Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kur'anı insanlar anlayamazmı?  (Okunma Sayısı 549 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7654



« : Nisan 16, 2009, 12:12:54 ÖÖ »

Değerli kardeşlerim.
Son zamanlarda hatta öteden beri müslümanların arasında
"Kur'anı okumakla bizler anlayamayız.Onu mutlaka birileri bizlere anlatmalı"
düşüncesi hakim durumda.
Sizlerin bu konuda düşüncesi nelerdir.
Bizler KİTABIMIZ dediğimiz KUR'ANI okumakla anlayabilirmiyiz.?
Düşüncelerinizi bekliyorum arkadaşlar.
Logged

Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Nisan 16, 2009, 04:31:08 ÖÖ »

 
MÜSLÜMAN   KARDEŞLERİME BU YAZI BİR ÇAĞRIDIR  !!!

Kur'an'ı Kerim; Katından, insanları hidayete ulaştırmak için, güvenilir bir elçi vasıtasıyla, Hz. Muhammed'e (s) vahiy yoluyla, apaçık Arapça olarak indirilmiş, son ilahi mesajdır. Kur'an'ın indirilmesinde Hz. Muhammed de dahil, hiçbir yaratığın herhangi bir etkisi ve katkısı bulunmamaktadır.

Rabb'inin kitabı'ndan sana vahy edileni oku; O'nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. Ondan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın (18/27)".

"Eğer o bazı sözler uydurup bize iftira etseydi, elbette onun gücünü yok eder sonra da can damarını keserdik (69/44-46).

"Biz onu Arabça bir Kur'an olarak indirdik ki, düşünesiniz (12/2)"
(Rabb’inizden size indirilene (kur’ana)uyun.O’nu bırakıpda başka dostların peşlerinden gitmeyin.Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.(7/3)
(Resülüm)Sana bu mübarek kitabı,ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.)(38/29)
(Rızasını arayanı onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır,dosdoğru bir yola iletir.)(5/16)
, 38/ 29, 17/9, 54/17, 47/23-24, 43/43-44, 12/2, 7/3, 62/5, 46/9, 3/189, 20/124-126 ayetlerindeki mesajlara yogunlaşalım ,anlayalım ve hayatımızı kur’anla inşa etmeye gayret edelim.Çünkü mahşerde hesap günü kur’anın hükümlerini uygulamadan imtihana çekileceğiz.

Kur'an'ı tanımak ve anlamak onu ’ın istediği anlamda anlamaya ve tanımaya bağlıdır. Kur'an'ı detaylı bir şekilde anlayıp hayata geçirebilmek için, Kur'an dili olan Arapçayı onun iniş dönemindeki şekliyle bilmek de gerekir. Bu, gereklilik kelime anlamlarının tarihi seyri içerisinde geçirdiği anlam değişimleriyle yakından ilgilidir. Çünkü bu süreç zarfında siyasi ve fikri akımların bir takım etkileri olmuştur. Buna misal olarak "israf" kavramı Kur'an'da Allanın koyduğu sınırların çiğnenmesi ve tanımaması anlamında kullanıldığı halde daha sonraları bu kavram sadece yeme, içme ve giyimde saçıp savurma anlamlarında kullanılarak manası daraltılmıştır. (20/ 127 ve 7/31). Ayrıca, Kur'an'ın iniş dönemini, toplum yapısını, iniş seyrini bilmek de gerekir. Çünkü: Kur'an, topluca halka sunulan bir kitap değil, Resulullahın bi'setinden vefatına kadar süren 23 yıllık uzun bir dönemde nazil olmuştur. Bu sebeple Kur'an'ın ayetlerinin genelde nüzul sebebi" vardır. Bir ayetin nüzul sebebini bilmek ayetin manasını sınırlamaz. Ancak, ayetlerin manasının alıklığa kavuşmasında Büyük ölçüde yardımcı olur. Hz. Peygamberin (sav) hadislerini de bu çerçevede düşünmek ve değerlendirmek gerekir.

Kur'an'ı okuyacak kişi okumaya başlamadan önce, O'nun diğer kitaplardan farklı ve eşsiz bir kitap olduğunu bilmeli, O'na önyargısız olarak yaklaşmaya çalışmalıdır. Kendi önyargıları ile Kur'an'a yaklaşan kimseler, Kur'an'ın satırları arasında ancak kendi düşüncelerini bulur ve bu nedenle Kur'an'ın iletmek istediği mesajı kavrayamazlar. Diğer kitaplar için de geçerli olan bu durum Kur'an söz konusu olunca daha da belirginleşecektir.

Kur'anı okuyacak kimse onun içeriği hakkında yüzeysel bir bilgiye sahip olmak istiyorsa, onu bir kez okuması yeterlidir. Fakat o kimse Kur'an'ı derinlemesine anlamak ve yaşamak istiyorsa-ki, mü'minlerin görevi budur, o zaman bir çok kez ve her seferinde farklı bir bakış açısıyla okumalıdır. Kur'an'ın yaşam tarzını tanımak için bu gereklidir. İlk okuyuş sırasında okuyucunun kafasında belirecek sorular daha sonraki okuyuşlar sırasında giderek azalacaktır. Belki de bir müddet sonra cevaplandırılmamış soru kalmayacaktır.

Mü'min kişi, okuması sırasında aldığı mesajı mutlaka pratiğe geçirmelidir. Çünkü, Kur'an, basit bir teori ve fikir kitabı değildir. Ve O, araştırmacıların  elinde incelenecek anlaşılmaz bir kitap da değildir. Kur'an insanları hidayete ulaştırmak ve hidayete eren bu insanların etkinliklerini, hidayet üzere devam etmelerini kontrol altına almak ve yönlendirmek için indirilmiş bir kitaptır. Bunun için Kur'an'ı gerçek manada kavramak isteyen kişi onu yaşamalıdır. Hz. Muhammed (s) gibi (risa-let öncesi) inzivaya çekilmiş birinin, Rabb'inin "KALK, UYAR" emrini alınca izdivadan çıkıp İslam davasını başlatmasının ve karşı çıkanlarla mücadele etmesinin nedeni budur. Kur'an'ı diğer insanlara tebliği sonucunda, kendisine uyan temiz ve seçkin insanlarla birlikte 23 küsur sene mücadele ederek, islami yaşam tarzını kurmasında ona Kur'an rehberlik etmiştir.Kur'an okuyucusu, onu okurken bu zorlu mücadeleyi bizzat! Kur'an'dan safha safha tanıyacak, çok fazla gramer ve belagat ilmine sahip olmasa bile, mücadelenin akışında onu anlayacak ve Kur'an'ın mesajını kavrayacaktır.

Kur'an'ın ele aldığı başlıca konu, yeryüzünde "Halife" kıldığı "insan" ı felaha ve helake götüren, hayat tarzlarını anlatmaktır. Bütün olarak Kur'an baştan sona Hakk'ın açıklanması ve buna dayanan doğru yola daveti ana fikir olarak vurgulamaktadır.  Kur'an insanı doğru yola çağırmak ve kendi hatası sonucunda kaybettiği hidayeti ona vermeyi gaye edinmiştir. Okuyucu Kur'an okurken bütün bunları gözönünde bulundurmalıdır.

Bu açıklamalardan sonra, şöyle bir soru soralım; Acaba Kur'an anlaşılabilir mi?,Kur'an'ın içeriği hakkında düşünebilir miyiz? Yoksa Kur'an okunup üzerinde düşünülsün diye değil de, sadece yüzünden okunmak, sevap kazanmak ve uğur olsun diye mi indirilmiştir? Bir kısım okuyucunun hemen "Bu ne biçim soru, Kur'an'ın anlaşılacağından şüphen mi var?" dediklerini duyar gibiyiz. Fakat unutulmamalıdır ki, müslümanlar arasında bu konuda bir çok tutarsız anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayışlar müslümanların Kur'an'ı 'ın istediği şekilde anlayamamalarına ve kafalarında değişik bir Kur'an biçimlendirmelerine neden olmuştu. Üzülerek belirtelim ki, bu anlayışların kökleri, çoğu müslümanlarda hala etkinliğini sürdürmektedir.

İslam toplumunda dinamizmin kaybolup durağanlığın başlamasıyla birlikte Kur'an'a yaklaşılmaması yönünde akımlar oluşmaya başlamıştır. Kur'an hakkında dedikleri de şudur; Kur'an'ı anlamak ve üzerinde düşünmek bizim gibi aciz ve bilgisiz (cahil) insanların gücünün çok üstünde bir iştir.

Bazı gruplar da Kur'an'ı zahiri ve batini diye ayırıp, kimisi zahiri yönünü kimisi de batini yönünü ele almış, İslamın ve Kur'an'ın yanlış anlaşılmasında etkin bir rol oynamışlardır. Bunlar Batıniyye ve Sufiyye ekolleridir. Bu iki ekol işlerine gelen her yerde ayetleri tevil ederek, Kur'an'ın bahsetmediği birçok problemleri de ona bağlamaktadırlar. Kendilerine yöneltilen itirazlar karşısında ise "Biz sadece Kur'an'ın batınını bildiğimiz için, ifade ettiğimiz bu manaları ve ayetlerin batınını araştırarak çıkarıyoruz"    diyorlardı.

Kur'an'ı Kerim, bu ekollerin yanlış anlayışları karşısında esas olarak mutedil olanı; Kur'an üzerinde düşünüp gereği gibi anlamayı emrediyor. Üstelik Kur'an sadece mü'minleri değil, kendisine karşı olanları da ayetleri üzerinde düşünmeye davet ediyor.

"Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var? (47/24)"

                                                                            Recep  ÇAKMAK
« Son Düzenleme: Nisan 16, 2009, 04:40:02 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
Sade
Hep Burda
*****

Karma: 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3099



« Yanıtla #2 : Nisan 16, 2009, 02:30:50 ÖS »

Kuranıkerim'imizden deliler,aklıbaşına gelmemiş bebekler,aklı baçından gitmiş ihtiyalar (ihtiyarladıktan sonra) sorumlu değillerdir. bazı ayetlerin sonunda "akleden kimseler için ibretler vardır" ibaresi vardır. yani akllı isek deli değilsek okuduğumuzu anlayabilecek kapasitemiz vardır. zaten yüce kitabımızı okuması olmayan peygamberimize göndermiştir. o zamanki arap toplumunda tefsircilermi anlattılar da rasulullah bu kadar büyük bir ümmet toplayabildi. yada peygamberimizin bir ilmi mi vardıda insanlara okuduğu ayetleri ayrıyeten anlattı. ayetler indiği gibi arap toplumuna naklonuldu ve onlarda kayıtsız şartsız iman ettiler. zaten iman, inandık ve itaat ettik ten ibarettir. şeksiz şüphesiz.kuranı kerimden bülüğa eren herkes sorumludur.bana kimse alatmadı diye bir mazeret kabul edilemez.
yalnız herkesın anlama kapıtesı farklıdır,,kımı   gec  anlar kımı  daha cabuk anlar,,ama sonucta anlasılır bır dıl we uslup bagındadır  yuce kıtabımızdır,,mesela  okudugumuz fatıha tefsırı bazı yazarlada uzun bazılarında ıse daha kıza yazılmıdtır.bu demek degılkı bırı az bılıyor bırı cok bılıyor, yoooo, herkesın bı anlama   kapasıtesı bı   d erınlıgı wardır..önemlı olan  kaynagın guwenılrı kısılerın yazması...

eğer bu kuranın ayrıyeten anlatılmasını isteseydi ya peygamber harici insanları görevlendirir yada değişik bir vahiy yoluylada tefsirini indirirdi. yada rasulullah hadisi şeriflerinde buna benzer bir uyarı yapardı. bu kuranı tefsir edin yada diğer insanlara ayrıntılı anlatın derdi. veda hutbesindeki uyarı bize yeterde artar bence. "size iki emanet bırakıyorum.bunlara sımsıkı sarıldığınız mütddetce asla sapıklığa düşmezsiniz.allahın kitabı ve benim sünnetim." buradaki allahın kitabını bireylere söylüyor. hocalara değil. yani kuranı herkes bilmek zorunda.insanlar yeryüzünde yaratılmış halifelerdir. koyun sürüsü değildir. ayetlerde bireylere hitap eder. kuranı okuyan kişi kendisinde bahsedildiğini anlar. orada size okuyanları iyi dinleyin gibi bir ibare ayet yoktur. hadisi şeriflerdede böyle bişi yok.
 
abdestsiz kurana değilmez gibi aslı olmayan hurafe bilgilerle müslümanları kuranı kerimden uzaklaştırmışlar ve kuran hep abdestim yok diye okumak ertelenmiş, birde kuran hep göbek üzerinde tutulur göbekten aşağı tutulmaz gibi yanlış bilgiler kuranı okumak üçün hep bir düzenek almak gerektiği sanılarak kuranı kerimi okumak ertelenmiş ve böylece uzaklaşılıp gitmiştir.  boyle ce kısıler  Kuranı ogrenmek ten  hep geırde kalmıslar,,halan daha wakıt bulamıyorum, ısım war,zamaınm yok yarı nokurum yarın bakarım dıyerek ertelıyoruz
yarın cok gec olabılır   oysa..  yarına  kanıtımız yok..nasıl bır turkce ogretmenı derse gırerken mufretadını  o ankı dersıne calısarak derse gırıyosa kı dersı basarılı  sonuclansın.ewt müminler bızde dıger dunyada   basarılı olabılmek ıcın  bıze gonderılen kıtabımıız n dısına cıkmamalıyız kı sınawı gecelımm..ne guzeldır cennet kokusu degıl mı?hayal kurdugumuzda ne kadar mutlu oluyoz  inşallah o yoldan (yanı kıtabımızın yolundan )ayrılmayız  we bızleree de allah o cennet kapılarını acsın,,,

bazılarıda hiç okumaz sadece şeyhlerinin yap dediğini yaparlar yapma dediğini yapmazlar. onların dinleri şeylerinin elindedir. onlar şeylerinin kendilerine şefaat edeceklerine inanırlar. sankim adamın cennete gideceği garantide.onları peygamber varisi görürler. onların olağan üstü güçlere malik olduklarına inanırlar.
   halbuki islam kolaylık dinidir. zor olan hiç bir şey sözkonusu değil.mükafatlara 1den 700 ekadar ilave edilirken suçlar birebir kaydedilir artırılmaz. müslüman olmak otomatikman torpilli olmaktır yani. kuran herzaman yanıbaşımızda durması gerekeirken ona pygamberimizin emri ile sımsıkı yapışmamız gerekir ken kendimizi başkasına muhtaç kılıp kurandan uzaklaşmayı anlayamıyorum..
ALLAH KULUN AKAFİ DEGIL MI?(ZUMER36)

SADE
« Son Düzenleme: Nisan 16, 2009, 07:46:38 ÖS Gönderen: Sade » Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #3 : Mayıs 24, 2009, 07:19:21 ÖS »

Yüce Rabbimiz, insanlığa rehber olsun için inzal buyurduğu Kitab-ı Kerimini;
- Üzerinde düşünülsün ve öğüt alınsın diye insanlara bahşettiğini (47/24, 54/17, 50/45, 38/29);
- Onun apaçık ve öğüt alanlar için kolaylaştırılmış bir kitap olduğunu (15/1, 22/16, 26/2, 27/1, 28/2, 36/69, 44/2, 54/17, 22, 32, 40);
- Ölülere değil diri olanlara indirdiğini, Kur’an’ın yaşayan insanlara hitap ettiğini, onları uyarmak, hesap gününden haberdar etmek için gönderildiğini (18/2, 32/3, 36/70, 41/4);
- İnsanları karanlıklardan kurtarıp aydınlığa çıkarmak ve doğru yola iletmek için indirdiğini (5/16, 14/1, 33/43, 57/9, 65/11);
- Onu insanlara okunsun diye gönderdiğini (17/106)
- Onun hidayet ve rahmet kaynağı olduğunu (10/57)
beyan buyurmaktadır.
Rabbimizin Kur'an'la ilgili beyanları, Kur'an'ın vahyediliş gayesinin, insanlığa rehber olması, üzerinde düşünülüp öğüt alınması, hakkı batıldan ayıran bir kılavuz, bir hidayet ve rahmet kaynağı olarak algılanıp hükümlerinin hayatta hakim kılınması olduğunu, tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya koymaktadır.

Rabbimiz, Kamer Suresi'nde 4 ayette Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdığını vurgulamaktadır. Rabbimizn kolaylaştırdığını zor imiş gibi propaganda etmek yanlış bir tutumdur.

Kolaylaştırılmış Kur'an insan öğüt alsın diye
Yok mu öğüt alan vicdan, kolayı zor kılmak niye?
« Son Düzenleme: Mayıs 24, 2009, 07:20:25 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #4 : Mayıs 24, 2009, 07:21:52 ÖS »

Kur'ân en mühim haberdir.Sad suresi 67.ayet

Bu Kur'ân alemler için bir öğüttür.Sad suresi 87.ayet

Bu Kur'ân sadece bütün insanlar için bir derstir evrensel bir mesajdır.Yusuf suresi 104.ayet
İşte Kitap şüphe yoktur onda.Rehberdir hidayetin ta kendisdir korunacak muttakilere.Bakara suresi 2.ayet
İyi bilin ki bu Kur'ân uydurulmuş bir söz değildir.Sadece daha önceki kitapları tastik eden dine ait herşeyi açıklayan imân edecek kimseler için hidayet rehber ve rahmet olan kitabullahtır.Yusuf suresi 111.ayet
Şâhâne bir cevap:Ali Havvas'a insanlar mânâsını anlamadan Kur'ân okuyorlar buna ne dersiniz?diye soruldu.Cevaben şöyle buyurdu:Okudukları her harf için on sevap almaları kazanç olarak onlara yetmez mi?
c.c biz kullarına eğri ile doğruyu Kur'ân-ı Kerimde ve sevgili Habibi s.a.v vasıtasıyla bildirmiş ve insanı özgür iradesiyle baş başa bırakmıştır.İnsan ya düşünüp öğüt alır ya da geceden bile daha karanlık gündüzler yaşayarak zifiri karanlıklar içinde kaybolur gider.Velhâsıl Kur'ân-ı Kerimi anlamamak anlamaktan daha zordur. c.c cümlemizden razı olsun inş.dua ile.
« Son Düzenleme: Mayıs 24, 2009, 07:22:22 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sade
Hep Burda
*****

Karma: 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3099



« Yanıtla #5 : Mayıs 24, 2009, 09:48:29 ÖS »

ewt,Sağlam bilgi ve sağlam düşüncenin başı Kur'ân, doğru ifadenın ışıgıdır..gözlerımızdekı katre  Kur an ogrenme ılmınde nasıp eylesın rabbım,,
 
Kur anın   yansıttıgı ışıgı tum kullar soluguna ceksın kı O nda ki huzuru ferahlıgı  yucelıgı  kalplerınde mutmaın etsın,,
 
HAYDİ  HAKKA KURAN A KOŞŞŞŞŞ
KOŞ Kİ   GERCEGİ GÖRR
 
KOŞ Kİ  FERAHLIGI GÖR
KOŞ Kİ   UMUDU GÖR
 
 
KOŞ AMA KOŞ
 
YARIN GEC OLABILIR
 
 
Logged

gülsüm
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12



« Yanıtla #6 : Haziran 12, 2009, 12:29:31 ÖÖ »

selam ve dua lıe bıze allah cc ruhlar alemınde ogrettı zaten bızım yapacagımız azıcık melekelerımızı acmak basıretlı olmak azama dıp notlara artı parentezlere ıhtıyacımız kalmayacak allah cc tum ummetı muhammedın basıretını acsın vesselam
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: