Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Resulullahla aramızdaki farklar  (Okunma Sayısı 210 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« : Nisan 19, 2011, 12:35:11 ÖÖ »

http://www.harranajans.com/images_up/3572.jpg
Resulullahla aramızdaki farklar


Resulullahla aramızdaki farklar

Cesaretimiz varsa Resulullah’ın aynasından kendimizi bir görelim:

Bu başlığı Ah Muhsin Ünlü’nün aynı adlı şiirinden ödünç aldım. Yazıyı bitirir bitirmez aldığım gibi geriye vereceğim.

Modern hayatın içerisinde peygamber sevgisi ancak bu kadar güzel ve ancak bu kadar harbice dile getirilebilir.

Bu şiiri modern zamanlarda yazılan en güzel naat örneği saysak yeridir. Saysak ne kelime zaten öyledir.

Hepimiz bu yalnız, ıssız ve karanlık mahallenin öksüz çocuklarıyız. Bu yüzden nasıl bütün çocukların dili şair diliyse, bütün şairlerin dili de çocuk dilidir.

Dilin sıcaklık ve samimiyeti hiç kendini kasmaksızın kelimelere sirayet etmiştir.

Şair sokağın içinden konuşur yani yüreğinin tam orta yerinden: “resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim/ resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleykum ya sıddık derdi/ ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam”

Bu yalınlık, sadelik ve kendini olduğu gibi gösterebilme seviyesine ne kadar muhtacız.

Mümin olmak galiba tam da böyle bir şey…

Kendini olduğunun dışında gösterecek maskeler takma ihtiyacı hissetmeden muhatabında emniyet hissi uyandırabilmek.

Günahlarını ne üzerine takıp takıştırmak ne de avucunda ya da aklında tutmak. İkisi de değil. Resulullah’ın en önemli sıfatının “insan” olmak olduğunu hiç unutmadan Resulullah gibi insan kişiliğiyle çarşıya çıkabilmek, şaka yapabilmek, yapılan şakaya gülebilmek, güleni hoş görebilmek.

Çokça salavat getirip bolca salli barik okuyup tahiyyata oturmamıza rağmen Resulullah’la muhabbet bağını istenilen şekilde kurabilmiş değiliz. Hatta her geçen gün mesafe açılıp aramızdaki farklar büsbütün firaka dönüşüyor.

Şayet Resulullah’la aramızdaki her geçen gün biraz daha aleyhimize artan farkları görecek gözden mahrumsak bu daha da vahim.

Her açılan mesafe uçuruma davetiyedir ne de olsa.

Buradan, bulunduğumuz tepeden bakınca –tepedeyiz, zira ayaklarımız ’a kulluk seviyesi denilebilecek yere basmış değil-bu farkı daha net görebiliyoruz.

Bu farkı hakkıyla görebilmek için önyargılardan, ön kabullerden ve asırlık ezberlerden kurtulmamız gerekiyor.

Öyleyse eğer cesaretimiz varsa Resulullah’ın aynasından kendimizi bir görelim:

Bir, Resulullah Hz. Aişe’nin tabiriyle “yürüyen bir Kuran’dı”, biz duran bir kütle, donmuş bir nehir, gelmeyen bir geleneğiz.

İki; Resulullah’ın kendisine dair en büyük vurgusu ‘insan olmak’ vurgusuydu, her fırsatta ‘ben de sizin gibi bir insanım’ diyerek müşriklerin olağanüstü insan kalıplarının dışında durmuştur. Zira peygamberimiz olağan insandı. Bize gelince, biz o olağanı henüz yakalayamadığımızdan sahip olduklarımızla mucizeler yaratmak peşindeyiz. Mülkiyetle insanüstü olmaya çalışan ne çok insan var yaşadığımız çağda.

Üç; Üzerimizdeki külfeti ve meşakkati çoğaltmak için değil, ağırlıklarımızı hafifletmek için gelmiştir. Varlığı muştu ve rahmettir.

“Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir."(9 Tevbe 128).
Onun sünnetini takip etmiş olsaydık, onun gibi davranırdık. Ama heyhat! Müminler birbirlerinin sıkıntısını kaldırmak ve azaltmak yerine birbirlerinin sırtına yeni sıkıntılar yüklüyorlar desem sanırım abartmış olmam. Birbirimize karşı sevgisizlikten daha büyük sıkıntı mı vardır?

Dört; sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Lakin kalplerinize ve amellerinize bakar.” diyen Resul kabuğa değil öze işaret ediyor. Ne gariptir ki halen kabuk takdis edilip öz çekmecelerde saklanıyor. Parmağın işaret ettiği yere değil parmağın kendisine bakıyoruz. Resulullah’ın sakalı ve elbisesi örnek ahlakı ve timsal hayatından daha çok ilgi görüyor.

Beş; Resulullah’ın ömrü doğruluk ve dürüstlük mücadelesidir. Ömrünü bu yolda mücadeleyle geçirmiştir. Onu ihtiyarlatan saiklerle bizi yaşlandıran sebepler hiç ama hiç uyuşmuyor. O “Beni Hud suresi ihtiyarlattı” diyordu. ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetine vurgu yaparak.

İçimizde dürüstlük uğruna saçını sakalını ağartmış kaç kişi var acaba?

Resulullah’la aramızdaki fasılayı kapatmak istiyorsak onun tırmandığı sarp yokuşu tırmanmak, onun Kuran’ı anlama sünnetine harfiyen riayet etmemiz gerekiyor.

Hüseyin Akın

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #1 : Nisan 23, 2011, 07:25:23 ÖS »

Beş; Resulullah’ın ömrü doğruluk ve dürüstlük mücadelesidir. Ömrünü bu yolda mücadeleyle geçirmiştir. Onu ihtiyarlatan saiklerle bizi yaşlandıran sebepler hiç ama hiç uyuşmuyor. O “Beni Hud suresi ihtiyarlattı” diyordu. ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetine vurgu yaparak.
Logged

ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #2 : Nisan 23, 2011, 07:31:15 ÖS »

ın selamı üzerine olsun yavrum
Biliyorsun dünyada karışık durum
Sana bir vasiyet edeyim dinle
Ne ekersen dünyada gelir seninle
İtler,kopuklar senin arkanda yavrum
Akılları senin aklında yavrum
Seni kandırıp ayırmak için Rabbinden
Çalışırlar durmadan,bir saat dinlenmeden
Sinema,spor vesairelerle seni,
Meşgul ediyorlar, dinle bak beni.
Okudunsa bilirsin,ecdad nasıl çalışmış
Biraz daha dirense dünya İslam olacakmış
Sonra gördük ya amelleri gevşeyince,
Kölesi oluverdik batılının iyice.
Bak maziye evladım, aklını güzel kullan
Sorar onu sana seni güzel yaratan.
Domuzlar sürüsüne aldanma yavrum,
Şimdi düşünemiyorsun seni anlıyorum
Fakat düşünmemek mazeret değil,
Rabbin soracak sana,akıl vermiştim bil.
Hayat uyku değildir,eğlence ise asla,
Gör ne olur evladım,imanlar hasta,
Bismillah ile başla , ilk önce ilim,
Sonra ibadetle de Kerim.
Sen meşgul olursan fotoroman vesair,
Akoğlan ,karaoğlan sonra kebair.
Diyor ki hadisinde Habibullah:
”Kim kime benzerse ondan olur”billah.
Benzeme kefereye şekil ve ruh yapın ile,
Al ondaki ilmi çalışıp aklın ile.
Fen teknik bizimm diyorlar inanma,
Gerçeğin bir ucuna bak anlatayım sana
Cebir bizim, ilk atılan top bizim
Ay’ı ilk keşfeden asırlar öncesinden
İlk defa uçan insan, gemiyi yapan bizim
Bitkide konusurmuş Batı buna gülerken,
Şimdi kabul ettiler,”Biz bulduk bunu”derken
Tüm canlılar,sudan topraktan dönme
Bu gerçeği ilk defa bildiren Rabbimizdi
Dahası,adı geçen astronomik olayda,
”Uzay bitişikti” bildiren ayet bizim
Güneşin döndüğünü hayal etmezken Batı
Yasin suresinde bildiren ayet bizim.
Hele polen tozunu yeni bulurken ilim
Ondört asır önceden bildiren ayet bizim
Ah… daha nice nice niceler,
Senin dev gördüğün cüceler.
Ah anlatabilsem dönen dolapları,
Her zaman nefretle anacaksın onları.
Onlara sakın kanma yice Rabbine dön
Çıkardılar seni raydan şimdi rayına dön
Adımını doğru at , lağıma düştü biri
Zararın neresinden dönersen olur iyi
Kalbini gösterip de sakın bu yeter sanma,
Münafık oyunudur,yavrum aldanma
Bu vasiyetimi ağlayarak yazdım ben.
Belki sen okurken çürür giydiğim kefen
Ölüm bizim içindir,başkasına düşünme
Sennde gireceksin bir gün kabir içine
Öyle bir şeydir anla ,Rabbimizin sır ilmi
Bir kiraz çekirdeği gömülünce çürüyüp
Sonra ağaç oluyor yeryüzünde büyüyüp
Bunları düşünürsen kendine geleceksin,
Yinede inanmazsan gidince göreceksin.

Emine Şenlikoğlu..


http://img.blogcu.com/uploads/harameyn_hayy.jpg
Resulullahla aramızdaki farklar

Küçük şeyler bazen çok büyük neticeler doğurabiliyor. Bir virüs mikroskopla bile görülemiyorken koca bedenleri yere serebiliyor ve ağrılı küçücük bir nokta bütün vücudun fonksiyonunu engelleyebiliyor.
Olaylar küçükken önüne geçilmediğinde büyük olaylar halini alıyorlar. Sınıfını kopya çekerek geçen talebe, işinde yolsuzluklara daha eğilimli, ticarette usulsüzlüklere daha meyilli oluyor. Her bir günahtan küfre giden yolda işlenen suçun da büyüme safhalarının farklı düzeylerine rastlayabiliyorsunuz. Trafik polisini rüşvetle geçme kültürü ile bankaların hortumlanması arasında bir bağ olmalı... Büyük sosyal problemlerin pek çoğunun temelinde "Canım bu kadarcıktan bir şey olmaz!" düşünceleri yatıyor. Babasının "şu anda evde yok de!" gibi küçük yalanları ile yetişen bir çocuğun hayatında yalan, çok dehşet verici ve toplumu kemiren bir yılan olarak görülmese gerek. "Biz Türk milleti zaten böyleyiz" mizahî anlayışı ile randevulara vaktinde gelmek titizliğini göstermemek ve bu konudaki gevşeklik, büyük vaatlerin savsaklanmasında da bir etkiye sahip olmalı. Kur'ân'ın günahlara karşı tahşidatının "işlememek"ten çok "yaklaşmamak" şeklinde olması, "Bu kadarcıktan bir şey olmaz!"ların yol açtığı çok şeyleri daha baştan engellemeye yönelik olduğu anlaşılıyor.
Bütün bu şartlar içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olabilmek, yani "sırat-ı müstakim" çizgisinde kalabilmek gerçekten çetin bir imtihan. Bu noktada "dosdoğru" vurgulamasının önemini daha iyi anlıyoruz. Doğruluk genel anlamda ve bütünde kalmayıp, en ince ayrıntılarda da olmadıkça tam anlamıyla gerçekleşmiyor.
Kaygan bir zeminde doğru ilerleyebilmek için sürekli bir teyakkuz lazım. Bütün namazlarda ve her rekatta istikamette kalmak ve doğru yoldan ayrılmamak için sürekli Alemlerin Rabbi'ne sığınmamızın nedeni bu olsa gerek. O'na en çok sığınan Yaver-i Ekrem'in (asm) saçlarını ağartan da bu incelik olmalı. Doğruluk hayatın genelinde, bütününde olmakla yeterli olmuyor; en ince detaylarında ve her safhasında lazım. Doğru olmaktan öte dosdoğru olmakla ve kuvvetli bir vurguyla ifade edilen bu hali yaşayabilmek, bir an bile nefsin, benliğin, tabiatın tuzaklarına düşmemek pek de kolay olmasa gerek.
Rabb-i Kerîm'i her an yanımızda ve kendimizi O'nun huzurunda hissetmediğimiz anlar gaflet anlarıdır ve bu anlarda verdiğimiz küçük tavizler, önemsiz gibi de gözükse kişiliğimizde derin yaralar açmaktadır. Okulunu bitirmesi için kızlarının başını açmaya zorlayan anne-babalar, çocuklarının ruhunda ve kişiliğinde hiç bir okulun onaramayacağı yaralar açtıklarını fark edebilseler, herhalde daha temkinli olurlardı. Haksızlık yapan amirinin karşısında işinden olma korkusu ile medenî tepkilerini gösteremeyenler, hayatın her safhasında boyun eğmeye meyilli olacaklardır. Taviz tavizi doğurmakta ve sonuçta dik duramayan, sürekli şekilden şekile giren ve kendi doğrularından, inandıklarından çok etkisi altında olduğu gücün doğrularını yaşayan insanların sayısı artacaktır. Dosdoğru yaşamak bir yaşam şekli, bir kültür olmalıdır. Bunu hayata geçirmenin en etkili yolu ise çocukluk döneminden başlayan aile, okul ve hayat eğitimlerinde vurgulanması, doğruluğun akıl almaz yüceliği ve yalanın dehşet verici kötülüğünün körpe ruhlara ve dimağlara ömür boyu silinmeyecek şekilde kazıması olmalıdır.
Son günlerde devletimizin en üst kademelerinde kültürümüzdeki doğruluk kırılmalarının ve ufak tefek tavizlerin çok önemli konularda yansımalarını gözlüyoruz. Doğru bildiğimiz, doruluklarına inandığımız Başbakan ve Bakanlar farazî, vehmî, itbarî bazı güçler karşısında kırılmaya, eğilmeye, kabul etmedikleri halde imza atmaya kendilerini mecbur biliyorlar. Oysa Hakk'a dayanmış bu insanların imzaları onurları ve onurları da uğrunda hayatı bile feda edebilecekleri en büyük değerleri olmalı. Önüne konan metni kabul etmediği halde imzalamaktan bahsetmesi bile ciddî kişilik ve ruh yaralanmalarının dışa vuran izleri. "Bir elime dünyayı, bir elime ayı verseniz hak dâvâmdan vazgeçmem!" diyen bir Resûlün (asm) yolunda gittiğini düşünen insanlar için büyük bir gaf!
Şartları, dünya coğrafyasını, yeni dünya düzenini ve ABD Başkanı'nın kalp atışlarını, nefes alışını incelikli bir nizamla tanzim eden Kudret'e dayanan veya dayandığından emin olan bir insan veya bir yönetim hiç bir dünyevî gücün karşısında eğilmek mecburiyeti hissetmez. Doğruluktan zerrece taviz vermez. Zira "Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir."
http://2.bp.blogspot.com/_OEcqVQX62Ao/SnNWNfUrFHI/AAAAAAAAAno/MqS-Yb5WOS0/s320/3-793277.jpg
Resulullahla aramızdaki farklar

 
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: