.
İşte...
Bir yanda cahiliye bataklığının tam ortasında bir devir vekalplerindeki yaratanına sığınma arzusunu kendisine bile faydasıolmayan taşlarda arayan zavallı bir beşeriyet...
Diğer yanda hidayet güneşinin aydınlığında asr-ı saadet denilen ve içlerinde daha dünyadayken cennetle müjdelenen nice hidayet erlerinin çıktığı bir insanlık.
Peki neydi onları karanlık kuyuların güzel Yusufları yapan?
Yusuf'un güzelliğine bir sebep kuyunun karanlığıydı belki de...
Ya neydi onları secdelerin sultanı yapan?
Sultanlığa sebep secdedeki zillet tacını giymekti belki de...
Atalarının dininden ayrılıp Hak'kı dolayısıyla işkenceyi zulmü kabul ve tasdik edenler.
İşte onlar... işte biz....
Onların çektiklerini çekmeye hangimiz hazırız biz?!
Onlar neler çekti, biz, neler gördük?
Her birimiz cahiliye kuyularında boğulmayan Yusufların aksine ahir zaman kuyularında boğulmaya talip olmuş gibiyiz!
Düşünebildiği kadar insan olan insana Nebiy-yi Zişan'nın bu sözü kafi gelir herhalde:
[/LEFT]
Rabbbimiz bir nebzede olsa onlara benzemeyi kısmet etsin bizlere.