|
RUMEYSA
|
 |
« : Haziran 20, 2011, 12:46:42 ÖÖ » |
|
 Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Gazeteciler Şimon Perez’e “Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor" diye hatırlattıklarında?
Perez şu cevabı veriyor: “Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin!, düşünürüz.”DİYE CEVAP VERİR (Tercüman Gazetesi, Ergun Göze, 1986) evet değerli kardeşlerimbu yazıyı okuyunca hak vermemek elde değil dedim bu konuyu bu tartışma platformunda açmamın sebebi şuPeki o zaman Perez'in de dediği gibi“Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin!"derkenKur'an 'ın bahsettiği müslümanlar kimler?herkes yazsın istiyorum bizim müslümanlığımız neresinde kalıyor Kur'an'ın cevapları bekliyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
|
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
   
Karma: 0
Online
Mesaj Sayısı: 1217
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 22, 2011, 07:05:15 ÖS » |
|
بســـم الله الرحمن الرحيم ANKEBUT/2 İnsanlar, (yalnızca) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılıverecekerini mi sandılar?1 ANKEBUT/3 Andolsun, onlardan öncekileri sınamadan geçirdik,2 , gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.3 ANKEBUT/(4 Yoksa kötülükleri yapanlar,4 bizi (aşıp) geçeceklerini mi sandılar?5 Ne kötü hükmediyorlar? [JUSTIFY] Bu söz söylendiğinde Mekke'de hüküm süren şartlar çok ağır ve yıpratıcıydı. Kur'an hükümlerini kabul eden herkes zulüm, hakaret ve işkence hedefi oluyordu. Müslüman olan kimse fakir veya köle ise dövülüyor ve dayanılmaz işkencelere maruz bırakılıyor; eğer tacir ve zenaatkâr ise ekonomik kısıtlamalara hedef oluyor ve neredeyse aç kalıyor; eğer ileri gelen ailelerden birine mensupsa kendi akrabaları çeşitli şekillerde rahatsız edip eziyet veriyorlar ve hayatı çekilmez hale getiriyorlardı. Bu durum Mekke'de bir korku ve tedirginlik havası yaratmıştı ve bu nedenle kalpleriyle peygamberin hak olduğunu kabul eden ve kur'ana tabi birçok kişi açıktan söylemeye korkuyorlardı, iman eden bazıları da sonraları cesaretlerini yitiriyor ve çok ağır işkencelerle karşılaştıklarında kafirlere boyun eğip taviz veriyorlardı. Gerçi bu yıpratıcı şartlar sağlam imanlı sahabîlerin kararlılığını sarsamıyordu ama bazen onlar da beşeri zaaflar dolayısıyla yoğun bir tedirginlik ve ümitsizlik duygusuna kapılıyorlardı. [/JUSTIFY][JUSTIFY] Buhari, Ebu Davud ve Nesei de zikredilen Habbab bin Eret hadisi, bu durumu gösteren bir örnektir. [/JUSTIFY] [JUSTIFY] Habbab şöyle der: [/JUSTIFY][JUSTIFY] "Artık müşriklerin bize işkence yapmasından yıldığımız bir sırada, bir gün Nebi'yi (s.a) Kabe'nin gölgesinde otururken gördüm. Yanına gittim ve "Ey 'ın Rasûlü bizim için dua etmeyecek misin?" dedim. Bunu duyunca yüzü kıpkırmızı oldu ve şöyle dedi: [/JUSTIFY][JUSTIFY] "Sizden önce geçen müminler bundan da büyük işkencelere maruz kaldılar. Bazıları hendeklere atıldı, bazıları baştan ayağa iki parçaya biçildi. Bazıları ise imanlarından döndürülmek için demir taraklarla tarandılar. Vallahi, bu din tamamlanacak ve bir kimse hiç endişe etmeksizin San'a dan Hadramut'a kadar seyahat edebilecek, bu arada 'tan başka korkacağı hiç kimse olmayacaktır."[/JUSTIFY] [JUSTIFY] Bu ümitsizlik bezginlik halini sabra dönüştürmek için müminlere şöyle der: [/JUSTIFY][JUSTIFY] "Hiç kimse sadece sözle iman ettiğini söyleyerek va'dettiğimiz dünya ve ahiret nimetlerine layık olamaz. Bilakis iman ettiğini söyleyen herkes, söylediğinin doğruluğunu ispatlaması için bir dizi deney sınavdan geçirilir. Va'dettiğimiz cennet bu kadar ucuz değil, dünyada va'dettiğimiz nimetler de söz ile iman ettiğini söyleyen herkese ihsan edilecek kadar değersiz değil. İmtihan bunların ön-şartıdır. Bizim uğurumuzda zorluklara katlanmalı, mal ve can kaybı yaşanmalı, tehlikelere, engellere ve felaketlere göğüs germelisiniz; siz hem korku hem de (dünyaya karşı gösterdiğiniz) aç gözlülükle imtihan olunacaksınız. Sizin için değerli olan her şeyi bizim rızamız için feda etmeli, bizim yolumuz için bütün zorluklara katlanmalısınız. İşte ancak o zaman gerçekten iman edip etmediğiniz açığa çıkar." Kur'an'da, müslümanların zorluklar ve güçlüklerle karşı karşıya kaldıkları, korku ve dehşete kapıldıkları her durumda hemen hemen aynı şeyler tekrarlanır. Hicretten sonra, Medine'deki ilk dönemde müslümanların ekonomik zorluklar, dış tehlikeler ve içte yahudilerin ihaneti gibi büyük meselelerle karşı karşıya bulundukları bir sırada onlara şöyle seslenmiştir:[/JUSTIFY] [JUSTIFY] "Yoksa siz, sizden öncekilerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuş, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber ve onunla birlikte inananlar: " 'ın yardımı ne zaman?" demişlerdi." (Daha sonra onlara şu müjde verilmişti.) "İyi bilin ki 'ın yardımı yakındır." (Bakara: 214)[/JUSTIFY] [JUSTIFY] "Yoksa siz hiçbir denemeye tabi tutulmadan cennet'e gireceğinizi mi sandınız? henüz içinizden hayatlarını O'nun yoluna verecekleri ve O'nun yolunda sabredecekleri seçip ayırmadı." (Al-i İmran: 142)[/JUSTIFY] [JUSTIFY] Al-i İmran- 179, Tevbe-16 ve Muhammed-31'de[/JUSTIFY][JUSTIFY] de hemen hemen aynı şeyler söylenmektedir. bu ayetlerde müslümanlara, imtihanın, temiz ile pisin ayrıldığı bir ateş ocağı, mihenk taşı olduğunu söylemektedir. Pis olan, tarafından bir kenara bırakılacak, temiz olan ise seçilecek ve onu sadece samimi müminlerin hakettiği nimetlerle şereflendirecektir.[/JUSTIFY] [JUSTIFY] "Bu sadece sizin tecrübe ettiğiniz yeni bir şey değildir. Aynı şey daha önceden de hep vaki oluyordu. Kim iman ettiğini söylemişse, imtihan ve zorluklardan geçmek zorunda bırakılmıştır. Diğerlerine imtihansız hiçbir şey verilmediğine göre, siz de sadece iman ettiğinizi söyleyerek mükafatlandırılıp nimeta kavuşturulacak özel bir topluluk değilsiniz." [/JUSTIFY] [JUSTIFY] "Elbette doğruları bilecek, yalancıları da bilecektir." [/JUSTIFY][JUSTIFY] Bu durumda şöyle bir soru yöneltilebilir: [/JUSTIFY][JUSTIFY] " doğru söyleyenin doğruluğunu, yalancının da yalanını bildiği halde neden insanları bunu anlamak için imtihan etme gereğini duyuyor?" Bu sorunun cevabı şudur: Bir kimse potansiyel olarak varolan yetilerini pratikte kullanmadıkça, adalet gereği o kimse ne ceza ne de mükafat hakedemez. Mesela bir adam güvenilirlik, diğeri ise güvenilir olmama yeteneklerine sahiptir. İkisi de denenmedikçe ve biri güvenilirliğini diğeri ise bunun yokluğunu pratikte göstermedikçe, 'ın sadece gaybî bilgisine dayanarak, birisinin güvenilirliği, diğerinin ise bu özelliğin yokluğu nedeniyle mükafatlandırılması veya cezalandırıması 'ın adaletine yakışmaz. O halde 'ın insanların yetenekleri ve gelecekteki davranışları ile ilgili bilgisi, insanlar sahip oldukları bu yetileri pratikte uygulamadıkça adaletin gereklerinin yerine getirilmesi için yeterli olmaz. katında adalet bir adamın hırsızlık yapma veya çalma eğilimi olduğu konusundaki bilgiye değil, o adamın gerçekten bir hırsızlık yapıp yapmadığı konusundaki bilgiye dayanır. Aynı şekilde , bir insanın samimi bir mümin ve kendi yolunda büyük bir savaşçı olma potansiyel ve yeteneği konusundaki ilmi nedeniyle nimet ve mükafatlar ihsan etmez. Bu nimet ve mükafatlar ancak o kimse bir mümin ve yolunda cesur bir savaşçı olduğunu amel ve davranışlarıyla ispat ederse söz konusu olur. İşte bu nedenle ayetteki kelimeleri: " muhakkak bilecek" diye tercüme ettik.SEYYİT ALA MEVDUDİ[/JUSTIFY] [JUSTIFY] [/JUSTIFY]
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 22, 2011, 09:55:33 ÖS Gönderen: Faruk »
|
Logged
|
|
|
|
kHan_LoUn
Ara Sıra Uğrar
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 31
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 22, 2011, 08:58:54 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 24, 2011, 08:59:17 ÖS » |
|
Ilginc , İnsan egerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktari cok bulur ama 10 milyon ile magazadan birsey almaya gitse alacak birsey bulamaz...  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , İnsan 10 dk zikir edecek olsa bu zamani cok bulur ama bir film veya mac olsa bir bucuk saatlik zaman onun icin hemen geciverir...  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan duydugu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildigi birseyi inat ederek hemen kabullenmez. ..  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan modayi her an takip eder ama Peygamberimiz (s.a.v ) sunnetini bilmez veya bilse de uygulamaz..  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer...  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan konserde ilk siralarda olmak icin caba sarfeder ama camide ilk siralarda olmak icin caba sarfetmez.  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , bir ayet ya da hadis ezberlemek insanin zoruna gider ama muzik listesi top 10'da olan sarkilarin hepsini ezbere bilir...  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan Islami konulari dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikodulari dinlemeyi ve anlatmayi cok sever...  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Ilginc , insan hergun birilerinin olum haberini alir , ama yine de kendisinin de birgun olecegini dusunmez...
 Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin!
bunlardan dolayı böyle konuşabiliyor olmasın   
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 07, 2011, 11:47:51 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #6 : Haziran 24, 2011, 09:05:23 ÖS » |
|
rumeysa ablamızdan alıntıdır  Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! Zamanımızı nekadar ALLAHA ayırıyoruz ?
Sadece 'a ayıracak zamanınız var mı acaba? Bu maili aldığımda düşündüm ki.... Bunun için zamanım yok... Hele de çalışırken. Siz okuyunca ne hissedeceksiniz? Okuyun ve düşünün bakalım.
'Biz 'ı (cc) Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz. Belki cuma gecesine, çok nadiren kalkılabilirse, yatağın sıcaklığından feragat edilebilirse de Sabah namazlarına....
Ama hastalıklarımız, zayıflıklarımızda, doğal afetlerde, kısaca zorda ve çaresiz kaldığımızda hemen etrafımızda olsun istiyoruz.... ve, hiç şüphesiz, en çok da ölümün hatırlandığı cenazelerde.
Maalesef, biz 'tan (cc) bunları beklerken, (cc) için işte, oyunda, hayatımızın neredeyse tamamında yerimiz ve zamanımız yok... Çünkü... Diğer zamanlar işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş. Ya da açıkça söylersek o zamanlar 'a (cc) ihtiyacımız yok.
'ın (cc) emir ve yasaklarına itaattir. Karşılıksız alabileceğimiz en iyi hediye namazımızdır, Hem masrafsız ve ödüller de muhteşemdir.
beni affetsin, .... O'nun hayatımda ilk sırada olmaması gerektiğini kabul ettiğim yer ve zamanların varlığından dolayı.
Her zaman O'nun bizim için yaptıklarını daima hatırlayacak zamanlarımız olmalı.
Bu mesajı idrak ettiyseniz paylaşın!!
Evet, ALLAH'ı (cc) çok seviyorum. O benim var olma ve kurtulma kaynağım. Beni her gün ayakta tutuyor. O'ndan başka sığınılacak kapı olmadığını bilmek..
Onsuz hiçbirşeyim…. Diyebiliyormusunuz? Bunun için işte size çok basit bir test. Eğer ' ı seviyorsanız ve O'nun sizin için gerçekleştirdiği muhteşem şeylerden utanmıyorsanız....
bunu arkadaşlarınıza iletin. Bunun için zamanınız varmı? Kolay zora karşı.. -Gerçekleri söylemek neden bu kadar zor. Aynı zamanda yalanları söylemek de bu kadar kolay?
-Neden namazda uykuluyuz da bitince aniden uyanıveririz?
-Böyle mesajları paylaşmak varken silmek neden kolayımıza gelir?
Ne gariptir, ALLAH'a (cc) inandığını söyleyip de şeytanın peşinden gitmek .
Ne gariptir, fıkraları çılgınca paylaşırız, mesajlar havalarda uçuşur da iş İslamiyetle ilgili bir mesajın iletilmesine geldiğinde iki defa düşünürüz.
Bu mesajı eğer birilerine gönderirseniz, adres listenizdeki herkese gönderebilecek misiniz? Yoksa ne tepki vereceğini bilmediğinizden ya da emin olmadığınızdan göndermeyecek misiniz?
'ın bizim için ne düşündüğünden çok insanların bizim için ne düşündüğüne önem vermemiz sizin adalet terazinizle ne kadar adil görünüyor? Herşeyden önemlisi ne kadar daha yaşayacağınızı sanıyorsunuz.
bunlardan dolayı konuşuyor olabilirmi 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 26, 2011, 02:19:18 ÖÖ » |
|
"* Mümin olanlar,ancak o kimselerdir ki,onlar,ALLAHave Resûlüne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan ALLAH yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık doğru olanların ta kendileridir." *[Hucurat Suresi-15] bu ayete ne ? kadar uyuyoruz "* Ey iman edenler,ALLAHtan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka bir din ve tutum üzerinde ölmeyin." *[Ali İmran Suresi-102] 'tan hakkıyla korkuyormuyuz?korkuyoruz diyorsak bu günahları nasıl işliyoruz korkarak?
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|