Tarih, insaniar ve toplumlar için önemli bir hadisedir. “Geçmişleri olmayan milletlerin, gelecekleri de yoktur” sözü, birçok anlamda doğru bir sözdür. Ağacı dik tutan gerçek, nasıl ki toprağın altındaki kökleri ise, toplumları tekamül ettiren önemli bîr gerçek de, bu toplumların tari­hidir. Nitekim toplumların tarihi derinliği, bu açıdan önem kazanmaktadır.
Müslümanlar hangi ırktan, hangi kavimden olurlarsa olsuniar, bu müslümanların tarihi, mensup oldukları kavimlerinin tarihi değil, ırkı veya kavmi ne olursa olsun bütün müslümanların tarihidir. Dolayısıyla müslümanlara tarihi bi­linç veren Kur'an-ı Kerim, bu tarihe Adem (a.s.)'dan başla­maktadır. Nitekim müslümanların tarihi, Adem (a.s.) ile başlayan muhteşem bir tarihi derinliğe sahiptir.
Kur'an-ı Kerim'in verdiği tarih bilincine iman ve tesli­miyetle yaklaşmak, günümüz müslümanları için oldukça gerekli bir yaklaşımdır. Çünkü müslümanlar olarak, kendi­mizi sadece bugüne göre tanımlayandayız. Mensup olduğu­muz kavimlerin tarihi ise, bizler için net ve yeterli olan bir tarih değildir. Kendi tarihlerini Orta Asya'ya veya Osmanlı­lara nisbet edenler, kısır bir tarihi yöneliş içindedirler. Oysa herhangi bir müslümanın geçmiş tarihine yönelmesi demek, Adem (a.s.) ile başlayan bütün bir tarihe yönelme­si demektir.
Kur'an-ı Kerim'in verdiği bu tarihe iman ve teslimiyet­le yaklaşan bir müslüman, yirmi yaşında olsa dahi, binler­ce yıllık bir tarihi olgunluğa, binlerce yıllık bir yaşam tecrü­besine ulaşabilmektedir. Nitekim bu müslümanlar kendilerini tanımlarken, Adem (a. s.) dan Resulullah (s.a.v.)'e kadar bütün peygamberleri, bütün ümmetleri içine alan tarihi bir genişlikte tanımlamaktadırlar.
Çünkü,
Kur'an-ı Kerim'in geçmişle ilgili verdiği bütün haber­ler, bütün kıssalar, bütün olaylar, Kur'an-ı Kerime iman bilinciyle yaklaşan müslümanlar için, adeta kendilerinin yaşadıkları olaylardır.
Dünyaya Adem (a.s.) ve Havva validemizle birlikte indirilmiş.
Nuh tufanını, Nuh (a.s.) birlikte yaşamış.
Nemrud'un ateşine İbrahim (a.s.) birlikte atılmış.
Kızıldeniz'i Musa (a.s.) ile birlikte geçmiş gibidir bu müslümanlar!.
Böylesi bir tarihi derinliğin ne anlama geldiği ise, an­cak ve ancak bu imani bilince uiaşan müsîümanlann hissedebilecekleri bir anlamdır.
Kur'an-ı Kerim sadece müsîümanlann değil, müşrikle­rin ve kafirlerin tarihini de vermekte, onların da ne yapıp, neyle karşılaştıklarını beyan etmektedir.
İnsanlara sadece geçmişlerini değil, geçmişleriyle be­raber bugün içinde bulunduklan durumu ve geleceklerini de beyan eden Kur'an-ı Kerim, en kısa ifadesiyle bütün bir insanlığın evrensel tarihidir.
İnsanların geçmişte ne yaptıklarını, neyle karşılaştıklarını, bugünkü yönelişleriyle hangi durumlarda olduklarını ve yarınlarda neyle karşılaşacaklarını açıkça beyan eden Kur'an-ı Kerim, insanlığın evrensel tarihini merak edenler ve öğrenmek isteyenler için yegane kaynaktır. Çünkü tüm insanlara kendilerini ve içinde bulunduklan ha­yatı tanıtmak, bu insanlara geçmişlerini, yaşadıklan durumu ve bu yaşantılanyla muhtemel akibetlerini bildirmek için indirilen Kur'an-ı Kerim, bütün bu konulara açıklık ge­tirmektedir.
“Andolsun, size, (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitab indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız'?”(Enbiya: 21/10)
“Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)lanna uya­cak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Ha­yır, biz onlara kendi zikirlerini getirmiş bulunmakta­yız, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirmektedir­ler.”(Mü'minun: 23/71)
“Ve hiç şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız."(Zuhruf: 43/44)
Mehmet Alagaş