|
RUMEYSA
|
 |
« : Kasım 11, 2008, 12:23:22 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 11, 2008, 12:24:27 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 11, 2008, 12:26:19 ÖÖ » |
|
 Kelime-i Tevhid Niçin Eşsizdir  Kelime-i Tevhid Niçin Eşsizdir İki Çeşit Ağaç
İki cins ağaç düşünün. Meşe ağacına bir bakın. Kökleri toprağa nasıl sıkı sıkıya tutunmuş, boyu nasıl yücelere erişmiş, geniş dalları üzerinde ne kadar güzel yapraklar yetişmiştir. Bu ağaç böyle bir güce ve ihtişama nasıl sahip olabildi? Sebep, meyvesi olan meşe palamudunun yaradılışmdadır. Büyük ağaç olması için tohumunda doğuştan gelen bir hak vardır. Ve bu hak o kadar belliydi ki, talepte bulunduğu zaman toprak, su, hava, sıcak gün ve serin gece, yani ihtiyaç duyduğu her madde ona istediği her şeyi vermeyi kabul etti.
Böyle ulu bir ağaç olma meziyeti, yararlı meyveler vermesi ve yüceliğindeki asaletle muazzam bir ağaç olmayı hakettiğini gösterdi ve birleşerek ona yardım eden yerin ve göğün güçleri haklı çıktılar. Dahası, yardım etmek onların göreviydi çünkü toprağın, suyun, havanın ve diğerlerinin sahip oldukları besleme, geliştirme ve olgunlaştırma gücü onlara soylu ağaçlara yardım etmeleri amacıyla verildi. Fakat kendi kendine yetişen vahşi otlar ne olacak? Güçsüz ve meziyetsiz olduklarından, kökleri toprağa iyi tutunamadığından bir çocuk tarafından bile kopartabilirler. O kadar güçsüzdürler ki rüzgarla bile solabilirler. Dokunduğunuz zaman dikenleri batabilir. Eğer tadına bakarsanız acı ve zehirli olabilirler. Hergün bunlar gibi kaç tanesinin tomurcuklanıp kaç tanesinin solup gittiğini sadece bilir. Peki niçin böyleler? Sebep şu ki onlar meşe palamudunun sahip olduğu ve meşe ağacının büyümesine izin veren o hakka sahip değildirler. Soylu ağaçlar olmadığı zaman toprak, yaradılışı gereği kendini nadasa bırakmaz ve çalıların, işe yaramaz otların büyümesine izin verir. Su besin, hava da enerji verir fakat hiç biri bu bitkilerin varlık hakkını meşe ağacınınkini kabul ettikleri gibi kabul etmezler. Bu yüzden ne toprak derinlere kök salmaları için onlara yardım eder; ne su gelişmeleri için onları gönülden besler; ne de hava yardımcı olmaya isteklidir. Bu yüzden bu fakir kaynakla, bu bitkiler sağlıksız, lezzetsiz, genellikle dikenlere ve zehirli meyvelere sahip olarak yetişirler. Bu da gösterir ki, yeryüzü ve gökyüzü bu tür bitkilerin yetişmesine yardım etmek için yaratılmamıştır. Şimdi bu iki örneği karşınıza alın ve Kelime-i Tayyib ile Kelime-i Kabih arasındaki farkı etraflıca düşünün.
Gelin Müslüman Olalım MEVDUDİ
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 11, 2008, 12:32:03 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 11, 2008, 12:34:58 ÖÖ » |
|
 Kelime-i Tevhid Niçin Eşsizdir Kelime-i Tayyib'in Özellikleri
Kelime-i Tayyib gerçek bir "kelime'dir; o kadar gerçektir kî bütün dünyada ondan daha gerçeği bulunamaz; tıpkı 'ın bütün evrenin tek ilâhı olduğu gibi. Yerdeki ve göklerdeki her şey buna tanıklık eder. İnsanlar, hayvanlar, ağaçlar, taşlar, kum taneleri, çağlayan ırmaklar, parlayan güneş -bunların içinde 'tan başka biri tarafından yaratılmış, hayatını başka birinin yardımıyla sürdüren ve 'tan başkasının yo-kedebileceği herhangi bir nesne var mıdır? Bütün evren tarafından yaratılmıştır ve hayatı ve devamlılığı O'nun merhametine bağlıdır; tek efendi ve yönetici 'tır. Ve siz "Bu dünyadaki hakimiyet sadece 'a aittir "dediğinizde, göklerdeki ve yerdeki herşey size uDoğru söyledin. Buna hepimiz tanığız" der. O'nun önünde eğildiğinizde evrendeki herşey sizinle birlikte eğilir, çünkü herşey ona ittat eder. O'nun emirlerine uyduğunuzda dünyadaki her şey aynısını yapar. O'nun yolunda giderken yalnız değilsinizdir. Aslında, göklerin ve yerin orduları sizinle birliktedirler: gökteki güneşten, en küçük bir kum tanesine kadar herşey onun döşediği yoldan giderler. O'na güvendiğinizde önemsiz bir güce değil, Kâıııat'm Efendisi'nin gücüne güvenmiş olursunuz. Kelime-i Tayyib'e inanan ve hayatını ona göre şekillendiren birini, yerin ve göklerin bütün güçlerinin destekleyeceğini şimdi anlayabilirsiniz. O kişi bu dünyadaki ve öbür dünyadaki hayatlarında bolluk içinde olacaktır. Bir an için bile yenilgi ve kayıba uğramayacaktır. Bu, 'ın başta belirttiğim ayetinde de açıkça söylendiği gibi Kelime-i Tevhid kökleri toprağa sıkıca bağlı, dalları gökyüzüne uzanan ve 'ın izniyle sürekli meyve veren bir ağaca benzer.
Gelin Müslüman Olalım MEVDUDİ
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 11, 2008, 12:38:50 ÖÖ » |
|
 Kelime-i Tevhid Niçin Eşsizdir Kelime-i Kabih'in Özellikleri
Buna karşılık, Kelime-i Kabih'in anlamı nedir? Bu, ya yok demektir ya da O'nun ilahi gücünü paylaşan başka biri var demektir. Bir düşünün, bundan daha asılsız ve boş bir düşünce olabilir mi? Dünyada bunun herhangi bir kanıtı var mı? Bir ateist 'ın olmadığını söyler fakat yerdeki ve gökteki her şey onu yalanlar: "Hepimiz gibi seni de yarattı ve bu talihsiz sözleri söyleyen dili de sana O verdi." Bir putperest ise 'a ve ilahi gücüne ortak koşarak başka tanrıların da yaşama gücü verdiğini; onların da herşeyin üzerinde güçleri olup kaderlerimizi belirleyebileceklerini; fayda sağlayıp zarar verebileceklerini; dualarınızı dinleyip kabul edebileceklerini; korkulmayı ve güvenilmeyi hakettiklerini; 'ınkilerin yanısıra onların buyruklarına, emirlerine ve kanunlarına da uyulması gerektiğini söyler. Ancak yerdeki ve göklerdeki herşey bu iddianın kesinlikle bir yalan ve gerçeğe tamamen aykırı olduğunu kanıtlar. Şimdi düşünün, böyle asılsız bir düşünceye inanan ve ona göre bir hayat süren birisi bu dünyada ve Ahiret'te nasıl refah bulur. bu gibi insanlara acımış ve onlara belirli bir süre daha hayatlarını devam ettirmeleri için izin vermiştir. Doğa ise onları bir süre için besleyecek fakat bunu hakettikleri için yapmayacaktır. Çünkü bu insanlar biraz önce bahsettiğim, kendiliğinden yetişmiş çalılara ve işe yaramaz otlara benzerler.
Karşılaştırma Sonuçları
Aynı tezat meyveler arasında da vardır. Kelime-i Tayyib tatlı meyveler verir: dünyada barışı kurar. İyiliği, gerçekliği ve adaleti hakim kılar ve insanlar bundan faydalanır. Fakat Kelime-i Kabih gibi günahkâr bir kökten nasıl bir ağaç yetiştirebilirsiniz? Büyüdükçe dikenli dallar sürgün verir; damarlarından zehir akar. Böyle dallarda acı ve zehirli meyvelerden başka birşey yetişmesine imkân var mıdır? Küfürün, putperestliğin ve maddeciliğin hakim olduğu yerlerde neler olduğunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz: insanoğlu kendi kendisinin yıkıcılığı altında eziliyor. Devamlı savaş hazırlıkları yapılıyor. Nükleer silahlar ve zehirli gazlar üretiliyor. Devletler, yok etmek için birbirlerine saldırıyorlar. Güçlü olanlar güçsüz olanların elinden ekmeğini alıyor, ordu ve polisle onları sindirerek hapis ve ölümle tehdid ediyorlar. Güçsüzler hiç bir yerde güçlülerin baskısından kaçamıyorlar. Bireylere gelince, onların ahlakları da şeytanı bile utandıracak kadar bozulmuş. İnsanlar artık hayvanların bile yapmaya çekindiği şeyleri yapıyorlar. Zengin, fakiri kandisine hizmet etmeye mecbur bir köleymiş gibi çalışmaya zorlayarak, faiz alarak ve sömürerek onun kanını emiyor. İnsan haysiyeti ve hakları ayaklar altına almıyor. İnsanlar fiziksel zevklerine bir engel koymadıklarından kürtaj yaygınlaşmıştır. Eş değiştirme bile yapılmaktadır. Bu yüzden Kelime-i Kabih bitkisi nerede ve ne zaman yetişirse yetişsin dallarının dikenli, meyvelerinin acı ve zehirli olması sizi şaşırtmasın. Bu iki sözden bahsettikten sonra şöyle söyler:
"Bu yüzden , güçlü sözü seçenlere bu dünyadaki ve Ahiret'teki hayatlarında güç verir ve yanlış yapanların yoldan çıkmalarını engellemez" (İbrahim, 14/27). Yani , Kelime-i Tayyib'e bağlananlara bu dünyada ve ahirette kuvvet ve dayanma gücü verecektir. Buna karşılık Kelime-i Kabih'e bağlananların çabalarını boşa çıkaracaktır. Bu dünyada ve öbür dünyada, karşılığını alacakları hiç bir iyi iş yapmayacaklardır.
Gelin Müslüman Olalım MEVDUDİ
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 11, 2008, 12:43:01 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #5 : Kasım 11, 2008, 12:44:47 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|