Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: tövbe  (Okunma Sayısı 1302 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« : Ağustos 20, 2011, 03:38:19 ÖS »

http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/251627_108128139278383_100002435923188_81169_2070100_n.jpg
tövbe

Tövbe işlenen günahların ardından pişmanlık duymak, ’a yönelmek, affedilmeyi talep etmek ve yapılan hatayı bir kez daha tekrarlamamaya niyet etmektir. Yüce Rabbimiz tövbe etmek konusunda müminlere sınırsız ikramda bulunmuş ve tövbe kapılarının her daim açık olduğunu bizlere müjdelemiştir. Rabbimiz tövbeyi ibadetlerin en efdalinden saymış, kemale ermek isteyen müminler için ilk basamak olarak tövbeyi koymuştur. Aynı zamanda tövbe etmek kul olmanın da bir gereği ve günahlardan arınmamız için şart olan bir ibadettir.

Bizler insan olarak kusurlu ve aciz varlıklarız. Bedenen ve manen temizlenmeye, arınmaya ihtiyaç duyarız. Nasıl ki bir kimsenin üstü kirlendiğinde değiştirir; eli, yüzü, vücudu pis olduğunda yıkayarak kirlerinden arındırmaya çalışırsa kalbin ve ruhun da böyle bir arınmaya ihtiyacı vardır. Bir kimsenin kalbini ve ruhunu kirlenen bir elbise gibi değiştirmesi mümkün değildir. O halde kalbi temizleyen, günah kirlerinden arındırıp pür pak eden başka bir yola başvurmak gerekir. İşte bu yol tövbedir.

TÖVBE ETMEDE ACELECİ OLUNMALIDIR

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet ile tövbe etmemizi istemiş, bizi günahların ardından tövbe etmeye çağırmıştır. Rasulü de (s.a.v) bu hususta çok hassas davranmış, tövbe etme konusunda ümmetini aceleci olmaya teşvik etmiştir. Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak tövbe etmede aceleci olmamızı isteyerek şöyle buyurmuştur: “ katında makbul olan tövbe o kimselerin yaptığıdır ki, onlar cahillikleriyle bir kötülük işlediklerinde, acele olarak tövbe ederler. İşte böyle kimselerin tövbelerini kabul buyurur.” (Nisa, 17)

Rabbimiz’in acele etmemizi emretmesi ve Rasulü’nün de (s.a.v) bu konuda ümmetini teşvik etmesinin sebebi hiç şüphesiz insanın ölümün ne zaman geleceğini bilmemesidir. Bir kimse hata ve günah işler ve bu işte ısrarcı olursa; “Nasıl olsa tövbe ederim, daha vaktim var” diyerek tövbesini ihmal ederse ecel geldiği vakit her şey için çok geç olabilir. Bu sebeple yapılması gereken öncelikli olarak hatalardan olabildiğince kaçınmak, bir hata işlendiği vakit de hiç geciktirmeden tövbe etmektir.

SON NEFESTE YAPILAN TÖVBE FAYDA ETMEZ

İnsan unutmamalıdır ki aldığı her nefes onun için bir fırsattır, lakin bu nefes onun son fırsatı da olabilir. Çünkü ölüm Teala’nın takdiri ile ulaşınca ne güzellik ne gençlik ne de mala mülke bakmadan insanı alıp götürmektedir. Ve insan ölüm kapıya dayandığı vakit, canının çıkacağını anladığında tövbe ederse artık çok geç olacaktır. Yüce Rabbimiz bu hususu da Kur’an-ı Kerim’de “...kabul olunan tövbe, kötülükler yapıp edip de içlerinden birine ölüm gelip çatınca, ‘Ben şimdi
tövbe ettim’ diyenlerinki değil. Kafir olarak ölenlerinki de değil. İşte öylesi kimseler için çok acı bir azap hazırladık”
(Nisa, 18) buyurarak açıklamıştır. Yani insanın artık başka çaresi kalmadığını anlayınca, tabiri caiz ise son anda kendini kurtarmak gayreti ile tövbeye sarılması bir şey ifade etmemektedir.

İNSAN SAMİMİ BİR NİYETLE TÖVBE ETMELİDİR

Bunun yanı sıra tövbe hususunda dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta da yaptığımız tövbede samimi olmamızdır. İnsan bir hata için tövbe etse, sonra o hatayı yine yapsa; sonra yine tövbe edip tekrar yapsa ve bunu sürekli olarak tekrarlasa; bu, o kimsenin samimi bir şekilde tövbe etmediğini gösterir. Kişi günahına tövbe ederken ihlasla ve samimiyet ile “Bir daha yapmayacağım” diye niyetlenmelidir. Ve elinden geldiğince de bu niyetine uyma gayretinde olmalıdır. Tövbesine sadık olamazsa elbette ki tekrar tövbe edecektir. Yalnız dikkat etmesi gereken “Nasıl olsa affeder, yapayım da sonra tövbe ederim” diyerek yola çıkıyor ve bu düşünce ile tövbe ediyorsa bu tövbe samimi değildir.

Unutulmamalıdır ki Rabbimiz’in rahmeti engindir. O isterse olmayacak hiçbir şey yoktur. Bu sebeple mümin günahından ötürü umutsuzluğa kapılmamalı, her daim kalbini uyanık tutmalı, günaha düştüğü vakit de derhal tövbe kapısına sarılmalıdır. Ancak bu şekilde kalplerimiz günah kirlerinden arınır ve rızası için yol almamız çok daha kolay olur.
« Son Düzenleme: Ağustos 23, 2011, 11:51:50 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged

ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #1 : Ağustos 20, 2011, 04:04:41 ÖS »

’ım !Bizi sevip yarattın …Sayamayacağımız kadar çok nimetler bahşettin Sana binlerce şükür..Nimetlerine hakkıyla şükredemiyoruz, yarattıklarına hakettiği saygıyı da gösteremiyoruz her günümüz bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarla geçiyor..Yine de Senin kapından başka kapı bilmiyoruz..Tüm hata ve kusurlarımızı affet Rabbim..Gidecek başka kapımız yok tüm pişmanlıklarımızla her seferin de Sana geliyoruz bizleri kapından boş çevirme Rabbim..

İbadetlerimiz konusunda belki Bedrin Aslanları değiliz ama biz karınca misali Senin yolundayız,ayaklarımızı Senin gösterdiğin yolda sabit kıl Rabbim..Bizi hakkıyla namaz kılan, hayatımızı namaza göre yaşayanlardan eyle..

Günahı küçük görmekten ,din kardeşine kin beslemekten, insanlar için kötülük düşünmekten sana sığınırız bizleri şeytanın oyun ve hilelerinden koru Rabbim…Kur’anı okuyup anlamayı ve anladığını da uygulamayı nasip eyle her birimize…

İki Cihan Güneşi Hz.Muhammed (s.a.v.)Efendimizin hayatını daha iyi anlayıp O’nu örnek almayı nasip et Rabbim bizlere..Biz ki kendimize kimleri kimleri örnek almaya başladık ,bizleri yanlışlarımızdan çevir Ya Rabbim…Bir an olsun senin adını sevgini unutturma bu yüreklerimize..

Yapmamamız gerekenleri yapıp yapmamız gerekenlerde de tembellik ediyoruz bu durumu düzeltmemizde yardımcımız ol Rabbim..Bizlere İbadet aşkı ver vazifelerimizi huşu içinde yapma yürekliliği ver Rabbim..Bizlere,Hz.EbuBekir’in sadakatini,Hz.Ömer’in adaletini,Hz.Osman’ın asaletini ve Hz.Ali’nin ilmini ver..Sana layık Kul,peygamberimize layık ümmet olmayı nasip eyle Rabbim…

Yüreklerdeki sıkıntıları Sensin bilen,yardıma muhtaçları sensin bilen…Darda olanlara Sen rahmetini esirgeme ’ım…Ümmeti Muhammed’in sıkıntılarını Sen gider,Bizleri iki cihanda perişan olmaktan koru ’ım!

Kalplerimizde kardeşlerimize karşı zerre kadar kin bırakma, bizleri görünmez zincirlerle bağla, birbirimize dost eyle ’ım..Darda olanlara yardıma koşmayı kendimize vazife bilelim …Sıkıntıda olanların sıkıntılarını gidermede vesile kıl bizleri ’ım…Göremeyen gözden,şükretmeyen dilden, merhametsiz yürekten,tefekkür edemeyen akıldan sana sığınıyoruz ’ım..

’ım dünayanın bir çok yerinde zulüm altında olan kardeşlerimize Sen yardım et…Kardeşlerimize yine Senin nimetlerini ulaştırma konusunda bizleri vesile kıl ’ım..Zalim zulmünden hiç vazgeçmiyor sen Müslümanlara güç kuvvet ver,zalimlerin oyunlarını/zulümlerini kendilerine çevir…Mazlumların göz yaşlarını Sen dindir ’ım…Kuraklık ve açlık çeken kardeşlerimize Sen yardım et Rabbim…



Senin rızan için yaşayan Senin rızan için adım atan tüm insanlara sen Rahmet et ’ım..Onların yollarını aç, iyiliklerini daha çok kişiye ulaştırmalarına yardım et ’ım..

’ım bizleri her zaman iyilerle karşılaştır..Kötü insanların şerrinden sana sığınıyoruz..Kötülük yapmaktan sana sığınıyoruz…İnsanlara karşı kötü düşünmekten sana sığınıyoruz…
Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Ağustos 24, 2011, 12:02:14 ÖÖ »

http://www.sozlerkosku.com/wp-content/uploads/2011/07/t%C3%B6vbe.jpg
tövbe


Sözlükte
’a dönüş ve yöneliş” anlamına gelen tövbe, dini terim olarak “günahtan ’a dönme” anlamıyla meşhur olmuştur. Tövbeyi daha açık ve anlaşılır bir tarzda tarif edecek olursak şöyle diyebiliriz:
Tövbe; yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek ’a dönmek, O’ndan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek,
yalnız ’a yalvarmak demektir.

Yüce , Tahrim Suresi 8. ayette: “Ey inananlar, tövbe-i nasûh ile ’a tövbe ediniz. Umulur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir…”
buyurmaktadır. Peki, bu ayette kastedilen nasûh tövbesi nedir?

Nasûh, Arapça kelime ‘nush’ kökünden mübalağa (abartma) kipidir. ‘Çok öğüt veren’ demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine, günahı bırakmasını öğütleyen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, ’a dönünüz demektir.

O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gelecekte günah işlememeğe karar vermek ve üzerinde bulunan bir hakkı sahibine ödemek demektir.

Hz. Peygamber nasûh tövbesini; “Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması, ’a tam rucu’ edip, sütün memeye dönmediği gibi, kişinin tekrar günaha dönmemesidir.” şeklinde tanımlamıştır.

Gazalî Hz., nasûh tövbesini tanımlarken şunlara yer vermiştir: “Nasuh tövbesi yapanlar, tövbe edip ölünceye kadar tövbesinde duranlardır. Bunlar geçmişteki eksiklerini tamamlar ve bir daha günaha dönmeyi hatırdan bile geçirmezler, zelle ve sürçmeler müstesna. İşte tövbede istikamet budur. Günahların sevaplarla değiştirilip hayırlarda müsabaka edenler, bu tür tövbe sahipleridir.”

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: