Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: TAGUTU REDDETMEK  (Okunma Sayısı 220 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Faruk
Ziyaretçi
« : Aralık 05, 2009, 01:59:22 ÖÖ »

TAGUTU REDDETMEK TEVHİDİN VE İMANIN SIHHAT ŞARTLARINDANDIR



Bil ki! Bütün rasullerin getirdiği İslam’ın rükunlarının en büyüğü; tek olan (c.c)’a iman etme ve tagutu reddetme rüknudur. Zaten bu rükun, rasullerin gönderilme ve kitapların indirilme gayesidir. Namaz, zekat, oruç, beyti hac etme ve bunlar gibi diğer ibadetlerden önce bu rüknu yerine getirmek, kul üzerine öncelikle farzdır. Tagutu reddetmedikçe asla iman geçerli olmaz, hiçbir amel kabul edilmez ve kan korunmaz.


şöyle buyuruyor:


“Şüphesiz her ümmete: “’a ibadet edip, taguttan kaçınsınlar diye rasuller gönderdik. Onlardan kimisine hidayet etti, kimisine de sapıklık hak oldu.” (Nahl:36)


Bu ayet gösteriyor ki, istisnasız bütün rasullerin ilk görevi, ayette bildirildiği gibi, insanları (c.c)’a ibadet ettirmek ve tagutlardan sakındırmaktır.


(c.c) şöyle buyuruyor:


“Kim tagutu inkar edip ’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur. işitendir, bilendir.” (Bakara: 256)


(c.c)’ın bu ayette, tagutu reddetmeyi ’a imandan önce zikretmesinde çok büyük ve önemli işaretler vardır. Bunlardan bazıları:


1 - Tagutu red meselesinin küçük görülüp de ihmal edilmemesini, tagutu reddetmenin çok önemli bir asıl oduğunu, bunun dışındaki asıl ve teferruatların ise ona bağlı olduğunu belirtmek içindir.


2 - İmandan önce tagutun reddinin gerekli olduğunu bildirmek içindir. Çünkü kişi tagutu reddetmeden önce iman ederse bu iman, tagutu red ve şirki terkedinceye kadar sahibine hiçbir fayda vermez.


3 - (c.c)’a iman ile taguta iman, bir kulun kalbinde bir an bile olsa asla bir arada bulunamaz. Çünkü birisine iman, diğerine iman etmeye zıddır. Bunlardan birisine iman edilirse diğeri reddedilmiş olur. Çünkü iman ile küfür bir kalpte asla bir arada bulunmaz.


Buna göre, ya tagutu reddettikten sonra iman edilir ya da taguta iman ederek (c.c) reddedilir. Taguta iman ile (c.c)’a imanın bir kulun kalbinde aynı anda bir arada bulunmasını düşünmek, birşeyin zıddıyla birlikte aynı anda var olduğunu düşünmek demektir. Bu ise imkansız bir şeydir.


Ayetteki “urveti’l vuska” (sağlam kulp) hakkında alimlerden bazıları; “sağlam kulp; imandır.”


Bazıları; “sağlam kulp; İslam’dır.”


Bazıları da; “sağlam kulp; la ilahe illallah’tır” dediler. Bu manaların hepsi doğrudur. Aralarında bir zıtlık yoktur. (İbni Kesir Tefsiri-Bakara: 256 ayetinin tefsirine bak)


Bu ayet gösteriyor ki, her kim (c.c)’a iman ettiği halde tagutu reddetmez veya tagutu reddettiği halde (c.c)’a iman etmezse sağlam kulpa tutunmamış ve la ilahe illallah’a gerçek manada şehadet etmemiş olur.


Rasulullah (s.a.s) sahih bir hadiste şöyle demiştir:


“Kim la ilahe illallah der ve (c.c)’tan başka tapılanları reddederse malı ve kanı haram olur. Onun hesabı ’a aittir.” (Müslim)


Bil ki! Tagutu reddetmediği halde la ilahe illallah diyen kimse, bir şeyi zıddıyla beraber aynı anda söylemiş gibidir. Yani aynı anda bir şey hakkında hem var hem de yok demiş gibidir. Çünkü la ilahe illallah şehadeti tagutu reddi gerektirir. Tagutu reddetmeyen kişinin misali, sözüyle (c.c)’tan başka ibadete layık ilah yoktur diyen, fakat aynı anda diliyle veya haliyle ’la beraber ibadete layık ilah vardır, diyen kimsenin durumuna benzer.


Tevhidi kabul ettiğini söyleyen bu kimse aslında yalancı, münafık, zındık, (c.c)’ın diniyle alay eden kafir bir kimsedir. Zira bu kimse, hem (c.c)’tan başka ibadete layık ilah olmadığını söylemekte hem de aynı anda var olduğunu söylemektedir.



İşte bunun delilleri:


Yalancı olmasına gelince; bir şeyi aynı anda zıddıyla birlikte söylemesidir. Zira bu kimse (c.c)’ tan başka bütün ilahları reddettiğini iddia etmekle beraber taguta iman etmekte ve O’na ibadet etmektedir. Bu sebeble, tevhid üzerinde olduğu iddiasında yalancıdır.


Münafık olmasına gelince; bir şeyi kabul ettiğini söylemesine rağmen ona zıd olan şeyi üzerinde bulundurmasıdır. Zira bu kimse diliyle muvahhid olduğunu söylediği halde taguta ibadet küfrünü gizlemiştir.


Zındık olmasına gelince; taguta ibadet ettiğinden dolayı kendisine küfre girdiğine dair deliller gösterilince, la ilahe illallah’ı söylediğini, bu sebeble müslüman olduğunu, kafir olmadığını iddia etmesidir.


(c.c)’ın diniyle alay etmesine gelince; muvahhid olduğunu yüzlerce defa iddia ettiği halde tevhidin zıddına bir söz söylemekten veya amel işlemekten hiç çekinmemesidir. (c.c)’ın şeriatiyle bundan daha büyük bir oyun olabilir mi? (c.c)’ın diniyle bundan daha başka bir alay ve onu hafif görme var mıdır?


Nebinin dini, tevhid dinidir. Tevhid dini ise la ilahe illallah Muhammedun Rasulullah’ı bilmek ve bunun gerekleriyle amel etmektir. Fakat maalesef bazı insanlar la ilahe illallah kelimesinin manasını bilmemekte, onu bozacak ameller işlemekte ve bu kelimenin sadece; yaratıcı olan, rızık veren (c.c)’tır manasına geldiğini sanmaktadır. Onlar bu kelimeyi, ancak bu manayı kastederek söylerler. Oysa bu kelimeyi bu manayla söylemeleri onlara bir fayda sağlamaz ve onları muvahhid yapmaz. Çünkü, bu sözleriyle sadece rububiyyet tevhidini kabul etmişlerdir. Bu şekildeki bir kabulü müşrikler de yapmakta idi.


La ilahe illallah kelimesinin manası, böyle cahillerin zannettiği gibi değildir. Muvahhid olabilmek için rububiyyet tevhidini kabul etmekle birlikte uluhiyyet tevhidinin de kabul edilmesi gerekir. Uluhiyyet tevhidinin kabulü; bütün ibadetlerin sadece (c.c)’a yapılması gerektiğine dair imanı gerekli kılar.


Bazı insanlar, la ilahe illallah’ın gerçek manasını bilmedikleri halde dilleriyle bu kelimeyi söylerler. Bu kişiler müslüman değildir. Çünkü onlar, la ilahe illallah’ın gerçek manasına iman etmemişlerdir. Oysa bu meseleyi çok iyi bilmek ve anlamak, o meseleye inanmak için gerekli olan şartlardır. Bir şeyi bilmemek ve anlamamak ise o şeye sahip olmamaya benzer.


Bazı insanlar da, la ilahe illallah’ın manasını bildikleri halde gerekleriyle amel etmezler. Bunlar da müslüman değildir. Çünkü tevhidle amel etmek, şirkten uzak olmak ve (c.c)’tan başka ibadet edilenleri hem söz hem de amelle reddetmek, tevhid şehadetinin en önemli gereklerindendir. Onlar bu gerekleri yerine getirmedikleri için kafirdirler.


Tevhid hem kalp hem dil hem de amelde sağlanmalıdır. Bunlardan birisini eksik yapan kimsenin müslüman olması mümkün değildir. Tevhidi bildiği halde onunla amel etmeyen kimse, Firavun ve İblis gibi inatçı bir kafir olmuştur.


Bazı insanlar ise la ilahe illallah’ı söyledikleri halde gerçek manasını hem anlamazlar, hem de akletmezler. Bu kişiler de la ilahe illallah’ın manasını bilmeyen kişiler gibi kafirdirler.


Buna göre, her kim la ilahe illallah’ı söylediği halde tagutu reddetmezse işte o kimsenin kıldığı namaz, tuttuğu oruç, yaptığı hac ve verdiği zekat gibi salih amelleri kendisine fayda vermez. Zira, la ilahe illallah’ı sözle söylemesine rağmen aynı anda onu bozucu ameller yapmaktadır.


Tagutun her türünü reddedebilmek ve sadece o gayeyle yaratıldığımız halis tevhidi gerçekleştirebilmek için tagutu, özellikle de zamanımızın tagutlarını, her çeşidiyle çok iyi bilmemiz gerekir.
__________________
Logged
Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Aralık 09, 2009, 03:55:48 ÖS »

İNSANLARIN EN ÇOK MÜPTELA OLDUĞU TAGUTLAR
    Tagut lafzının, (c.c)’ın kitabında sekiz yerde zikredildiğini belirtmiş ve bununla ilgili ayetleri zikretmiştim. Bu ayetleri inceleyen bir kimse, (c.c)’ın, özellikle tagutun iki türü üzerinde çok açık bir şekilde durduğunu görür. Zira insanların çoğu tagutun bu iki türüne bağımlı olmuşlardır. İşte (c.c), insanların (c.c) katında hiçbir mazeretleri olmaması için tagutun bu iki türü üzerinde çok açık bir şekilde durmuştur.
Müslüman olabilmek için tagutun bu iki türünü tafsilatlı bir şekilde reddetmek gerekir.
(c.c)’ın, üzerinde özellikle durduğu bu iki tür tagut şunlardır:
1 – İbadet Tagutu
2 – Hüküm Tagutu
1 – İbadet Tagutu
    (c.c) şöyle buyuruyor:
“Taguta kulluk etmekten kaçınarak...” (Zümer: 17)
“... taguta tapanlar; işte bunlar, yerleri kötü olan ve doğru yoldan sapan kimselerdir.”  (Maide: 60)      
“Şüphesizki biz her ümmete ’a ibadet edip taguttan kaçınmaları için rasuller gönderdik.” (Nahl: 36)
2 – Hüküm Tagutu
    (c.c) şöyle buyuruyor:
“Reddetmeleri emrolunmuşken taguta muhakeme olmak isterler.”  (Nisa: 60)
Hüküm tagutunun zamanımızdaki çağdaş şekliyse şöyledir:
a - Teşri Sıfatı Yönünden: Bunlar, (c.c)’ın indirdiğinin dışında teşride bulunan tagutlardır. Devlet reisleri, parlemento, millet vekilleri ve bunlar gibileri... Bunlar, kanunları tartışır, tasdik eder ve teşride bulunurlar. Yasama sultasının üniteleri kanun koyma, yürütme sultası hükümetin oluşturduğu kanunlara işlerlik kazandırma ve yargı sultası teşrileri uygulama yönünden her biri bir taguttur.
b – Hüküm Verme Bakımından: Bunlar; devlet reisleri, hakimler ve mahkemelerin azalarıdır. Bu tür tagutun yardımcıları ise; onları koruyan, onlara bakıcılık yapan, onları ve hükümlerini kabul etmeleri için insanları zorlayan ve onlar için çarpışan kimselerdir. Daha açıkçası, (c.c)’ın kanunları dışındaki kanunları ve bu kanunları tatbik eden sistemleri, bu sistemlerin mahkeme ve hakimlerini koruyan kimselerdir.
Ve bilinsin ki; taguta iman da edilir, küfür de edilir.
(c.c) şöyle buyuruyor:
“Cibte ve taguta iman ederler.”  (Nisa: 51)
Taguta ibadet de edilir, ondan beri de olunur.
(c.c) şöyle buyuruyor:
“Taguta kulluk etmekten kaçınarak...” (Zümer: 17)
Bu söylenenleri daha iyi anlayabilmen için sana bu konuyu iyice anlatayım:
Daha önce de belirttiğim gibi ibadetin; nüsük, hüküm (teşri) ve velayet olmak üzere üç rüknü vardır. İslam’ın ve dinin aslı bakımından ibadetin genel manası bu üç rükne bağlıdır.
Uluhiyyet tevhidi adı verilen ibadet tevhidi, hem nüsuk, hem hüküm, hem de velayette (c.c)’ı birlemektir.
(c.c) şöyle buyuruyor:
“Ben insanları ve cinleri yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)                     
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin!” (Bakara: 21)                  
İbadetin rükunları olan nüsuk, hüküm ve velayet, (c.c)’a ortak kılınmaksızın yapıldığında (c.c) tam olarak birlenmiş ve dille söylenen şehadet pratikte gerçekleştirilmiş olunur.
Bu rükunlardan herhangi birisi şayet (c.c)’tan başkasına yapılırsa, (c.c)’tan başkasına ibadet edilmesi sebebiyle (c.c)’a eş koşulmuş ve bu rükunların kendisine yapıldığı kimse de, o kimseye ilah ismi verilmese bile, ilah edinilmiş olunur. Zira bu, uluhiyyetin ve ibadetin gerçeğidir. Bunun ibadet olmadığına inanmak gerçeği değiştirmez. Tıpkı Adiy b. Hatem (r.a)’in durumu gibi....
Rasulullah (s.a.s):
“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i ’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan ’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.” (Tevbe: 31) ayetini okuduğu sırada yanına giren Adiyy b. Hatem ona:
“Biz onlara ibadet etmedik” diyerek itiraz etti. Fakat onun bu itirazı gerçeği değiştirmedi.
Hristiyan ve yahudiler, helalleştirme ve haramlaştırma konusunda din adamlarına itaat etmenin, onlara ibadet etmek olduğunu bilmemekteydiler. Buna rağmen Al-lah (c.c) onların bu yaptıklarını ibadet olarak isimlendirerek onları müşrik, din adamları ve rahiplerini de (c.c)’tan başka rabler olarak isimlendirdi.
Rasulullah (s.a.s) da onların bu yaptıklarına ibadet ismini verdi. Öyleyse ismi değiştirmek gerçeği değiştirmez ve hükmü de etkilemez.
Buna göre (c.c)’ın “Zümer: 17” ayetinde belirttiği “taguta ibadet etmek” ile “Nisa: 51” ayetinde belirttiği “taguta iman”: Bir kulun, ibadetin açıklanan rükunlarından herhangi birisini (c.c)’tan başkasına yapmasıdır. Daha açıkçası zikredeceğimiz tagutlardan herhangi birisine yapmasıdır. Zira ibadet sadece (c.c)’ın halis hakkıdır ve (c.c) bu konuda asla ortak kabul etmez.
Namaz, secde, rüku, kurban, adak, sığınmak, korkmak, umut, tevekkül vs gibi nüsuk ibadetlerinden her-hangi birisi tagutlardan birisine yapılırsa bu tagut nüsuk tagutu veya ibadet tagutu olmuş olur. Şayet bu tagutlardan herhangi birisine hüküm hakkı veya teşri hakkı verilirse işte bu tagut hüküm tagutu olmuş olur. Aynı şekilde velayetin herhangi bir türü bağımsız olarak sadece (c.c)’a yapılması gerekirken, herhangi bir  taguta yapılırsa bu tagut velayet ve tabi olma tagutu olmuş olur. (c.c)’ın reddetmemizi emrettiği taguta ibadetin türleri işte bunlardır.
Özet olarak şöyle diyorum: Taguta iman da edilir, küfür de edilir. Taguta ibadet de edilir, ondan beri de olunur. Ziyaeddin El-Kudsi
   
   
   
Logged
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« Yanıtla #2 : Ocak 30, 2010, 02:19:24 ÖÖ »

şöyle buyuruyor:


“Şüphesiz her ümmete: “’a ibadet edip, taguttan kaçınsınlar diye rasuller gönderdik. Onlardan kimisine hidayet etti, kimisine de sapıklık hak oldu.” (Nahl:36)



Logged

güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ocak 30, 2010, 03:07:32 ÖÖ »

 
Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5661



« Yanıtla #4 : Şubat 14, 2010, 06:39:18 ÖS »

 
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: