|
Yakup
|
 |
« : Şubat 02, 2010, 03:32:45 ÖS » |
|
Rahipleri rab edinmenin arkasında Baba, Oğul ve Kutsal Ruh inancı vardır. Bu inanç, çoğu Hıristiyan mezheplerinde aynıdır. Her birinin farklı inançları da vardır. Katolikleri ele alarak İsa aleyhisselamın tebliğ ettiği saf dinin, nasıl tanınmaz hale geldiğini görmeye çalışalım. 1- 
Katoliklere göre birdir; ondan başka Tanrı yoktur. O, gerçeğin kendisidir. Yeri ve göğü tek başına yaratmıştır. Yaratılış düzenini ayarlayan ve dünyayı yöneten odur. O insanlara yakındır ve her şeyi bilir. O her zaman vardır, varlığının başı ve sonu yoktur. Her şey varlığını ona borçludur. Sahip olduğumuz her şey ondan gelmektedir.O, kendiliğinden var olandır. ’ın Baba olarak adlandırılması, her şeyin başlangıcı ve aşkın otorite sahibi olmasından ve tüm çocuklarının üstüne titreyen sevgi dolu iyiliğinden dolayıdır. ne erkektir, ne kadın; , ’tır.
Bazı Hıristiyanlar, ile insan arasında bir boşluk olduğunu söyler, arayı arabulucularla doldururlar. Şimdi Katoliklerin arabulucu saydıkları varlıklara bakalım: 2- İsa (Oğul)
Katoliklere göre İsa, Baba’nın elçisidir. Baba onu kutsal ruhla meshetmiş, rahip, peygamber ve kral yapmıştır. O, kendiliğinden bir şey yapamaz. Her şeyi kendisini gönderen Baba’dan alır. Şimdi o, Baba’nın yanında Hıristiyanların avukatlığını yapıyor. Onlar lehine aracılık etmek için hep canlıdır. ’ın huzurunda daima hazır bulunmaktadır. Kendisi aracılığı ile ’a yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter.
Bu anlayışa göre Kutsal Tanrı yani ile günahlı insan arasında büyük bir boşluk vardır. Oklar günahlı insanın ’a ve onun sunduğu bol yaşama ulaşmak için gösterdiği çabayı simgeler. Bu çaba, ’tan karşılık beklenerek yapılan iyilikler, arayış içinde felsefeden felsefeye koşma ya da dinsel inanç biçiminde kendini gösterir.
Hıristiyanlara göre ile insan arasındaki kuzu İsa’dır. O kendini, insanlığın kurtuluşu için kurban etmiştir.
Pavlus’un Timoteos’a mektubunda şu söz yer alır: “Tek bir ve ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.”
Üç asır sonra gelen oğul nitelemesi.
Havariler zamanında İsa, gerçek anlamda insan sayılırdı. Onun ’ın oğlu olduğu kararı üçüncü yüzyıldan sonra Antakya’da alındı.
325’te toplanan Ökümenik İznik Konsili, İsa’nın yaratılmış olmadığına, Baba’dan doğduğuna ve onunla aynı özden olduğuna karar verdi.
431’de, üçüncü Ökümenik Efes konsili şu kararı aldı: “İsa, kendi kişiliğini, akıllı ruhla canlandırılmış bir bedenle birleştirerek insan olmuştur. Meryem Ana ise, gerçek anlamda Tanrı’nın Anasıdır.”
451’de toplanan dördüncü ökümenik Kadıköy konsili onun gerçek tanrı olduğunu şöyle ilan etti:
“Rabbimiz Mesih İsa’nın mükemmel Tanrılığa ve mükemmel insanlığa sahip, gerçek Tanrı ve gerçek insan olduğunu, akıllı bir ruhtan ve bedenden oluştuğunu, Tanrılık açısından Baba ile, insanlık açısından da bizimle aynı özde olduğunu, günah dışında hepimize her şeyde benzer olduğunu, Tanrılık açısından yüzyıllar öncesinden Baba’dan doğduğunu, insanlık açısından bizim esenliğimiz için bakire Meryem’den doğduğunu oybirliği ile kabul ettiğimizi resmen beyan ederiz.
Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yahudiler, “Üzeyr ’ın oğludur” dediler; Hıristiyanlar da “Mesih ’ın oğludur” dediler. Bunlar dillerine doladıkları kendi sözleridir. Kendilerinden önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar. kahretsin onları! Bu iftiraya nereden sürükleniyorlar? (Tevbe 9/30)
|