Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: müdessir 48  (Okunma Sayısı 413 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
iktibas
özel üye
Sağlam Forumcu
***

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 390



« : Aralık 14, 2008, 05:16:31 ÖS »

48- Artık onlara şefaat edebilecek olanların aracılığı yarar sağlamaz.

Bu ayet de daha önceki ayetlerin devamı olup, kıyamet günü günahkâr/suçluya şefa­atçilerin yarar sağlamayacağını; davranışlarından dolayı müstehak oklukları korkunç mekana varacaklarını anlatmaktadır.

Görüldüğü üzere ayet, kişiye imanı ve amel-i salibinin fayda vereceği gerçeğine ka­firlerin dikkatini çekmiş; onları sapıklıktan vazgeçmeye ve şefaatçilerin şefaatlerine meyletmemeye yöneltmiştir,

 

Araplara Göre Şefaat İnancı
 

Birçok Kur'an ayeti, Arapların şefaat hakkındaki inançlarım ve şefaat meselesini; onların büyük çoğunluğunun tabi olduğu şefaat inancının şirk inancına yaklaştığını göstererek anlatmıştır. Çok sayıda Kur'an ayetinin de belirttiği gibi onlar 'ın en büyük ilah olduğunu itiraf etmekteydiler. Mesela:

"De ki: 'Biliyorsunuz dünya ve içinde bulunanlar kimindir? ''ındır' diyecek­ler. O halde düşünmüyor musunuz? 'Yedi göğün Rabbi ve büyük arşın Rabbi kimdir' de. Bunlar 'ındır diyecekler. 'O halde korunmuyor musunuz?' de. ''a aittir diyecekler. 'O halde, nasıl büyüleniyorsunuz' de". (Müminim 23/84-89)

"Onlara, 'Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette diyecekler ki: "Onları, çok üstün, çok bilen ()yarattı." (Zuhruf 43/9)

"Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız 'a has kılarak O'na yalvarırlar. Fakat () onları salimen karaya çıkarınca hemen ortak koşarlar". (Ankebut 29/65)

(Cahiliye Arapları 'a) inanmakla birlikte, birçok ayetin de gösterdiği gibi; Al­lah nezdinde şefaat etmelerini istemek kasdiyla; İbadet, yönelim ve duada O'na başka varlıkları şirk koşuyorlardı. Mesela:

"'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar veremeyen şeylere, tapıyorlar ve: Bunlar katında bizim şefaatçilerimizde! diyorlar. De ki: 'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi 'a haber veriyorsunuz? O, onların koştukları ortaklar­dan uzak ve yücedir." (Yunus 10/18)

"İyi bil ki, halis din yalnız ' indir. O'ndan başka veliler edinerek: "Biz bunlara, sırf bizi 'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" diyenler: şüphesiz ki , onlar ara­sında, ayrılığa düştükleri şeyde hüküm verecektir. ; yalancı, nankör insanı doğru yola iletmez." (Zümer 39/3)

Tercih edilen görüşe göre; şu an konumuzu teşkil eden ayetin anlamı; (şefaat inancının) kötülenmesi ve buna inananların dalalet ve hüsranda olduklarının vurgu­lanması ile bağlantılıdır. Çok sayıdaki ayette bu husus tekrar edilmiştir. Mesela:

"Yoksa 'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar, hiç bir şeve malik olmayan, düşünmeyen şeyler olsalar da mı? De ki: "Bütün şefaat 'ındır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz." (Zümer 39/43-44)

"Ondan başka yalvardıkları şeyler, şefaate sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır." (Zuhruf 43/86)

Daha önce açıkladığımız üzere söz konusu ayetlerin çoğu Arapların, inandıkları ve 'a ortak koştukları şefaatçilerin ilk etapta; -Allah'ın kızları olmaları ve onun huzu­runda bulunmalarını kabul etmeleri itibariyle-"melekler" olduğunu göstermekledir. Bu belki de, zihinlerinde 'ı, dünyanın kralları, oğul ve saltanat sahipleriyle mukayese etmelerinden kaynaklanmaktadır. Öyle ki, bu kimselerin çaba ve çıkarları, bunlar ile ih­tiyaç sahipleri arasında engel olmuş, onlar da bu kimselere ulaştıracak aracıların zorun­lu olduğu kanaatine varmışlardır. (Ayetler) Arapların, 'a ve O'nun büyüklüğüne i-man etmelerine rağmen, hiç bir şaibe ve karmaşaya yer vermeyen İslamdaki eşsiz tev-hid İnancının ne anlama geldiğini göstermektedir.

Durum ne olursa olsun burdada ayet ve konumuzla ilgili diğer ayetlerde şefaatçile­rin şefaatine dayanmanın sapıklık olduğuna dair, geniş boyutlu bir beyan vardır. Öyle ki. kişi iman edip salih amel işleyenlerden olmaz ise bu şefaatçilerin yanındaki mer­tebeleri ne kadar yüce olursa olsun. 'ın rızasını gözeten; ona iman edip takva eden­ler müstesna; şefaat etmeleri imkansızdır. Burada engelleyici ve yoneltici bir durum var­dır.


cengiz
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #1 : Aralık 14, 2008, 05:26:28 ÖS »

48- Artık onlara şefaat edebilecek olanların aracılığı yarar sağlamaz.


Durum ne olursa olsun burdada ayet ve konumuzla ilgili diğer ayetlerde şefaatçile­rin şefaatine dayanmanın sapıklık olduğuna dair, geniş boyutlu bir beyan vardır. Öyle ki. kişi iman edip salih amel işleyenlerden olmaz ise bu şefaatçilerin yanındaki mer­tebeleri ne kadar yüce olursa olsun. 'ın rızasını gözeten; ona iman edip takva eden­ler müstesna; şefaat etmeleri imkansızdır. Burada engelleyici ve yoneltici bir durum var­dır.


 
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
alper
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 93



« Yanıtla #2 : Aralık 14, 2008, 05:37:15 ÖS »

iktibas kardeşim bu yazıyı okuyunca ister istemez aklıma şu sual geldi bazı tarikatlarda da mürşidlerin müridlerine şefaat edecekleri söylenir fakat benim de bildiğim kadarıyla [hatalıysam uyarın}şefaat etmek bir tek PEYGAMBERİMİZ [SAS}şefaatçidir hani bir ilahide de öyle söylemiyormu nahşerde nebiler bile senden medet ister burada mrdet şefaat oluyor sanıyorum birde şu konu varki bir alimin arkasından gitmek başka birşey ona senin için ölürüm demek başka birşey galiba biz insanlar ayarı kaçırıyoruz
Logged

Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Aralık 14, 2008, 05:47:56 ÖS »

                                        2/255"İzni olmadıkça O'nun katında kim şefaatçı olabilir?"

Bu sıfat 'ın bir diğer sıfatıdır, ilâhlığın derecesini ve kulluğun konumunu açıklar. Buna göre bütün kullar, 'ın huzurunda kulluk konumunun gerektirdiği yerde dururlar; bu konumu geçemezler, aşamazlar. Onlar çekingen, boynu bükük, Rabbinin önünde ileriye doğru adım atmayan, O izin vermedikçe başkalarına şefaatçi olmaya cüret etmeyen, izne uyarak bu iznin sınırları içinde şefaatçilik etmeye girişen, edepli bir kulun konumunda dururlar. Aralarında birbirlerinden üstündürler ve 'ın terazisinde de bu üstünlük farklılıkları geçerlidir, ama hepsi kulun aşamayacağı sınırın önünde dururlar.         
                                                                                                                                 ALINTIDIR
                                     


Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #4 : Aralık 14, 2008, 05:52:09 ÖS »

iktibas kardeşim bu yazıyı okuyunca ister istemez aklıma şu sual geldi bazı tarikatlarda da mürşidlerin müridlerine şefaat edecekleri söylenir fakat benim de bildiğim kadarıyla [hatalıysam uyarın}şefaat etmek bir tek PEYGAMBERİMİZ [SAS}şefaatçidir hani bir ilahide de öyle söylemiyormu nahşerde nebiler bile senden medet ister burada mrdet şefaat oluyor sanıyorum birde şu konu varki bir alimin arkasından gitmek başka birşey ona senin için ölürüm demek başka birşey galiba biz insanlar ayarı kaçırıyoruz

çok güzel bir sual
iktibas kardeş cevap verene kadar

bu sorunuz bana peygamber efendimizin(s.a.v)'in kızı Fatıma'ya söylediği şu sözleri hatırlattı onu naklaedeyim:

"iki gözümün nuru Fatıma'm babam peygamber diye güvenme ben ancak rabbimin izni ile şefaat edebilirim"

düşünün efendimiz peygamber iken kendi kızına bunu diyebiliyorsa bu kişilere ne kadar güvenebilirsiniz?

bir tezat yok mu sizce?
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2008, 05:53:06 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
iktibas
özel üye
Sağlam Forumcu
***

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 390



« Yanıtla #5 : Aralık 14, 2008, 09:51:15 ÖS »

Kur'an da şefaat ,

İlk olarak şefaat'ın yeryüzündeki oluşumundan bahsedelim.Bu gün benim sizden biriisne bir yardımım veya birniz için başak bir arkadaşa kefil olmam.Bu anlamda yüce .


Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. her şeyin üzerinde koruyucudur. (NİSA SURESİ / 85)

Yer yüzünde yapacağımız amlelerin.Yardımların hesabını. soracaktır.Ve daha sonra o gün diye bahsettiği hesap günündeki şefaat.


Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir. (BAKARA SURESİ / 254)

Bir şeyi yönetme hakkı ona sahip olandadır.Ve o günün tek sahibi Allahtır.Ve o günün sahibi.O gün bizi kuraracak tek şeyin.Yapacağımız ameller olduğudur.

Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur. (NECM SURESİ / 39)

Bugün toplumda varolan şefaat anlayışıyla, müşriklerin şefaat anlayışı ne kadar da benzer, bir bakalım,

Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' bize geldiniz ve size lutfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağlar) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklaşmıştır. (EN'AM SURESİ / 94)


'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, 'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir." (YUNUS SURESİ / 1


Bu gün toplumda yaygın olan bir söz şefaat ya rasulallah! İki yönden sakat.Birincisi, bu lafı söyleyenler.Kabirde olan birinden medet umuyorlar.Ki bu da şu anlama gelir, o sizi duyabilmekte ve karşılık verebilmektme.Zamandan ve mekandan münezzeh olan tek 'tır.Yaşamayan birinden bu isteğiniz çok tehlikeli.Ben bugün sana şefaat rıza diyebilirim rıza beni duyra ve bana yrdım eder.Ama, yaşamayn birinden bu istek talep dahi edilmez.İkincisi, 'ın izin verdiği dışında şefaat edecek kimse yoktur.Derken burda nokta atışı yapmamış.İsim vermemeiş sadece bir nitelikten bahsetmiş.Biz mi belirliyoruz şefaatçiyi yoksa mı?Peki, katında izin verdiğinden başkası ayetlerini nasıl anlayacağız.Zira kur'an çelişkili değildir.

Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır. (MERYEM SURESİ / 87)


Şimdi, bunu iki şekilde ele alalım birincisi.Müşriklerin kafalarına göre şefaatçi belirlediği, bir ortamda bunlara en güzel cevabı veriyor.Sizin dediğiniz gibi bir şefaat olsa dahi bunu ben belirlerim diye.İkincisi, ise.'ın kullarından bir kısmının günahlarından birkısmını affedici sıfatıyla bağışlamayı dilerse.KEndi katında değerli gördüğü bir kulu bunun için onurlandırmak.Nasıl ki, bir güreş maçı ardından 1.,2.,3. Belirlenince, bölgenin seçkin insanları madalya törenine yapar ve madalyaları takar.Fakat, kendiliğinden, hiç bir şey yapamaz ne birinciyi ikinci ne de ikinciyi üçüncü.Sadece, kendine verilen görevi yapar.O yüzden biz kendimiz kendi amellerimiz boynumuza dolanmış vaziyetteki o gün gelmeden evvel.Kendi kazandıklarımızdan başkasını önümüzde bulamayacağımız o gün gelmeden evve.Allahtan affımızı dileyelim.Kah fiili kah lafzı.Şimdiden şefaatçiler belirleyip o gün terk edilimiş kalmamak için.

"Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan ), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler." (YASİN SURESİ / 23)

selam ve dua ile
Logged
alper
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 93



« Yanıtla #6 : Aralık 14, 2008, 10:05:11 ÖS »

  kardeşim verdiğiniz bilgiler çok değerli inş okuyup anlayanlardan oluruz
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: