Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?  (Okunma Sayısı 93 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
reyyan
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 53


« : Şubat 21, 2010, 04:46:22 ÖS »

http://www.resimyagmuru.com/data/media/25/TN-12123-bougie.gif
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
Sütçü İmam’ı anlamak lazım...

Geçimini süt satarak sağladığı için adına Sütçü İmam demişler.

1878 yılında Kahramanmaraş’ta doğmuş Sütçü İmam, hayatının tamamını burada geçirmiş. Anadolu’yu işgal eden Fransız askerleri ve onlarla işbirliği yapan Ermeni çetelere ilk kurşunu sıkan kişidir.

Sütçü İmam’ın silahına davranması ve ateşlemesi aniden gelişen birtakım olayların ardından gerçekleşmiştir. Bize gelen bilgiler şu şekilde: 31 Ekim 1919 cuma günü Uzunoluk Hamamı’ndan çıkan üç  kadın ve eşyalarını taşıyan bir erkek çocuğunu gören Fransız-Ermeni devriyesinden bir asker; “Burası artık Müslüman memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez!” diyerek kadınların peçesini zorla açmak istemiştir. Kadınlar ise bağırıp, feryat ederek yakındaki Kel Hacı isimli birinin kahvehanesinden yardım ister. Olay yerine ilk müdahale eden Çakmakçı Said adlı kişi “Gâvur oğulları! Dokunmayın bacılarıma!” diyerek Fransız-Ermeni Lejyonerlerinin üzerine yürür. Üzerinde silah olmayan Çakmakçı Said, açılan ateş sonucu ağır yaralanır. Bu sırada adı İmam olan ve geçimini temin etmek için süt satan ve Sütçü İmam olarak tanınan kişi, yanında bulunan silahı ile ateş eder ve bir Fransız-Ermeni Lejyoner askerini öldürür, bir diğerini de yaralar.

Daha sonra bu olayda Çakmakçı Said olay yerinde şehit olurken, yaralı olan Fransız-Ermeni Lejyoner askeri de ölür. Sütçü İmam olay yerinden bir at bularak hızla uzaklaşır. İşgalci askerler, Sütçü İmam’ı uzun süre aramalarına rağmen bulamazlar. Ve ardından Anadolu’da işgalci askerlerine karşı direnişler başlar.

Örtü, yani Müslüman kadının tesettürü tarihin seyrini değiştirmiştir. İşgal edilen Anadolu topraklarında direnişi filizlemiş ve dalga dalga yayılmasını sağlamıştır.

Daha sonra Sütçü imam, bir top atışı sırasında topun erken ateş alması sonucunda ağır yaralanmış ve iki gün sonra yani 25 Kasım 1922’de vefat etmiştir. Sütçü İmam’ın kabri Kahramanmaraş’ta Çınarlı Camii mezarlığındadır.

Sütçü İmam bugün yaşasaydı ve bugünleri görseydi ne yapardı diye düşünmekten kendini alamıyor insan. İsminin verildiği Sütçü İmam Üniversitesi’nde daha kapıdan içeri girmeden kızların başından örtülerinin çekilip alındığını duysaydı ne yapardı acaba?..

Hükümet yetkilerine, bu yasağı kaldırın diye telgraf mı çekerdi?

Ya da şehrin en işlek caddesinde imza kampanyası mı başlatırdı?

Cuma namazı çıkışı protesto gösterisi mi yapardı?

Ya da mevcut düzen içinde demokratik yollarla bu yasağın kalkacağına mı inanırdı?

Üniversitelerin, Fransızlar tarafından işgal edildiğini düşünerek “Bırakın bacımın örtüsünü gâvurlar” diyerek direniş mi başlatırdı?

Ya da şehrin meydanında kendisini sembolize eden o koskoca heykeli, eline bir balta alıp Hz. İbrahim’in putları kırması gibi alaşağı edip paramparça mı ederdi?

Kahramanmaraş meydanındaki bu heykelde Sütçü İmam, Müslüman kadının başörtüsünü eliyle çeken Fransız askerine silahıyla ateş ediyor.

Sahi, ne yapardı Sütçü İmam?..

Bu toplumun, ithal Fransız kanunlarıyla yönetildiğini bilseydi, kendi geçmişine, tarihine ve kültürüne zamanla Fransız kaldığını görseydi?

Kendisinden sonra; neo menkıbecilerin, Kur’an ziyafetçilerinin, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale destanı ve Kemalizm tüccarlarının türediğini görseydi ne derdi?

Eşi başörtülü olduğu için ordudan ihraç edilen subayları, kışla kapısından içeri alınmayan asker eşlerini ve annelerini görseydi nasıl bir ruh haline girerdi?

Şehitlik edebiyatı ve ajitasyonu yapan medyayı, yetmiyormuş gibi Cennet’ten köşkler dağıtan hoca efendileri görse ne düşünürdü Sütçü İmam?

Ağlayarak vatanlarını terk eden, ailelerinden uzaklaşıp üniversite okumak için uzak diyarlara giden kızları görseydi ne yapardı?..

Bu çetrefil, bu çarpık ve agresif zamanda, artık olup bitenleri algılama zorluğu içinde, “Ne olmuş bu memlekete” diye, şaşkınlık içinde sokaklarda avare şekilde dolaşır mıydı?

Siz düşünün…
Bayram KÜÇÜK
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7679



WWW
« Yanıtla #1 : Şubat 21, 2010, 04:54:55 ÖS »

Alıntı
Sütçüİmam bugün yaşasaydı ve bugünleri görseydi ne yapardı diye düşünmektenkendini alamıyor insan. İsminin verildiği Sütçü İmam Üniversitesi’ndedaha kapıdan içeri girmeden kızların başından örtülerinin çekilipalındığını duysaydı ne yapardı acaba?..

Hükümet yetkilerine, bu yasağı kaldırın diye telgraf mı çekerdi?

Ya da şehrin en işlek caddesinde imza kampanyası mı başlatırdı?

Cuma namazı çıkışı protesto gösterisi mi yapardı?

Ya da mevcut düzen içinde demokratik yollarla bu yasağın kalkacağına mı inanırdı?

Üniversitelerin,Fransızlar tarafından işgal edildiğini düşünerek “Bırakın bacımınörtüsünü gâvurlar” diyerek direniş mi başlatırdı?

Ya da şehrinmeydanında kendisini sembolize eden o koskoca heykeli, eline bir baltaalıp Hz. İbrahim’in putları kırması gibi alaşağı edip paramparça mıederdi?

Kahramanmaraş meydanındaki bu heykelde Sütçü İmam,Müslüman kadının başörtüsünü eliyle çeken Fransız askerine silahıylaateş ediyor.

Sahi, ne yapardı Sütçü İmam?..

Butoplumun, ithal Fransız kanunlarıyla yönetildiğini bilseydi, kendigeçmişine, tarihine ve kültürüne zamanla Fransız kaldığını görseydi?

Kendisindensonra; neo menkıbecilerin, Kur’an ziyafetçilerinin, Kurtuluş Savaşı,Çanakkale destanı ve Kemalizm tüccarlarının türediğini görseydi nederdi?

Eşi başörtülü olduğu için ordudan ihraç edilensubayları, kışla kapısından içeri alınmayan asker eşlerini veannelerini görseydi nasıl bir ruh haline girerdi?

Şehitlikedebiyatı ve ajitasyonu yapan medyayı, yetmiyormuş gibi Cennet’tenköşkler dağıtan hoca efendileri görse ne düşünürdü Sütçü İmam?

Ağlayarakvatanlarını terk eden, ailelerinden uzaklaşıp üniversite okumak içinuzak diyarlara giden kızları görseydi ne yapardı?..

Buçetrefil, bu çarpık ve agresif zamanda, artık olup bitenleri algılamazorluğu içinde, “Ne olmuş bu memlekete” diye, şaşkınlık içindesokaklarda avare şekilde dolaşır mıydı?




Logged

YUMUŞAK BAŞLI İSEM KİM DEMİŞ UYSAL KOYUNUM.KESİLİR BELKİ FAKAT ÇEKMEYE GELMEZ BOYNUM
(M.AKİF ERSOY)




RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7679



WWW
« Yanıtla #2 : Şubat 21, 2010, 05:15:26 ÖS »

 
http://www.resimyagmuru.com/data/media/25/gg.JPG
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?



   Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi olan başörtüsü meselesi; ülkemiz insanları için derin bir hüzne, yoğun bir travmaya, ferdi ve içtimai depresyona neden oluyor. Dolayısıyla insanlarımızdaki güvensizlik, vahamet, garabet, sükût-u hayal ve psikolojik bunalım had safhaya çıkıyor, acılarımız derinleşerek katmerleşiyor...

        Türkiye halkı ve devletiyle bu problemi çözemeyecek kudrette değildir. Ancak birileri bu açmazın ortadan kaldırılmasına, sorunların çözümüne dolaylı ya da direkt mani oluyor. Dinimizin temel emir ve hükümlerinden olan başörtüsü, ne yazık ki halkının kahır ekseriyeti Müslüman olarak kabul edilen ülkede ciddi bir problem teşkil ediyor yahut ettiriliyor, İmam Hatipler sekteye uğratılıyor, insanlarımız kan ağlıyor, evlatlarımız hayata küsüyor, yurt dışına gitmek mecburiyetinde bırakılıyor, ülkenin geleceğine güvenle bakılamıyor ve sonuçta kaybeden Türkiye oluyor.
Türkiye’de herkes istediği gibi giyinirken, istediği gibi yaşama hakkına sahip iken başörtüsüne yasak konulmasının, çifte standarda tabi tutulmasının, hele birtakım derin güçlerin, gizli örgütlenmelerin, yeraltı eşkıyaların veya egemen otoritenin başörtüsünü içlerine sindiremeyişinin, hazmedemeyişinin yahut kabullenemeyişinin elbette kendi vehimlerine göre çeşitli anlamları ve sebepleri vardır. Bu egemen otorite, kendi istemleri dışındaki her şeye yasak koymaya, tabii özgürlükleri izole etmeye, daraltmaya, bastırmaya, gerektiğinde toplumu parçalamaya, kamplara bölmeye ve nihai olarak kendi tahakkümlerini sürdürmeye katiyetle yoğun ve tavizsiz bir çaba gösteriyor!
Yapılması gereken; başörtüsü yasağının tümüyle kaldırılması, serbestliğin sadece yüksek öğrenimle sınırlandırılmaması, İmam Hatip okulları ve meslek liselerinin önündeki haksız uygulamanın, eşit olmayan sistemin bertaraf edilmesi, ÖSS’de eşit imkânların verilmesi ve hiçbir kişi veya zümreye herhangi bir imtiyazın tanınmamasıdır.
Sorun aslında, tam bir “çelişki” halkasının, yumağının veya örüntüsünün var olmasından kaynaklanıyor. Bazı şer güçler; sadece kendi doğruları, bakış açıları, yöntem anlayışları ve yaşam tarzları paralelinde düşünmektedir. Diğer insanlara karşı en küçük saygıları, hoşgörüleri, hüsnü niyetleri, toleransları söz konusu değildir. Yani zihinsel ön kabuller, katı önyargılar, basmakalıp ideolojiler, sistematik baskı mantığı malum kişiler ve karanlık iradeler tarafından ana referans, genel-geçer değer ve temel bir alışkanlık olarak kabul görmüştür.
Türkiye’de temel mesele; dinin bireysel ve sosyal alanda mevcut etkisini hissettirmesi, bireylerde sıklıkla oluşmaya başlayan ve giderek kök salan din kardeşliği şuuru veya aidiyet bilincidir. Geçmişine ve geleceğine sahip çıkan, ahlaki ilkeler, kolektif dinamizm ve dini değerler etrafında kenetlenen bireyler malum zihniyeti rahatsız etmiş, fincancı katırlarını ürkütmüş ve birileri için tarifi anlamsız bir fobi kaynağı olmuştur.
Neticede din, insan ve toplum yaşamında zamanla daha çok içselleştirilmiş, birçok yerde belirleyici olmuş, adeta yüzyıllara hatta asırların da ötesine meydan okuyan edasıyla, haykırışıyla, serzenişiyle ve sarsılmaz duruşuyla hepimiz için en yegâne, evrensel, mümtaz tartışılması ve alternatifi dahi mümkün olmayan bir ilham kaynağı olmuştur.
Böyle bir konjoktürel yapı içerisinde yasaklar, baskılar, kem gözler, mesnetsiz brifingler(!), marazi mitingler, hoyratça meydan okuyuşlar, yargı organlarına yapılan dayatmalar, etki altına alınmak istenen devlet kurumunun acziyeti, dini refleksin engellenme gayretleri, gayri ahlakî hezeyanlar v.s… Bütün bunların hepsi kanımıza dokunuyor, canımızı sıkıyor, yüreğimizi dağlıyor, vicdanımızı sızlatıyor, ufkumuzu karartıyor ve moral motivasyonumuzu köreltiyor.
Devleti/hükümeti yönetenler; bu noktada mutlaka yol haritasını çizmek, kesin kararlarını vermek, tüm zulümlere ve keyfi muamelelere karşı net tavır almak zorundadırlar. Kesinlikle müspet olan hiçbir konuda geri adım atmamalıdırlar.
Başörtüsü ve İmam Hatip probleminin kökten çözümü, mevcut hükümetin veya diğer bazı partilerin seçmenlerine vermiş olduğu en temel vaatler arasındadır. Keza yumuşak geçiş politikalarıyla, gevşek siyaset anlayışıyla, sorumsuz ve içi boş diyalog çağrılarıyla, kurumsal ve toplumsal mutabakat(!) saplantılarıyla bu tür haksız ve hukuksuz uygulamalar bir türlü önlenemez, önlenmesi de mümkün değildir.
Sonuç itibarıyla; atı alanın Üsküdar’ı geçtiği çağımızda halkımızın ve sivil kuruluşların etkin bir biçimde katılacağı ve üzerinde ittifak edebileceği daha aktif ve üretken politikalar izlenmeli, mevcut platformlar desteklenmeli ve geliştirilmeli, yasakçı zihniyete karşı ortak “direnç noktaları” oluşturulmalıdır. Sistematik zulümlere ve haksızlıklara karşı anında tepki gösterilmeli, kutsal değerlerimize karşı yapılan her türlü patavatsız ve pervasız saldırılara karşı hep birlikte mücadele etmeli ve daha radikal adımlar atmalıyız



Cemil ARSLAN
« Son Düzenleme: Şubat 21, 2010, 05:18:31 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged

YUMUŞAK BAŞLI İSEM KİM DEMİŞ UYSAL KOYUNUM.KESİLİR BELKİ FAKAT ÇEKMEYE GELMEZ BOYNUM
(M.AKİF ERSOY)




Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7463



« Yanıtla #3 : Şubat 21, 2010, 05:21:37 ÖS »



Sütçü İmam bugün yaşasaydı ve bugünleri görseydi ne yapardı diye düşünmekten kendini alamıyor insan. İsminin verildiği Sütçü İmam Üniversitesi’nde daha kapıdan içeri girmeden kızların başından örtülerinin çekilip alındığını duysaydı ne yapardı acaba?..

Hükümet yetkilerine, bu yasağı kaldırın diye telgraf mı çekerdi?

Ya da şehrin en işlek caddesinde imza kampanyası mı başlatırdı?

Cuma namazı çıkışı protesto gösterisi mi yapardı?

Ya da mevcut düzen içinde demokratik yollarla bu yasağın kalkacağına mı inanırdı?

Üniversitelerin, Fransızlar tarafından işgal edildiğini düşünerek “Bırakın bacımın örtüsünü gâvurlar” diyerek direniş mi başlatırdı?



 
Artık ülkemiz Sütçü imamdan sonra yerli Fransızlar tarafından işgal edildi.
Aynı vatanın,aynı dilin,aynı dinin paylaşıldığı bir yerde,yerli fransızların hükmü geçiyor.
Sütçü imamların çıkması içinde,sütçü imamın yaşdığı bir toplum gerekmekte.
Kendi başörtümüze tesettürümüze sahip çıkamayan bir toplum olduk bizler.
Yerli zalimler yabancımız değil,bizim içimizden.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: