İNSANLARIN EN ÇOK MÜPTELA OLDUĞU TAGUTLAR
Tagut lafzının,
(c.c)’ın kitabında sekiz yerde zikredildiğini belirtmiş ve bununla ilgili ayetleri zikretmiştim. Bu ayetleri inceleyen bir kimse,
(c.c)’ın, özellikle tagutun iki türü üzerinde çok açık bir şekilde durduğunu görür. Zira insanların çoğu tagutun bu iki türüne bağımlı olmuşlardır. İşte
(c.c), insanların
(c.c) katında hiçbir mazeretleri olmaması için tagutun bu iki türü üzerinde çok açık bir şekilde durmuştur. Müslüman olabilmek için tagutun bu iki türünü tafsilatlı bir şekilde reddetmek gerekir.
(c.c)’ın, üzerinde özellikle durduğu bu iki tür tagut şunlardır:1 – İbadet Tagutu
2 – Hüküm Tagutu
1 – İbadet Tagutu
(c.c) şöyle buyuruyor: “Taguta kulluk etmekten kaçınarak...” (Zümer: 17)
“... taguta tapanlar; işte bunlar, yerleri kötü olan ve doğru yoldan sapan kimselerdir.” (Maide: 60)
“Şüphesizki biz her ümmete
’a ibadet edip taguttan kaçınmaları için rasuller gönderdik.” (Nahl: 36)
2 – Hüküm Tagutu
(c.c) şöyle buyuruyor: “Reddetmeleri emrolunmuşken taguta muhakeme olmak isterler.” (Nisa: 60)
Hüküm tagutunun zamanımızdaki çağdaş şekliyse şöyledir:
a - Teşri Sıfatı Yönünden: Bunlar,
(c.c)’ın indirdiğinin dışında teşride bulunan tagutlardır. Devlet reisleri, parlemento, millet vekilleri ve bunlar gibileri... Bunlar, kanunları tartışır, tasdik eder ve teşride bulunurlar. Yasama sultasının üniteleri kanun koyma, yürütme sultası hükümetin oluşturduğu kanunlara işlerlik kazandırma ve yargı sultası teşrileri uygulama yönünden her biri bir taguttur. b – Hüküm Verme Bakımından: Bunlar; devlet reisleri, hakimler ve mahkemelerin azalarıdır. Bu tür tagutun yardımcıları ise; onları koruyan, onlara bakıcılık yapan, onları ve hükümlerini kabul etmeleri için insanları zorlayan ve onlar için çarpışan kimselerdir. Daha açıkçası,
(c.c)’ın kanunları dışındaki kanunları ve bu kanunları tatbik eden sistemleri, bu sistemlerin mahkeme ve hakimlerini koruyan kimselerdir. Ve bilinsin ki; taguta iman da edilir, küfür de edilir.
(c.c) şöyle buyuruyor: “Cibte ve taguta iman ederler.” (Nisa: 51)
Taguta ibadet de edilir, ondan beri de olunur.
(c.c) şöyle buyuruyor: “Taguta kulluk etmekten kaçınarak...” (Zümer: 17)
Bu söylenenleri daha iyi anlayabilmen için sana bu konuyu iyice anlatayım:
Daha önce de belirttiğim gibi ibadetin; nüsük, hüküm (teşri) ve velayet olmak üzere üç rüknü vardır. İslam’ın ve dinin aslı bakımından ibadetin genel manası bu üç rükne bağlıdır.
Uluhiyyet tevhidi adı verilen ibadet tevhidi, hem nüsuk, hem hüküm, hem de velayette
(c.c)’ı birlemektir.
(c.c) şöyle buyuruyor: “Ben insanları ve cinleri yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin!” (Bakara: 21)
İbadetin rükunları olan nüsuk, hüküm ve velayet,
(c.c)’a ortak kılınmaksızın yapıldığında
(c.c) tam olarak birlenmiş ve dille söylenen şehadet pratikte gerçekleştirilmiş olunur. Bu rükunlardan herhangi birisi şayet
(c.c)’tan başkasına yapılırsa,
(c.c)’tan başkasına ibadet edilmesi sebebiyle
(c.c)’a eş koşulmuş ve bu rükunların kendisine yapıldığı kimse de, o kimseye ilah ismi verilmese bile, ilah edinilmiş olunur. Zira bu, uluhiyyetin ve ibadetin gerçeğidir. Bunun ibadet olmadığına inanmak gerçeği değiştirmez. Tıpkı Adiy b. Hatem (r.a)’in durumu gibi.... Rasulullah (s.a.s):
“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i
’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan
’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.” (Tevbe: 31) ayetini okuduğu sırada yanına giren Adiyy b. Hatem ona: “Biz onlara ibadet etmedik” diyerek itiraz etti. Fakat onun bu itirazı gerçeği değiştirmedi.
Hristiyan ve yahudiler, helalleştirme ve haramlaştırma konusunda din adamlarına itaat etmenin, onlara ibadet etmek olduğunu bilmemekteydiler. Buna rağmen Al-lah (c.c) onların bu yaptıklarını ibadet olarak isimlendirerek onları müşrik, din adamları ve rahiplerini de
(c.c)’tan başka rabler olarak isimlendirdi. Rasulullah (s.a.s) da onların bu yaptıklarına ibadet ismini verdi. Öyleyse ismi değiştirmek gerçeği değiştirmez ve hükmü de etkilemez.
Buna göre
(c.c)’ın “Zümer: 17” ayetinde belirttiği “taguta ibadet etmek” ile “Nisa: 51” ayetinde belirttiği “taguta iman”: Bir kulun, ibadetin açıklanan rükunlarından herhangi birisini
(c.c)’tan başkasına yapmasıdır. Daha açıkçası zikredeceğimiz tagutlardan herhangi birisine yapmasıdır. Zira ibadet sadece
(c.c)’ın halis hakkıdır ve
(c.c) bu konuda asla ortak kabul etmez. Namaz, secde, rüku, kurban, adak, sığınmak, korkmak, umut, tevekkül vs gibi nüsuk ibadetlerinden her-hangi birisi tagutlardan birisine yapılırsa bu tagut nüsuk tagutu veya ibadet tagutu olmuş olur. Şayet bu tagutlardan herhangi birisine hüküm hakkı veya teşri hakkı verilirse işte bu tagut hüküm tagutu olmuş olur. Aynı şekilde velayetin herhangi bir türü bağımsız olarak sadece
(c.c)’a yapılması gerekirken, herhangi bir taguta yapılırsa bu tagut velayet ve tabi olma tagutu olmuş olur.
(c.c)’ın reddetmemizi emrettiği taguta ibadetin türleri işte bunlardır. Özet olarak şöyle diyorum: Taguta iman da edilir, küfür de edilir. Taguta ibadet de edilir, ondan beri de olunur. Ziyaeddin El-Kudsi