Dördüncü Özellik:
Peygamberlerin davetlerinin dördüncü özelliğine gelince ise oda: Davette kolaylık göstermeleri, zorluk göstermemeleri ve sözü anlaşılır bir şekilde söylemeleridir.
Bu özellik, bütün Peygamberlerin davetinde açık bir şekilÂde görülmektedir. Çünkü onlar, davetlerini, insanların tabiatına uygun bir şekilde yürütürler. İnsanlara, akılları miktarınca hiÂtap ederler. Bazı büyük kimseler ile ıslahatçıların yaptığı gibi davetlerini zorlaştırmayıp insanların anlayamadıkları veya idÂrak edemedikleri şeyle insanlara hitap etmezler. Yahut sözleri, insanların anlayabilecekleri bir şekilde söylerler... PeygamberÂler, büyük kimseler ile ıslahatçıların aksine davet ve tebliğleÂrinde "Hikmet" yolunu tutarlar. İşte bundan dolayı Kur'an, bunu, Peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed (s.a.v)'in diliyÂle şöyle haber vermektedir:
"Ben, kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden değiÂlim."[Sad-86]
Nitekim Rabbi, ona, "Hikmet" ile insanları,

'a davet etmesini emretmektedir. Şanı Yüce

bu konuda ise şöyle buyurmaktadır:
"(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, 'Hikmet'le[tefsiri kebir c-14 s-377], güzel öğütle[a.g.e] davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir."[Nahl-125]
Davetin başarılı olabilmesi için;
1. Zanaat ve meslek yöntemlerinden sakınmak,
2. İnsanları davet etmede yahut onlara hitap etmede zorluk çıkartmamak,
3. Büyük-küçük, bilen-bilmeyen her türden insanın anlaÂyabileceği mantık ve akli delil ile hüccetin getirilmesi gerekÂmektedir...
Hz. İbrahim (a.s), keskin delillerini; yolların en kolayıyla, yolunu keserek ve delilleri beynine vururcasma ortaya koyarak azgın ve zalim düşmanına karşı şöyle getirmektedir:
"İbrâhîm, 'Şüphesiz

, güneşi doğudan getiriyor, senÂde batıdan getirsene' dedi. (İbrahim'in, meydan okurcasına ileri sürdüğü bu delil karşısında) inkar eden, şaşırıp dona kaldı.

, zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez."[Bakara-258]
Böylece zanaat ve meslek yöntemlerinden, kelamı metodlardan ve zor işlerden uzak olarak yaratılışa hitap eden "Yaratılış Yöntemi"nin, davet yolunda daha başarılı olduğuÂnu görmekteyiz.
Hüccetü'l-îslam İmam Gazâlî (rh.a), bu konuda, şu çok güzel sözü söylemiştir:
"Kur'ani deliller, her insanın faydalandığı gıdaların misâli gibidir. Kelamcılarm delilleri ise birçok insanın faydalandığı ve çoklarının zarar gördüğü ilaçların misâli gibidir. KelamcılaÂrm delillerinin aksine Kur'ani deliller, bebek ve kuvvetli adaÂmın faydalandığı suyun misâli gibidir. Diğer deliller ise kuvÂvetli kimselerin bir defasında faydalandığı, başka bir defada ise hastalandığı ve bebeklere kesinlikle fayda sağlamayan yiÂyeceklerin misâli gibidir."[İmamı Gazali]
İmam Fahreddin er-Râzî de (rh.a) bu konuda şöyle der: "Kelami yöntemleri ve felsefi metodlan araştırdığında, hastaya şifa vermediğini ve çoğu kimseyi sulamadığmı yani derdine çare olmadığını görürsün. Fakat Kur'an metodunun,

'a en yakın yol olduğunu gördüm. Benim gibi (böyle) tecrübe eden, benim bildiğimi bilir."[İbni Teymiyye Nübüvvat]
Beşinci Özellik:
Beşinci özellik de Peygamberlerin daveti hakkındadır. Bu da; davet hakkındaki gaye ve amacı açıklamaktadır. Bundan dolayı bütün Peygamberler, insanları açık bir amaca ve apaçık bir düşünceye çağırmakta olup davetlerinde şüphe ve gizlilik söz konusu değildir... Yüce

, bu konuda, nebilerin ve ReÂsullerin sonuncusu olan Hz. Muhammed (s.a.v)'e hitaben şöyle buyurmaktadır:
"(Ey Muhammed! Onlara:) İşte bu, benim yolumdur. Ben, bir delil ve hüccete dayanarak (sizleri),

'a davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlarda (benim sünnetime, slretime ve yoluma) davet ederler.

'ı tenzih ederim. Ben, müşriklerden değilim' de."[Yusuf-108]
Burada da görüldüğü üzere Peygamberlerin metodu açıktır ve onların davetleri, gündüzîeym öğle vaktindeki güneş gibi ortadadır. İşte bundan dolayı Yüce Peygamber (s.a.v), konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Ben, sizleri, gecesi, gündüz gibi aydınlık olan dosdoğru bir yol (olan İslam) üzere bıraktım. Benden sonra hiçbir kimse ondan sapmaz, sapan ise helak olur."[Müsnet c-1 s-26]
Böylece Peygamberlerin, insanları açık bir amaç ve şerefli bir gaye olan rabbani risâlete davet ettiklerini görmekteyiz. Zira Peygamberler, davetlerinde; maksatlarını ve amaçlarını gerçek ve hakiki şekliyle bilmeyen bazı büyük kimseler ile filozofların durumu gibi, davetin arkasına gizlenmiş amaç ve gaye ile eğrilmiş yolları tutmazlar.
(Muhammet Ali Sabuni Peygamberler Tarihi s-70-71)