Kim de zulmettikten sonra tevbe eder, düzelirse; muhakkak ki , onun tevbesini kabul eder. Gerçekten ; Gafur'dur, Rahim'dir.(maide 39)

bu ayetlere bakınca önce anladığım rabbimizin bizden tevbe etmemizi istediği acıkca  görünüyor. ve bunları okuyunca yeterki tevbe edelim allah kesin kabul edecek kanısına varmamız da zor değil.
------------

[JUSTIFY]günahından tevbe eden hiç günah işlememiş kimse gibidir. günahımızdan tevbe eder yanlız sana döner ve yanlız senden yardım dileriz."

şimdi bu hadisi şerifi bir okuyunca aslında tüm mesele hallonuyor.kişi tevbe edince geçmiş hatalarını allah affediyorsa bunun gayrısını araştırmaya ve imanımızı zorlamaya ne gerek var değilmi.
insanlara bakacak olursan bu dünya yaşanmaz hale gelir. kimi insanların müslümanlığını beğenmez yanlız kendi islamını en iyi si sayar
kimide sürekli şekillere kafayı takmıştır. hemde görüp öğrendiği şekiller ve bunlar olmassa olmazlardır. bunları gördüklerinden öğrenmese aslında bişey yok, yani okuyup da öğrenmiyorlar gördüklerini uygulamak için yoğun çaba sarfediyorlar. bunların bu çabalarını okuyup öğrendiklerinde görebilseydik bir düşünsene. yani bu insanlar hurafelerinde bu kadar başarılı oluyorlar birde bildiklerini uygulamaya koydukalrında bunların önüne kimse geçemezdi
[/JUSTIFY][JUSTIFY][/JUSTIFY][JUSTIFY][/JUSTIFY][JUSTIFY] [/JUSTIFY][JUSTIFY] [/JUSTIFY][JUSTIFY]"Hâris İbnu Süveyd anlatıyor: "Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) bize iki hadis rivayet etti. Bunlardan biri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)' dendi, diğeri de kendisinden. Dedi ki: "Mü'min günahını şöyle görür: "O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. Dağ düşer mi diye korkar durur. Fâcir ise, günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür" İbnu Mes'ud bunu söyledikten sonra eliyle, Şöyle diyerek, burnundan sinek kovalar gibi yapmıştır.
Sonra dedi ki: "Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini duydum: ", mü'min kulunun tevbesinden, tıpkı şu kimse gibi sevinir: "Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara (yorgunluktan) başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bulamaz. Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp: "Hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım" der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün! Başı ucunda hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte 'ın, mü'min kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır. "
Müslim'in bir rivayetinde şu ziyâde var: "(Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi: "Ey 'ım, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim."
Buharî, Da'avât 4; Müslim 3, (2744); Tirmizî, Kıyâmet 50, (2499, 2500).
[/JUSTIFY]
[JUSTIFY][/JUSTIFY]
[JUSTIFY]işte  bu hadisi okuduktan sonra hele rabbimizin bizi ne kadar çok sevdiği ve bizi cennetine koymak için nasılda işimizi kolaylaştırdığını görebiliriz.
[/JUSTIFY]
[JUSTIFY]namaz konusunda ise,,[/JUSTIFY]
[JUSTIFY][/JUSTIFY]
[JUSTIFY]Ebû Hüreyre dedi ki: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurmuşlardı: “Kıyamet gününde kul önce namazından hesaba çekilecek, namazı tamam ise kurtulur ve rahatı bulur. Namazı bozuk ve eksik ise pişman olur ve sıkıntıya düşer. (Hemmam diyor ki: Bu söz Katade’nin sözü mü yoksa hadisten mi bilmiyorum) Eğer o hesabı görülen kimsenin farz namazları eksik ise : Bakın bakalım kulumun nafile namazları var mı? buyurur. Bunun üzerine noksan olan farz namazları nafilelerle tamamlanır. Diğer amelleri de aynen bu şekilde hesaplanarak tamamlanmış olur.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 202; Müsned: 9130)

[/JUSTIFY][JUSTIFY]kıldığımız farz namazların dışında kikıldığımız sünnet  namazların hepsi nafile namaz yerine geçer. ayrıyeten birde adı nafile namaz olanlar vardır. kılmadıklarımızın tamamlanacağı namazlar işte bunların hepsidir. inşallah bunlarla allah eksiklerimizi tamamlar.

kılmadığımız namazların yerine kıldıkları kaza namazlarına su düsünceyle yaklaşalım .işte falan gecelerde bolbol kaza namazı kılınmalı yada 
[/JUSTIFY]
[JUSTIFY]s abaha kadar kaza namazı kılınmalı   gibi. bol bol yada sabaha kadar.  adam zaten namaz kılmaya yeni başlamış. şeytan zaten işini zorlaştırmak için boyuna zorluyorken namaz kılmak belki adama zor gelirken tut birde adama bol bol yada sabaha kadar namaz kıl de. işmi yani şimdi bu. adamı tekrar namaz kılmadığı günlere kowalamak gibi oluyor. adam zaten yeni başlamış işini kolaylaştırmak gerekiyor. müslüman kolaylaştırır zorlaştırmaz   öyle  değilmi   arkadaşlarrrr,,[/JUSTIFY]
[JUSTIFY][/JUSTIFY]
[JUSTIFY]SELAM ILE......[/JUSTIFY]
[JUSTIFY][/JUSTIFY]
[JUSTIFY]hatam  warsa  düzeltırsenız sewınırımm,,, [/JUSTIFY]


herkesten
[JUSTIFY]
[/JUSTIFY]
« Son Düzenleme: Haziran 10, 2009, 11:56:00 ÖÖ Gönderen: Sade » Logged

güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : Haziran 10, 2009, 02:37:58 ÖS »

]kıldığımız farz namazların dışında kikıldığımız sünnet  namazların hepsi nafile namaz yerine geçer. ayrıyeten birde adı nafile namaz olanlar vardır. kılmadıklarımızın tamamlanacağı namazlar işte bunların hepsidir. inşallah bunlarla allah eksiklerimizi tamamlar.

kılmadığımız namazların yerine kıldıkları kaza namazlarına su düsünceyle yaklaşalım .işte falan gecelerde bolbol kaza namazı kılınmalı yada 
[/JUSTIFY]
[JUSTIFY]s abaha kadar kaza namazı kılınmalı   gibi. bol bol yada sabaha kadar.  adam zaten namaz kılmaya yeni başlamış. şeytan zaten işini zorlaştırmak için boyuna zorluyorken namaz kılmak belki adama zor gelirken tut birde adama bol bol yada sabaha kadar namaz kıl de. işmi yani şimdi bu. adamı tekrar namaz kılmadığı günlere kowalamak gibi oluyor. adam zaten yeni başlamış işini kolaylaştırmak gerekiyor. müslüman kolaylaştırır zorlaştırmaz   öyle  değilmi   arkadaşlarrrr,,[/JUSTIFY]

 
 
    S.a  yazdıklarınıza katılıyorum. Çok güzel açıklamışsınız.Yazıyı takip etmenizi  ve yeni yorumlarınızı eklemenizi dilerim. 'a emanet olun.
Logged
gülsüm
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12



« Yanıtla #13 : Haziran 12, 2009, 12:39:32 ÖÖ »

namaz benım en huzur buldugun yer secdedır secde ve tovbe ıkısı bır butun gıbı bız ılk yaradılısta bensızın rabbınız degılmıyım deedıgı zaman evet yarab sen bızım rabbımıssın dedık bu sozumuzu unutmassak doslar tovbede tovbe olur namazda arsa yukselır allah cccooook merhameylı coook affedıcıdı bız okapınıın bıkmadan usanmadan bekcısı kıtmırıyız vesselam
Logged
topuyiçkimi
Buraya bağlanmış.
***

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 166


« Yanıtla #14 : Haziran 16, 2009, 09:01:30 ÖÖ »

   Bu konuyu açan  ve katılımda bulunup bizleri aydınlatan kardeşlerimizden razı olsun  enim için bu konu çok önemliydi. teşekkür ederim.Araştırsam bu kadar  güze bilgilere ulaşamazdım.
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: