|
ruveyda
|
 |
« : Ekim 15, 2010, 11:35:28 ÖÖ » |
|
 PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER Peygamberlerin ve rasüllerin en şereflisi olan, insanlığa hayat, alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz MUHAMMED’e salat ve selam olsun…. Peygamber Efendimizi ’ın şu güzel ayetiyle anlatalım.. Muhakkak ki ’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve ’ı çokça anan kimseler için Rasulullah en güzel örnektir..(ahzab 21)..ayetiyle Rasulullah’ı n hayatımızdaki önemini arz etmektedir.Çünkü;Rasulullah’ın tüm eylemleri onu yaratan içindir. Onun gayesini yaşatmak için mücadele etmiştir. Sadece onu has kılmak ve onu birlemektir. Rasulullahı anlamak, onun getirdiğine iman etmek ve getirdiklerini tebliğ etmek bizim görevimiz ve misyonumuz olmalıdır. Resulunü tanımlarken sadece birkaç sünneti ihya ederek onu anlamaya çalışıyorsak, ne yazık ki; doğru anlayamamışızdır. Resulü(sav) kişilik,ahlak,siyaset vb mefhumlarını öğrenmek ve bunun çerçevesinde onun getirdiklerini yaşamak,yaşatmak ve tebliğ etmek Resulunü anlamış olmaktır…Kim Resule itaat ederse,Allah’a itaat etmiş olur.(nisa 80)..  PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER ’a ve Rasulüne itaat edin; umulur ki merhamet olunursunuz.”(Ali İmran 132) Kim ’a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.”(Nisa 13) De ki: Eğer siz ’ı seviyorsanız bana uyun ki, da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. bağışlayandır, esirgeyendir.(Ali İmran 31). Subhanallah; azze ve celle bu ayetleri bizlere sunarken acaba neden resule itaatin, Ona itaat ettiğini vurgulamış, neden bu ayrıntı ve nüans ayette gizli? Bunları düşünmek ve irdelemek yerine resulun’e salavat ya da sadece Nisan ayında onu hatırlamayı tercih ediyoruz..Ya da onun misyonunu taşımak bizlere zor geliyor.. Resulunü anlatırken, onun davaya vermiş olduğu önemi siyer-i nebiyi, mehneci anlatmak gerekirken; sadece Onun ahlakı bahsediliyor..evet; Resulu ahlakın bütünleşmiş bir şahsiyetti, ama asla akidesinden müşriklere karşı taviz vermedi ve La ilahe illallah’a sarılıp ,Tevhidin gereği gibi davet etti..Tevhid mücadelesinde vermiş olduğu direnişi, görmemek, duymamak, hissetmemek, imkansız..  PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER Müşriklerin Resulune Muhammedun emin demelerine rağmen, Onun yalancı olduğu iddia ettiler, resulüne karşı psikolojik, soğuk ve sıcak savaş uyguladılar, Ama o davasından vazgeçmedi ve GÜNEŞİ SAĞ ELİME, AY’I SOL ELİME VERSENİZ BEN ASLA BU DAVADAN (TEVHID) VAZGEÇMEYECEĞİM..Düsturu ile haykırıyordu,Ya sahabeler ya onun eşleri nasıl davaya yüklenmişlerdi, hangileri resulunun metodundan uzaklaştılar, hepsi sünnetullah ve kelamullah çizgisinden ayrılmadan, nusrete koştular.. RESULÜ şirk bir devletin içinde mücadele verirken, benliğiyle, ruhuyla, bedeniyle ve yüreğine giden kılcal damarlarla ’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak için; ’ın ipine sarıldı ve bir kere bile tereddüt etmeden direniş’e devam etti. Bizler bugün resulünün metodundan, çizgisinden ve gitmiş olduğu minhecten beri olduk. Bertarafsızlık içinde yüzerken başımıza musallat oldu ideolojik düsturlar. Halbuki Resulunun yolunu takip etmiş olsaydık, onun tevhıd’e verdiği önemi, nebevi eksende dönmesini sağlardık, ideolojiler peşinde koşmak yerine Medine’yi kurmayı çalışırdık, Ne yazık ki; başımızdaki en büyük risk, faktör, kanun SECULARİZM(LAİKLİK), bizim insanlığımızın benliğine, ruhuna, kalbine, yüreğine nüfuz etti ve orada kökleşmeye başlayıp, filizlendi..Buna sebep olan bizim irademiz ve takva yetersizliğimizdir..NE yaptıysak kendi ellerimizle ve nefsimizle yaptık.. böyle bir topluma MEDİNE’yi nasip etmez..  PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER Resulu Mekke’de bir direnişe, inkılaba, devrime yol açarken, bizler bugün laikliği, demokrasiyi savunan İslami ılımlaştıran, dinler arası diyaloglar, vb projeler üretip halkımızın önüne serptik, ve bunları Kuran ve sünnet ışığında yaptığımızı söyledik, yazık vallahi yazık; Kuran ve sünnetten yoksun bir yaşantının kime faydası olmuş. Kurani vizyon edinmeyen hayatın ne anlamı kalabilir ki? Peygamberimiz(s.a.s) Mekke de 13 yıl boyunca ’ı birlemeyi hedeflemiştir. Sadece onu Rab ve İlah o olarak kabul etmiştir. Rasulullah gördüğü bunca işkenceye rağmen asla ve asla davasından vazgeçmemiştir. Rasulullah’ın kararını ve islam’a olan ciddiyetini görmekteyiz..İşte bizler biliyoruz ki her ne yaşanırsa yaşansın Rasulullah’ın hareket metodundan asla vazgeçmeyeceğiz.Bu din nasıl ’tan ise, bu dini hayat pratiğine hakim kılmak için takip edilmesi gereken yolda ’tan dır. Hareket metodunda Rasulullah’a uymak Muhammeden Rasulullah‘a şehadet gerekir. Rasulullah’ın bu yoldaki merhamelerini adım adım takip ederek, onun uyguladığı metodları bugünkü hayatımıza geçirerek, hayat kalitemizi artırmak olmalıdır. Sünnet; Rasul’ü ile olan bir hayat tarzıdır. Sünnet iki taraflı keskin bıçaktır. Eğer aşırı giderseniz helak olursunuz. Rasulullah’ın sünneti aslında bizlere çağdaş olma imkânını sunuyor ama bizler ne yazık ki bunun farkında değiliz. Rasulullah’ı sünnetini tam anlamıyla idrak edememişiz. Hâlbuki Rasulullah tam anlamıyla yürüyen Kuran dı. Tüm yaptığı eylemlerde ’ı hatırlatan ve onun dinin yeryüzüne hakım kılmayı omuzlayan bir yürek deryası. Peygamberimizin sünneti erkek, kadın bütün müslümanlara nafile ibadetlere yönelmeyi sevdirmiştir, bizlerin üstünde bir yük olarak değil, bir sevgi olarak omuzlarımızda bürünmüştür. Rasulullah’ın sünnetini bir gün yap, diğer gün yapma değil. Çünkü Rasulullah şöyle buyuruyor; amellerin en sevimlisi, az da olsa da devamlı olan ve sürekli olandır. PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER ve Rasul’ü sizi çağırdığı zaman, bu davete icabet etmek gerekiyor. Kişi kendi çocuğunun kişiliğini değiştiremez ama KURAN ve SÜNNET insanın kişiliğini değiştirir. İşte KURAN ve SÜNNET’in mucizesi budur. Kuran ve sünnet bir hayattır. Hayat’a, hayat vermiştir ve bizden hayatı ister. Kuran ve sünnet ’ın bize, Rasulullah’ın vasıtasıyla sundukları emanetlerdir. Kişi ALLAH ile buluşmak istiyorsa NAMAZ’a. ile konuşmak istiyorsa Kuran’a, HAYAT ile konuşmak istiyorsa SÜNNET’e bağlanmalıdır. Sünnet’e sünnetle teslim olmak en güzelidir. Peygamberimiz ümmeti için şöyle buyuruyor; ümmetim çiseleyerek toprağı doyuran yağmur’a benzer. Her damlada toprağa hayat veren ve onu değerli kılan ümetler olmak dileğiyle…. Beşeriyet saadet istiyorsa Kuran da aramalı. Kuran da bulamadığı zaman RASULULLAH’ın sünnetinde aramalıdır.. Hz. Ebubekir(r.a) gördüğü bunca işkenceye rağmen asla Rabbimiz olan ALLAH’ı ve peygamberimiz olan Rasulullah’ı terk etmemiştir. Hatta şu güzel sözüyle de günümüze ve ilerleyen asra anlam kazandırmıştır. ANAM, BABAM SANA FEDA OLSUN YA RASULULLAH sözüyle ruhlarımızı adeta zedelemiştir. Selam olsun ona ve sahabelerine….. Bugün Müslümanların, kaynaşmamasının sebebi; Rasulullah’ın sünnetini ruhlarımızdan çıkarmamızdır. Rasulullah’ın sünnetini ruhunda taşıyan insan asla yanlış tercihler yapmaz. Her tercih ettiğini, ve rasul’ü için terk eder. Her tercih beraberinde terki getirdiği gibi PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER … Rasulullah hayatını biz ümmetine feda etti. Peki, sizlere soruyorum biz Rasulullah’ın sünnetini hayatımıza geçirebildik mi? Onu ruhumuzda, kalbimizde, dilimizde ve hatta organlarımızda hissedebildik mi? Ne yazık ki hayır, onun sünneti yapamıyoruz, uygulayamıyoruz ve eylemde bulanamıyoruz. Bunun tek sebebi; Rasulullah’ın misyonunu omuzlamak ağır geldiği için… Rasulullah’ın bahçesinde ya toprak olalım, ya da bir fasülye yeter ki, onun bahçesinde ve metodunda olalım. Onun sünnetine sahip çıkalım ve onu yaşatalım. Peygamberimiz gül ağacını kurutmayalım. O ağacı sulatalım ki yeşersin ve ruhlarımıza bürünsün. Yaşamak hayatın konuşmasıdır. İşte sünneti yaşamakta böyle bir şeydir. Rasulullah’ın hayatta iz bıraktığı her eylem birer sünnettir. Peygamberimiz bizim için ne yaptı? Bunları irdelemek gerekiyor? Peki biz şimdi onun için ne yapıyoruz? Sanırım kocaman bir sıfır…Hayatımızın nabzı Rasulullah’ın sünnetiyle atsın. Kalbimize giden kan ve oksijen hücreleri Rasulullah’ın sünnetiyle dolsun.
 PEYGAMBERİ ANLAMAK SÜNNETULLAH'IN ÇEMBERİNDEN GEÇER
|