|
RUMEYSA
|
 |
« : Eylül 27, 2008, 10:54:07 ÖS » |
|
 MALINIZI AHİRETE GÖNDERMEK İÇİN KARGO ŞİRKETLERİ ANLAŞIN..! MALINIZI AHİRETE GÖNDERMEK İÇİN KARGO ŞİRKETLERİ ANLAŞIN..!
Değerli okuyucularım. Gelin hayalen beraber bir gezintiye çıkalım, örneğin sevdiğimiz bir şehre gidelim. Orda bir ay kalıp gezelim, gezerkende elbette görüp beğendiğimiz bir çok şeyi imkanlarımız ölçüsünde alacağız. Ancak tamda geri dönme zamanında aldıklarımızı alıp araca binmeye çalışırken, aracımızın şoförü derseki yanınıza eşya alamazsınız. o zaman ordaki eşyalarımızı ordamı bırakacağız.
Elbetteki hayır, eşyalarımızı hemen bir kargo firmasına teslim ederiz. Onlarda bizden önce götürüp evimize teslim ederler.
Ve şimdi biz dünyada seyehat ediyoruz. Görüp beğendiğimiz her şeyi gücümüz yettiğince alıyoruz. Ama heran ecel gelebilir ve ecel geldiğinde yanımızda hiç bir şey taşımaya izin vermeyecektir.
Ama dikkat edin lütfen manevi kargoları unutmayalım. Bu dunyalık seyehatte elde ettiğimiz mallarımızı fakirler ve muhtaçlar aracılığı ile ahiretimize gonderelim.
İslam alimleri. Malımızı ahirete götürmek için, daha dünyada iken ihtiyaç sahiplerine dağıtın buyuruyor.
Alimlerimiz “iradeniz ve gücünüz yerindeyken, ihtiyaç sahiplerine ne kadar dağıtıysanız gerçek malınız odur, zimmetinizde yani elinizde kalanlar ise sizin değil mirasçılarınızındır.” diyorlar
O halde ahiretimize gönderdiğimiz bir malımız yoksa dünyada mirasçılarımıza kalacak malımızada hiç güvenmiyelim. Henüz mal bizim kontrolumuzdeyken, kendi insiyatifimizle harcayabiliyorken, ihtiyaç sahiplerini göz ardı etmeyelim, onları koruyup gözetelimki. Ahretimizde o buyuk günde onların dualarıda bizi koruyup gözetsin.!
Bu dunyada elde ettiğimiz mal mülk ve zenginliklerimizi, adı fakir olan, adı yoksul olan, adı yetim ve öksüz olan. Manevi kargolar aracılığı ile gerçek mekanımıza gönderelim.
Ahiretimizde zengin olmak için burada infak ve sadakada cömert olalım ne kadar cömert olursak ahirette o kadar zengin oluruz inşallah.
‘‘Elimiz dar’’ demeden, bahane ve mazeretleri dile getirmeden, hemen şimdi infak zamanı…
Açı doyurma zamanı, açıktakini giydirme zamanı, Yoksula sahiplenme zamanı.
Biz ın kullarını doyuralım, giydirelim ve sahiplenelimki o kulların sahibi olan Allahta mahşerde bize sahiplensin, bizi giydirsin, bizi doyursun, bizi barındırsın, bizi cennetelerinde ağırlasın.
Efendimiz aleyhisalatu vesselam buyurmuyor muydu? ‘‘İnfak et ki, infaka mazhar olasın.’’diye. Bizde fakiriz demeyelim. “Sadece 3 tane hurmam” var diyen bir sahabeye efendimiz sadece 3 hurmanın bile hesabını vereceğini ikaz etmiştir.
O halde ne kadar fakir olursak olalım kendimizden daha fakirini arayalım ve bulduğumuzda bizde ona infakta bulunalım.
Bizden fakiri yoktur demeyelim.
Ararsak ne fakirler buluruz.
Arayalım, bulalım ve ekmeğimizi bölüşelim, paylaşalım.
Ekmeğimizi bölüşmeyi öğrenemezsek, yarın ekmeğimizin tamamı bize zehir olacaktır… Soframızı paylaşamazsak, yer ve gök sofraları bize açılmayacaktır…
Rahmet duracaktır…
Hele o büyük günde başımıza vurup eyvahlar etmemek için malımızı dünyada bırakmıyalım. Malımızı kendimizden önce infak yolu ve manevi kargolar olan, muhtaçlara vererek asıl mekanımıza gönderelim.
Ne kadar fakir olursak olalım, elimizde sadece 3 hurmamız bile olsa elinde tek hurma olanı arayalım.
Neredesiniz? Merhametli elleriniz nerede? Şefkat yüklü sımsıcak yürekleriniz nerede?
Haydin çıkalım dışarı, fakiri yoksulu arayalım.
Kapılarını çalıp Yürek yakan seslerine kulak verelim,
Ve geç kaldığımız için özür dileyelim. onlar açken tok uyuduğumuz için af dileyelim…
onlar ağlarken gözyaşlarını silemediğimiz için…
bize uzanan ellerini tutamadığımız için…
Ve üzerimizdeki hakklarını unuttuğumuz için,
onlardan helallik dileyelim…
ve geçte olsa Hatırladık ve geldik, diyelim…
Evet kıymetli okuyucularım.!
Vakit bize verilenden verme vaktidir…
Ekmeğin ve suyun hakkını gerçek sahibine verme vaktidir…
Bahşedilen nimetlerin değerini yeniden fark etme vaktidir…
Elden ele, olandan olmayana verme vaktidir…
Verdikçe artacağını bilenlerin harekete geçme vaktidir…
Veren el ile alan el arasında kardeşlik köprüleri kurma vaktidir… Vermek, Kur’an ahlâkıdır, verin verebildiğiniz kadar...
Biz verdikçe, bir Veren’de bize hep vermiyor mu? İnfak, sonsuz bir bereketin tohumudur…
Bu tohum en temizinden seçilmeli… ‘‘Dünya ahiretin tarlasıdır’’ değil mi? O halde Ek ekebildiğin kadar…
Ver verebildiğin kadar…
Çünkü verdiğin senindir…
Veremediğin senin değil, mirasçılarınındır…
İnfak bir marifettir kıymetli okuyucularım...
Rabbimizin şu uyarısını şimdi daha iyi anlıyoruz: “Size ne oluyor ki; yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası ’ındır...” (Hadid-10)
Evet şimdi infak vakti! Ve Ramazan bizi infaka çağırıyor....
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Eylül 27, 2008, 10:55:15 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|