Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: KUR’AN’A TESLİM OLMAK  (Okunma Sayısı 56 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« : Ocak 31, 2012, 08:24:06 ÖÖ »

http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/199195_10150144297767909_39177092908_6583574_3948253_n.jpg
KUR’AN’A TESLİM OLMAK


KUR’AN’A TESLİM OLMAK
Kur’an Kur’andır, Meâl de meâldir, Meâl Kur’an demek değildir, Kur’an meâlden ibaret değildir, Meâle talib olunur, Kur’an’a tabî olunur, Meâl’le akledilir, Kur’an’la hükmedilir, Meâl düşünülür, Kur’an yaşanılır, Meâl’e yaslanılır, Kur’an’a sığınılır, Meâl yer gösterir, Kur’an yol gösterir, Meâl esgeçilmezdir, Kur’an vazgeçilmezdir, Meâl okumak anlamaya başlamaktır, Kur’an okumak ibadettir, Meal okumak Kur’an’ı anlamak için bir ihtiyaç, ön şart ve gerekliliktir, fakat tek başına Kur’an’sız bir meâl okuması asla yeterli ve doğru değildir.
Eskiden Kur’an’a dair yeterince konuşulup yazılmadığından, Kur’an’ın aramızda hak ettiği gibi gündem edilmediğinden, onu hakkıyla tanıyamamaktan dem vurup hayıflanır ve bunun eksikliğini duyardık. Şimdilerde ise bu okuma ve gündem edinmelerin hangi yanlış yollara saptığını, Kur’an’ın nasıl nesneleştirildiğini, ilmin nasıl hafife alınarak, bilginin cüretkâr yorumlarla sıradanlaştırıldığını, Peygamber ve Sünnet’inin nasılda hoyratça hevâlara kurban edildiğini, fütursuz ve seviyesiz bir şekilde, sığ ve indî yorumlarla, liyakatsız ve ilmî disiplinleri hiçe sayan, haddi aşan bir pervasızlıkla hangi mahremiyet ölçülerinin ve sınırlarının kimler tarafından ve hangi gerekçelere dayanarak ihlal edildiğine üzülerek ve hep birlikte şahit oluyoruz.
Kur’ancılık, Kur’an adına Sünnet’i inkâr/reddetme/terk etme/dışlama fiili neredeyse sıradanlaşmaya başladı artık. Demek oluyor ki, muvahhid bilinen veya tevhidî kesim denilen bilinçli Müslümanların arasında bile Kur’an’a teslim olma işi salimen gerçekleşebilmiş değil. Etrafımızda öylelerini de görürüz ki Kur’an’a teslim olmak ve adanmak şöyle dursun, ne yazık ki Kur’an’ı teslim almaya ve onu payandalaştırmaya çalışanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Kur’an’a teslim olmayanlar mutlaka başka şeylere/yerlere teslim olanlardır ve mutlaka günün birinde Kur’an’ı teslim almaya kalkışanlardır. Teslim ol ve kurtul gerçeğini kulak arkası eden zavallılardır.

Halbuki bizlere İslâm’ı on kelimeyle anlat deseler öncelikle (ilah), Kur’an (vahiy), Ahiret, Rab, İbadet, Tağut, İman, Din, Peygamber (sünnet), Velâyet deriz.  Ya da üç kelimeyle anlat deseler; (ilah), Kitap(vahiy-Kur’an), Peygamber(sünnet) deriz çoğumuz.
Kur’an’ın bizim için; Rehber mi, Rahmet mi, Kılavuz mu, Hatırlatma mı, Öğüt mü, Uyarı ve ikaz mı, Nûr mu, Zikir mi, Hüküm mü, Hikmet mi, Şifâ mı, Beyan mı, Bûrhan mı, Nimet mi, ne olduğunu ve ne olması gerektiğini, Bizim O’nun için, O’na olan Hürmetimiz, taşıdığımız edeb ve hayâmız, üslûbumuz, aşk, bağlılık, ülfet, ünsiyet, samimiyet ve önyargısız yaklaşımımızla beraber, içtenlik ve gerçekçiliğimiz ve hepsinden önce takvamız belirleyecektir.  Çünkü İslâmî öğretide öncelikle vahye teslim olup adanmak esastır. Öncü Kur’an neslini özenle yetiştirip bir an önce ortaya çıkarmak, Kur’an’a yaklaşım ve dönüşü mümkün olabildiğince hızlandırmak gerekmektedir.
Teslim olmak mı, Teslim almak mı?
Kur’an’a teslim olanlar, O’nun eşsizliğini, üstünlüğünü ifade etmeye çalışıp O’na kendilerince değer katmaya veya yüceltmeye çalışmazlar. Kur’an ile değer kazanmaya, izzet onur ve şeref sahibi olmaya çalışırlar. Kur’an’la iyi geçinmeye bakarlar. Başkaları gibi Kur’an’dan nemalanıp O’nun sırtından geçinmezler.Kur’an’a teslim olanlar, O’na tutunarak kendilerini düzeltmeye ve dünyanın gidişine çekidüzen vermeye, ahiretlerini kurmaya/kurtarmaya, imanlarını Kur’an nuruyla salih amele dönüştürmek için koştururlar.
kurban olmak mı, Kurban etmek mi?
Kur’an hafızı da olsalar Rasülsüz ve usulsüz olarak, (cc)’ın ayetlerini peygambere rağmen yorumlayıp O’ndan hırsızlık yaparak kullananlar Kur’an’a kurban olacakları yerde O’nu kurban edenlerdir.Kur’an talebeleri; kitap (Kur’an’a rağmen, O’ndan başka kitaplar), kalem, tesbih, fikir veya silah kurbanları gibi olmamalıdır. Yoksa Kur’an’a kurban olmak varken, O’nu Kurban ederler! O’na teslim olmakla emrolunmuşlarken O’nu teslim alırlar!Kur’an’a kurban ol(a)mayanlar, sonuçta O’nu kendi heves, görüş, fikir veya eğilimlerine kurban ederler. Kur’an’ı Peygamber’e tercih ederek O’nu yok saymak, nebevî misyonunu ve tevhidî mücadele mirasını görmezlikten gelmek Kur’an talebesi olmakla çelişir. Bu ise aklı başında bir müslümanın yapacağı bir iş değildir ve çıkmaz sokaktır. Kimseyi bir yere götürmez.
Çünkü Peygambersiz din olmaz. Peygamberin dindeki konum, değer ve misyonunun farkında olamayanlar gerçeği, büyük resmi, fotoğrafın tamamını göremedikleri için sadece kendi gördükleri ve kabul ettikleri ve bildikleriyle yetinenlerdir.
Kur’an talebeliği!
Kur’an’ı tanıyabilmek için önce ona hicret edip taşınmak gerekir. Kitaba uymak varken işi kitabına uyduranlar, Kur’an’a taşınamaz ve onunla kucaklaşıp anlaşamazlar.Kur’an ve sünneti birbirinden ayırmak veya onları karşı karşıya getirmek veya birini diğerine tercih etmek (cc)’a ve Peygambere imanla, “Kur’an Talebesi” olmanın edebiyle çelişir.Eğer Kur’an talebesi olamamışsanız;Kur’an’ı Rasûlullah’a tercih eder, Kur’an bize yeter deyip açık nâslara   rağmen Peygamberi bir kenara bırakır ve ister istemez kendinize Peygambersiz bir din edinir ve sonuçta “Muhammed’siz Kur’an Projesi”ne ortak olursunuz!Eğer Kur’an talebesi olursanız;Peygamber’e dört elle sarılır ve tıpkı O’nun gibi Kur’an yoluna baş koyar, Elçi’ye ve O’nu gönderene saygı duyar, Kur’an adına Sünnet’i inkâra yeltenenlerden olmaz, Rasûl’ün izini takip ederek O’nunla birlikte Kur’an sofrasına oturur, Vahiy azığı ve Nebî’nin aşçılığı ile imanınızı doyurup aklınızı inşa eder, Kur’an’ın pratiği olan Sünnet’le istikametinizi belirleyip yolunuzu ve kulluğunuzu inşa edersiniz.Peygambere tabi olmak Kur’an talebeliği için ilk şarttır. Kur’an’la birlikte  Rasülullah’a tabi olunmadan asla Kur’an talebesi olunmaz. Peygambere tabi olmayanlar asla Kur’an talebesi olamazlar. Kur’an, kendisine talebe olacaklardan Peygambere tabi olmalarını ister. Demek oluyor ki Kur’an talebeliği, Peygamber takipçiliğiyle, O’nun mirasına varis olmakla ve Nebevî misyonunu yaşatmakla mümkündür.Kur’an’ın talebesi ve muhafızları (örnek, önder, öğretmen ve canlı Kur’anlar olan, O’nun ahlakıyla ahlaklanan, ümmete miras kalan) Hz. Peygamber(sav)in sünnetiyle yolunu aydınlatan, O’nun baktığı gibi bakan, yürüdüğü yola yönelen ve gördüklerini görenlerdir. İşte bunlar Kur’an’a kurban ve (cc)’a kul olan yiğitlerdir.Kur’an telebeliği adım adım vahyi takip etmeyi gerektirir. Gerçek anlamda Kur’an talebesi olanlar; bütün yolları Peygamber(sav)e ve Kur’an’a çıkan aklıselim bir düşüncenin dünya ve ahireti aydınlatıp insanı/insanlığı kurtaracağına inanırlar.

Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?

Gerçekte Kur an yazılı bir kitaptır, her şeyi yerli yerinde olan HİKMET/tir, her şeyin ve her işin ölçüsünü veren MİZAN ölçüterazidir, doğru yola kılavuzlayan HİDAYET/tir, yolu aydınlatan NURIŞIK’tır, (cc)’dan insanlara RAHMET’tir, Hakla batılı ayıran ve doğru alternatifi gösteren FURKAN ayraçtır, söylediklerinin doğruluğunu ve gerçekliğini kanıtlayan BÜRHAN delildir, yönlendirmek için yapılan MEVİZE öğüt tür, unutanlara veya farkında olmayanlara ZİKİR hatırlatmadır, kalplerde olan şirk, küfür, nifak, isyan, haset, huzursuzluk ve güvensizlik gibi manevi hastalıklara ŞİFA’dır, İnananlara BÜŞRA müjdedir, inanmayanlara uyarıcı NEZİR’dir, O’na sarılanlara HABBULLAHAllah(cc)’ın ipidir, (cc)’a güvenenler için URVETUL-VUSKA sağlam tutamaktır.
Din, Kur’an ve Peygamber; insanlar tarafından tanımlanıp teslim alınan değil, kendilerine teslim olunan ve tanımlayandırlar. Kendileriyle tanınıp tanımlanmak, arkadaş ve yoldaş olmak içindir. Taşınıp ilâhi iradeye teslim olarak, her türlü şirk, zulüm, batıl ve cahiliyeden kendilerine hicret etmemiz için bize emanettirler.
Rasülullah ile Kur’an’da buluşmak üzere ahidleşmeyenler, son kertede (Hadis ve Sünet adı altında) Peygamberle hesaplaşmayı tercih edip yüce elçiyle vuruştuktan sonra (cc)’ın kutlu Nebî’sine sırt dönüyor ve güya Kur’an’ı Peygambere tercih ediyorlar. Oysa Kur’an bu densizliği önceden haber verip ifşa ediyor ve inananlara Peygamberlerini hakem tayin edip ona itaat etmelerini kesin olarak emrediyor.  (4 Nisa 65-69)
Kur’an ve Meâl
Hiçbir zaman meallere Kur’an denilemeyeceği ve Kur’an’ın yerine geçmeyecekleri gibi, Kur’an da asla meal ve tercümeden ibaret görülemez.Kur’an’dan daha öncelikli olarak meal okumak ya da yüzünden Kur’an okumasını bile bilmeksizin yalnızca mealden yola çıkarak din öğrenmeye/Kur’an’ı anlamaya çalışmak, yüzme bilmeden açık denizlere girmek kadar tehlikelidir.Hiçbir metin ait olduğu bir dilden başka bir dile, bire bir ve eksiksiz olarak aktarılamazken, meâl ile yetinmek veya meâlden yola çıkarak sağlıklı olarak bir yerlere varmak pek mümkün değildir.
Kur’an mesajının içerdiği derinlik, güzellik ve anlam zenginliklerinin birçoğundan feragat ve fedakarlık edilerek, başka bir dilde en az manâ kaybıyla tercüme ve ifade edilişine Meâl denilir. Bununla birlikte sure ve ayetlerin vahyedildiği ortamı ve nüzül sebeplerini bilmeden, temel dinî bilgilere sahip olmadan yalnızca meallere bakılarak Kur’an’ı doğru ve eksiksiz olarak anlamak mümkün değildir.
Dini nasıl yaşayacağımızı ve nasıl müslüman olacağımızı, neleri niçin fedâ edeceğimizi, nelerden niçin vazgeçeceğimizi, dost ve düşman ölçümüzü neye göre belirleyeceğimizi örnekleyip öğretmek için kendisi ile bize gönderilen Kur’an’ı Peygamber(sav)’in elinden alıp O’nu kapı dışarı etmek/itmek; öncelikle kitabı gönderen (cc)’a karşı yapılabilecek en büyük küstahlık olurken sonuçta Elçiye-Nebîye hakarettir, son derece ahlâksız ve terbiyesizce bir yaklaşımdır.Ve tabii ki Kur’an’ın genel bütünlüğü, Sûre, konu ve ayet bütünlükleri gereğince bilinip dikkate alınmadan, Sûreler, ayetler ve kavramlar arasındaki anlam bağları yeterince dikkate alınmadan, Tertîl, Tilavet, Kıraât, Tedrîc ve Hikmet göz önünde tutulmadan, Sünnet ve Siyer’e başvurmadan, Hadislerin sıhhat ve içeriğini ayrıştırmak dururken toptan öteleyip sahih ve mütevatirleri de reddederek, sadece yoz/düz/yalın bir meâl okumayla din/Kur’an asla anlaşılamaz ve öğrenilemez!
Ne yazık ki bu güne kadar Peygambersiz olarak başlayıp yola çıkan bütün Kur’an yolculukları istisnasız olarak mâlcilik ve hüsranla bitmiştir. İlmihalleri, İslâm tarihi, Hadisleri, Mezhepleri, Tefsirleri kendi dünyalarında birbiri ardınca yakıp/yıkıp atanlar; zamanla Hz peygamber(sav)’in önce sünnetini ve daha sonra da kendisini devre dışı bırakan iflah olmaz ve amansız bir hastalığa kapılırlar


                                                                                        ALINTI
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2012, 12:05:22 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #1 : Şubat 05, 2012, 01:41:44 ÖÖ »

Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?
Gerçekte Kur an yazılı bir kitaptır, her şeyi yerli yerinde olan HİKMET/tir, her şeyin ve her işin ölçüsünü veren MİZAN ölçüterazidir, doğru yola kılavuzlayan HİDAYET/tir, yolu aydınlatan NURIŞIK’tır, (cc)’dan insanlara RAHMET’tir, Hakla batılı ayıran ve doğru alternatifi gösteren FURKAN ayraçtır, söylediklerinin doğruluğunu ve gerçekliğini kanıtlayan BÜRHAN delildir, yönlendirmek için yapılan MEVİZE öğüt tür, unutanlara veya farkında olmayanlara ZİKİR hatırlatmadır, kalplerde olan şirk, küfür, nifak, isyan, haset, huzursuzluk ve güvensizlik gibi manevi hastalıklara ŞİFA’dır, İnananlara BÜŞRA müjdedir, inanmayanlara uyarıcı NEZİR’dir, O’na sarılanlara HABBULLAHAllah(cc)’ın ipidir, (cc)’a güvenenler için URVETUL-VUSKA sağlam tutamaktır.

Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Şubat 15, 2012, 12:07:23 ÖÖ »

 
Alıntı
Teslim olmak mı, Teslim almak mı?
Kur’an’a teslim olanlar, O’nun eşsizliğini, üstünlüğünü ifade etmeye çalışıp O’na kendilerince değer katmaya veya yüceltmeye çalışmazlar. Kur’an ile değer kazanmaya, izzet onur ve şeref sahibi olmaya çalışırlar. Kur’an’la iyi geçinmeye bakarlar. Başkaları gibi Kur’an’dan nemalanıp O’nun sırtından geçinmezler.Kur’an’a teslim olanlar, O’na tutunarak kendilerini düzeltmeye ve dünyanın gidişine çekidüzen vermeye, ahiretlerini kurmaya/kurtarmaya, imanlarını Kur’an nuruyla salih amele dönüştürmek için koştururlar.
kurban olmak mı, Kurban etmek mi?
Kur’an hafızı da olsalar Rasülsüz ve usulsüz olarak, (cc)’ın ayetlerini peygambere rağmen yorumlayıp O’ndan hırsızlık yaparak kullananlar Kur’an’a kurban olacakları yerde O’nu kurban edenlerdir.Kur’an talebeleri; kitap (Kur’an’a rağmen, O’ndan başka kitaplar), kalem, tesbih, fikir veya silah kurbanları gibi olmamalıdır. Yoksa Kur’an’a kurban olmak varken, O’nu Kurban ederler! O’na teslim olmakla emrolunmuşlarken O’nu teslim alırlar!Kur’an’a kurban ol(a)mayanlar, sonuçta O’nu kendi heves, görüş, fikir veya eğilimlerine kurban ederler. Kur’an’ı Peygamber’e tercih ederek O’nu yok saymak, nebevî misyonunu ve tevhidî mücadele mirasını görmezlikten gelmek Kur’an talebesi olmakla çelişir. Bu ise aklı başında bir müslümanın yapacağı bir iş değildir ve çıkmaz sokaktır. Kimseyi bir yere götürmez.
Çünkü Peygambersiz din olmaz. Peygamberin dindeki konum, değer ve misyonunun farkında olamayanlar gerçeği, büyük resmi, fotoğrafın tamamını göremedikleri için sadece kendi gördükleri ve kabul ettikleri ve bildikleriyle yetinenlerdir.

 
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Online Online

Mesaj Sayısı: 1217



« Yanıtla #3 : Şubat 15, 2012, 11:43:11 ÖS »

Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?
Gerçekte Kur an yazılı bir kitaptır, her şeyi yerli yerinde olan HİKMET/tir, her şeyin ve her işin ölçüsünü veren MİZAN ölçüterazidir, doğru yola kılavuzlayan HİDAYET/tir, yolu aydınlatan NURIŞIK’tır, (cc)’dan insanlara RAHMET’tir, Hakla batılı ayıran ve doğru alternatifi gösteren FURKAN ayraçtır, söylediklerinin doğruluğunu ve gerçekliğini kanıtlayan BÜRHAN delildir, yönlendirmek için yapılan MEVİZE öğüt tür, unutanlara veya farkında olmayanlara ZİKİR hatırlatmadır, kalplerde olan şirk, küfür, nifak, isyan, haset, huzursuzluk ve güvensizlik gibi manevi hastalıklara ŞİFA’dır, İnananlara BÜŞRA müjdedir, inanmayanlara uyarıcı NEZİR’dir, O’na sarılanlara HABBULLAHAllah(cc)’ın ipidir, (cc)’a güvenenler için URVETUL-VUSKA sağlam tutamaktır.


Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: