|
Yakup
|
 |
« : Şubat 25, 2010, 03:17:19 ÖS » |
|
Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler; Rabiulevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaib, yine Recep ayının yirmiyedinci gecesi olan Mirac, Şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesidir.
Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başlamıştır.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ashab-ı Kiram, Emevîler ve Abbâsîler dönemlerinde herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan Rebiulevvel ayının on ikinci gecesi olan Mevlid kandili, ilk defa hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fâtimî Devleti döneminde kutlanmaya başlamıştır.18 Eyyûbîler döneminde birçok tören ve bayram kaldırılmış olduğundan Mevlid kutlamaları Erbil Atabegi Begteginli Muzafferuddin Kökböri (ö. 629/1232) tarafından büyük törenlerle yeniden kutlanmaya başlamıştır. Muzafferuddin Kökböri’nin bu kutlamaları yeniden başlatmasının ardında, Musullu sûfi Ömer b. Muhammed el-Mellâ’nın bulunduğu belirtilmektedir. Peygamber Efendimizin doğum günü olan bu günün / gecenin faziletine dair de herhangi bir delil mevcut değildir.
Ebû Şâme el-Makdisî, Şehâbeddin el-Kastallânî, İbn Hacer el-Askalânî, Celâleddin es-Suyûti gibi bazı âlimler Peygamberimizin dünyaya gelmesi sebebi ile sevinmenin, bu gün münasebetiyle muhtaçlara yardım etmenin, Peygamberimize şiirler (mevlid gibi) okumanın güzel birer amel olduğu söyleyerek, bu gibi Mevlid kutlamalarının “bid’at-ı hasene” sayılması gerektiğini söylemişlerdir. Mâlikî fakihi İbnu’l-Hâc el-Abderî, Ömer b. Ali el-Lahmî el-Fâkihânî, İbn Teymiyye, Muhammed Abduh, Abdulaziz İbn Bâz ve Hammûd b. Abdillah et-Tuveycîrî gibi âlimler ise mevlid kutlamalarına “bid’at-i seyyie” gözüyle bakmış ve buna şiddetle karşı çıkmışlardır.
Değerlendirme
Dinde sonradan ortaya çıkan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi durumlar hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.”
“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir”
“Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”
İmam Malik’in konuyla ilgili şu sözünü hatırlamakta da büyük fayda vardır:
“Kim, bu ümmet içerisinde (din adına) geçmişte olmayan bir şey ihdas ederse (ortaya çıkarırsa) bu kişi, Hz. Peygamber’in tarafından kendisine verilen risalet (elçilik) görevine ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü Teala “…Bugün dininizi olgunlaştırdım; size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm…” (Mâide, 5/3) buyurmuştur. Bu yüzden, o gün din olmayan (dine dâhil olmayan) şey bugün de din olamaz!”
Sonuç olarak şu söylenebilir ki; ne Kur’an’da ve ne de sünnette bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlanan kandil gecelerine işaret vardır. Mübarek kabul edilen bu geceler, Peygamber Efendimiz ve ashabından çok sonra Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Bu kutlamalar kesinlikle İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve gelenek haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler miraciye, regaibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Günümüzde de kandil geceleri halk camilere akın etmekte, kandil simidi ve tebrikleşmelerle son derece yoğun bir şekilde kutlanmaya devam etmektedir.
YAHYA ŞENOL
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #1 : Şubat 25, 2010, 03:41:24 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
selim mehmet hüdai
Buraya bağlanmış.
 
Karma: 2
Online
Mesaj Sayısı: 208
çogu zaman hayatı; masalsı romanlarda anlatılan öy
|
 |
« Yanıtla #2 : Şubat 25, 2010, 05:45:02 ÖS » |
|
kandiniz mubarek olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
elyesa
Burada

Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 88
http://img33.imageshack.us/img33/9775/cennetcehenn
|
 |
« Yanıtla #4 : Şubat 27, 2010, 02:29:25 ÖÖ » |
|
Gercekten beni yazmis oldugunuz yazilarla beni cok sasirtiyorsunuz, tamam anladik ta böyle geceleri kutluyarak icerisinde kuranì kerim okumanin acaba ne gibi bir zarari var lutfen söylermisiniz! helede kadir gecesi ihya etmenin veya diye mubarek geceleri zaman ve zikir yaparak gecirmenin insan ogluna ne gibi bir zarari var onu merak etmiye basladim simdi. Tamam bu kandil kutlamalri sonradan cikmis ve insanlar arasina yayilmis ama burda ALLAH kelamindan baska herhangi bir dunya kelami konusulmuyor, size göre böyle gunlerde ne yapmasi gerekirki acaba yoksa islamin iyi görmediyi yerlere mi gitmesi gerekir sizce! sizlerin böyle herhangi bir gece kutlamalariniz yok yazinizdan anladigima göre vede bidattir,, RESULULLAH s.a.v. zamaninda yapilmadigina göre o zaman ben sizin yerinize olsam trene, otubusa, taksiye, vede ucaga binmemen lazimdir cunku bidattir RESULULLAH bunlardan hic birine binmemistir, daha buna benzer cok seyler var sizlerin yapmiyacaginiz:. Bir gayrimuslum yani diyelimki hiristiyan sabik olduklari halde vede dogru olmadigi halde ISA aleyhissamin dogumunu kutluyorda sen neden kendi peygamberiyin dogumunu kutlamaktan utanc doyuyursun? fazla diyecegim birsey yok pess dogrusu ( yalniz yazilarindan sizin daha öncede yazdigim gibi ya VEHHABI veya SELEFI olmaniz gerekiyor) sizin bu ayzilarinizdan ben sahsen cok utanc duyuyorum, zaten yabanci isimlerde pek cogaldi burda bu isimlerin ne hiristiyan neden yahudi isimlere hic benzer bir yeride yok suphelrim gittikce artiyor size karsi..
cok merak ediyorum neden herhangi bir yahudu vede hiristiyan veya KURANIN anlatisimi ile KAFIRLER hakkinda bir yazi yazamiyosun yoksa bu husuta seni korkutan birseymi var !! evet sufizmi ve tarikati maalesef kendi cikarlari icin kullanan kötu dusunceli muslumanlar var ama bu demek degildirki hepsi de ayni fikir ve görustelerdir, böyle yazilari yazarken cok iyi tartip dusunmek lazim damdan duser gibi pak diye birden dusulmez.. neyse fazla uzatmayim daha cok denecek seyler var ama yinede kendin bilirsin.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 27, 2010, 03:27:29 ÖÖ » |
|
Gercekten beni yazmis oldugunuz yazilarla beni cok sasirtiyorsunuz, tamam anladik ta böyle geceleri kutluyarak icerisinde kuranì kerim okumanin acaba ne gibi bir zarari var lutfen söylermisiniz! helede kadir gecesi ihya etmenin veya diye mubarek geceleri zaman ve zikir yaparak gecirmenin insan ogluna ne gibi bir zarari var onu merak etmiye basladim simdi. Tamam bu kandil kutlamalri sonradan cikmis ve insanlar arasina yayilmis ama burda ALLAH kelamindan baska herhangi bir dunya kelami konusulmuyor, size göre böyle gunlerde ne yapmasi gerekirki acaba yoksa islamin iyi görmediyi yerlere mi gitmesi gerekir sizce! sizlerin böyle herhangi bir gece kutlamalariniz yok yazinizdan anladigima göre vede bidattir,,
Kur'ân'da, halk arasında bilinen "mübarek geceler" manasında, sadece "Kadir Gecesi" ve "İsrâ (Mirac) Gecesi"nden bahsedilmektedir. Kadir gecesi, Kur'ân'ın inmeye başladığı gecedir2 ve bu gece de Ramazan ayı içindedir3. İsrâ (Mirac) Gecesi ise, Hz. Peygamber (sav)'in tebliğinin 10. yılında vaki olan ve hakkında rivayet edilen olayların (Mirac olayı) bir kısmını (İsrâ olayını) Kur'ân'ın anlattığı mucizesinin(!) cereyan ettiğine inanılan gece, olarak zikredilmektedir ve ayet şu şekildedir: "Yüceliğinde sınır olmayan O ( ) ki, kulunu geceleyin, kendisine bazı alametlerimizi göstermek için (Mekke'deki) Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mesdid-i Aksa'ya götürdü. Çünkü, gerçekten her şeyi işiten, her şeyi gören O'dur."4
Hz. , Kur'ân'da yine şöyle buyurmaktadır: "1. Hâ-mîm, 2. Düşün özünde açık olan ve her hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahî kelamı! 3. Biz onu kutlu bir gecede indirdik: zaten Biz, (insanı) her zaman uyarmaktayız. 4. O (gece)de, bütün (iyi ve kötü) şeyler arasındaki farklılık, hikmetle ortaya konmuştur, 5. Katımızdan bir emir gereği: çünkü Biz (doğru yola ileten mesajlarımızı) her zaman göndermekteyiz..."5
Bu ayette geçen "gece" kelimesi ile, Tirmizî'nin Sünen'inde6, "Yüce Şaban ayının ortasındaki gecede dünya semasına iner. Kelb Oğulları koyunlarının tüyleri sayısından daha çok insanı affeder..." şeklinde ve diğer kitaplarda geçen Hz. Peygamber (sas)'in hadislerindeki "gece" kelimesinin işaret ettiği murad-ı ilahî, birbirleriyle örtüştürülerek(!) "berat" gecesi diye isimlendirilen bir gece ihdas edilmiştir.
Özellikle halkın elinde dolaşan (maalesef çoğu tasavvuf kaynaklı) klasik kitaplarımızda geçen şu hadis de Duhan suresindeki mezkur ayetlerle, bilhassa dördüncü ayetteki "O (gece)de, farklılık ortaya konmuştur" ifadesiyle örtüştürülür: "Şaban ayının 15. gecesinde, Allahu Teala gelecek sene o geceye kadar bir senelik işleri tedbir, takdir ve tayin eder. O yıl içinde ölecek olanların isimleri yaşayanlar defterinden, ölüler defterine geçirilir, o sene hacca gidecek olanlar yazılır, doğacak ve ölecek olanlarla bütün canlıların yaşaması için gerekli ihtiyaç maddeleri o gece tespit ve takdir olunur. Herkesin amel ve işleri Allahu Teala'nın huzuruna bu gece çıkarılır..."
İslamî ilimlerle az çok uğraşan herkes, "Hadis Usulü" ilmindeki şu kaideyi hatırlarlar: "İlk dönem İslam alimleri/muhaddisler, ahkam ifade eden konulardaki hadisleri almakta/kabul etmekte gösterdikleri titizlikleri, diğer hadisler özellikle de fezâil (faziletler) ile ilgili hadislerde göstermemişlerdir." Bu yüzden "faziletli amel" veya "faziletli ..." şeklindeki ifadelerin yer aldığı hadislerin çoğunun "zayıf veya uydurma" olabileceğine işaret etmişler ve bu hususa bizim dikkatlerimizi çekmişlerdir.
Yukarıdakiler göz önüne alınınca, şu anda müslümanlar arasında rağbette bulunan "mübarek günler ve geceler" konulu kitaplarda yer alan hadislerin, neredeyse tamamının, zayıf, uydurma ve esaslı hadis kitaplarında yer almayan veya yer alsa da zayıflığına işaret edilen hadisler oldukları gözlenebilir. Tabii böyle mübarek(!) bir gece düşünülünce, o gecenin ihyası için şu kadar rekatlı ve şöyle dualarla meşgul namaz vb. ibadetler de beraberinde zikredilerek Hz. Peygamber (sas)'e isnat ettirilecektir.
Durumun aşağıda temas edeceğimiz mantığı belli olmakla beraber, yukarıda zikredilen ayetin7 Berat gecesiyle ilgisinin olmadığını da belirtmek gerekmektedir. Yine böyle bir gecenin, Hz. Peygamber (sas) ve sahabesi tarafından ihya edilmesi/kutlanması gibi bir geleneğin olmadığı da herkes tarafından bilinmektedir. Zaten herhangi bir şer'î dayanağı bulunmadığından halk arasında yaygın hale getirilmiş olan ve bazı mübarek gecelere mahsus olduğu zannedilen namazları, cemaatle kılmak bidat olduğu için de, mekruhtur.8
Yine önemle belirtilmesi gereken bir başka husus da, bu konularda zikredilen ve 'ın kullarını ibadete yönlendirmeyi hedeflediği düşünülen bu hadislerin(!), teker teker incelendiği zaman, çoğunun Kur'ân'a ters ve kendi aralarında da çelişkili oldukları müşahede edilebilir. Sadece birini örnek verecek olursak: "... bu gecede kendisine şirk koşmayan herkesi mağfiret eder, ancak, büyücü, falcı ve devamlı şarap içenler, riya ve zinada ısrar edenler bu af ve mağfiretin dışında kalırlar. Ancak tevbe ederlerse hariç."9
Sonuç, ve Resulünün "dini"nden uzak olmayı savunmamız ve bir de, bu hale "din" demek gibi bir cüreti bile kabullenmekten kaçınmamız gerekirken, "insanları ibadete teşvik etmek gayesiyle" belli günleri kendisi istemeksizin " 'a has" kılmaktır. Bunun mazereti ne olabilir? O'nun noksanını mı tamamlamaya çalışıyoruz?
Böyle bir anlayış, "her gün rezil, ... gecesinde âbid" olan kulların sayısını artırmamış mıdır?
Her gün yaşanması ve hayata geçirilmesi istenen dinî zihniyetin, belli gün ve gecelere tahsis edilmesi, bunun sonucu değil midir? Mesela, ülkemizdeki bir çok şehirde "kandil münasebetiyle kapalı" bar, pavyon, kumarhane vs. bu anlayışın uzantısı değilse nedir?
İnsanların zaten dinden ve ibadetten uzak olduğunu, hiç olmazsa kandiller vesilesiyle cami ve ibadete yöneldiklerini, bu yüzden bunların bidat da olsa yapılmasını ve yaşamasını" istemenin mantığı ile hareket edenler, "dini belli günlere tahsis eden ve sadece o günleri öne çıkaran ve o günler vesilesiyle kurtuluşa ereceğini zanneden "Hıristiyan" mantıklı anlayışı öne çıkarmış olmuyorlar mı?
- "Böyle bir geceyi ihya etmek suretiyle, bir yıl ihya edilmiş olunur" anlayışı da, insanların "köşe dönme" mantığına destek olmuyor mu? Bakın etrafınıza, bunun misallerini ve kendi nefsinizde de icraatını müşahede etmiyor musunuz?
- "Fazla mal göz çıkarmaz, fazla ibadetten ne zarar gelir" demek de çözüm değildir. Çünkü dinin sahibi ve bildireni olarak , tatbikatçısı olarak da Peygamberi, kullara böyle bir mükellefiyeti yüklemediği gibi, daima zikir ve tefekkür halinde olmasını ve böylece de "müslüman zihinli" şahsiyetlerin oluşmasını arzulayan hedefleri de sapmış olmaz mı? Çünkü "daima" yerini "bazı gün ve gecelere" bırakmıştır. Sonuç açıktır: Bidatlere boğulmuş, sapmış ve tahrif edilmiş bir din. Bu, bidatlerı savunmaktan başka bir şey de değildir.
Heyhat, bazı özel gün ve gecelerin insanlar üzerindeki psiko-sosyal fayda ve tesirlerinin yazılması beklenen(!) bu tarz bir yazının sonucu nereye vardı... Bu yüzden birileri, "bir tek kandillerimiz kalmıştı, onu da elimizden çıkarmaya çalışıyorlar" demesinler. Ben dini zorlaştırmak ve kolaylaştırmak gibi bir hedef de gütmüyorum. Çünkü dinin bizzat kendisi kolaydır ve ben, size -kanaatimce- daha doğru ve asıl olanı tavsiye ediyorum, üstelik benim diyeceğim belki de daha zor olanı: "Devamlı Adam Gibi Müslüman Olmak." Aslında zor görünse de mümine kolay gelen budur: "Bazı geceler ve günlerde değil, daima müslüman olmak ve daima müslümanca düşünmek." Hangisi zor, hangisi daha kalıcı, akılcı ve hangisi bizden istenen?
Dipnotlar
1- Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
(E-mail: hanefim@yahoo.com)
2- 97 Kadir 1-5; 44 Duhan 3
3- 2 Bakara 185
4- 17 İsra 1
5- 44 Duhan 1-5
6- Savm, 39
7- Duhan 1-4
8- Vehbe Zuheyli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, II. Cilt, Ek: Nafile Namazlar, S.Y.
9- Örnekler İçin bkz. İsmail Coşar, Kadir Gecesi ve Kandillerimiz, Ankara, 1976; Osman Karabulut, Mübarek Aylar Günler ve Gecelerin Faziletleri, Konya, ty., III. Baskı; M. İhsan Oğuz, İslam'da Mübarek Günler ve Geceler, İstanbul, 1997, IV. Baskı.
(Dr. M. Hanefi PALABIYIK / İktibas -
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 27, 2010, 03:54:35 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 27, 2010, 03:28:37 ÖÖ » |
|
 Mevlid Kandili RESULULLAH s.a.v. zamaninda yapilmadigina göre o zaman ben sizin yerinize olsam trene, otubusa, taksiye, vede ucaga binmemen lazimdir cunku bidattir RESULULLAH bunlardan hic birine binmemistir, daha buna benzer cok seyler var sizlerin yapmiyacaginiz:. Bir gayrimuslum yani diyelimki hiristiyan sabik olduklari halde vede dogru olmadigi halde ISA aleyhissamin dogumunu kutluyorda sen neden kendi peygamberiyin dogumunu kutlamaktan utanc doyuyursun? fazla diyecegim birsey yok pess dogrusu ( yalniz yazilarindan sizin daha öncede yazdigim gibi ya VEHHABI veya SELEFI olmaniz gerekiyor) sizin bu ayzilarinizdan ben sahsen cok utanc duyuyorum, zaten yabanci isimlerde pek cogaldi burda bu isimlerin ne hiristiyan neden yahudi isimlere hic benzer bir yeride yok suphelrim gittikce artiyor size karsi..
Şurası unutulmamalı ki İslam’ın “gerçek hayat dini” olarak algılanması, hayata hükmedenleri rahatsız edecek bir durumdur.
Bunun için böyle bir dinin “halkların vicdanı” olmaktan çıkarılıp “halkların afyonu” haline getirilmesi gerekir.
Gündüzden kovulup gecelere hapsedilmesi gerekir.
Sokaktan çekilip “tapınağa” hapsedilmesi gerekir.
“İbadet” (çalışma, üretme, meydana getirme) olmaktan çıkarılıp “ayin” haline sokulması gerekir.
“Amel” (çaba, uğraş, eylem, hareket) olmaktan çıkarılıp “ritüel” haline dönüştürülmesi gerekir.
Gündüzün gerçek hayat mecralarında akan iyilik, adalet, zulme ve haksızlığa isyan, sözün namusu, doğruluk, dürüstlük, vefa, sevgi, merhamet ve cihat yolu olarak değil; insanların, o da gecelerde dua, yakarış, kandil, ayin, tütsü, sır ve tılsım ihtiyacını karşılayan bir “sosyolojik fenomen” olarak görülmesi gerekir. Zaten din denilen şey esasında budur ve devlet ona bundan başka bir rol de vermemelidir.
Bunun için “kandil geceleri” bir halk geleneği değil; devlet politikasıdır. Arkasından devlet çekildiği an kimse hatırlamaz bile.
Müslüman milletlerin halk geleneği kandil gecelerinde değil; peygamberden geldiği şekliyle namazlarda, cumada, ramazanda, bayram günlerinde ve hac da yaşıyor. Bunların hepsi de (akşam ve yatsı hariç) hayatın kalbinin attığı yerde; gündüzün orta yerinde gerçekleşiyor. Sizce bu bir tesadüf mü?
Kur’an’da hep gündüze, şafağa, tanyerine yemin edilir yani dile gelip konuşmaya çağrılır. Gece doğan yıldız (tarık), geceyi yararak doğan şafak (fecr), aydınlık saçan güneş (şems), aydınlık sabah (duha), geceyi yararak doğan tanyeri (felaq)… Geceye yemin edilirken bile “Gündüze yürüyen gece” (ve’l-leyli iza yesr) denir. “Gece yarılarında kalk çünkü gündüz seni zorlu bir uğraş bekliyor” denir. Karanlığa boğan gecenin (leyl) ardından hemen aydınlığa çıkaran gündüz vurgusu yapılır.
Çünkü İslam esas olarak bir gündüz dinidir. Yani çalışma, hareket ve yaşam dinidir. Gece sadece gündüzü iyi geçirmek için bir dinleme ve hazırlıktır. Geceyi gündüzden, gündüzü geceden ayıramazsınız. Hele gündüzü iptal edip her şeyi geceye hiç hapsedemezsiniz. O zaman gerçek hayat dinini “kandil (gece) dini” haline getirmiş olursunuz…
O zaman siz geceleri dua edip huzur içinde uyurken, bütün dini enerjinizi geceye hasrederken, gündüzleri topraklarınız işgal edilir, hazinelerinize el konur haberiniz bile olmaz…
İhsan Eliaçık
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 27, 2010, 03:55:51 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 27, 2010, 03:58:33 ÖÖ » |
|
cok merak ediyorum neden herhangi bir yahudu vede hiristiyan veya KURANIN anlatisimi ile KAFIRLER hakkinda bir yazi yazamiyosun yoksa bu husuta seni korkutan birseymi var !! evet sufizmi ve tarikati maalesef kendi cikarlari icin kullanan kötu dusunceli muslumanlar var ama bu demek degildirki hepsi de ayni fikir ve görustelerdir, böyle yazilari yazarken cok iyi tartip dusunmek lazim damdan duser gibi pak diye birden dusulmez.. neyse fazla uzatmayim daha cok denecek seyler var ama yinede kendin bilirsin.
Bu konuda aşağıdaki linkleri incelemenizi isterim http://www.islamafaki.com/tasavvufun_kaynaklari-t9564.0.html;topicseen http://www.islamafaki.com/tadhutla_savathmak_dururken_nycyn_tasavvufla_udhrathiyorsunuz-t9569.0.html
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
Yakup
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 27, 2010, 11:36:33 ÖÖ » |
|
sizce! sizlerin böyle herhangi bir gece kutlamalariniz yok yazinizdan anladigima göre vede bidattir,, RESULULLAH s.a.v. zamaninda yapilmadigina göre o zaman ben sizin yerinize olsam trene, otubusa, taksiye, vede ucaga binmemen lazimdir cunku bidattir RESULULLAH bunlardan hic birine binmemistir, daha buna benzer cok seyler var sizlerin yapmiyacaginiz:. Bir gayrimuslum yani diyelimki hiristiyan sabik olduklari halde vede dogru olmadigi halde ISA aleyhissamin dogumunu kutluyorda sen neden kendi peygamberiyin dogumunu kutlamaktan utanc doyuyursun? fazla diyecegim birsey yok pess dogrusu ( yalniz yazilarindan sizin daha öncede yazdigim gibi ya VEHHABI veya SELEFI olmaniz gerekiyor) sizin bu ayzilarinizdan ben sahsen cok utanc duyuyorum, zaten yabanci isimlerde pek cogaldi burda bu isimlerin ne hiristiyan neden yahudi isimlere hic benzer bir yeride yok suphelrim gittikce artiyor size karsi..
Kardeşim,Bid'atın tarifi,dine sonradan sokulan şbadet şekilleridir. İnsanların yaşam standardını yükselten ilmi gelişmeler değildir.Rasulullahın(sav) meşhur hadisi şerifini okursanız eğer bunu çok açık görürsünüz. Rasulllahın(sav) ve Ashabının hayatlarında yapmadıkalrı ve uygulamadıkları ibadet ve kutlamalar,dine sonradan girenlerdir. Dine sonradan giren her bidatte delalettir.Yukarıda örneğini siz verdiniz,Hırıstiyanlar doğru olmadığı halde kutluyor diye. Peki bizler neden doğru olmayan ibadetleri yapalım? Kur'anı okmaya gelirsek,belli gecelere hapsedilen bu okuma alışkanlığı,maalesef Kuranı gereğince anlamanın önündeki en büyük engellerden biri durumundadır. Size Kandillerin tarhçesini okumanızı tavsiye ederim,ilk ne zaman başlanmış kutlanmaya.Sitemizde gerekli yazılar var. Eğer Rehberimiz Kur'an ve O'nun uygulayıcısı Rasulullah(sav) ise,harfiyen uymak zorunda olduğumuzu hatırlatmak isterim. Tabiki tercih sizin,nasıl isterseniz öyle amel edin. Vehhabi yada Selefi demenize gelince,kendimiz için Ali İmran;102-103-104.ayetleri hedef seçtik.Bir meal alıp elinize bu ayetlere bakın. Çünkü bizler kendimize Müslüman isminden başka isimleri ne yaftalıyoruz nede kabul ediyoruz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
elyesa
Burada

Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 88
http://img33.imageshack.us/img33/9775/cennetcehenn
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 27, 2010, 02:30:42 ÖS » |
|
Maalesef verdigiz cevaplar tatmin edici degildir, siz önce hangi mezhepten oldugunuzu söylermisiniz veya mezhepsizmisiniz? dediginiz kandil kutlamarini daha önceden ben buraya yazmistim galiba gözden kacirmissiniz siz yeniden bir gözden gecirseniz iyi olur bu sitedeki yazilari, siz benim anldigima göre yalniz kuran diyorsunuz, ben ise KURAN; SUNNET ve AKIL diyorum, cunku IBRAHIM a.s. hanif didini ALLAH in insanlara vermis oldugu akil ile bulmustu, hatta bu kurani kerimde de anlatiliyor, yine soruyorum siz hangi mezhepdensiniz ?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Yakup
|
 |
« Yanıtla #10 : Şubat 27, 2010, 03:07:35 ÖS » |
|
Maalesef verdigiz cevaplar tatmin edici degildir, siz önce hangi mezhepten oldugunuzu söylermisiniz veya mezhepsizmisiniz? dediginiz kandil kutlamarini daha önceden ben buraya yazmistim galiba gözden kacirmissiniz siz yeniden bir gözden gecirseniz iyi olur bu sitedeki yazilari, siz benim anldigima göre yalniz kuran diyorsunuz, ben ise KURAN; SUNNET ve AKIL diyorum, cunku IBRAHIM a.s. hanif didini ALLAH in insanlara vermis oldugu akil ile bulmustu, hatta bu kurani kerimde de anlatiliyor, yine soruyorum siz hangi mezhepdensiniz ?
Mezhepte hanefiyi,ama illaki bir mezhebim olmak zorunda değil diye düşünüyorum. İllaki bir mezhebe mensup olmak zorundada değilim. Çünkü sahabenin mezhebi yoktu,mezhepler hicretten 300 yıl sonra ortaya çıkmaya derlenmeye başlandı. Hangisi kolayıma gelirse onu taklit ederim.Sonuçta mezhep imanın şartlarından değildir kardeşim. Sanırım sen yanlış anladın,sadece Kuran demiyorum,KURAN-SÜNNET-AKIL diyorum bende. Dikkat ederseniz bunu belirtiyorum. Sünnet diyorum,çünkü kandillerin Rasulullah(sav) zamanında kutlandığı olayı yoktur. Sahabedede yoktur bu amel.Sünnete itibar ediyorsanız buna riyet etmelisiniz. Kandillerin ne zaman kutlanmaya başladığını yazılarımızda belirttik,okursanız daha net bilgi alırsınız. Amacımız tartışmak değil,yada birilerini kötülemek değil. Sizinde belirttiğiniz gibi Hz.İbrahime gelen hanif dini Allaha has kılarak yaşamak. Dinimize sonradan giren bütün uygulamalar BİD'ATTİR,HER BİD'AT DELALLETTİR.Bunu söyleyende Rasulullah(sav)tır. Şimdi SÜNNETE itibar ediyorsanız eğer sizde yanlış düşüncenizden dönmelisiniz. Etmiyorsanız Bid'atlerle yaşamaya devam edersiniz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #11 : Şubat 27, 2010, 04:26:18 ÖS » |
|
Maalesef verdigiz cevaplar tatmin edici degildir, siz önce hangi mezhepten oldugunuzu söylermisiniz veya mezhepsizmisiniz? dediginiz kandil kutlamarini daha önceden ben buraya yazmistim galiba gözden kacirmissiniz siz yeniden bir gözden gecirseniz iyi olur bu sitedeki yazilari, siz benim anldigima göre yalniz kuran diyorsunuz, ben ise KURAN; SUNNET ve AKIL diyorum, cunku IBRAHIM a.s. hanif didini ALLAH in insanlara vermis oldugu akil ile bulmustu, hatta bu kurani kerimde de anlatiliyor, yine soruyorum siz hangi mezhepdensiniz ?
Kardeşim tahmininiz yanlış ben de hanefi mezhebindenim siz o yazıları koydunuz demekki okumadan yazı koyuyorsunuz kopyala yapıştır yani biz ibadet yapılmasın demiyoruz ama hayatımıza yayılacak bir dini böyle gecelere hapsetmek istemiyoruz yani yaşantımıza hukukumuza herşeyimize aksetmesi gereken bir din sadece bir gecede kabul olup olmayacağını bilemediğimiz ibadetlerle kısıtlandırılmamalı dimi ibadetin az veya çok olması değil sürekliliği olması lazım değilmi Sünneti hiçbir zaman inkar edemeyiz bizde KURAN VE SÜNNET diyoruz ve şunuda ilave ediyoruz Sünnet Kuran'ın hayata dökülmesidir "Aişe validemizin dediği gibi Resulallah'ı soran sahabelere siz Kuran okumuyormusunuz diye sormuş bunun üzerine Kuran'ı soran sahabelere de O ayaklı Kuran'dır demiştir" İnşaallah şimdi anlamışsınızdır bizim demek istediklerimizi ve mezhebimizi 
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|