|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 23, 2011, 07:31:15 ÖS » |
|
ın selamı üzerine olsun yavrum Biliyorsun dünyada karışık durum Sana bir vasiyet edeyim dinle Ne ekersen dünyada gelir seninle İtler,kopuklar senin arkanda yavrum Akılları senin aklında yavrum Seni kandırıp ayırmak için Rabbinden Çalışırlar durmadan,bir saat dinlenmeden Sinema,spor vesairelerle seni, Meşgul ediyorlar, dinle bak beni. Okudunsa bilirsin,ecdad nasıl çalışmış Biraz daha dirense dünya İslam olacakmış Sonra gördük ya amelleri gevşeyince, Kölesi oluverdik batılının iyice. Bak maziye evladım, aklını güzel kullan Sorar onu sana seni güzel yaratan. Domuzlar sürüsüne aldanma yavrum, Şimdi düşünemiyorsun seni anlıyorum Fakat düşünmemek mazeret değil, Rabbin soracak sana,akıl vermiştim bil. Hayat uyku değildir,eğlence ise asla, Gör ne olur evladım,imanlar hasta, Bismillah ile başla , ilk önce ilim, Sonra ibadetle de Kerim. Sen meşgul olursan fotoroman vesair, Akoğlan ,karaoğlan sonra kebair. Diyor ki hadisinde Habibullah: ”Kim kime benzerse ondan olur”billah. Benzeme kefereye şekil ve ruh yapın ile, Al ondaki ilmi çalışıp aklın ile. Fen teknik bizimm diyorlar inanma, Gerçeğin bir ucuna bak anlatayım sana Cebir bizim, ilk atılan top bizim Ay’ı ilk keşfeden asırlar öncesinden İlk defa uçan insan, gemiyi yapan bizim Bitkide konusurmuş Batı buna gülerken, Şimdi kabul ettiler,”Biz bulduk bunu”derken Tüm canlılar,sudan topraktan dönme Bu gerçeği ilk defa bildiren Rabbimizdi Dahası,adı geçen astronomik olayda, ”Uzay bitişikti” bildiren ayet bizim Güneşin döndüğünü hayal etmezken Batı Yasin suresinde bildiren ayet bizim. Hele polen tozunu yeni bulurken ilim Ondört asır önceden bildiren ayet bizim Ah… daha nice nice niceler, Senin dev gördüğün cüceler. Ah anlatabilsem dönen dolapları, Her zaman nefretle anacaksın onları. Onlara sakın kanma yice Rabbine dön Çıkardılar seni raydan şimdi rayına dön Adımını doğru at , lağıma düştü biri Zararın neresinden dönersen olur iyi Kalbini gösterip de sakın bu yeter sanma, Münafık oyunudur,yavrum aldanma Bu vasiyetimi ağlayarak yazdım ben. Belki sen okurken çürür giydiğim kefen Ölüm bizim içindir,başkasına düşünme Sennde gireceksin bir gün kabir içine Öyle bir şeydir anla ,Rabbimizin sır ilmi Bir kiraz çekirdeği gömülünce çürüyüp Sonra ağaç oluyor yeryüzünde büyüyüp Bunları düşünürsen kendine geleceksin, Yinede inanmazsan gidince göreceksin.Emine Şenlikoğlu..  Resulullahla aramızdaki farklar Küçük şeyler bazen çok büyük neticeler doğurabiliyor. Bir virüs mikroskopla bile görülemiyorken koca bedenleri yere serebiliyor ve ağrılı küçücük bir nokta bütün vücudun fonksiyonunu engelleyebiliyor.Olaylar küçükken önüne geçilmediğinde büyük olaylar halini alıyorlar. Sınıfını kopya çekerek geçen talebe, işinde yolsuzluklara daha eğilimli, ticarette usulsüzlüklere daha meyilli oluyor. Her bir günahtan küfre giden yolda işlenen suçun da büyüme safhalarının farklı düzeylerine rastlayabiliyorsunuz. Trafik polisini rüşvetle geçme kültürü ile bankaların hortumlanması arasında bir bağ olmalı... Büyük sosyal problemlerin pek çoğunun temelinde "Canım bu kadarcıktan bir şey olmaz!" düşünceleri yatıyor. Babasının "şu anda evde yok de!" gibi küçük yalanları ile yetişen bir çocuğun hayatında yalan, çok dehşet verici ve toplumu kemiren bir yılan olarak görülmese gerek. "Biz Türk milleti zaten böyleyiz" mizahî anlayışı ile randevulara vaktinde gelmek titizliğini göstermemek ve bu konudaki gevşeklik, büyük vaatlerin savsaklanmasında da bir etkiye sahip olmalı. Kur'ân'ın günahlara karşı tahşidatının "işlememek"ten çok "yaklaşmamak" şeklinde olması, "Bu kadarcıktan bir şey olmaz!"ların yol açtığı çok şeyleri daha baştan engellemeye yönelik olduğu anlaşılıyor.Bütün bu şartlar içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olabilmek, yani "sırat-ı müstakim" çizgisinde kalabilmek gerçekten çetin bir imtihan. Bu noktada "dosdoğru" vurgulamasının önemini daha iyi anlıyoruz. Doğruluk genel anlamda ve bütünde kalmayıp, en ince ayrıntılarda da olmadıkça tam anlamıyla gerçekleşmiyor.Kaygan bir zeminde doğru ilerleyebilmek için sürekli bir teyakkuz lazım. Bütün namazlarda ve her rekatta istikamette kalmak ve doğru yoldan ayrılmamak için sürekli Alemlerin Rabbi'ne sığınmamızın nedeni bu olsa gerek. O'na en çok sığınan Yaver-i Ekrem'in (asm) saçlarını ağartan da bu incelik olmalı. Doğruluk hayatın genelinde, bütününde olmakla yeterli olmuyor; en ince detaylarında ve her safhasında lazım. Doğru olmaktan öte dosdoğru olmakla ve kuvvetli bir vurguyla ifade edilen bu hali yaşayabilmek, bir an bile nefsin, benliğin, tabiatın tuzaklarına düşmemek pek de kolay olmasa gerek.Rabb-i Kerîm'i her an yanımızda ve kendimizi O'nun huzurunda hissetmediğimiz anlar gaflet anlarıdır ve bu anlarda verdiğimiz küçük tavizler, önemsiz gibi de gözükse kişiliğimizde derin yaralar açmaktadır. Okulunu bitirmesi için kızlarının başını açmaya zorlayan anne-babalar, çocuklarının ruhunda ve kişiliğinde hiç bir okulun onaramayacağı yaralar açtıklarını fark edebilseler, herhalde daha temkinli olurlardı. Haksızlık yapan amirinin karşısında işinden olma korkusu ile medenî tepkilerini gösteremeyenler, hayatın her safhasında boyun eğmeye meyilli olacaklardır. Taviz tavizi doğurmakta ve sonuçta dik duramayan, sürekli şekilden şekile giren ve kendi doğrularından, inandıklarından çok etkisi altında olduğu gücün doğrularını yaşayan insanların sayısı artacaktır. Dosdoğru yaşamak bir yaşam şekli, bir kültür olmalıdır. Bunu hayata geçirmenin en etkili yolu ise çocukluk döneminden başlayan aile, okul ve hayat eğitimlerinde vurgulanması, doğruluğun akıl almaz yüceliği ve yalanın dehşet verici kötülüğünün körpe ruhlara ve dimağlara ömür boyu silinmeyecek şekilde kazıması olmalıdır.Son günlerde devletimizin en üst kademelerinde kültürümüzdeki doğruluk kırılmalarının ve ufak tefek tavizlerin çok önemli konularda yansımalarını gözlüyoruz. Doğru bildiğimiz, doruluklarına inandığımız Başbakan ve Bakanlar farazî, vehmî, itbarî bazı güçler karşısında kırılmaya, eğilmeye, kabul etmedikleri halde imza atmaya kendilerini mecbur biliyorlar. Oysa Hakk'a dayanmış bu insanların imzaları onurları ve onurları da uğrunda hayatı bile feda edebilecekleri en büyük değerleri olmalı. Önüne konan metni kabul etmediği halde imzalamaktan bahsetmesi bile ciddî kişilik ve ruh yaralanmalarının dışa vuran izleri. "Bir elime dünyayı, bir elime ayı verseniz hak dâvâmdan vazgeçmem!" diyen bir Resûlün (asm) yolunda gittiğini düşünen insanlar için büyük bir gaf!Şartları, dünya coğrafyasını, yeni dünya düzenini ve ABD Başkanı'nın kalp atışlarını, nefes alışını incelikli bir nizamla tanzim eden Kudret'e dayanan veya dayandığından emin olan bir insan veya bir yönetim hiç bir dünyevî gücün karşısında eğilmek mecburiyeti hissetmez. Doğruluktan zerrece taviz vermez. Zira "Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir." Resulullahla aramızdaki farklar
|