Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: SEYYİD KUTUB’U TEKFİR EDENLERİN İÇ YÜZÜ  (Okunma Sayısı 691 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« : Ağustos 17, 2009, 12:12:05 ÖÖ »

Seyyid Kutub’u tekfir edenler kendilerinin selefi olduklarını iddia eden Suud destekli kimselerdir.
Selefi olduklarını iddia eden bu kimseler niçin Seyyid Kutub’u tekfir ediyorlar?

Bilindiği gibi Seyyid Kutub’un iki ayrı dönemi olmuştur. İlk döneminde Fizilal-il Kuran’ın tefsirini yazmış,
fakat akidesi tam netleşmediği için tefsirinde akideyi sarsacak birtakım görüşleri olmuştur.

Akide de netleştikten sonra Yoldaki ışaretler adlı kitabı yazmış hapis hayatında
Fizilal-il Kuran’ı 13. cüze kadar tekrar gözden geçirmişt, akideye ters düşen düşünce ve görüşleri ayıklamış,
fakat tamamını düzeltmeye ömrü yetmeden kafir Mısır yönetimi tarafından şehid edilmiştir.

Seyyid Kutub’un müslüman olmadan önce  yazmışolduğu, akideye ters düşen yazı ve   sözleri sanki müslüman olduktan sonrada aynı düşüncedeymişgibi insanlara yaymaya çalışan ve ona reddiyeler yazanlar her iki dönemini de bir birinden ayırmadan
reddiye yazıp kendisini tekfir etmişlerdir.

Seyyid Kutub’un müslüman olmadan önceki dönemine ait tekfirine gerekçe gösterilen  görüşler:
Abduh’a üstad demesi
Hz. Osman’a uygun olmayan sözü
İhlas suresinde vahdet-i vücudu andıran sözleri   
                                    
Bu ve buna benzer İslam’a uygun olmayan başka sözleri müslüman olmadığı dönemine aittir
Seyyid Kutub bütün bu görüş ve düşüncelerinden dönmüştür. Son kitapları buna şahittir.

Bunun dışında Seyyid Kutub’u yakından tanıyanlar,
onun dava kardeşleri ve yakın çevresi kendisinde ki bu değişimin  en canlı şahitleridirler İşte Kutub’u tekfir edenler son
dönemini göze almadan, önceki dönemiyle birlikte değerlendiriyorlar.

Böylelikle Kutub’u tanımayanları da onun ışık saçan görüşlerinden uzaklaştırmaları her an için ihtimal dahilindedir.

Seyid Kutub’un müslüman olduktan sonraki fikirleri nelerdi. Neden selefi olduklarını iddia edenleri bu kadar
rahatsız etmişdaha da ileri giderek reddiye yazmaya ve onu tekfir etmeye kadar bunları götürmüştür.
Asıl bunları rahatsız eden şahadetine sebebiyet veren fikirleridir.

Seyyid Kutub’un fikirleri:

Seyyid Kutub ( ona rahmet etsin) cehaletin cirit attığı, zulmün insanlığı kasıp kavurduğu bir dönemde
’ın kendisine hidayet ettiği bir dönemde Kur’an ve Sünnete dayanarak şunları haykırıyordu :

Sorun aslında iman, küfür, şirk, tevhid, cahiliye, İslam sorunudur. Açık olması gereken durum işte budur.
Cahiliye hayatı yaşayan insanlar, iddia ettikleri gibi müslüman değildirler.

Eğer onlardan kendilerini yada başkalarını aldatmak isteyen, İslam’ın bu cahiliye ile birlikte bulunabileceğine
inanan bir kimse çıkarsa,onun bu durumu varolan gerçekten hiç bir şeyi değiştirmez.
Ne bu İslam’dır,ne de onlar iddia ettikleri gibi müslümandır.
Bu günün daveti, o cahillerin İslam’a dönüşlerini,onların yeniden müslüman olmalarını salama temeline dayalıdır.      

İslam şu iki toplum türünden başkasını tanımaz. Bir İslam’i toplum. İki cahili toplum. İslam’i toplum akide ve ibadet, yasa ve düzen, ahlak ve süluk olarak İslam’ın uygulandıı toplumdur. Cahili toplum ise İslam’ın uygulanmadıı akide ve düşüncesine, deer ve ölçüsüne, düzen ve yasasına, ahlak ve sülukuna ’ın hükmetmediği toplumdur.

Bu toplum namaz kısa, oruç tutsa Kabe’yi haccetseler de bu toplumun kanunu islam şeriati deilse bu insanların kendilerini müslüman olarak adlandırması onları islam toplumu yapmaz. ’ın gönderdiğininin Rasulullah’ın açıkladıının dışında ki kimselerin kendilerince bir islam icad edip; örnein modern islam adı verdikleri  toplumlar da islam toplumu deildirler.

’tan başka insanlar üzerinde şu veya bu şekilde ilahlık taslayarak kanunlar koyan yöneticilerin ve amirlerin zalim ve kafir olduğunu,
Hukuki işlemlerde ceza meselelerinde insanlar üzerinde yetki ve tasarruf  hakkına sahip hiçbir merci ve otoritenin olmadıını bu otoriteye sahip olduğunu iddia edenlerin kafir ve müşrik olduğunu,

’ın indirdikleriyle hükmetmeyenlerin ’ın hükmünü beşeri hükümlerle deiştirenlerin yine kafir ve müşrik olduğunu,
Tevhidi direkt ilgilendiren meselelerde cehaletin kesinlikle özür olmadığını; cehaleti özür sayıp savunanların kafir olacağını,

Amerikan ve Yahudi uşaklığı yapmanın ve onlara velaya varan davranışlarda bulunmanın küfür olduğunu,
bunu yapanların tekfir edilmesi gerektiğini,
Kur’an ve sünnete dayanmayan bir ülkenin bir beldenin kesinlikle müslüman
ülke olmayacağını ve içindeki insanların da genelinin kafir ve müşrik olduğunu belirten görüşlerine son eserlerinde rastlamak mümkündür.
Seyyid Kutub’un kitaplarını araştıranlar onun yukarıda saydıklarımız ve daha Kur’an ve sünnete ters düşen fikir ve alışkanlıkların küfür olduğu, bunları reddetmeden iman ve İslam iddiasında bulunmanın mümkün  olmayacaına rastlayacaklardır

Müslüman olan bir kimse bilir ki yukarıda saydıımız şartlara uyanlar namazda kılsalar oruçta tutsalar hacca da gitseler bu zalim ve tautları reddetmedikçe müslümanlık iddiası boşve geçersizdir. Bunları Seyyid Kutub’un özellikle Fizilal-in 13. cüzüne kadar ve yoldaki işaretlerde görmek mümkündür.
Seyyid Kutub idama mahkum olduu zamna şunları söylüyordu: ì Eer ’ın kanunu ile makhum edilmişsem ben hakkın hükmüne razıyım.
Eer batıl kanunlarla mahkum olmuşsam ondan çok daha üstünbir düşünceye sahib olduum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. ’a şükürler olsun ki onbeşsene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım.

Logged

Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« Yanıtla #1 : Ağustos 17, 2009, 12:13:45 ÖÖ »

Selefi Olduklarını ıddia Edenlerin Akidelerine Bir Bakış

1-Bu kimseler özellikle cehaleti özür kabul ederek her türlü küfür ve şirk işleyenleri müslüman sayarlar bunuda her vesileyle savunurlar.

’ın hükümleriyle hükmetmeyenleri cehaleti özür gördükleri için müslüman sayıp tekfir etmezler.
ıhtilaf vukuunda hiç çekinmeden tautun mahkemesine başvururlar ve onlardan adalet beklerler. Mecbur kalındıında ’ ait olan hüküm verme yetkisini zalim tautlara verilebileceini savunurlar.
Kafirlerin tayin etti imamları müslüman sayıp onların arkasında cuma ve vakit namazları kılarlar. Bunda da dinen bir sakınca görmezler.
Küfrün Dar’un Nedvesi olan meclislere giren vekilleri müslüman sayıp kafir kanunlarıyla islamın hakim kılınabileceini savunurlar.
hukuki işlemlerde ceza meselelerinde Kur’an ve sünnetin dışında beşeri hukuka da uymayı caiz görürler.
Bu kimseler Kur’an ve sünnete göre yönetilmeyen sadece ismini İslam ülkesi olarak adlandıran ülkeleri de cehaleti özür kabul ettikleri için müslüman görmektedirler.
Suudi Arabistan devleti hadleri sadece fakirlere uygulayıp zenginlere uygulamadıı fakirin elini kesip zenginin elini kesmediği televizyonda haram olan yayınlara izin verdiği faizle çalışan bankaların açılmasına müsade ettiği kafir devletlere vela(dostluk) yaptıı Kabe kapılarını zalim ve kafirlere açtıı için taut bir devlettir.
Suud da bulunan Kabe imamı olan _eyh Bin Bazz ve kendini alim diye adlandıran dier bel’amlar Suud da ki Kur’an’a ve sünnete ters düşen bütün bu uygulamalara ses çıkarmadıı için bel’amdırlar. İşte bu kimselerde bütün bunları bu halleriyle müslüman saydıkları için kendileri de onlar gibi birer bel’am ve bel’amların dava kardeşleridirler.
Bu kimseler Muhammed Bin Abdulvahhab( ona rahmet etsin)’ın yolunda olduklarını söyledikleri için kendilerine vahhabi mezhebi denilmektedir. Muhammed Bin Abdulvahhab’ın eserlerini inceleyenler bu kimselerle Muhammed bin Abdulvahhab’ın arasında dalar kadar fark olduğunu göreceklerdir. Muhammed bin Abdulvahhab’ın eserlerinin tamamı okunduunda cehaleti özür görmediği ’ın hükümleriyle hükmetmeyenlerin kafir zalim ve
fasık olduğunu savunan bir kimsedir. Onun yolunda olduğunu iddia eden kimseler ise bunun tam tersidirler.

İşte bu kimseler selefilik maskesi altında selefilikle uzaktan yakından alakası olmayan Suudi Arabistan’ın Amerikan güdümlü politikası gerei herkesi müslüman gören bir düşüncenin ürünüdürler. Bugün bunlar Suud’un ileri karakolu gibi çalışmaktadırlar. Hem de kendini İslam davası için adamışve bu yolda şehid olmuşbir İslam kahramanını karalayıp tekfir etmekle bu işi yapmaktadırlar. İşte bu kimseler cehaleti özür görüp herkesi müslüman saymakla birlikte Suud’un amerikan politikası gerei, Suud’dan pek farkı olmayan İran’ı, tasavvuf ve tarikat mensuplarını, arşta deildir diyenleri  bilgisizliklerine bakmadan,  tekfir edebilmektedirler.

Yine cehaletlerinden dolayı ölülerden yardım isteyenleri, kabirlere el sürenleri, türbe ve yatırlara çaput balayanları, asırlar önce yaşamışsapık tarikat şeyhlerini tekfir ederken de bunlar için cehaleti özür görmemektedirler. Fakat asrımızın fitnesi olan, ’ın hükümlerinin çinendiği, kanun koyma yetkisinin insanlara verildiği, ’ın hükümlerinin eskiye ait bir nizam olduğunu, İslam’ın ’la kul arasında vicdani bir mesele olup hayatın dier alanlarına karıştırılmaması gerektiğini savunan bir toplumda, işte bu Suud destekli kimseler yukarda ki

saymışolduumuz zümreleri tekfir ettikleri halde ’a ait yetki ve yasaları çineyenleri tekfir etmemektedirler. Tautları tekfir etmedikleri gibi, tauta itaat eden tauti düzendeki siyasi otorite içerisinde İslam adına parti kuranlara da müslüman muamelesi yapıp onları da tekfir etmemektedirler. Küfre rıza küfürdür,
kaidesi pek işerine yaramamaktadır. Müntahine:4 ayeti”bu konuya açık bir delildir. Bu kimselerin başlarını çeken şahısların ahlak,karakter ve davranışlarına, aile yaşantılarına bir göz atmak onları ne derece İslam’la alakası olup olmadıklarını ortaya koyacaktır. Suud’un maaşa baladıı bu kimselerin altlarında son model arabalar, lüks evler, içleri kuştüyü dolu koltuklar, desen desen halılar, en pahalı giysiler bu Suud pazarlamacılarının primleri olsa gerek. Sözde selefi gerçekte müşrik ve kafir olan bu kimselerin çounu yakından tanıdıımız için dışardan namaz kılmayanları hiç tereddütsüz tekfir ederken  kendi ailesinde namaz kılmayanları fasık diye nitelendirmektedirler. Yine Suud destekli dier bir pazarlamacı ise cehalet özürdür diye kitap çıkararak Yahudileri Hıristiyanları, müşrikleri örenmemeye bilmemeye sevkederek işlemişoldukları küfür ve şirkleri mazur karşılayarak insanlıın kanını emen kafir tautların arzularına göre hareket etmektedirler. Tautu ve tautu reddetmeyenleri  tekfir edenleri ise sapık bidatçi olarak nitelemektedirler. İşte bu kimseler Seyid Kutub ve onun çizgisinde olan kimseler tautu ve kendini ilahlaştıranları reddeden görüşleri karşılarına çıktıında çareyi Seyydi Kutub’un müslüman olmadan önceki görüşve düşüncelerine çevirmişlerdir. Amaç tevhidi düşünenlerin kökünü kurutmaktır. Seyid Kutub’un deişimini ise hiç mi hiç göze almamaktadırlar.

Bunların durumu aynen Muhammed Bin Turtuşi’nin şu tesbitine benzemektedir.  Bu kimselerin insanlar arasındaki konumu sivrisinein uçan varlıklar aleminde ki konumuna benzer. Zira sinek bedene konduunda salıklı yerleri görmez. Temiz yerlerden kaçar, bilakis cerahatli, kanlı, pis yerlere konmaya çalışır.”İşte bu kimselerin durumuda  sivrisinein durumu gibidir.  Bunlarda Seyyid kutub’un müslüman olduktan sonraki görüşlerini görmeyip, cahiliye dönemindeki İslam’a uygun olmayan görüşlerine konmuşlardır.

Seyyid Kutub’u müslüman olduktan sonra, müslüman olmadan önceki durumundan dolayı tenkit ve tekfir etmek aynen; sahabelerin cahiliye döneminde işlemişoldukları şirk ve küfürlerinden dolayı tekfir etmek gibidir. Bunlar bektaşiyi sevmezler ama usulde bektaşiyi üstad kabul ettikleri açıktır. İşte bu Amerikan destekli Suud vahhabileri Seyyid Kutub ve benzerlerini cehaleti özür görmediklerinden dolayı tekfirci diye nitelemekte bunuda fırsat buldukları her ortamda söylemektedirler. Bu kimseler aslında cehaleti özür gördükleri için bunlara tam bir mürcie denilebilir. Özellikle amerikanın ıran’a karşı tutumunda ve politikasından dolayı ıran’ı şiddetle tekfir etmesi, tekfir ederken de cehaleti onlar için özür görmemesi bunun amerikan politikalarının gerei olduğunu ortaya koymaktadır.

Akidevi olarak İran’dan daha da aşaıda olan beşeri hükümlerle yönetilen devletleri bırakın tekfir etmeyi onları kurtarmak için cehaleti özür sayarak.

Kendilerine Kur’an’dan ve sünnetten geçersiz deliller bile getirmektedirler. İşte bu kimseler kitap ve sünnet èi ihya adı altıda suudu ihya etmektedirler. Bunların içlerinden bir çou cehaletin özür olmadıını bildikleri halde sırf kendilerini midelerinden dolduran Suud’a baladıkları için gerçekleri gizlemektedirler.

Özellikle de Seyyid Kutup ve onun çizgisinde selefi akideyi net bir şekilde ortaya koyan kitapları kendilerine ait olan yerlerde satmamaktadırlar. Bu gibi eserleri tekfir kitabı; bunları okuyanları da tekfirci diye nitelemektedirler. Bu gibi alimlerin müslüman olmadıı döneme ait görüşve düşüncelerini, fihristli defterlere not edip, İslam’ı yeni örenen ve onları tam manasıyla tanımayan,kimseleri saptırmada kullanmaktadırlar.   
İşte bu kimseleri, Seyyid Kutub’un son dönemlerine ait fikirlerini yansıtan eserlerin çoalması son derece rahatsız etmiştir. Bu eserler de küfrü gerektiren her hangi birşey bulamadıkları için çareyi, Seyyid Kutub’un önceki fikirlerinde ki küfrü gerektiren eserlerine çevirmişlerdir.
Zaten bu kimseler de dirilerden ziyade ölüleri tekfir etmekte,onlara reddiye bile yazmaktadırlar.

ì İndirdiğimiz apaçık delilleri ve irşad yollarını Kitap’ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenler, işte onlara hem lanet eder, hem de lanet edebilecek olanlar lanet ederler. _
ì Asra andolsun ki insan hüsrandadır. Ancak iman edip, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır. _
( Yoldaki İşaretler s. 176
( Yoldaki İşaretler s. 121
“İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani bir zamanlar onlar kavimlerine şöyle demişlerdi. Biz sizden ve sizin ’tan başka taptıklarınızdan uzaız. Sizi reddettik. Yalnız ’a iman etmenize kadar bizimler sizin aranızda ebedi bir kin ve düşmanlık ortaya çıkmıştır.
“Siracül Mülk
“Bakara: 159
“Asr : 1-3
Logged

güliçkimi
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Ağustos 17, 2009, 01:02:16 ÖÖ »

                     
                        
Logged
Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ağustos 17, 2009, 01:36:56 ÖÖ »

                                 selamün aleykum
         
Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5661



« Yanıtla #4 : Ağustos 17, 2009, 10:58:33 ÖS »

 
Logged

Nedim
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 93


« Yanıtla #5 : Eylül 07, 2009, 12:19:49 ÖS »

YAKUP ABİ YAZINI OKUDUM AKLIM ÇIKTI .TARİF ETTİĞİN KİŞİLERLE  SELEFİLRİN ALAKASI YOK.SUUD BESLEMELERİNDEN BERİYİZ.DEDİKLERİNİ YAPANLAR OLSA OLSA TELEFİDİR.SELEF MEZHEBİNİN  BİR MENSUBU OLARAK ÜZÜLDÜM.YOK BÖYLE BİR ŞEY. FİLSTİNDEN YAHUDİYİ ,HİCAZDAN SUUDİYİ KOVMAK GEREKİR DERİZ BİZ HER SOHBETİMİZDE.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: