Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: sahabenın Allah korkusu  (Okunma Sayısı 227 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« : Mayıs 06, 2009, 10:27:40 ÖS »

Sahabilerin ALLAH Korkusu


Sahabileri düşünen kimse onların hem ciddî bir amel ve çaba, hem de büyük bir korku içinde olduklarını görür. Biz ise, amelde gevşek hatta ihmalkâr olduğumuz gibi aynı zamanda korkudan uzakta, güven hissi içindeyiz.



İşte Ebû Bekir Sıddık

O: "Keşke bir mü'minin bedeninde bir tüy olsaydım" demiştir. Bunu Ahmed b. Hanbel zikretmiştir.

Yine onun zikrettiğine göre Ebû Bekir dilini tutar ve "İşte beni, belâlara bu soktu" derdi. Çok ağlar ve "Ağlayın, ağlayamazsanız ağlar gibi yapın" derdi. Namaza kalktığında, bedeni ALLAH korkusundan sanki bir odun kesilirdi. Bir kez ona getirilen bir kuşu elinde evirip çevirdi, sonra:

"Bir hayvan avlanmış, bir ağaç mutlaka kesilmişse, bu mutlaka ALLAH'ı tesbih ve tenzihi ihmalden dolayı olmuştur." dedi.

Vefat ederken Âişe'ye:

"Ey kızım, ben müslümanların malından şu abayı şu süt sağıcıyı ve şu köleyi almıştım. Bunları hızla Ömer'e götür" dedi.

Ebû Bekir: "VALLAHi şu meyvası yenen ve kesilip direk yapılan ağaç olsaydım" demişti.

Katâde der ki:

Bana ulaşan habere göre Ebû Bekir "Keşke hayvanların yediği bir ot olaydım" demiştir.



İşte Ömer...

Tûr sûresini okurken "Şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacak" (Tûr, 7) ayetine ulaştığında hastalanıncaya kadar hüngür hüngür ağladı ve insanlar onun ziyaretine geldiler. Öleceği sıra oğluna:

"Yazıklar olsun sana. Yanağımı toprağa koy. Belki Rabbim ona merhamet eder" dedi. Sonra üç kez:

"Eğer bağışlanmazsam vay halime" dedi ve öldü.

Gece Kur'an okurken bir âyetten ötürü dehşete düşüp hasta olduğu ve günlerce evinde kaldığı; insanların onu hasta sanarak ziyaret ettikleri olurdu. Yüzünde ağlamadan dolayı oluşmuş iki siyah çizgi vardı.

İbn Abbas ona:

"ALLAH senin vesilenle şehirler kurdurdu, seninle fetihler yaptırdı ve şöyle şöyle yaptırdı" dediğinde:

"Keşke sevapsız ve günahsız olarak azaptan kurtulabilsem" dedi.



İşte Osman (r.a.)

Bir kabrin başında dursa sakalı yaşarana kadar ağlar ve:

"Şayet hangisine girmekle emrolunacağımı bilmeksizin cennet ile cehennem arasında bulunsam hangisine gideceğimi bilmeden önce kul olmayı tercih ederdim." derdi.



İşte. Hz. Ali ve korkusu...

En çok uzun emele düşmek ve hevâya uymaktan korkardı. Şöyle derdi:

"Uzun emel ahireti unutturur, hevâ hevese uymak ise haktan engeller. Dikkat edin! Dünya çekmiş gidiyor, ahiret ise bize doğru gelmekte. Her ikisinin de adamları vardır. Siz dünya değil ahiretin adamlarından olun. Zira bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yok."



Ebû Derdâ şöyle derdi:

Kıyamet günü en korktuğum şey bana:

"Ey Ebû Derdâ, bildin. Peki bildiğinle nasıl amel ettin!" denilmesidir Yine şöyle derdi:

"Ölümden sonra karşılaşacağınız şeyleri bilseydiniz iştahla yemek yemez, su içmez, gölgelenmek için evlere girmezdiniz. Dağlara çıkar göğüslerinize vurur ve kendiniz için ağlardınız. Aah, keşke dikilen ve meyvası yenen bir ağaç olsaydım"

İbn Abbas'ın iki gözünün altında gözyaşından meydana gelmiş, ayak bağı gibi bir iz vardı.

Ebû Zer şöyle derdi:

"Keşke dikilen bir ağaç olsaydım, keşke yaratılmasaydım"

Kendisine beytülmaldan maaş teklif edildiğinde:

"Bizde südünü içtiğimiz bir keçi, üzerinde eşya taşıdığımız merkeb, hizmet eden hizmetçi, bir de aba var ve ben bunların hesabından korkuyorum; öyleyken maaşın hesabını nasıl vereyim?"

Temim-i Dârî bir gece, Câsiye sûresini okurken:

"Yoksa kötülükleri işleyen kimseler kendilerine inanıp salih ameller işleyenler gibi davranacağımızı mı sandılar" (Câsiye, 21) âyetine geldiğinde bunu sabaha kadar ağlayarak tekrarladı durdu.

Ebû Ubeyde Âmir b. Cerrah şöyle demiştir:

"Keşke bir koç olsaydım. Sahibim beni kesseydi ve etimi yeselerdi; çorbamı içselerdi."

İbrahim Temîmî derki:

"Sözümle amelimi her karşılaştırışımda, yalancı olmaktan korkmuşumdur."

İbn Ebi Melike şöyle demektedir:

"Otuz sahabiye yetiştim hepsi de kendi hakkında korku içindeydi. Onların hiçbiri imanının Cebrail (a.s.) ve Mikail'in (a.s.) imanı gibi olduğunu söylemiyordu."

Hasan-ı Basrî'den şöyle rivayet edilir:

"ALLAH'tan (c.c.) sadece mü'min korkar, O'ndan ancak münafık güvende olur."

Hz. Ömer Huzeyfe'ye:

"ALLAH aşkına söyle, Rasûlullah sana benim ismimi de münafıklar arasında zikretti mi?" deyince, o "Hayır." demiş, sonra:

"Senden sonra hiç kimseye peygamberin söylediği isimler arasında olmadığını söylemeyeceğim" dedi.

Hocamızı şöyle derken işittim:

Onun kastı "senden başkasına münafıklıktan uzak olduğunu söylemeyeceğim" değildir. Aksine "Bu kapıyı kapatacağım; bana gelip "Rasûlullah beni münafıklar arasında zikretti mi? diye soranlara cevap vermeyeceğim" dir.

Ben derim ki:

Bunun benzeri Rasûlullah'ın, Ukkâşe'den (r.a.) sonra başka bir sahabinin kendisinden cennete hesapsız girecek yetmiş bin kişiden biri olması için dua etmesini istediğinde, söylediği:

"Ukkâşe senden önce davrandı" sözüdür.

O bu sözüyle bu hakkın diğer sahabilerin değil sadece onun olduğunu kastetmemiştir. Ancak şu vardı; eğer ona da dua etseydi başkaları teker teker kalkıp dua etmesini isterler, böylece bu kapı açılırdı. Belki de bunu hak etmeyen birisi kalkıp isterdi. O yüzden kapıyı kapamak en iyisiydi.

En doğrusunu ALLAH bilir.
Logged

Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7654



« Yanıtla #1 : Mayıs 06, 2009, 11:21:11 ÖS »




İşte. Hz. Ali ve korkusu...

En çok uzun emele düşmek ve hevâya uymaktan korkardı. Şöyle derdi:

"Uzun emel ahireti unutturur, hevâ hevese uymak ise haktan engeller. Dikkat edin! Dünya çekmiş gidiyor, ahiret ise bize doğru gelmekte. Her ikisinin de adamları vardır. Siz dünya değil ahiretin adamlarından olun. Zira bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yok."




 
Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Mayıs 07, 2009, 12:34:01 ÖÖ »

Sahabenin Yolu...
Hazret-i Ebu Bekir, Şama gönderdiği bir zatla bir müddet yürüdükten sonra, o zat, kendisine ''Ey müminlerin halifesi artık dönseniz'' dedi. Hazret-i Ebu Bekir, ''Resulullah'ın yolunda tozlanan ayaklara Cehennem ateşi haramdır buyurduğunu işittim'' diyerek kabul etmeyip, onunla beraber yola devam etti.Ömer bin Abdülaziz şöyle buyurdu:
'ü Teâlâ, idarecilerin zulmünden dolayı, halkı cezalandırmaz. Fakat kötülükler açıktan işlendiği vakit, gücü yetenler mani olmazlarsa, hep birden azaba müstahak olurlar.Hazret-i Ebu Bekrin Hz. Ömere vasiyeti:
Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer'e şöyle buyurdu:
Ya Ömer, vasiyetimi tutarsan, ölüm gelince, senin için ondan daha sevimli bir şey olmaz. Eger vasiyetimi tutmazsan, elbette mani olamayacagin ölüm gelince, senin nazarında ondan daha çirkin bir şey olmaz.
ü Teâlân'ın senin üzerinde gece yapman gereken bir hakkı vardır ki onu gündüz kabul etmez. Gündüzün bir hakkı vardır ki onu da gece kabul etmez. Üzerine farz olan ibadetleri eda etmeden hiçbir nafile ibadetin kabul olmaz.Ey Hattaboğlu Ömer, geride bıraktıklarıma bakarak seni yerime geçirdim. Biliyorsun ki, Resulullah ile çok arkadaşlık ettik. O bizi daima kendisine, ehlimizi de ehline tercih ederdi. O derece, ki Onun bize verdiklerinden artanları biz tekrar Onun ehline hediye ederdik. Sen de bana arkadaşlık ettin. Benim daima benden öncekilerin izini, Resulullahın yolunu takip ettiğimi gördün. Ben asla hak yoldan sapmadım.
Ey Ömer, senin kaçınmanı istediğim şeylerin ilki, nefsinin arzularına uymamandır. Çünkü her nefsin şehevi arzuları vardır. Onun yerine getirdiğin vakit, daha başkasını istemekte israr ve inat eder. Şu karınları şişmiş, gözleri dünyaya tamah etmiş, her birinin sevdiklerini kendisi için sevmiş olan kişilere karşı dikkatli olmanı, onları korkutmanı, kendinin de korkmanı istiyorum.Sen 'tan korktuğun sürece, onlar da senden korkar. Sen doğru olduğun müddetçe onlar da senin yolunda doğruluğa devam ederler.
Hazret-i Ebu Bekir şöyle buyurdu:
'tan korkmanızı, korku ile ümidi birleştirmenizi tavsiye ederim. Çünkü 'ü Teâlâ, Zekeriyya aleyhisselam ile ehli beytini överek buyuruyor ki:Onlar, hayırlara koşarlar, korku ile ümit arasında bize dua ederler ve ancak bize boyun eğerlerdi. (Enbiya 90)
Biri, Hazret-i Ömer'e '''tan kork'' diyerek, söylenmeye devam etti. Oradakiler ''Emir-ül müminine karşı, böyle konuşulur mu?'' dediklerinde, Hazret-i Ömer şöyle buyurdu:
''Bırakın konuşsun. Eğer onlar bize söylemezse, onlarda hayır yok, onların doğru sözlerini kabul etmezsek bizde hayır yoktur.''
ü Teâlânın emrini, ancak başkasına boyun eğmeyen, yumuşaklık göstermeyen, Tamahkâr olmayan kimse, yerine getirir. Yine ü Teâlânın emrini ancak hak uğrunda kendi taraftarlarına karşı öfkesini yutmayan, doğru söyleyen kimse tatbik eder.
Hazret-i Ömer, Ebu Musa el-Eşariye şöyle yazdi: katında idarecilerin en iyisi, emri altındakileri mutlu eden, en kötüsü de, onların Cehenneme girmesine sebep olandır.
Kötülükten son derece sakın. Aksi halde emrindekiler de kötülüğe dalar. O zaman senin durumun, yerin yeşil otlarıyla beslenip yağlanmayı isteyen hayvan gibi olur. Onun ölümü ise semizliğine bağlıdır.Hazret-i Osman, bir kabrin yanında durunca sakalı islanana kadar ağladı. Sebebi sorulunca Resulullah efendimizden işittiği şu iki hadis-i şerifi bildirdi:
''Kabir, ahiret menzillerinin ilkidir. Buradan kurtulana, sonrakiler daha kolaydır. Burada kurtulamayana, ilerdekiler daha zordur.''
Kabirdeki manzaralardan daha korkuncu yoktur.Ömer bin Abdülaziz halife tayin edilince, halkın işlerinden yüklendiği mesuliyet sebebiyle iki ay üzüntü ve keder içinde kaldı. Sonra millet ve memleket işlerine nazar etti. Hakları sahiplerine iade etti. Vefatından sonra, devrin âlimleri onun ölümüyle Müslümanların ne kadar büyük bir kayba uğradıklarını, kederlerinin sonsuz olduğunu bildirdiler.Hanımı anlatır:
Vallahi onun kadar 'tan korkan, korkusuyla titreyen birisini görmedim. Hayatını insanlara hizmet uğrunda tüketti. Halkın ihtiyaçlarını gidermek için bütün gün vazifesi başında kalırdı.
Akşam olur da bazı kimselerin işi bitmezse gece de devam ederdi. Bir gece yine sabahladı. Kendi şahsi malından olan kandilini yakıp iki rekat namaz kıldı. Sonra elini çenesine dayayıp ağlamaya başladı. Gözyaşları yanaklarından akıyordu. Sabaha kadar bu şekilde ağladı. İmsak vaktinde oruca niyet etti. Bu hal ne diye sordum. Dedi ki:Düşündüm ki bu millete halife oldum. Garip, kanaatkâr, kendi haline terkedilmiş biçareleri, fakirleri, muhtaçları, zorla tutulan esirleri, memleketin dört bucağındaki nice kederlileri hatırladım. Anladım ki ü Teâlâ onların hepsinin hesabını benden soracak. Resulü de onların lehine, benim aleyhime şahadet edecek diye düşünüp ağlıyorum.
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: