Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HUD SURESİ(9-11)İNSANIN NANKÖR ÖZELLİĞİ  (Okunma Sayısı 146 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« : Ocak 18, 2012, 12:15:22 ÖÖ »

http://www.2shared.com/audio/b6PQxKIf/HUD_SURES_9-11_NSANIN_NANKRLK_.html

SESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR.

Yâni madem ki üzerindeki kötülükleri aklınla, bilginle, tedbirinle, gücünle kuvvetinle defettiğini iddia ediyorsun, ’ı diskalifiye ediyorsun, o zaman neden elindeki iyilikleri kaybetmeye gücün, aklın fikrin yetmiyor? Madem ki başarı kendinden, başarısızlığa düşmekten neden engelleyemiyorsun kendini? Madem ki bu sıhhat senden, onu kaybedip hasta olmamaya niye gücün yetmiyor? Madem ki hayat senden, onu kaybedip ölmemeye niye gücün yetmiyor? Orada bitiyor hain. Yâni elindekileri kaybettiği zaman suçlu başkalarıdır, ama kaybettiklerini tekrar ele geçirince de tüm mârifet kendisindedir.

Zararları, kötülükleri, olumsuzlukları hep başkaları yapmıştır ama iyilikler, başarılar, karlar kendisindendir. İyi notu kendisi almıştır ama kötü notu öğretmen vermiştir. Halbuki bunların hepsi ’tan-dır. Rabbimiz kendisine başarı verdiği zaman, sıhhat verdiği zaman, zenginlik verdiği zaman hemen bunu ’tan değil de kendisinden bilerek şımarmaya başlıyor. Ben bunlara kendim ulaştım diyor. Kafasını çalıştıran bunlara ulaşır diyor. Sonra bütün bunları veren bir imtihan sebebiyle geri alıverince, tepetakla getiriverince, ekonomik gücü, siyasal nüfusu sıfıra doğru inmeye başlayınca da bu sefer bunun bir imtihan olduğunu unutuyor da tüm ümitlerini kaybedip dövünmeye başlıyor.

Halbuki bir Müslüman bilir ki veren de ’tır, alan da. Vermesi ayrı bir imtihandır, alması ayrı bir imtihan. Müslüman bilir ve inanır ki bu hayatının da, bu ekonomik gücünün de, bu siyasal gücünün de, bu malının mülkünün de, bu sıhhatinin de vericisi ve alıcısı ’tır ve bunlar dünyanın birer imtihanıdır. bunlarla kendisini imtihan etmektedir. Bunlar ilk defa bize veriliyor ve ebedîyen bizde kalacak da değildir.

İşte bizden öncekiler bunlarla imtihan edildiler, şu anda da bizler imtihandayız. Öyleyse zannetmeyelim ki bütün bu verilenler bizler imtihanı kazandık da onun için veriliyor. Zannetmeyelim ki bizler ’ın sevgili kullarıyız da bu zenginlik, bu sıhhat, bu siyasal güç onun için bize veriliyor. Verilmeyenler de zannetmesinler ki onlar kötü oldukları için bunlardan mahrum bırakılıyorlar. Hayır hayır, verilenler verilenlerle, verilmeyenler de verilmeyenlerle imtihandadır. Kimin kazandığı, kimin kaybettiği de bugün değil yarın belli olacaktır.

Öyleyse hangi durumda imtihan edilirsek edilelim ’a kul-luk programımızı bozmamalıyız. Zenginken de, fakirken de, hastalık anında da, sağlık içinde de Rabbimize kul olmak zorundayız. Verdiği zaman da şükrederek ’a yöneleceğiz, aldığı zaman da sabrederek Rabbimize yöneleceğiz. Verilince şımarıp, alınınca da isyana yö-nelmeyeceğiz. Sürekli bir imtihanda olduğumuzu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayacağız. Kâfir ve müşrik dünyanın yanılgılarına, de-ğer yargılarına düşmeyeceğiz. Hayatı ’ın değer yargılarıyla değerlendireceğiz. Mal mülk gibi, siyasal güç gibi cahili güç anlayışlarına kapılmayacağız. Müslümanca düşüneceğiz. Gerçek başarıyı, gerçek gücü, gerçek büyümeyi takvada göreceğiz, teslimiyette göreceğiz, kullukta ve sâlih amellerde göreceğiz. İzzet ve şerefi kâfir dünyanın gördüğü şeylerde görmeyeceğiz.

Lâkin sabredenler, kendilerine imtihan konusu olarak tarafından bir şeyler verilince de, alınınca da bunu ’tan bir im-tihan bilip şımarmayanlar, ümitsizliğe düşmeyenler, ’ın imtihan soruları karşısında kulluk programlarını bozmayanlar, her halükârda Müslümanca bir direnç gösterip Müslüman kalabilmenin kavgasını verenler, planlarını programlarını bunun için yapanlar, bunun için ya-tırım yapanlar, ’ın istemediği şeylerde büyümenin değil, ’ın razı olacağı şeylerde büyümenin hesabını yapanlar, ’ın vahyine, ’ın değer yargılarına sahip çıkanlar var ya, bunun için sâlih ameller işleyenler, hayatlarını iman kaynaklı yaşayanlar var ya işte onlar için bağışlanma var ve büyük ecirler onları beklemektedir.
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2012, 03:58:48 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Ocak 25, 2012, 12:43:38 ÖÖ »


Halbuki bir Müslüman bilir ki veren de ’tır, alan da. Vermesi ayrı bir imtihandır, alması ayrı bir imtihan. Müslüman bilir ve inanır ki bu hayatının da, bu ekonomik gücünün de, bu siyasal gücünün de, bu malının mülkünün de, bu sıhhatinin de vericisi ve alıcısı ’tır ve bunlar dünyanın birer imtihanıdır. bunlarla kendisini imtihan etmektedir. Bunlar ilk defa bize veriliyor ve ebedîyen bizde kalacak da değildir.

İşte bizden öncekiler bunlarla imtihan edildiler, şu anda da bizler imtihandayız. Öyleyse zannetmeyelim ki bütün bu verilenler bizler imtihanı kazandık da onun için veriliyor. Zannetmeyelim ki bizler 'ın sevgili kullarıyız da bu zenginlik, bu sıhhat, bu siyasal güç onun için bize veriliyor. Verilmeyenler de zannetmesinler ki onlar kötü oldukları için bunlardan mahrum bırakılıyorlar. Hayır hayır, verilenler verilenlerle, verilmeyenler de verilmeyenlerle imtihandadır. Kimin kazandığı, kimin kaybettiği de bugün değil yarın belli olacaktır
.


http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/185896_193284920703286_160617777303334_553279_2252822_n.jpg
HUD SURESİ(9-11)İNSANIN NANKÖR ÖZELLİĞİ


dünyadaki canlılar içinde en nankörünün insan olduğunu söylüyor. Gerçekten de diğer canlılarda olmayan birçok özellik insana verilmişken, diğer canlılar da onun emrindeyken insan nasıl oluyor da nankör oluyor. Etrafımıza baktığımızda böyle birçok nankör örnekle karşılaşabiliriz.
İnsanların çoğu `ın verdiği nimetlere şükretmezken, gözünü başkasının malına, parasına diker. Alah Kuran`ın çeşitli yerlerinde insanın nankörlüğünden söz ederken Fecr 15 te "İnsan böyledir; Rabbi kendisini deneyip de ona cömert davranır, nimet yağdırırsa: "Rabim bana ikramda bulundu."der. `ın da dediği gibi çoğu insan sanki ona o nimetlerin verilmesinin zorunlulukmuş olduğunu zanneder oysa `ın bize verdiği nimetlerinin zorunluluğu yoktur. Alah isterse nimetini verir istemezse vermez. Aynı şekilde Fecr 16 da" Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa : "Rabbim bana ihanet etti."der. İşte insanlığın en büyük sorunu; nankörlük ve açgözlülük. Bunların temelinde yatan en büyük neden, insanın sadece bu dünyayı düşünmesi, ahireti ve `ı unutmasındandır.
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2012, 12:45:03 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #2 : Ocak 25, 2012, 04:02:28 ÖÖ »

                (Cengiz kardeşimizden alıntıdır)
 
Yâni madem ki üzerindeki kötülükleri aklınla, bilginle, tedbirinle, gücünle kuvvetinle defettiğini iddia ediyorsun, ’ı diskalifiye ediyorsun, o zaman neden elindeki iyilikleri kaybetmeye gücün, aklın fikrin yetmiyor? Madem ki başarı kendinden, başarısızlığa düşmekten neden engelleyemiyorsun kendini? Madem ki bu sıhhat senden, onu kaybedip hasta olmamaya niye gücün yetmiyor? Madem ki hayat senden, onu kaybedip ölmemeye niye gücün yetmiyor? Orada bitiyor hain. Yâni elindekileri kaybettiği zaman suçlu başkalarıdır, ama kaybettiklerini tekrar ele geçirince de tüm mârifet kendisindedir.

Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #3 : Şubat 05, 2012, 01:32:26 ÖÖ »

Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: