2PacAmaru
Ara Sıra Uğrar
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 38
|
 |
« : Eylül 01, 2008, 01:53:33 ÖS » |
|
El-hac Mâlik el-Şahbaz (Malcolm X)
--------------------------------------------------------------------------------
Alman-İngiliz rekabetinin savaşa dönüştüğü ve alevlerin Avrupa’dan, Pasifik’e sıçradığı yıllar... İkinci Cihan Harbinin uzayacağı anlaşılınca, her genç gibi Malcolm’u da orduya çağırırlar. Delikanlı, askere gitmemek için her yolu dener. Hasta ve sakat rolü yapar, acaip acaip ilaçlar yutar ama bu hileleri subaylara yutturamaz. Görüşmeye çağrıldığında en uçuk elbisesini giyer, saçlarını kırmızıya boyar. Sıraya filan bakmadan; milletin önüne geçer ve bankodaki çavuşa “hey seen!
Hadi koçum bitir şu işi, gel beni general yap” gibilerinden saçmalar(!) Onu aralarında psikologların da bulunduğu heyetin karşısına çıkarırlar. Malcolm omuzu en kalabalık subayı seçip kulağına eğilir ve “bak babalık” der, “boşver bu Pasifik dümenlerini sen en iyisi beni Güney’e yolla. Bir an önce zencileri örgütleyip, beyazları temizlemem lazım. Vaktiniz azaldı, hepinizin gırtlağını sıkmazsam namerdim!..” Adamlar ne düşünür bilmiyoruz ama onu kapıdan içeri sokmazlar.
Askerlikten yırtar ama... Malcolm her ucuz serseri gibi kendini sokakların kralı sanır. Sivilleri gözünden tanıyacak kadar uyanık geçinse de polis onun attığı her adımdan haberdardır. Zira barmenler, garsonlar ve çalıntı malları paraya çeviren ölü gömücüler federallerin adamıdır. Kapkaç yapmak, kadın pazarlamak, uyuşturucu satmak... Evet “Sam amca” bütün bunlara katlanabilir ama bir zencinin, itibarlı bir beyazın kızıyla (Ms. Sophia) arkadaşlık etmesini kaldıramaz. Kızın babası şikayet dilekçesini verdiği gün Malcolm’u takibe alır ve arakladığı saati satarken yakalarlar. Doğru dürüst “anan kim, baban neci” demeden 10 yıl ceza verip, içeri tıkarlar. Malcolm’un nasıl hırçın ve saldırgan olduğunu, ayyaşların, kumarbazların arasında yetişip, gaspa, hırsızlığa bulaştığını anlatmıştık. Hapishaneye düşünce uslanacak yerde, hepten şirazeden çıkar, içerinin uyuşturucu trafiğine el koyar. Gardiyanları bile yıldırır, nasihate kalkışan papazlara söver, sayar...
İslamla tanışınca... Bir gün ziyarete gelen kardeşi Reginald ona Eljiah isimli siyah liderden bahseder ki bu adam kendini peygamber sanan sapığın tekidir. İslamiyet’le tek ilgisi Müslüman olduğunu söylüyor olmasıdır o kadar. Elijah, hilali kullanan bir ırkçıdır, “şeytanın beyaz adam kılığına girdiğini” söyleyerek zencileri etrafına toplar. Malcolm, belki başlangıçta sırf beyazlara inat Müslüman olur ama bu yolda aradığını bulur. Uyuşturucuyu, kavgayı bırakır, kitaplarla tanışır. Abdest alır, namaz kılar ve münazaralara katılmaya başlar. İçeride koca koca yıllarını harcayan ve çok değişen Malcolm, hürriyetine kavuşur kavuşmaz Müslümanların yanına koşar. Onların birbirlerine “kardeşim”, “bacım” diye hitabetmelerine bayılır. Bir fırsatını bulup Elijah Poole ile görüşür ve ona bağlanır. Artık gece gündüz lideri için çalışır. Afrika’da iken ailesinin taşıdığı soyadını bilmediği için kendine “X” gibi bir soyadı yakıştırır. Hem sömürü ve zulüm çarkına “çarpı” çeker, hem de isyanını haykırır.
Salonları çınlatan adam! Sohbetler, toplantılar, konferanslar derken örgüt içinde ciddi görevler alır ve aynı teşkilattan bir hanımla evlenip inandığı gibi yaşamaya başlar. “Sokaklarda kavga eden, volta atan, uyuşturucu kullanan birçok erkek ve kız kardeşimiz varken, bu sıralarda boş kalmamalı” der, “sen kim olduğunu bilmiyorsun. Zira beyaz şeytan, seni senden gizledi. Sen, zengin krallıkların, el değmemiş uygarlıkların parçasısın ama adını bilmiyorsun, dilini konuşamıyorsun. Beyaz şeytan ve uşakları, seni yurdundan çaldı, adını sildi, ırzına geçti, kirletti, katletti...” Malcolm X, özellikle kiliseler dağılırken siyahları çevirir ve özenle hazırladığı broşürleri ellerine tutuşturur. “Kardeşlerim” der, “Beyazlar bizi niçin Hristiyanlığa çağırıyorlar? Çizmeleriyle ensemize basabilmek, terimizi ve kanımızı emebilmek için... Köle tacirleri seni ülkenden koparıp, sömürürlerken papazlar ‘dert çekmenin erdem olduğunu’ anlatıyorlar. Peki yeryüzünün nimetlerinden kim yararlanıyor: “Beyazlar!” Malcolm X artık efendiden bir adamdır, lâkin mevzu “ırk ayırımı” olduğunda “ya beyazlara yaptıklarını ödeteceğim, ya da öleceğim” diyecek kadar gözü karadır.
Surdaki delikler 1955’te 14 yaşında bir çocuk olan Emmet Till, beyaz bir kadına “güle güle bebek” diye laf attığı için feci bir şekilde öldürülünce zenciler ayağa kalkar. Yine o günlerde belediye otobüsünde oturan yaşlı bir siyah, beyazlara yerini vermeyince arabadan indirilir ve ortalık çok gerilir. Malcolm bütün zencileri boykota çağırır. Otobüs idaresi ciddi zararlar eder ve uygulama yumuşar. Derken Afrika kökenli James Meredith, Mississipi Üniversitesine tayinini ister, beyazlar buna kesinlikle izin vermezler. Dönemin Başkanı John F. Kennedy olaya el koyar. Bu iyi bir jesttir ama milyonlarca siyah çocuk ilkokullara bile sokulmazken yaraya pansuman olamaz.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 21, 2012, 11:55:01 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
2PacAmaru
Ara Sıra Uğrar
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 38
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 01, 2008, 01:53:55 ÖS » |
|
Malcolm X, “Bizden niye nefret ediyorsunuz?” diye soran bir beyaz muhabire, “Bizi yüzyıllar önce buraya getiren, tarihimizden, kültürümüzden, dilimizden ayıran, hayvan gibi alıp satan beyaz adamdan nefret edip etmediğimi nasıl sorabilirsin? Bu bir tecavüzcünün iğfal ettiği kızcağıza “benden niye nefret ediyorsun” diye sorması gibi bir şeydir. Artık siyah adama söyleyecek sözünüz kalmadı. Sizin süreniz doldu, geminiz kalktı. Beyaz şeytanı çalkantılı denizlerde, sert rüzgarlar bekliyor. Zalimler devrilmeye mahkûmdurlar, beyinleri yıkanmış ‘Tom amca’lar da birlikte helak olacaklar!..” Malcolm X, bu kadar sert konuşmasına rağmen göstere göstere “kansız devrim” ibaresinin altını çizer. Aslında istedikleri çok şey de yoktur. Dertleri okumak, mevki sahibi olmak, yemek salonlarına, tiyatrolara, parklara ve... Ve bir de beyazların girdiği tuvaletlere girebilmektir, o kadar.
Sen yoluna ben yoluma Malcolm X, müthiş bir hatiptir. Elijah’ın teşkilatına bir anda onbinlerce taraftar toplar. Artık televizyon programlarına katılır, siyah Müslümanlar adına ülke gündemini meşgul etmeye başlar. Elijah, Malcolm’un daha da meşhur olmasını ister, zira o ünlendikçe bağlıları artar... Malcolm insan üstü bir gayretle çalışadursun, toz kondurmadığı liderinin adı sekreterleriyle çıkar. İş dedikodu sahifelerine kadar düşünce Malcolm dayanamaz, Elijah’a bunların doğru olup olmadığını sorar. Elijah yaptıklarını saklamayacak kadar pişkindir. Malcolm ölümüne bağlandığı liderinin zaaflarını öğrenince fena yıkılır. Artık onun söylediklerini de sorgulamaya başlar ve birçok tenâkuz yakalar. Evet, Malcolm da diğer hatipler gibi bazen ölçüyü kaçırır “Beyaz adam seni Kore’ye, Almanya’ya, Pasifik’e yolladı itiraz etmedin. Sizler, kanınızı beyaz adam emredince dökersiniz. Beyaz adam, “havla” der, havlarsınız, “ısır” der, ısırırsınız. Bizim dinimiz nazik, barışçı, kanunlara saygılı olmayı emreder. Herkese saygı göster, fakat biri kalkıp da seni ezmeye çalışırsa... Onu mezara yolla!” şeklinde sert konuşmalar yapar. Hükümet özellikle “dış güvenlik” konularında konuşanlardan hoşlanmaz, çemberi daraltınca Elijah onu satar. “Malcolm da kim, öyle birini tanımıyorum” demeye başlar.
Bana bir beyaz gülümsedi Cemaat içinde soğuk rüzgarlar eser, Malcolm’un etrafındaki insanlar dağılırlar. Ancak genç bir boksör (Muhammed Ali) onu yalnız bırakmaz. Malcolm arkadaşını dinler, hac mevsiminde Haremeyn’e koşar. Mukaddes beldelerde gördüğü manzara karşısında şoke olur. Çünkü burada siyahlarla beyazlar kol kola, omuz omuzadırlar. Türkler, Hintlilerle lokma paylaşır, Ugandalıyla Boşnaklar aynı sofraya otururlar. Gelene geçene su, süt, hurma uzatır, bir şeyler ikram edebilmek için çırpınırlar. Ortalık National Geographic dergisi gibi rengarenktir ve müminler kardeşleri için yaşarlar. Malcolm o günlerde hanımına yazdığı mektupta, “İnanamayacaksın ama” der: “Tenleri beyazdan beyaz insanlarla aynı bardaktan su içtim, aynı tabaktan yemek yedim ve aynı çadır altında gölgelendim. Kimse cildimin rengiyle ilgilenmedi ve ben artık ırkçı değilim. Peygamberler diyarı olan Mükerrem Beldede 72 milletin mensubu var ve hepsi de insan incitmekten çok korkuyorlar. Beyazlar bana öylesine cana yakın davrandılar ki şaşkınlıktan dilim tutuldu, ilk kez hitabetim sekteye uğradı, uzun süre konuşamadım. ABD Hükümetinin kesinlikle İslâmı tanıması gerek. Çünkü güzel ülkemizi ırkçılık belâsından kurtarabilecek tek çare budur. Kafatasçıların Almanya’nın başına neler açtığını gördük, yöneticilerimiz bundan ders almalıdırlar. Saygılarımla El-Hacc Mâlik El- Şahbaz” Hakk’ı haykırınca... Hasılı, eskiden beyazlığı bir düşünce sistemi gibi gören Malcolm X, onun sadece cilt rengi olduğunu iyi anlar. Burada ismini de değiştirir. Artık imzalarını “El-hac Mâlik El-Şahbaz” adıyla atar... Mekke’den Amerika’ya dönünce bir basın toplantısı yapar, “ırkçılığın çıkar yol olmadığını, kuracağı cemaate beyazların da katılabileceğini” açıklar. Amerikan basınında ilk kez İslâmiyet hakkında müspet yazılar çıkar. Irkçılıktan başka sermayesi olmayanlar bunu elbette hoş karşılamazlar. Onunla hesabı olan herkes, uyuşturucu tacirleri, muhabbet tellalları ve CIA ajanları birlik olurlar. Elijah, fedailerini Malik’in üstüne salar ama genç mücahid tehditlere aldırmaz. Evi kundaklanır, arabasına çarparlar, koruması başkalarının adamı çıkar, otoyolda sıkıştırırlar ve ufak ufak namlular doğrulmaya başlar. Polis buna rağmen korumayı kaldırır ve konuşma yapacağı salonlarda silah taraması yapmaz. Nihayet beklenen olur, onu hakikatleri seslendirmek için çıktığı kürsüde kurşun yağmuruna tutar, hanımı ve dört çocuğunun gözleri önünde vururlar. (21 Şubat 1965) Bakın şu güzelliğe ki, ömrü beyazlara sövmekle geçen bir zenciye en çok beyazlar ağlar. Dünya Müslümanları şehidini unutmaz, Malik kardeşlerini dualarla anarlar...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #2 : Eylül 01, 2008, 08:50:34 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
okumuş
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Eylül 09, 2008, 07:17:53 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #4 : Şubat 09, 2010, 02:46:26 ÖÖ » |
|
 Malcolm X "Şimdi artık şehadet zamanıdır!"
"Malcolm X"in kilit cümlesi işte buydu. Zenci olmaktan utandığı için saçlarını yakıcı bir asitle düzleştirmeye çalışan Harlemli uyuşturucu ve kadın satıcısının, yirminci yüzyılın en büyük Müslüman devrimcilerinden birine dönüşmesinin tüyleri diken diken eden öyküsünü mutlaka okuyun!
İnsanlar, ütopyalarını gerçeğe dönüştürebilmek için bir ömür boyu çalışır, didinir, inandıkları değerler uğruna ölesiye savaşırlar. Ama bazen öyle bir ân gelir ki bu dünyayı aslında kendi iradelerimizin yönlendirmediğini, her türlü fânî iradenin üzerinde bir ilâhî irade olduğunu fark ederiz. İşte bu da insanın kendisini "Yaradan'ın takdirine kayıtsız şartsız teslim etme ânı"dır.
LİDER, bir kitle heykeltraşıdır. Vazifesi, mermer blokundan heykel yontarcasına, kalabalıkları bir imân ordusuna dönüştürmektir.
İlk ıslâhat kendinde başlar... İslâhatçı; değiştirmek istediği toplumdan evvel kendini inşâ edendir.
Malcolm X, gerçek bir liderdi.
Kırk yıllık bir hayatta en fazla ne yapılabilirse, ondan da fazlasını yaptı.
"İblis"ten "El Hacc Mâlik El-Şahbâz"a, serserilikten Amerikalı Siyah Müslümanların Liderliğine... Ve çok daha ötelere: Şehâdete! Bataklıklardan şâhikalara yükselen bir hayat...
İslâm dünyasının, son yüzyılda yetişen en iftihâr edeceği kahraman evlâtlarından biriydi Malcolm.
Ömrü, her dakikası fitili ateşlenmiş bir dinamit gibi geçen bu insan, indifadan yorulmayan bir yanardağa benziyordu.
Ona "Amerika'yı sarsan adam!" dediler... Doğruydu. "Dünyanın en öfkeli zencisi!" dediler... Doğruydu.
Malcolm X, boğanın boynuzundan tutan adamdı!
Bir liderin tarihî misyonu, önderlik ettiği kitlenin içinde bulunduğu şartlarla irtibatlıdır. Bu gerçeği göz ardı ederek onu "aşırı" olmakla itham edenlere, cevapların en susturucusuyla karşılık vermişti
"Evet ben aşırıyım; çünkü benim halkım, bu ülkede aşırı derecede kötü durumda!"
Bir yerde zulüm varsa, inlemek de aşırı olacaktır, isyân da!
Tekmelenenler türkü söylemez!
Derilerinin rengi siyah diye horlanan, linç edilen, öldürülen, caddelere, kahvelere, okullara sokulmayan, hayvanlardan daha hakir muameleye maruz kalan insanların damarlarına şuûr, öfke, şahsiyet ve imân enjekte ettiği için çağdaş beyaz yamyamların kâbusu olmuştu!
Bir dâvâyı hakiki istikametinden saptırmanın en kalleş ve sinsi yolu, başına sahte liderlerin geçmesidir... Sahtekâr Elijah Muhammed'le saptırılan Müslümanlık, "palavracı siyah papaz" Martin Luther King'le yozlaştırılan zenci hakları hareketi, O'nun aksiyonuyla "suç üstü" yakalanmıştı.
Elijah, iğrenç yalanlarla "yalancı semâlarda yalancı cennetlere" çağırıyordu. King, "pembe" bir rüya görüyordu. Malcolm'sa; "gerçeklerin iki kaşı ortasına bakıyordu."
Şimşekleri üstüne en çok "oyunları bozanlar" çeker! Suya sabuna dokunmayan "muhalif"lerin, iktidarın başı üstünde yeri vardırl. "her şeyin aynı kaldığı" değişiklik arzûları, kimseyi rahatsız etmez...
İnanmış bir tek insanın nelere muktedir olabileceğini görmek için onun hayatına bakmak gerekir. "Süper Güç" olduğu "vehmedilen" bir devlet, bu siyah derili adam karşısında âciz kalmıştı!
Bazı insanlar, bütün insanlık için ölürler: Bütün insanlık için yaşadıkları gibi.
Hürriyetin devâsâ heykelini dikenler, onun her cümlesi bir kıvılcım (hem ışık, hem alev) olan hür ve yiğit sesini susturabilmek için çareyi FBI ajanlarına kurşunlatmakta görmüşlerdi!
Hangi hakikat gizlenmek istendikçe daha çok âşikar olmadı ki?..
Zulüm, kısmak istediği sesi nârâ yapar! Ve bazı ölüler, yaşayanlardan çok daha yüksek sesle konuşur...
Malcolm X onlardandı.
( rahmet eylesin.)
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 22, 2012, 12:02:10 ÖÖ » |
|
 Malcolm X 47 yıl önce bugün, 21 Şubat 1965'te Öldürüldü...
onu rahmetiyle kuşatsın.Bizlere ise, duruşundan ve gidişinden istifade'yi nasib etsin. Amin. İz'lerinden Bazıları... "I am not educated nor am I an expert in any particular field. But I am sincere and my sincerity is my credentials." Ben eğitimli değilim, herhangi bir alanda da uzman değlim. Ama samimiyim ve samimiyetim benim referansımdır. --- "You don't have to be a man to fight for freedom. All you have to do is to be an intelligent human being." Özgürlük için savaşmak için bir erkek olmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken aklı başında bir insan olmanızdır. --- "You show me a capitalist, and I'll show you a bloodsucker." Bana bir kapitalist gösterin, ben de size bir kan emici göstereyim. --- "Nonviolence is fine as long as it works." Şiddet kullanmamak iyidir, işe yaradığı sürece. --- "You can't separate peace from freedom because no one can be at peace unless he has his freedom." Huzuru özgürlükten ayıramazsınız çünkü hiç kimse özgürlüğüne sahip olmadan huzur içinde olamaz. --- "Nobody can give you freedom. Nobody can give you equality or justice or anything. If you're a man, you take it." Kimse sana özgürlük veremez. Kimse sana eşitlik veya adalet veya başka birşey veremez. Eğer adamsan, sen alırsın. --- "The only way we'll get freedom for ourselves is to identify ourselves with every oppressed people in the world. We are blood brothers to the people of Brazil, Venezuela, Haiti, Cuba -- yes Cuba too." Özgürlük elde edebilmemizin tek yolu kendimizi dünyadaki her mazlum insanla birlikte tanımlamaktır. Biz Brezilya, Venezuela, Haiti, Küba, - evet Küba'nın da- halklarıyla kan kardeşiyiz. --- "When a person places the proper value on freedom, there is nothing under the sun that he will not do to acquire that freedom. Whenever you hear a man saying he wants freedom, but in the next breath he is going to tell you what he won't do to get it, or what he doesn't believe in doing in order to get it, he doesn't believe in freedom. A man who believes in freedom will do anything under the sun to acquire . . . or preserve his freedom." Bir insan özgürlüğe doğrudürüst önem verdiğinde, güneşin altında, o özgürlüğü elde etmek için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Ne zaman birinin özgürlük istediğini söylediğini duyduğunuzda, ama sonraki nefesinde onu almak için ne yapmayacağını veya onu almak yolunda yapılmasına inanmadıklarını anlatacaksa, o kişi özgürlüğe inanmıyordur. Özgürlüğe inanan bir adam özgürlüğünü elde etmek veya onu muhafaza etmek için güneşin altında herşeyi yapacaktır. --- "We are nonviolent with people who are nonviolent with us." Bize şiddet uygulamayanlara karşı biz de şiddet uygulamayız. --- "I believe in a religion that believes in freedom. Any time I have to accept a religion that won't let me fight a battle for my people, I say to hell with that religion." Ben özgürlüğe inanan bir dine inanıyorum. Ne zaman insanlarım için savaşmama izin vermeyen bir dini kabul etmek zorunda kalsam, o dinin canı cehenneme derim. --- "You're not supposed to be so blind with patriotism that you can't face reality. Wrong is wrong, no matter who says it." Gerçekle yüzyüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil. --- "Power never takes a step back except in the face of more power." Güç asla geri adım atmaz, daha fazla güç kazanmak dışında. --- "A man who stands for nothing will fall for anything." Hiçbir şeye taraf olmayan bir adam, herhangi birşey için yıkılacaktır. --- "Concerning nonviolence, it is criminal to teach a man not to defend himself when he is the constant victim of brutal attacks." Şiddet kullanmamaya dair, bir insana ölümcül atakların kurbanı olduğunda kendisini savunmamayı öğretmek suçtur. --- "If you're not ready to die for it, put the word 'freedom' out of your vocabulary." Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, "özgürlük" kelimesini lûgatınızdan çıkarın. --- "Without education, you're not going anywhere in this world." Eğitim olmadan, bu dünyada hiçbir yere gitmiyorsun. --- "I am not a racist. I am against every form of racism and segregation, every form of discrimination. I believe in human beings, and that all human beings should be respected as such, regardless of their color." Ben bir ırkçı değilim. Her türlü ırkçılığa, her türlü ayrımcılığa karşıyım. Ben insanlara ve insanların renklerinden bağımsız saygı duyulması gerektiğine inanırım. --- "I don't see an American dream, I see an American nightmare." Amerikan rüyası görmüyorum, Amerikan kabusu görüyorum. --- "If you're not careful, the newspapers will have you hating the people who are being oppressed, and loving the people who are doing the oppressing." Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. --- "It doesn't mean that I advocate violence, but at the same time, I am not against using violence in self-defense. I don't call it violence when it's self-defense, I call it intelligence." Şiddetin avukatlığını yaptığım anlamına gelmesin, ama aynı zamanda, nefsi müdafaa için şiddet kullanılmasına karşı değilim. Nefsi müdafaada olunca ona şiddet demem, aklını kullanmak derim. --- "People don't realize how a man's whole life can be changed by one book." İnsanlar bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller. --- "The future belongs to those who prepare for it today." Gelecek, bugünden onun için hazırlananlara aittir. --- "I'm for truth, no matter who tells it. I'm for justice, no matter who it's for or against." Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil. --- "It is a time for martyrs now, and if I am to be one, it will be for the cause of brotherhood. That's the only thing that can save this country." Zaman şehitlik zamanıdır, ve ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur. (Şehadetinden iki gün önce.)
MALCOLM X
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 22, 2012, 12:15:17 ÖÖ » |
|
bir taş at.
bir taş daha at. bir şiir ateşle. bir yumruk yükselt. sesini yükselt. bir çocuk yetiştir. duvara bir slogan yaz. şehitleri an. bir hayal kur. tarihine sahip çık. sokaklara sahip çık. bir slogan at. bir tohum ek. bir ateş yak. terle. bir yara sar. bir dosta sevgi göster. hakikati söyle. arkanı kolla. gökyüzüne bak. iz bırakma. aklını kullan. işçilerden öğren. bir yoldaşa öğret. bir hücreyi ziyaret et. bir savaş esiri kurtar. kendi kalbini çal. parolayı aklında tut. bir füzeyi calişmaz hale getir. bir fıkra anlat. bir plan yap. bir umut ışığı ol. ismini değiştir. bir teoriyi test et. bir dogmaya meydan oku. korkunu kullan. bir damla gözyaşı akıt. hainlerle hesaplaş. ağırlığını hakkıyla taşı. sevmek için mücadele et. sevdiğini söyle. sınırı aş. sevdiğini bir daha söyle.
------------------------------ malcolm x-
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 22, 2012, 12:16:15 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
|
|