Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: müdessir suresi 38-47  (Okunma Sayısı 226 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iktibas
özel üye
Sağlam Forumcu
***

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 390



« : Aralık 12, 2008, 11:06:13 ÖS »

38-  Her can kazandığıyla ( katında) rehin alınmıştır'.

39- Yalnız sağın adamları' (doğruyu bulmuş olanlar) hariç.

40-  Onlar cennetler içinde soruyorlar,

41- Suçluların durumunu:

42- "Sîzi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?"' diye.

43- (Onlar da) dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık".

44- "Yoksula da yedirmezdik".

45- "Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık"'

46- "Ceza gününü' yalanlardık".

47-  "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı".

 

Aynı şekilde buradaki ayetler de öncekilerin devamıdır. Özellikle birinci ayet daha önceki ayetin bir tamamlayıcısı ve her insanın, yaptığından; hidayet tarafına yönelmek veya bunu bırakmaktan sorumlu tutulacağının anlatımı ile onun bir devamıdır, ikinci ayet istidrâk (istisna) üslubu ile "Ashâbu'I-Yemîn"e ahirette cennetlerin bahşedileceğini ortaya koymuştur. Bu istisnadan ötürü Taberî ve ondan başka bazı müfessirler birinci ayetin masiyet işleyen ve inkar edenleri kastettiği şeklinde yorumlamışlardır: İkinci ve müteakip ayetler "Ashâbu'l-Yemîn" ile "mücrimler" arasında varsayılan (mukadder) bir diyalogu anlatmıştır. Birinci guruptakiler diğerlerine, kendilerini cehennem ehli arasına neyin sevkettiği hakkında ilginç ve sevinç içerisinde olarak bir soru yöneltmişler, onlar da bunun sebebinin, kendilerinin 'a kulluk etmemeleri. Ona yönelerek namaz kıl­mamaları, miskinleri doyurmamaları; buna ilave olarak batıla dalanlarla birlikle batma­ları; hayatları sonra erip, yaptıklarının ne gibi sonuçlar doğurduğu gerçeği ile başbaşa kalana ve (nihayet) kendilerine hatırlatılan fakat kabul etmedikleri azab onların üzerin­de gerçekleşene kadar; hesap ve ceza gününü yalanlamaları olduğunu, ifade ederek ce­vap vermişlerdir.

 

Ashâbu'l-Yemin Ve Ashâbu'ş-Şimâl
 

'-Ashabul-Yemin  mecazî bir ifadedir. Araplar sağ tarafı uğurlu sayıyorlar ve onu mübarek kabul ediyorar; sol tarafı ise uğursuz sayıp kötü kabul ediyorlardı. Başka ayet­ler de kıyamet günü insanlara yapıp etliklerini (belirten) kitapların verileceğini anlat­mıştır. (Buna göre) kurtulmuşlara (kitapları) sağ tarafından, hüsrana uğrayanlara ise sol taraflarından verilecektir. Nitekim bu durum Hakka sûresi 19-34 ayetlerde söyle geç­mektedir:

"Kitabı sağ tarafından verilen: 'Alın kitabım, okuyun- Ben hesabımla karşılaşacağı­nı, sezmiştim, zaten' der. Anlık o, memnun edici bir hayal içindedir. Devşirilmiş kolay yüksek bir bahçede... Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için! Ki­tabı sol tarafından verilen ise; 'Keşke bana kitabım verilmeseydi! Şu hesabım, hiç h,içgörmemiş olsaydım! Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı, malım bana hiçbir yarar sağlamadi, gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti' der. Tutun onu, bağlayın onu. Sonra ce­henneme sallayın onu! Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu! Çünkü o 'a inanmıyordu. Yoksulu doyurmaya önayak olmuyordu." (Hakka 69/19-34)

Yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı gibi; bu Ashâbu'l-Yemîn ifadesi ile kıyamci günü iman ve salİh amelleriyle kurtulanların kastedildiği anlaşılmakladır.

Her halükârda "Ashâbu'l-Yemîn" ve "Ashâbu'ş-Şimâl" ifadeleri karşılıklı olarak; zihinlerinde bulunanı yakınlaştırma, benzetme. Örneklendirme ve tesir etme için; Kur'an'ı dinleyen Arapların zihinlerinde yerleşmiş olan anlayışlardan, onların kavramla­rından ve konuşma üsluplarından iktibas edilmiştir.

Ahiret Günü, Kurtuluşa Eren ve Hüsrana Uğrayanlar Arasındaki Diyalog Ahiret günü, ulaşacakları makamlarına varınca, kurtuluşa erenler ve hüsrana uğra­yanlar arasında olacağı söylenilen diyaloglar tekrar tekrar anlatılmıştır. Ayrıca kafirlerin itirafları, pişmanlıkları ve yazıklanmaları tekrar edilmiştir. Mesela:

"Cennet halkı, ateş halkına seslendi: "Rabbinıizin bize va'dettiğini biz gerçek bul­duk. Siz de. Rabbinizin size va'dettiğini gerçek buldunuz mu? " (Onlar da) "evet" dedi­ler ve aralarından bir münâdî (müezzin) "'ın laneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırdı. Onlar ki, 'ın yolundan men'edip onu eğriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi." (Araf 7/44-45)

Görülen o ki, bunların anlatılmasında; uyarma, kınama ve düşünüp olumsuzlukların­dan vazgeçmeye dek, kafirlerin benliklerinde korku meydana getirmek gibi amaçlar he­deflenmiştir. 

 

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: