Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Allah'la Yapılan Sözleşme  (Okunma Sayısı 405 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« : Kasım 09, 2008, 09:48:45 ÖS »

http://img68.imageshack.us/img68/6885/lailaheillallah4oq.jpg
Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Allah'la Yapılan Sözleşme


Kelime-i Tevhidin Anlamı

Şimdi size Kelime-i Tevhidin anlamını anlatacağım. Gerçekte verdiğiniz söz nedir'
Kelime-i Tevhidin sözlük anlamı basittir: 'tan başka ilâh yoktur ve Muhammed. (s.a.v). Onun elçisidir.

http://animsamak.sitemynet.com/mynet_resimlerim/a_a_-lailaheillallah.jpg
Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Allah'la Yapılan Sözleşme


ALLAH'la Yapılan Sözleşme

İlah'' sözcüğü Kelime-ı Tevhid'de anlamına gelir Dualarımızı kabul eden, tapılacak ve itaat edilecek tek efendi, yaratıcı, hayat ve devam gücü veren tek varlık 'tır.
"La ilahe illallah" sözleriyle iki şey ifade edersiniz. Birincisi dünyanın ne olmadan, ne de başka ilâhlar tarafından yaratılamayacağım kabul etmiş olursunuz. O vardır ve Ondan başka ilâh yoktur ve tek ölümsüz Odur. ikinci olarak, aynı 'ın bütün evrenin olduğu gibi sizin de İlâhiniz Efendi'niz olduğunu kabul etmiş olursunuz. SİZ kendiniz, sahip olduklarınız ve dünyadaki herşey yalnız O'na aittir. O Yaratıcı'dır ve düzeni devam ettirir. Hayat ve ölüm O'nun emrindedir. Sıkıntı da, ferahlık da O'ndan gelir. Kim neye sahipse O vermiştir; kim ne kaybetmişse O almıştır. Sadece O'ndan korkmalı ve O'ndan istemelisiniz. Sadece O'nun önünde başlarınızı eğmelisiniz. Sadece O hizmet ve ibadete layıktır. O'ndan başka hiç kimsenin kulu ya da kölesi değiliz ve Ondan başka hiç kimse Efendimiz ya da Hükümdarımız değildir. Görevimiz Ona itaat etmek ve yalnızca O'nun kurallarını uygulamaktır.
Bu, La ilahe illallah" dediğiniz andan itibaren 'la yaptığınız sözleşmedir ve siz bunu yaparken dütün dünya şahidiniz olur.
Eğer bu sözleşmeyi bozarsanız, elleriniz, ayaklarınız, vücudunuzdaki en ince kıl, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her zerre, sözünüzden döndüğünüze şahit olan her şey, 'ın huzurunda size karşı tanıklık edeceklerdir. Kendinizi o kadar umutsuz bir durumda bulacaksınız ki, size yardım edecek tek bir şahit bile çıkmayacak. Hiç bir avukat sizi savunmak için orada olmayacak. Çünkü bu dünyadaki mahkemelerde avukatlık yapanlar, yasaları hep kendi amaçları doğrultusuna çevirmekten suçlu olacakları için kendileri de sizin yanınızda, tıpkı sizin gibi umutsuz bir durumda olacaklar. Bu mahkeme sizi güçlü bir savunmaya, yalancı şahitlere ya da sahte belgelere dayanarak temize çıkarmayacak. Bu dünyada suçlarınızı polisten gizleyebilirsiniz fakat 'ın polisinden gizleyemezsiniz. Polis burada rüşvet alabilir fakat orada hayır. Bu dünyada bir şahit yalan söyleyebilir ama 'ın şahitleri asla söylemez. Hakimler haksızlık yapabilir ama yapmaz. Ve 'ın suçluyu gönderdiği hapishaneden kaçış yoktur. Aptallıkların en büyüğü 'la sahte sözleşme imzalamaktır. Önce enine boyuna düşünmeli sonra titizlikle uygulamalısınız. Söz vermeniz için kimse size baskı yapmıyor; ama boş sözler size hiç bir tavda sağlamaz.


Gelin Müslüman Olalım
 MEVDUDİ
« Son Düzenleme: Kasım 09, 2008, 09:50:21 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 09, 2008, 10:10:07 ÖS »

http://dl2.glitter-graphics.net/pub/414/414022i8iygllohj.jpg
Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Allah'la Yapılan Sözleşme


Sözleşmenin Yükümlülükleri

Kardeşlerim ve arkadaşlarım! Kelime-i Tevhidin alanımı biliyoruz. Şimdi dikkatinizi onun getirdiği yükümlülüklere çekmek istiyorum.
'ın herşeyin efendisi olduğunu söylemek ne anlama geliyor? Bu demektir ki hayatlarınız sizin malınız olmayıp sadece 'a aittir. Ne elleriniz, ne gözleriniz, ne de vücudunuzdaki herhangi bir organ size ait değildir. Ekip biçtiğiniz topraklar, sizin için çalışan hayvanlar, servetiniz, yararlandığınız eşyalar hiç biri sizin değildir. Hepsi 'a aittir ve size hediye olarak verilmişlerdir.
Bu yüzden "bu hayat benim, bu vücut benim , bu zenginlik benim ‘’ demek için hiç bir dayanağınız yoktur. Başka birini herşeyin sahibi olarak tanıdıktan sonra sizin de aynı şeyler üzerinde hak iddia etmeniz saçmadır. Eğer herşeyin sahibinin olduğuna gönülden inanıyorsanız bu inanç beraberinde iki şey getirir:

Birincisi, herşeyin asıl sahibi olduğundan ve siz sadece onun sahip olduklarının emanetçisi okluğunuzdan, onları O nasıl sovlemişse aynen öyle kullanmalısınız. Eğer başka türlü davranırsanız, emanete ihanet etmiş ve 'ı kandırmış olursunuz. Ellerinizi ve ayaklarınızı Onun istemediği şevler için kullanmaya ve onun hoşlanmadığı şeylere bakmaya hakkınız yoktur. Onun yasakladığı bir şeYe heves edemezsiniz. O'nun isteği dışında hiç bir toprak va da mal üzerinde hak sahibi olamazsınız. Size ait olduklarını düşündüğünüz karınız ve çocuklarınız sadece size tarafından verildikleri için sizindirler. O halde onlara bile kendi isteğinize göre değil Onun emrettiği biçimde davranmalısınız. Eğer emirlerine muhalefet ederseniz, birer gaspedici durumuna düşersiniz. Başkalarının mallarını gaspedenlere nasıl namussuz derseniz, siz de 'ın size sunduklarına kendi malınız gibi bakarsanız, kendi arzunuza veya 'tan başka birilerinin arzularına göre kullanırsanız dürüst davranmış olmazsınız.
Eğer Onun emirlerine göre hareket etmenin zorluğundan yakınıyorsanız, o zaman bu gerçekten zor olur. Eğer hayatlar kaybediliyorsa, bedenler inciniyor, aileler dağılıp mal ve mülkler zarar görüyorsa siz niçin üzülüyorsunuz. Butun bu kayıplar herşeyin gerçek sahibinin iradesiyle gerçekleşmişse, bu zaten tamamen O'nun hakkıdır. Ama elbette ki Efendinizin isteklerine karşı gelir ve onların zorluğundan yakınırsanız şüphesiz ki O'nun malına zarar vermiş olacağınızdan suçlu siz olursunuz. Bir örnek verelim: Hayatınızın sahibi siz değilsiniz. Eğer onu Efendinizin isteğine göre yaşar ve ölürseniz O'nun emrini yerine getirmiş olursunuz. Ona karşı gelerek can vermek bir suçtur.

İkinci olarak, eğer O'nun tarafından verilmiş bir şeyi O'nun yolunda harcıyorsanız bu ne 'ın ne de bir başkasının iyiliği içindir. Herşeyden vazgeçip emrettiklerinin hepsini yapabilir, hatta sizin için çok değerli olan hayatınızı O'na adayabilirsiniz, fakat bütün bu yapılanlar Onun iyiliği için değildir. Bütün yaptığınız O'nun size verdiklerine karşılık sizin Onun emirlerini yerine getirmenizdir. Bu alkışlanması gereken, övünülecek bir başarı mıdır? İnsanlar kendilerine yapılan bir iyiliğin karşılığını verdiklerinde ödüllendirilmeli midirler? Unutmayın ki gerçek bir Müslüman, Alllah yolunda sarfettiğı hiç bir şeyle ve O'nun için yerine getirdiği hiç bir görevle övünmez. Tam tersine alçakgönüllü davranır. Övünme ve gurur iyi davranışları yok eder. Ödüllendirilmeyi bekleyen ya da bunun için yararlı işler yapan bir kişi, 'ın ödülünden mahrum kalır: "Ödülünü bu dünyada aradı, fakat o zaten ödüllendirilmişti.''

Gelin Müslüman Olalım
 MEVDUDİ
« Son Düzenleme: Kasım 11, 2008, 12:16:11 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 9894



WWW
« Yanıtla #2 : Kasım 09, 2008, 10:13:18 ÖS »

http://i10.piczo.com/view/2/l/0/o/v/h/x/m/z/8/p/d/img/i220011942_44819_2.gif
Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Allah'la Yapılan Sözleşme


Davranışlarımız

Kardeşlerim! Efendiniz tarafından size bağışlanan olağanüstü bir iyilik düşünün. Sizden aslında kendisine ait olan şeyleri istiyor ve bunun karşılığını da ödeyeceğine söz veriyor. Bu ne sınırsız bir cömertliktir!
"Şüphesiz ki , inananlardan nefislerini ve mallarını-onlara Cennet'i vermek karşılığında- satın almıştır" (Tev-be, 9/111).
İşte 'ın iyiliği bu kadar büyüktür. Şimdi kendi davranışlarınıza bakın. Siz O'nun satın almış olduğu şeyleri tekrar başkalarına satıyorsunuz. Ve bu değerli şeylere biçtiğiniz fiyat da o kadar komik ki! "Alıcılar" 'a karşı gelmenizi sağlıyorlar. Siz de hayatınızın devamını sağlayanlar onlarmış gibi onlara hizmet ediyorsunuz. Beyinlerinizi, bedenlerinizi ve bu isyancıların almak istedikleri ne varsa herşeyinizi onlara satıyorsunuz. Bundan daha ahlaka aykırı birşey olabilir mi? Satılmış bir şeyi yeniden satmak bu dünyada bile yasal ve ahlaki bir suçtur. Suçluları mahkemelerde hile ve dolandırıcılıktan yargılanırlar. 'ın mahkemesindeki yargıdan kaçabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?


Gelin Müslüman Olalım
 MEVDUDİ
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: