Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ONLARIN ADI SAHABEYDİ SUÇU NEYDİ!.  (Okunma Sayısı 272 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
antika
Buraya bağlanmış.
***

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 135


Zalimler İçin Yaşasın Cehennem!!!


« : Mayıs 09, 2009, 10:58:36 ÖÖ »

ONLARIN ADI SAHABEYDİ SUÇU NEYDİ!.

"Sizden öncekiler âhiret işlerinden arta kalan vakitlerini dünyaya harcarlardı. Sizler
ise dünya işlerinden artan vakitlerinizi âhirete sarf ediyorsunuz."
Dumanlar içinde hasıra sarılmış gencecik bir beden...
Adı; Zübeyr bin Avvam (ra)
Suçu: Müslüman olmak
Yaşı: Henüz onbeş
İşkence yapan: Öz bir amca

Kesik kesik öksürükler içinde zulüm kokan bir ses yayılıyor etrafa.
- Muhammed'in Rabbini inkar et! Seni bu işkenceden kurtarayım.
Cevap bir meydan okumadır sanki:
- Hayır. Vi asla küfre dönmem.
Bir şehâdettir bu ölümü hiçe sayan.
Bu şehâdet, dumanla birlikte yükselirken semaya, ateş bir kez daha körüklenir zalimce.
Bir zülümdür bu, amca merhametinin de üstünde olan..
***
İdam sehpasında bir kahraman...
Adı: Hubeyb bin Adiy (ra)
Suçu: Müslüman olmak Resûl'ü Kureyşle ilgili bilgi toplamakistiyor. Âsım bin Sâbit (ra) başkanlığında on kişi toplanıyor.İçlerinde O da var. Hassan bin Sâbit (ra) şiirinde şöyle sesleniyorona:"Ey ensarın ortasındaki şahin!Yumuşak huylulukta pırıl pırılolan."Asım bin Sabit ve sekiz arkadaşı yolda yüz okçunun hedefi olup,şehit oluyorlar.Hubeyb bin Adiy ve arkadaşı Mekke de esirpazarında...İntikam ateşleri içinde yanan el Haris oğulları bu isme hiçde yabancı değiller.
Karar: Ateşle işkence El Haris'in kızı telaş içinde Mekke sokaklarındabağırıyor.-Vi O'nu elinde büyük bir salkımdan üzüm yerken gördüm.Halbuki o zincirle bağlı hem Mekke'de bir üzüm tanesi bile yok.Her şeyerağmen gözleri önünde i'dam sehpaları hazırlanıyor Hubeyb binAdiyy'in.Mızraklar bilenmiş her şey hazır.Dilinde bir duâ:"'ım, bizpeygamberin risaletini tebliğ ettik. Bize yapılanları O'naulaştır."....Ve mızraklar Hubeyb'in vücudunda..
***
Müslüman olacağını rüyasında gören bir genç...
Adı: Hâlid bin Said (ra)
Suçu: Müslüman olmak
Ay ışığının aydınlattığı karanlık bir oda...
Köşeye sinmiş, aç, susuz ve dövülerek işkence edilmiş bir beden.
İşkenceyi yapan: Bir baba
Üzerine kapatılan kapılar O'nu Rabbiyle baş başa bırakıyor. Şimdi neodanın karanlığı acıtıyor içini ne de yaralarından akan kanlar. İmanınteselli etmediği yer mi var?!
Fakat bu kadar işkence kafi değil bu baba için. Mekke'nin kızgınkumlarına yatırıyor oğlunu. Yetmiyor ağır taşlar koyduruyor üzerine...
***
Habeşli siyahi bir köle...
Adı: Bilal-i Habeşi (ra)
Suçu: Müslüman olmak.
İşkenceyi yapan: Efendisi Umeyye bin Halef
Kölesinin Müslüman olması çileden çıkartıyor o'nu:
-Andolsun sen ölmedikçe yahut Muhammed'i ve onun dinini inkar etmedikçe bu azabı üstünden eksik etmeyeceğim.
Ücretle tutulmuş müşrik çocukları tarafından boynundaki iple aç, susuzMekke sokaklarında gezdiriliyor. Önce kızgın kumlara yatırılmış olacakki, izleri hala sırtında.
ve Rasulünün aşkıyla yanan bir kalbe sahip bedeni kızgın kumlar ne kadar yakabilir ki!?
***
Ve Habbab bin Eret... (ra)İşkencenin beklide en ağırı O'naydı.
Efendisi Ümmü Ammar O'nu ateşe yatırır, vücudu ateşi söndürmeden kaldırmazdı.
***
İşte...
Bir yanda cahiliye bataklığının tam ortasında bir devir vekalplerindeki yaratanına sığınma arzusunu kendisine bile faydasıolmayan taşlarda arayan zavallı bir beşeriyet...
Diğer yanda hidayet güneşinin aydınlığında asr-ı saadet denilen veiçlerinde daha dünyadayken cennetle müjdelenen nice hidayet erlerininçıktığı bir insanlık.
Peki neydi onları karanlık kuyuların güzel Yusufları yapan?
Yusuf'un güzelliğine bir sebep kuyunun karanlığıydı belki de...
Ya neydi onları secdelerin sultanı yapan?
Sultanlığa sebep secdedeki zillet tacını giymekti belki de...
Atalarının dininden ayrılıp Hak'kı dolayısıyla işkenceyi zulmü kabul ve tasdik edenler.
İşte onlar... işte biz....
Onların çektiklerini çekmeye hangimiz hazırız biz?!
Onlar neler çekti, biz, neler gördük?
Her birimiz cahiliye kuyularında boğulmayan Yusufların aksine ahir zaman kuyularında boğulmaya talip olmuş gibiyiz!
Düşünebildiği kadar insan olan insana Nebiy-yi Zişan'nın bu sözü kafi gelir herhalde:

"Sizden öncekiler âhiret işlerinden arta kalan vakitlerini dünyaya harcarlardı. Sizler
ise dünya işlerinden artan vakitlerinizi âhirete sarf ediyorsunuz."
İşkence edenler ve edilenler..
Dünya lezzetlerini tercih edenler ve âhireti özleyenler..
Büyük bir göç var, herkes gidiyor. Zulmedenler de zulme uğrayanlar dazulme seyirci kalanlar da bu sevkiyata karşı koyamaz. Göç muhakkak.

Bu göçte secdedeki zilleti tercih eden sultanların önderliğiyle ahir zaman kuyularında boğulmayan Yusuf'lar olmak duâsıyla..

<<Alıntı>>
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #1 : Mayıs 10, 2009, 11:31:38 ÖS »

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
sevdaçkimi
Sağlam Forumcu
****

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 305


« Yanıtla #2 : Haziran 06, 2009, 03:48:59 ÖS »

Logged
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7654



« Yanıtla #3 : Haziran 21, 2009, 01:03:07 ÖÖ »


.

İşte...
Bir yanda cahiliye bataklığının tam ortasında bir devir vekalplerindeki yaratanına sığınma arzusunu kendisine bile faydasıolmayan taşlarda arayan zavallı bir beşeriyet...
Diğer yanda hidayet güneşinin aydınlığında asr-ı saadet denilen ve içlerinde daha dünyadayken cennetle müjdelenen nice hidayet erlerinin çıktığı bir insanlık.
Peki neydi onları karanlık kuyuların güzel Yusufları yapan?
Yusuf'un güzelliğine bir sebep kuyunun karanlığıydı belki de...
Ya neydi onları secdelerin sultanı yapan?
Sultanlığa sebep secdedeki zillet tacını giymekti belki de...
Atalarının dininden ayrılıp Hak'kı dolayısıyla işkenceyi zulmü kabul ve tasdik edenler.
İşte onlar... işte biz....
Onların çektiklerini çekmeye hangimiz hazırız biz?!
Onlar neler çekti, biz, neler gördük?
Her birimiz cahiliye kuyularında boğulmayan Yusufların aksine ahir zaman kuyularında boğulmaya talip olmuş gibiyiz!
Düşünebildiği kadar insan olan insana Nebiy-yi Zişan'nın bu sözü kafi gelir herhalde:


[/LEFT]
Rabbbimiz bir nebzede olsa onlara benzemeyi kısmet etsin bizlere.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: