|
Sade
|
 |
« : Kasım 19, 2008, 07:26:25 ÖS » |
|
Hurafe, dinde olmadığı halde dindenmiş gibi uydurulup anlatılan hikaye ve rivayetlere verilen addır. Bunlar tümüyle uydurma, hata bir saçma şeyler olduğu halde, tarih boyunca İslâm’a mal edilmiş ve dinî bir kılıfla sunulmuşlardır.
Hurafeler, dilden dile veya kitaplarla anlatılan rivayetlerdir. Bunların sağlam bir kaynağı yoktur yani uydurma şeylerdir. Ancak dinî bir kılıfla, dine mal edilerek anlatılır. İşin önemli olan yanı da burasıdır. Hurafeler yalnızca hikaye olsa, üzerinde durulmayabilir. Ancak yalan ve iftira olarak bunlara dini bir kılıf giydirildiği zaman bunlar müslümanların saf inançlarına zarar vermektedir.
Müslümanlar arasında dolaşan yanlış unsurların bir kısmı, Yahudi ve Hristiyan kaynaklarından kaynaklarından aktarılmıştır. Bunlara ‘İsrailiyat’ denilmektedir. İsrailiyat müslümanlar arasında o kadar yaygınlaşmıştır ki, tefsir kitaplarına dahi girmiştir. (Tefsirde İsrailiyat, Abdullah Aydemir.)
Bir kısmı, dinden olmadığı halde dine sokulan bid’atlerdir. Bunlar, uydurma oldukları halde, çok önemli dini ibadetler gibi algılanır ve yapılırlar.
Bir kısmı, halk arasına yerleşmiş batıl, yani yanlış, İslâm dışı inanışlardır.
Hurafeler, bir taraftan müslümanların inançlarına zarar verirken bir taraftan da başkalarının, yeni yetişen nesillerin İslâm hakkında yanlış fikirlere sahip olmalarına neden olur. Hurafelerle örülmüş bir din, günümüzün gerçeklerinin çoğuyla bağdaşmaz. Halbuki İslâm, evrendeki bütün bilimsel gerçeklerle uyuştuğu gibi, her çağın ve her coğrafyanın insanına hitap etmektedir.
Müslümanlar, hangi adla ve hangi kılıfla sunulursa sunulsun, her türlü hurafeye karşı dikkat etmek zorundadırlar. Bunun kesin çözümü de İslâm’ın temel kaynaklarından ve eksiksiz öğrenilmesidir
|