Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HUD SURESİ(4-6)ALLAH HERŞEYE KADİRDİR.  (Okunma Sayısı 110 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« : Ocak 10, 2012, 11:38:42 ÖS »

 
http://www.2shared.com/audio/tQ8imq6c/HUD_SURES_4-6_ALLAH_HER_EYE_KA.html
SESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR



http://quranrecords.files.wordpress.com/2011/11/asteroid.jpg
HUD SURESİ(4-6)ALLAH HERŞEYE KADİRDİR.



                                                
                                    DÖNÜŞÜMÜZ ALLAHADIR

Unutmayın ki dönüşünüz ’adır. Hesabı O’na ödeyecek-siniz. Yaşadığınız bu hayatın sonunda O’nun kararıyla, O’nun yar-gılamasıyla ve O’nun hükmüyle karşı karşıya kalacaksınız. Bilesiniz ki attığınız her adım, aldığınız her nefes sizi Rabbinize doğru götü-rüyor. Tüm çabalamalarınız O’na doğrudur. Her an ölüme doğru, her an kıyâmete doğru koşuyorsunuz. İnsan ölmek üzere doğuyor. Güneş batmak üzere doğuyor. Gündüz geceye doğru koşuyor, gece gündüze doğru hareket ediyor. Her şey fânidir bu âlemde. Herkes ve her şey yok olmaya mahkumdur. Bir gün gelecek siz de yok olacaksınız, dünyanız da, ayınız, güneşiniz de yok olacak. Bir gün O’nun huzurunda toplanacak ve saniye saniye bu hayatta yaptıklarımızın hesabı sorulacak.

Öyleyse sonunda hesabı kime ödeyecekseniz, kime karşı sorumlu olacaksanız, kimin hükmüne boyun eğmek zorunda kalacaksanız kulluğunuz da sadece O’na olsun. Sadece O’nu razı etmeye çalışın. Gecenizi gündüzünüzü sadece O’nun belirlediği yasalar istikâmetinde düzenleyin. ’ın size gönderdiği bu kitabın bilincine erin. ’ın şu muhkem âyetlerinin doğrultusunda bir hayat yaşayın. Bu kitabın âyetlerini kendinize gündem yapın. Aklınızda, fikrinizde, ağzınızda, kulaklarınızda bu kitabın âyetleri olsun. Daha güzel Müslümanlık hesabı içinde olun.

Unutmayın ki Rabbiniz her şeye Kâdirdir. Her şeye güç ye-tirendir. Sakın şüpheniz olmasın. ölümlerinizden sonra sizi tekrar diriltip hesap kitap için huzuruna getirmeye Kâdirdir. Yaşadığınız bu hayatın, yaptıklarınızın hesabını size sormaya Kâdirdir. Güzel amellerinizin mükafatını, kötü amellerinizin de cezasını vermeye Kâdirdir. Gelin bunu unutmadan yaşayın. Gelin büyük bir mükafat, büyük bir cezaya doğru adım attığımızı unutmayın. Gelin sırt dönmeyin ’a. Gelin kulaklarınızı tıkamayın Kur’an’a. İlgisiz kalmayın Peygamber’e. Tapınmayın dünyaya. Tapınmayın eşyaya. Sadece bu dünya için yaşamayın. Hesabınızı bu dünya için yapmayın. ’ın bu uyarılarına karşı kör ve sağır kesilmeyin.

Beni dinlemeyebilirsiniz. Ben zaten bana kulak verin demiyo-rum. Beni örnek alın, benim gibi olun demiyorum. Ama gelin ’ın âyetlerini okuyun, ’ın âyetlerine kulak verin, ’ın âyetleriyle gözleriniz, kulaklarınız açılsın diyorum. ’ın âyetleriyle dirilin diyo-rum. Dünyaya ayırdığınız zamanın onda birini, yüzde birini şu kitabı okumaya, anlamaya ayırın. Bu kitabın âyetlerinin bilincine ermeye çalışın diyorum.

için bir düşünün. Hayatı ne kadar biliyorsunuz? Şu ki-tabı ne kadar biliyorsunuz? Kafalarınızdaki ekonomik bilgilerinizle şu kitaptan bilgilerinizi bir kıyaslayın. Siyasal hayat bilgilerinizle kitaptan bilgilerinizi bir kıyaslayın. Bildiğiniz, tanıdığınız önderlerinizle, şeyhlerinizle, siyasal liderlerinizle peygamber konusundaki bilgilerinizi bir kıyaslayın. Televizyon dinlediğiniz zamanla Kur’an okumaya, dinlemeye ayırdığınız zamanı bir kıyaslayın. Gazeteye, dergiye ayırdığınız zamanla bu kitaba ayırdığınız zamanlarınızı bir kıyaslayın. Hangisi daha çok? Hangisini daha çok tanıyorsunuz? Hangisiyle daha yakından tanışıyorsunuz? Hangisinin bilgisi daha çok kafanızda canlanıyor? Kimin bilgileriyle kafanızı dolduruyorsunuz? için bir düşünün.

Her gece kimin vahyiyle berabersiniz? vahyiyle mi? Yok-sa şeytan vahiyleriyle mi? için bir bakın durumunuza? Bir bakın ki nereye doğru gidiyorsunuz? Bu gidişiniz sizi nereye doğru götürüyor?
*************************************************************************************************************
Mekkeliler bu âyetleri de, bu âyetlerin tebliğcisini de dinlemek istemiyorlardı. Köşe-bucak kaçıyorlar, onun mesajını duymamak için ondan uzaklaşmaya çalışıyorlardı. Peygamber kendilerini tanımasın diye, kendilerine bu âyetleri duyurmasın diye elbiseleriyle yüzlerini kapatıyorlar, bir şeylerle bürünüyorlar ve kendilerini bu âyetlerden saklamaya çalışıyorlardı. Hakikat karşısında tıpkı deve kuşu gibi yüzlerini, başlarını kumlara gömüyorlardı.

Evet âyet-i kerîmedeki sadırlarını eğip büküyorlar ifadesi yan çiziyorlar, sırt dönüyorlar, yüz çeviriyorlar, ilgilenmiyorlar gibi anlamlara gelmektedir. Dün onlar bu işi yapıyorlardı, bugün de günümüz Müslümanları aynı şeyi yapıyorlar. Dün onlar dinlemiyorlardı, bugün Müslümanlar dinlemiyorlar. Acaba neden bu insanlar bu Kur’an’ı din-lemiyorlar? Neden Kur’an’a kulak vermiyorlar? Neyle bürünüyorlar bu insanlar kitaba ve peygambere karşı? Yâni kitabın ve peygamberin önüne neyi kalkan yapıyorlar? Neyi dikiyorlar? Arkadaşlar günümüz Müslümanları da kimileri cemaatini dikiyor kitabın karşısına, ondan dolayı dinlemiyor Kur’an’ı. Kimileri partisini putlaştırıyor, onun için ge-rek duymuyor bu kitabı dinlemeye, kimi efendisinden, şeyhinden dolayı, kimi siyasal liderinden dolayı, kimi ekonomik kaygısından, mal mülk derdinden dolayı dinlemiyor, dinlemiyor, dinlemiyor.

Yapmayın ey Müslümanlar. Bir şeyleri geçirmeyin bu kitabın önüne. Doktoralarınızı, doçentliklerinizi, mesleklerinizi, makamlarınızı, evlerinizi, çoluk çocuklarınızı, işinizi, aşınızı perde yapıp, onların arkasına saklanıp bu kitapla ilginizi kesmeyin. Tamam, ben de okuyacağım, ben de anlayacak ve anlatacağım, ben de yaşayacağım, ama işte şu şu konumum, şu şu işim bana imkân vermiyor diyerek bu kitaba karşı kalkanlar bulmayın. O kalkanların arkasına saklanıp, onlarla bürünüp kitapla ilginizi kesmeyin.

Gelin aşkına şu kutsallaştırdığımız önderlerimizi, şu ken-di oluşturduğumuz kitaplarımızı bir kenara bırakalım. Gelin göğsümüzü eğip bükmeden, bir şeylerin arkasına saklanmadan, tüm varlığımızla, kalbimizi, gözümüzü, kulağımızı, düşüncemizi, amelimizi ki-taba ve peygambere çevirelim. Tüm varlığımızla ’a ve Resûlüne yönelelim. Her şeyimizi kitaba ve peygambere endeksli yapalım. Kitapla düşünelim, peygamberle yürüyelim. Tüm hayat problemlerimizi vahiyle çözümleyelim. Vahiy kaynaklı bir hayat yaşayalım. Hayat fel-sefemizi bir yerlerde oluşturup sonra da bunu vahye onaylattırmaktan vazgeçelim.

Tüm öncelikli bilgilerimizi atıp vahye yönelelim. O ne dediyse, nasıl dediyse öylece kabul edelim. Hayat felsefemizi bir kenara bırakalım. Cemaat felsefemizi bir tarafa bırakalım. Grupçuluğumuzu, hi-zipçiliğimizi bir kenara bırakalım. Sadece Rabbim bana ne dedi? diye, Rabbim benden nasıl bir hayat istedi? diye vahye kulak verelim. Şimdiye kadar elimizden düşürmediğimiz kitapları elimizden bir atalım. İşte bu kitaplar bizi adam etmedi. Bizi bir noktaya götürmedi. Peygamberin önüne geçirdiğimiz şu kutsal şahsiyetleri de bir kenara bırakalım. Bu kitabı ve peygamberin sünnetini elimize alalım. Göğüslerimizi eğip bükmeden nasıl istiyorsa öyle bir hayat yaşamaya çalışalım.

Evet o gün insanlar karşısına çıkamıyorlardı peygamberin. Hakkından gelemiyorlardı peygamberin. Durduramıyorlardı onu. Karşısına hiçbir şeyle çıkamıyorlardı. Şair dediler, tutmadı. Kâhin dediler, sökmedi. Sihirbaz dediler, olmadı. Şu anda da peygamber yolunun yolcularına aynı şeyleri söylüyorlar. Olmadık iftiralarla kitap ve sünnete yönelmiş, vahye yönelmiş, ve peygamber diyen Müslümanları suçluyorlar, ama tutmuyor. Kıyâmete kadar da tutmayacak. Kıyâmete kadar peygamber yolunun yolcuları bu kitap ve peygamberle insanların karşılarına çıkmaya devam edecekler. Dinlemek istemeyecekler. Eğip bükecekler kendilerini. Bir şeylerin arkasına saklanacaklar. Bir şeylerle bürünecekler, ama bu vahyinden asla kaçamayacaklar. âyetleri onların gönüllerine işleyecek, kalplerine bir ok gibi saplanacak. Onlar bu kitaptan kaçtıkça batacaklar, kaçtıkça çözümsüzlüğe gömülecekler ve kurtuluşun bu kitapta olduğunu, bu kitabın dışında asla çözüme ulaşamayacaklarını anlayacaklar. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ister kaçsınlar, ister kapatsınlar, ister yasaklasınlar, ister kulaklarını tıkasınlar, unutmasınlar ki:

       her şeyi biliyor. Gizlediklerini de biliyor, aleni yapıp ettiklerini de biliyor. Çünkü O kalplerde olanları da bilir, niyetleri de bilir, iç dünyalarınızı da bilir. Şimdi böyle her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, bilgisi tam olan, bilgi kendisinden olan bir ’tan gelme bir kitap dururken sizler kimlere gidiyorsunuz? Kimlere baş vuruyor? Kimlerin bilgisiyle bilgilenmeye, kimlerden çözüm istemeye gidiyorsunuz? Kimlerin kitaplarını okumadan yanasınız? Efendim bu kitap da ’ın kitabını anlatıyor. Bu liderim de, bu efendim de kitabı ve peygamberi anlatıyor. Bunlar başka şey anlatmıyorlar ki? Hayır hayır. Aracıları bırakıp direk bu kitapla diyalog kuralım. ne di-yor? Peygamber ne istiyor? Bunu direk kitaptan ve peygamberden öğrenmeye çalışalım. Çünkü herkes yanılabilir, herkes hata edebilir, ama hata etmeyen, yanılmayan sadece ve Resûlüdür. Her kitapta yanılgı olabilir, ama içinde yanılgı olmayan tek kitap Kur’an ve sünnettir, bunu asla unutmayalım.
***************************************************************************************************************
                                       RIZIK ALLAHTANDIR
Evet yeryüzünde debelenen, hareket eden hiç bir varlık yoktur ki onların rızklarını kendi üzerine almış, rızklarına kefil olmuş olmasın. Şu anda yeryüzünde debelenen kaç çeşit varlık var? Kaç miktar varlık var? Bu varlıklar nerede ve nasıl bir hayat içindedirler? Nasıl bir şart altındadırlar? Hayatlarını sürdürebilmek için neye ihtiyaçları var? Nasıl bir hayat yaşamalıdırlar? Bunların hepsini bilen bir ’tır O. ’tan başka bunu kimsenin bilmesi de mümkün değildir. Onların isimlerini, sayılarını, yerlerini, yurtlarını, yaşam biçimlerini, rızklarını ve ihtiyaçlarını, hayatlarını nasıl sürdürmeleri gerektiğini, rollerini bilen ve düzenleyen ’tır.

Hiç bir varlık O’nun ilminin dışında kalamaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar, karadakilerden, denizin içindekilere kadar bu varlıkların beden yapıları hayat tarzlarına ne kadar uygun düşüyor değil mi? En küçük bir sineğin bile bakımını, beslenmesini, korunmasını, nerede olursa olsun yolunu bulmasını ’tan başka kimse öğretmemiştir ona.

  Evet tüm varlıkların, tüm kullarının rızkı ’ın elindedir. Hiç kimsenin elinin değmediği, değemeyeceği, elinin erişemeyeceği yâni kimsenin müdahale edemeyeceği tüm rızıklar, tüm servetler onun elindedir. Rızık konusunda yetki sadece O’na aittir. Dilediklerine rızkı genişletir bol bol verir, dilediklerine de kısıverir. Çünkü O her şeyi bi-lendir. Kimin neye muhtaç olduğunu, kime ne kadar vereceğini, kime ne kadar kısacağını bilendir. Rızkı takdir eden Odur. Hikmet sahibidir o. Hikmeti gereği yapar bu taksimi. Onun ilmi her şeyi kuşattığı için bir kulu için zenginliğin mi hayırlı, yoksa fakirliğin mi, onu en iyi bilen odur. Bol vermesinde de az vermesinde de mutlaka bir hikmet ve ha-yır vardır.

Öyleyse bu konuda ona akıl vermeye, ona yol göstermeye gerek yoktur. Ya Rabbi bana şu kadar vermeliydin! Beni şununla im-tihan etmeliydin! Ben buna lâyıktım! Beni şununla imtihan etseydin ben mutlaka imtihanı kazanırdım! Diyerek ona karşı gelmenin anlamı yoktur. Çünkü kime ne kadar vereceğini çok iyi bilendir Rabbimiz.

Bir de bu konuda endişeye de gerek yoktur. Rabbimiz tüm varlıkların rızkını veren ve bunu teminat altına alandır. Bana ayırdığını yanlışlıkla hiç bir zaman başkalarına vermeyecek kadar bilgi ve hikmet sahibi, başkalarına ayırdığını da çatlasam patlasam da, sadece gündüz değil geceleri de çalışıp çabalasam da asla bana vermeyecek kadar âdil bir ’tır o.

Evet madem ki tüm rızıklar onun elindedir, madem ki herke-sin rızkını veren ve teminat altına alan odur, madem ki rızık konu-sunda tüm insanlar ona muhtaçtır o halde bu insanlar neden Rablerini bırakır da Onun berisinde kendilerine velîler bulmaya çalışrlar? Neden Rablerinin kendileri adına gönderdiği hayat programından yüz çevirirler de kendileri gibi rızka muhtaç insanların kanunlarına itaatten yana olmaya çalışırlar? Neden ihtilâf ettikleri konularda Rablerinin hükmüne müracaat etmezler? Neden Rablerinin kitabına baş vur-mazlar da başkalarının hükümlerine baş vururlar. Rızık konusunda ona yönelen, onun arzında yaşayan, onun havasını tüketen, onun suyundan istifade eden, onun arzında yaşayan, onun verdiği azaları kullanan bu insanlar hayat programı konusunda neden onunkinden yana olmuyorlar? Neden onun kitabından habersiz yaşamaya çalışıyorlar? Neden onun peygamberiyle diyaloga yanaşmıyorlar? 


« Son Düzenleme: Ocak 16, 2012, 02:36:34 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #1 : Ocak 11, 2012, 12:58:53 ÖÖ »

 
          (CENGİZ KARDEŞİMİZDEN ALINTIDIR)

DÖNÜŞÜMÜZ ALLAHADIR
Unutmayın ki dönüşünüz ’adır. Hesabı O’na ödeyecek-siniz. Yaşadığınız bu hayatın sonunda O’nun kararıyla, O’nun yar-gılamasıyla ve O’nun hükmüyle karşı karşıya kalacaksınız. Bilesiniz ki attığınız her adım, aldığınız her nefes sizi Rabbinize doğru götü-rüyor. Tüm çabalamalarınız O’na doğrudur. Her an ölüme doğru, her an kıyâmete doğru koşuyorsunuz. İnsan ölmek üzere doğuyor. Güneş batmak üzere doğuyor. Gündüz geceye doğru koşuyor, gece gündüze doğru hareket ediyor. Her şey fânidir bu âlemde. Herkes ve her şey yok olmaya mahkumdur. Bir gün gelecek siz de yok olacaksınız, dünyanız da, ayınız, güneşiniz de yok olacak. Bir gün O’nun huzurunda toplanacak ve saniye saniye bu hayatta yaptıklarımızın hesabı sorulacak.

Öyleyse sonunda hesabı kime ödeyecekseniz, kime karşı sorumlu olacaksanız, kimin hükmüne boyun eğmek zorunda kalacaksanız kulluğunuz da sadece O’na olsun. Sadece O’nu razı etmeye çalışın. Gecenizi gündüzünüzü sadece O’nun belirlediği yasalar istikâmetinde düzenleyin. ’ın size gönderdiği bu kitabın bilincine erin. ’ın şu muhkem âyetlerinin doğrultusunda bir hayat yaşayın. Bu kitabın âyetlerini kendinize gündem yapın. Aklınızda, fikrinizde, ağzınızda, kulaklarınızda bu kitabın âyetleri olsun. Daha güzel Müslümanlık hesabı içinde olun.



بســـم الله الرحمن الرحيم
ARAF/2. (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.
ARAF/3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz
« Son Düzenleme: Ocak 11, 2012, 01:04:09 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #2 : Ocak 11, 2012, 01:10:45 ÖS »

  Evet o gün insanlar karşısına çıkamıyorlardı peygamberin. Hakkından gelemiyorlardı peygamberin. Durduramıyorlardı onu. Karşısına hiçbir şeyle çıkamıyorlardı. Şair dediler, tutmadı. Kâhin dediler, sökmedi. Sihirbaz dediler, olmadı. Şu anda da peygamber yolunun yolcularına aynı şeyleri söylüyorlar. Olmadık iftiralarla kitap ve sünnete yönelmiş, vahye yönelmiş, ve peygamber diyen Müslümanları suçluyorlar, ama tutmuyor. Kıyâmete kadar da tutmayacak. Kıyâmete kadar peygamber yolunun yolcuları bu kitap ve peygamberle insanların karşılarına çıkmaya devam edecekler. Dinlemek istemeyecekler. Eğip bükecekler kendilerini. Bir şeylerin arkasına saklanacaklar. Bir şeylerle bürünecekler, ama bu vahyinden asla kaçamayacaklar. âyetleri onların gönüllerine işleyecek, kalplerine bir ok gibi saplanacak. Onlar bu kitaptan kaçtıkça batacaklar, kaçtıkça çözümsüzlüğe gömülecekler ve kurtuluşun bu kitapta olduğunu, bu kitabın dışında asla çözüme ulaşamayacaklarını anlayacaklar. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ister kaçsınlar, ister kapatsınlar, ister yasaklasınlar, ister kulaklarını tıkasınlar, unutmasınlar ki:

     her şeyi biliyor. Gizlediklerini de biliyor, aleni yapıp ettiklerini de biliyor. Çünkü O kalplerde olanları da bilir, niyetleri de bilir, iç dünyalarınızı da bilir. Şimdi böyle her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, bilgisi tam olan, bilgi kendisinden olan bir ’tan gelme bir kitap dururken sizler kimlere gidiyorsunuz? Kimlere baş vuruyor? Kimlerin bilgisiyle bilgilenmeye, kimlerden çözüm istemeye gidiyorsunuz? Kimlerin kitaplarını okumadan yanasınız?
Efendim bu kitap da ’ın kitabını anlatıyor. Bu liderim de, bu efendim de kitabı ve peygamberi anlatıyor. Bunlar başka şey anlatmıyorlar ki? Hayır hayır. Aracıları bırakıp direk bu kitapla diyalog kuralım. ne di-yor? Peygamber ne istiyor? Bunu direk kitaptan ve peygamberden öğrenmeye çalışalım. Çünkü herkes yanılabilir, herkes hata edebilir, ama hata etmeyen, yanılmayan sadece ve Resûlüdür. Her kitapta yanılgı olabilir, ama içinde yanılgı olmayan tek kitap Kur’an ve sünnettir, bunu asla unutmayalım.







Ey İman edenler! ALLAH’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe/119)



Gönül ehli büyüklerimiz, dünyanın ahiretin tarlası olduğu gibi kalbin tarla, imanın da oraya atılan tohum olduğunu söylemişlerdir. Bu dünyadaki ibadet ve taatler toprağı sürmek, temizlemek ve kalbe hayat suyunun akmasını sağlamaktır. Dünyaya meyleden, ona bağlanan gönüller ise serpilen tohumun bitmediği, çorak topraklara benzer. Kıyamet günü hasat mevsimi gibidir. Herkes ektiği mahsulü orada alacak. O gün iman ve salih amel tohumundan başka hiçbirşey meyve vermeyecektir

Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #3 : Ocak 16, 2012, 02:51:33 ÖÖ »

 
Yapmayın ey Müslümanlar. Bir şeyleri geçirmeyin bu kitabın önüne. Doktoralarınızı, doçentliklerinizi, mesleklerinizi, makamlarınızı, evlerinizi, çoluk çocuklarınızı, işinizi, aşınızı perde yapıp, onların arkasına saklanıp bu kitapla ilginizi kesmeyin. Tamam, ben de okuyacağım, ben de anlayacak ve anlatacağım, ben de yaşayacağım, ama işte şu şu konumum, şu şu işim bana imkân vermiyor diyerek bu kitaba karşı kalkanlar bulmayın. O kalkanların arkasına saklanıp, onlarla bürünüp kitapla ilginizi kesmeyin.

Gelin aşkına şu kutsallaştırdığımız önderlerimizi, şu ken-di oluşturduğumuz kitaplarımızı bir kenara bırakalım. Gelin göğsümüzü eğip bükmeden, bir şeylerin arkasına saklanmadan, tüm varlığımızla, kalbimizi, gözümüzü, kulağımızı, düşüncemizi, amelimizi ki-taba ve peygambere çevirelim. Tüm varlığımızla ’a ve Resûlüne yönelelim. Her şeyimizi kitaba ve peygambere endeksli yapalım. Kitapla düşünelim, peygamberle yürüyelim. Tüm hayat problemlerimizi vahiyle çözümleyelim. Vahiy kaynaklı bir hayat yaşayalım. Hayat fel-sefemizi bir yerlerde oluşturup sonra da bunu vahye onaylattırmaktan vazgeçelim.

Tüm öncelikli bilgilerimizi atıp vahye yönelelim. O ne dediyse, nasıl dediyse öylece kabul edelim. Hayat felsefemizi bir kenara bırakalım. Cemaat felsefemizi bir tarafa bırakalım. Grupçuluğumuzu, hi-zipçiliğimizi bir kenara bırakalım. Sadece Rabbim bana ne dedi? diye, Rabbim benden nasıl bir hayat istedi? diye vahye kulak verelim. Şimdiye kadar elimizden düşürmediğimiz kitapları elimizden bir atalım. İşte bu kitaplar bizi adam etmedi. Bizi bir noktaya götürmedi. Peygamberin önüne geçirdiğimiz şu kutsal şahsiyetleri de bir kenara bırakalım. Bu kitabı ve peygamberin sünnetini elimize alalım. Göğüslerimizi eğip bükmeden nasıl istiyorsa öyle bir hayat yaşamaya çalışalım.




 
 
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #4 : Şubat 05, 2012, 01:38:24 ÖÖ »

Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: