Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ooo provokatör beyler de gelmiş  (Okunma Sayısı 166 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« : Ekim 31, 2010, 09:56:12 ÖS »

http://www.islamigundem.com/images/news/23310.jpg
Ooo provokatör beyler de gelmiş


Ooo provokatör beyler de gelmiş

Ne zaman bu ülkede yüzleşemeyeceğimiz bir meselemiz, halının altına süpürdüğümüz bir antagonistik çelişkimiz (Yan sayfadaki Chantal Mouffe'a selam olsun) boy verse yarı mafyatik bir şahsiyet olan bay provokatör gelir, bütün suçlarını üstüne alır, hepimizi hakikatle yüzleşme belasından kurtarır.

Başörtüsü tartışması başörtülü küçük kızların ailelerinden toplanıp laik yaşam merkezlerinde devşirilmesi gibi önerilere doğru yuvarlanmışken gözlerimiz yollarda kalmıştı zaten.

Ülkemizin velud topraklarından fışkıran son provokatör bey 13 yaşındaki kızını ortaokula başörtülü göndermek için iki yıla yakındır mücadele veren Diyarbakırlı bir baba.

İş bekleyen eski genel yayın yönetmenleri kahvesine dönen Hürriyet'in iç sayfalarında unutulmuş bir yazara göre ise yaşanan "Türban kalkışması." Çocuğuna haklı olarak din dersi aldırmak istemeyen Alevi babaya gösterdiği nezaketi bu babaya layık bulmamış. İsyancıların bastırılması konusunda bir Sabiha Gökçen atikliğindeki yazar bu kez yalnız değil ama.

Kavga eden sevgililerin ortak düşman üzerinden yenide barışma taktiğini kullanan AKP'liler de laik camiayı sevinçlere gark ederek "Evet, evet, provakatör o" diye bağırıyor.

AKP'nin İnsan Hakları Komisyonu Başkanı herhalde bu ara Platon'u fazla kaçırıp devletin gerekirse "çocukları ailelerinden alabileceğini" bile söyledi. Hazır devlet kapıyı kırıp eve girdi, mesela böyle 42 ilde düzenlenecek bir operasyonla anne sütüyle beslenmeyen altı aylık bebekler de biberon zulmünden kurtarılsın. Belki devlet o bebeleri yetiştirip, yetiştirip Yeşil, Kırmızı, Sekiz, Dokuz diye piyasaya sürer de o canı sıkılan İnsan Hakları Komisyonu başkanına iş çıkar.

Provokatör namzedi dindar babanın suçu çocuğunu kendi istediği gibi yetiştirmek. Burada duracaksın deniyor adama. Çünkü belgeleri eksik. 13 yaşındaki kızının bu dini isteyerek seçtiği yolunda noterden onaylı muvakkatnamesi, aydınlamasını tamamladığına dair temiz hal kağıdı yok. Üç tane spermle bu hakkı ona kim veriyor?

Halbuki bu ülkede laik aileler çocuklarını ilk kez denize mayoyla sokmadan önce onlara "Kızım belki ileride dindar biri olmayı seçeceksin. O yüzden bu kıyafetle yüzüp yüzmeyeceğin üzerine iyice düşün, tercihi sana bırakıyoruz" diye soruyor di mi?

Provokatör bey yalnız dolaşmaz. Bu kez de yalnız gelmemiş. Yanında kader arkadaşı Hassasiyet Abi'yi de getirmiş.

Ermeni Konferansı, Habur'da PKK'lıların karşılanması, 30 Ağustos'da Rum Ermeni korolarıyla Sezen Aksu'nun konser vermesi, eşcinsel yürüyüşleri, Newrozlar, Alevi mitingleri sırasında bize gelen Hassasiyet Abi'nin bu kez sebebi ziyareti İsmailağa Cemaati tarafından düzenlenecek bir toplantı.

29 Ekim haftasında bu kadar cüppeli sarıklı adam ve çarşaflı kadının biraraya gelmesinin yaratacağı "hassasiyet" dikkate alınarak toplantı iptal edildi ya da valilikçe izin kaldırıldı arası bir durum yaşandı.

Zaten kimin umurunda. Bu fotoğrafın şeriat geliyor korkusuna gerekçe yapılması hassasiyetine dikkat çeken bu kez az kalsın o cemaatle ilişkisi nedeniyle İlhan Cihaner'in sosyolojiye karşı açtığı davada basılacak Yeni Şafak gazetesi oldu.

Böyle el birliğiyle televizyonda bir perende atmadığı kalan stand-up'çı, ehl-i sünnet vel-devlet mezhebinden, hikmeti hükümet ekolünden bir hocanın da içinde olduğu toplantıyı yapan cemaatin sakallı sarıklı cüppeli, çarşaflı insanlardan oluştuğu sosyolojik gerçeğini halının altına süpürdük. Soranlara "attaya gittiler" diyeceğiz. Onlar öyle Çarşamba'da Patrikhane'nin Vatikanlaşmasını engelleyecek bir mevkide takılsın ama gözümüze görünmesin fazla.

Niye, çünkü birilerinin göz zevkini bozmaktalar. Çünkü onları gördükçe laikler darbe istemeye en demokratlar "Aa başörtüsü yasağı ipini gevşetirsek bak böyle olur sonumuz" diye kırbaç sallamaya başlıyor, gazeteler kendilerini tutamayıp çarşaflı, cüppeli insan resmini birinci sayfadan "2010 Türkiyesi" diye basıyor.

"Başörtüsü özgürlüğünü size veririm" ama bunları yok edin diyen Hassasiyet Abi'nin sesini duyan Yeni Şafak'ın toplantı iptal ettiren bu hassas yayınını bir demokrasi, özgürlük, farklılıklara tahammül meselesine çevirmeden bu hassasiyetlere saygı duyarak bu işi daha fazla kurcalamıyorum.

Gözümü kapattım, işiniz bitince bana haber verin.


Yıldıray OĞUR
TARAF
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 31, 2010, 09:59:58 ÖS »

http://www.islamigundem.com/images/news/23119.jpg
Ooo provokatör beyler de gelmiş



Bu mesajım, kızı olan her anne ve babayadır


İnsan, Rabbinin emir ve talimatlarından uzaklaştıkça veya uyarı ve irşadına duyarsız kaldıkça, başı beladan, gönlü sıkıntıdan kurtulamaz. Üzerinde yaşadığımız yeryüzü coğrafyasında görülen, duyulan ve yaşanan ne kadar olumsuz olaylar olursa olsun, insanın, olumsuz olayların hakkından geleceği gerçeğini hiçbir mazeret ve şikâyet örtbas edemez.
Çünkü Rabbimiz, kıyamet kopuncaya kadar insanlığın neler yaşayacağını, hangi hadiselerle karşılaşacağını en ince noktasına kadar bilir ve katından gönderdiği kurtuluş reçetesi olan Kur"an"ı terk etmememizi ister.
Ne var ki insanoğlu, katından gelen muhteşem mesajlarla, ilahi haberlerle pek ilgilenmez ve hayatından sürekli şikâyetçi olur. “Siz ondan(Kur"an"dan) yüz çeviriyorsunuz” Sad Suresi/68
İşte bu şikâyetlerden biri de kızlarımızdır. Kızının çevresinden hep şikâyetçidir anne ve babası… Kızının arkadaşlarından, internetten, namaz kılmamasından, izinsiz evden ayrılmasından, ders çalışmamasından, cep telefonu ile mesajlar göndermesinden vs. sürekli şikâyetçidir anne ve babalar.
Şu gerçeği önce kabullenelim. Nesillerin kaybolmasının, yeni adıyla bozulmasının genelde üç sebebi vardır. Bunlar,

1: Bilgisizlik,
2: İlgisizlik
3: Usulsüzlüktür.
İşte problemli kızlarımızın ilk teşhisinde elde edilen bulgular bunlardır.
Siz anne ve babalar için, sizi yormayacak, külfete sokmayacak ama kızlarınızla alakalı şikâyetlerinizi dindirecek bir tavsiyede bulunmak istiyorum:
ŞEBNEM
“Şebnem de ne oluyor?” diyebilirsiniz. Lütfen biraz sabırlı olalım ve mesajımızı okumaya devam edelim. Başta ülkemizin olmak üzere, dünyanın tanıdığı manevi şahsiyetlerimizden muhterem Osman Nuri Topbaş Efendi"nin, “Damladan Deryaya” isimli çok güzel bir eseri vardır. Muterem müellifimiz, yazdığı eserde, Şebnem isimli bir kızı devreye koyuyor. 12 adet konu başlığı ile kaleme aldığı eser, “Şebnem, 17 yaşında bir kızcağızdı...” diye başlıyor ve eser 189. sahife ile bitiyor. Öyle inanıyorum ki, elinize alıp okumaya başladığınızda, eseri bitirmeden rahat edemeyecek, eser bitince de gerçek huzura kavuşmuş olacaksınız. Kızınızın, anne ve babası olarak tabii...
Şebnem isimli eser, yoldan çıkmış, ailesine yabancılaşmış, evini otel ve lokanta gören kızlar için sanki bir neşter.
Eserde sunulan her bir örnek, her bir paragraf, antibiyotik tesirinde sanki bir ilaç...
Eserin her bir bölümü, misafire ikram edilen bir meyve, vitamin ve kalorisi zengin bir besin maddesi gibi...
Öyle tahmin ediyorum ki, eseri evine alıp kızının eline veren anneler ve babalar, aslında evlerine bir irşatçı, bir mürşide almış olacaklardır. Kapı kapı dolaşıp, kızlarının problemini çözmek için 41 Yasin okutan merhamet timsali anneler, gönül meyvesi olan kızlarına Şebnem isimli eser ile en güzel bir iyiliği yapmış olacaklardır.
Eserin temin edileceği adres, güvenin, paylaşımın, duyarlılığın simgesi olmuş Erkam Yayınevi"dir.
Sizlere kolaylık olması açısından tavsiyem, bulunduğunuz beldede Erkam Kitapevleri"nden de alabilirsiniz. Fiyatı, sadece ve sadece 1,5 liradır. Eğer, bu eseri alma gücü olmayan muhtaç aileler olursa, lütfen Ribat Dergisi"ne bir telefon açsınlar (0 332 236 25 61), bu kıymetli eseri sizlere hediye olarak gönderelim.
Bu duygularla, cümlenizin Cumanızı tebrik ederiz. Selam ve saygılar...

 
Abdullah BÜYÜK
yeni akit
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Ekim 31, 2010, 10:06:23 ÖS »

http://hurseda.net/images_up/31641-busra-uzunselvi-basortusu-tarsus.jpg
Ooo provokatör beyler de gelmiş


Tuzağa düşmeyelim ama komplekse de girmeyelim!..

Başörtü yasağı ile ilgili tartışmalar, "iki adım ileri, bir adım geri" tarzında sürerken, bizim mahallenin kompleks sorunluları da iyice şaşırmış durumda.

Bir ilköğretim okulunda, bir kızımız başörtülü olarak okumak istemiş.. "Vay provokatör.. Senin ne haddine, ilköğretime başörtülü olarak gitmek!"

Bir dini cemaat, bir ödül töreni mi düzenlemek istemiş? "Vay, densizler... Siz laikçilere koz vermek için, kasten mi böyle bir etkinlik düzenliyorsunuz?!"

Olayları ayrıntıları ile incelemeden, toptancı bir bakış ile kendi insanlarımızı böylesine saygısız ifadelerle suçlamak,  kompleks değil de nedir sizce?

Uyanık olalım, eyvallah.

Tuzaklara düşmeyelim, eyvallah..

Çarpıtmaya müsait fiil sergilemeyelim, eyvallah..

Hakkımız olmayan şeyi istemeyelim,  eyvallah.

Başkalarının temel haklarını kısıtlayıcı girişimlerde-söylemlerde bulunmayalım, eyvallah.

Ama söyler misiniz; bir ülkede, hem "ilköğretim zorunlu" denilip, hem de ilköğretim çağında da olsa bir kız çocuğunun "başını zorla açtırma girişimi"ne, böyle mi yaklaşılır?

Bu despotluk deşifre edileceğine, o kız öğrenciye ve onun ailesine böyle saygısızca hakaretler mi edilir?

Siz kendi çocuğunuzun, ilköğretim çağında da, daha sonra da başını örtmesini istemeyebilirsiniz.

Veya ilköğretim sonrasında istersiniz de, "ilköğretimde gerek yok" diyebilirsiniz.

Ama bir başkası, "ilköğretimde de benim kızım başını örtmek istiyor, bu hakkı bana vermelisiniz" dediğinde, niye saldırıya geçiyorsunuz?

"Efendim, tam da üniversitelerde başörtü yasağı kaldırılacağı zaman mı, ilköğretimde okuyan kızların başörtüsü akıllarına geldi?" diye soruyorlar..

Eğer gerçekten de, daha önce hiç böyle bir derdi olmayan bir aile, tam da bu dönemde böyle bir taleple gündeme geliyorsa, böyle bir artniyetli zamanlamayı tespit ettiyseniz, ispat eder, muhataplarınızın iyiniyetini sorgularsınız.. Gerekirse suçlarsınız da.

Ama oturduğunuz yerden, sırça köşklerden insanları münafık ilan etmeye ne hakkınız var?

Anadolu'da; insanların bu konuda, yıllardır ne çileler çektiklerini biliyor musunuz?

Yüzlerce öğrencinin, ilköğretim çağında da başını örtmek istedikleri için, hangi baskılara muhatap olduklarını, ama "Yasağın dramatize edilmemesi" için kartelin bu zulmü haber yapmadığını bilmiyor musunuz siz?

Yasağın ne kadar büyük haksızlıklara sebebiyet verdiğini göstermemek ve sadece üniversitede az bir öğrencinin sorunu gibi göstermek için, ilköğretimden üniversiteye, hatta çalışanlara kadar tüm Türkiye insanının sorunu olan başörtü yasağını, kartelin nasıl görmezlikten geldiğini bilmiyor musunuz siz?

Kartel; bu zulmü görmezlikten gelirken, muhafazakâr basının da, "Üniversitede bile yasak, ilköğretimdekinin ne haber değeri var ki?" düşüncesi ile bu olayları haber yapmaktan kaçındığını bilmeden, ne diye saldırıyorsunuz o insanlara?

"Şimdi mi aklınıza geldi?" sorusunu soranlar, önce bu sorunun şimdiye kadar üstünün nasıl ustaca örtüldüğünü sorgulamalıdırlar..

Diyarbakır'daki kızımızın dramını, yıllar önce Vakit haber yapmıştı.

İstanbul Kartal'daki bir kızımızın dramı, günlerce Vakit'ten kamuoyuna duyurulmuştu.

Ama maallesef bugün sırça köşklerinden, bu ülkenin insanlarına "provokatör suçlaması" yapanlar, o zulümleri kamuoyunun tümünün duymasına yardımcı olmadılar.

Şimdi kalkmışlar, sanki düne kadar ilköğretim okulunda başörtü sorunu hiç yokmuş, herkes güllük-gülistanlık türü okula gidebiliyor, ya da zaten başörtülü oldukları için durumlarına razı olup, evlerinde oturuyorlarmış, hiç tartışma yaşanmıyormuş gibi hava estiriyorlar..

Ben birebir biliyorum.Direkt bana danışan velilerden, sorunun ne kadar acıklı olduğunun farkındayım. Kaç veli, "Bana şu kadar ceza geldi. Çocuğumu götürüyorum, başı örtülü deyip almıyorlar. Geri geliyoruz, arkasından kaymakamlık para cezası tebligatı yolluyor. Ben ne yapacağım, bana bir akıl verir misiniz!" çaresizliği içinde kıvranıyor..

Olabilir, üniversitedeki kızlarımızın sorunu,   ilköğretimdeki kızlarımızın sorunundan çok daha acil, çok daha önemli, çok daha büyük haksızlıklara sebebiyet veriyor olabilir.

Ama kimsenin; üniversiteli kızlara başörtü hakkı tanınacak diye, ilköğretim çağındaki kızların haklarının kısıtlanmasını istemeye hakkı yoktur. Onları; münafıklıkla ve ikiyüzlülükle suçlamaya hakkı yoktur.

Zaten, komplekslilerden bu tür suçlamalar geldikçe,  "Söz verdi" denilenler de, hemen yan çiziyor zaten. Yasağın; ilköğretimde de kalkacağından korktukları için mi yan çiziyorlar, yoksa zaten bir bahane mi arıyorlardı, yumurta-tavuk hikâyesi gibi bir konu...

Bize düşen; netice elde etmek değil, iyiniyetle çalışmadır. Bir hakkın sağlanmasına çalışırken, başkalarına haksızlık etmemek; temel ilke olmalıdır!






Ali İhsan Karahasanoğlu
YENİ AKİT
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #3 : Kasım 02, 2010, 12:35:45 ÖS »

Çünkü Rabbimiz, kıyamet kopuncaya kadar insanlığın neler yaşayacağını, hangi hadiselerle karşılaşacağını en ince noktasına kadar bilir ve katından gönderdiği kurtuluş reçetesi olan Kur"an"ı terk etmememizi ister.
Ne var ki insanoğlu, katından gelen muhteşem mesajlarla, ilahi haberlerle pek ilgilenmez ve hayatından sürekli şikâyetçi olur. “Siz ondan(Kur"an"dan) yüz çeviriyorsunuz” Sad Suresi/68
İşte bu şikâyetlerden biri de kızlarımızdır. Kızının çevresinden hep şikâyetçidir anne ve babası… Kızının arkadaşlarından, internetten, namaz kılmamasından, izinsiz evden ayrılmasından, ders çalışmamasından, cep telefonu ile mesajlar göndermesinden vs. sürekli şikâyetçidir anne ve babalar.
Şu gerçeği önce kabullenelim. Nesillerin kaybolmasının, yeni adıyla bozulmasının genelde üç sebebi vardır. Bunlar,
1: Bilgisizlik,

2: İlgisizlik
3: Usulsüzlüktür
                                                                 
« Son Düzenleme: Kasım 03, 2010, 12:49:12 ÖS Gönderen: ruveyda » Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: