
NAGAHAN BİR ŞARE
NAGAHAN BİR ŞARE VARDIM,O ŞARI YAPILIR GÖRDÜM
O yapılmakda olan şehrin,binaların dış mimarisi o Kdar güzel bir görünüm arz ediyordu ki,bakanı mest-u hayran bırakıyordu.Zahirine bakanı adeta büyülüyordu.Sermet ediyordu.O güzel görünümlü evlerden birine girelim istedik.Girmez olsaydık.İçeride öyle düzensizlikler,kokular yayılıyordu ki,bu çelişki görünümünden rahatsız olmamak mümkün değildi.Dışı ile içi bu kadar farklılık gösteren başka şey görülemez.Birbiri ile uyumlu bir bölümünü görmeyi ne kadarda isterdik.
Minarelerinde beş vakit ilan yapılan O’unun (
cc )büyüklüğü ve yüceliği ne kadar cazip…Allahu Ekber denilerek yer yüzüne güzel seslerle büyüklüğü,ilahlığı ilan edilen
cc yüce…Bu görkemli görünüm arz eden bu cümlelerin binanın içine girdik,baktık ki ilan edilen O dış görünümünden fersah fersah uzak…En büyük O’dur diye ilan ettikleri kavramın içiyok.Başka büyük zannettikleri varlıkların sifatları tadat ediliyor.O’ndan başka ilah yoktur diye ilan yapılan (la ilahe ille
’ın)dışı var ama içeriği itibariyle hayattan koparılmış (la ilahe ille
)
Güzel ses ile terennümünden başka bir şey ifade etmiyor.İlah olarak tek
cc ‘ın kabul edilmesi terennüm edilirken ,içerde ve pratik olarak hayata tatbikatına rastlamak ne mümkün?
Halbuki beş vakit ilan yapılan o
cc elçisine gönderdiği mesajlarında Onlar
cc birleştirilmesini emrettiğini birleştirirler…(Rad 21/25)buyurarak,içeriyi ve dışarıyı birbirine bağlayın diyordu.
Bilmem ki ne gün içi harap binanın tesviyesi gerçekleşir.İç donanımını kayıp edenlerin dışlarına bu kayıplarını yansıtmamak için gösterdikleri sınırsız gayretler bundandır.Bu şaşaalı ve her tarafı mermerlerle kaplı mescid ve cmilerin çağrılarına kulak verilirse,onların hazin öykülerinin terennümü işitilir.Tıpkı kültür ve inancını kayıp eden, içsiz insanların bu yoksulluklarını dışlarına verdikleri önem ve süslemelerle gidermeye çalıştıkları gibi…
İç mimarlarımızın yokluğundandır ki,camilerimiz minarelerindeki Allahu Ekber ilanını içeriye yansıtmıyor.Cesetlerle dolu bu mekanlar adeta bir dırara dönüşüyor.bindörtyüz yıl önce ölüleri dirilten o nefes bu gün nerede…Sure-i Hadid de (Elem ye’ni)cümlesiyle başlayan mesajın verdiği hamli yaşanıyor?(İman edenlerin
cc anma ve O’ndan gelen Kur’an sebebiyle kalplerin ürpermesizamanı daha gelmedimi?Onlar daha önce kendilerine kitab verilenler gibi omasınlar.Onların üzerinden uzun zaman geçtide kalpleri katılaştı.Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.(Hadid suresi16)
Artık o bindörtyüz yıl önce gelen msajlar mezarlıklarda ardı arkası kesilmeden ternnüm edilmeye devam ediliyor.Karşıyaka mezarlığı(Ankara)ve diğer yerlerde bulunan ölüler diyarında bütün gün o diriltmek için gelen mesajlar tekrarlanıp duruyor.Dişrilere hitab eden (ey iman edenler borçlandığınız zaman onu yazın)anlam ifadeli yüce buyruk,kabristan sakinlerine okunuyor.İçi kokuşan dışı şaşaalı diğer mekanlarda ise;
Adı geçen mesajı dinlerken göz yaşı dökenlere hayret edenler olursa,onlara ölüler diyarında olduklarını unutmamalarını tavsiye ederim.
Kurtuluşumuz binanın dışı ile içerisini ayni seviyeye getirmek çelişkileri yaşamamak ile gerçekleşir.Vesselam.
Nagehan bir şare vardım, o şari yapılır gördüm.
Şeyho DUMAN