cengiz_sarsmaz
Burada

Karma: 1
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 96
|
 |
« : Şubat 03, 2012, 11:54:35 ÖS » |
|
http://www.2shared.com/audio/f68dSH4A/HUD_SURES_23-26_BZE_VERLEN_K_Y.htmlSESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR.
İman edenler, ’a, ’ın kitabına, ’ın elçisine Al-lah’ın istediği gibi iman edenler ve Rablerine boyun bükenler, Rablerine teslim olanlar, Rableri karşısında mütevazı olanlar, gönülden Rablerinin arzularını yerine getirenler, Rablerini aldatmadan yana ol-madan samimiyetle ’a kulluk edenler, bu samimiyetlerinin bir göstergesi olarak Rablerinin âyetleriyle birlikte olanlar, Rablerinin ki-tabıyla bilgilenmelerini sürdürenler de cennet ashabıdırlar. Ve onlar orada ebedîyen kalacaklar. Evet işte bir tarafta hem dünyalarını hem de âhiretleri kaybedenler, diğer tarafta da dünyalarını da âhiretlerini de kazananlar. İşte kâfirlerin, müşrikleri âkıbetleri ve işte mü’minlerin mutlu sonları. Hangisini tercih edeceksek edelim. Eğer dünya ve âhiretlerini kaybedip cehenneme gideceklerle dostluklarımızı sürdürürsek unutmayalım ki biz de onların gittiği yere gideceğiz demektir. Yok eğer dostluğumuz sadece ’a olursa, dostlarını dost, düşmanlarını da düşman bilerek, velî olarak sadece Müslümanları kabul ederek bir hayat yaşarsak o zaman bizler de ölümsüz bir cenneti elde edeceğiz. 24. “Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır kimse ile gören ve işten kimsenin durumuna benzer. Durumları hiç eşit olabilir mi? İbret almıyor musunuz?” Evet bu iki grubun örneği kör ve sağır bir kimse ile gören ve işiten bir kimsenin durumuna benzer. ’a, ’ın âyetlerine, ’ın elçisine kulak veren ’ın âyetlerini gören bir kimseyle gözlerini ve kulaklarını yol göstericinin âyetlerine kapatmış kimse bir olur mu? Görenle görmeyen, işitenle işitmeyen hiç bir olur mu? Kur’an ve peygamberle gören, Kur’an ve peygamberle işitenler Müslümanlardır. Kitabın ve sünnetin gözlüğüyle bakanlar, basiret sahipleri Müslümanlardır. Kitabı ve peygamberi bir tarafa bırakıp kendi hevâ ve hevesleriyle hareket edenler de kâfirlerdir. Hakkı bâtılı ayırt edecek vahiy bil-gisine sahip olanla vahiy nûrundan mahrum olan kimse bir olur mu? ’ın âyetleriyle görüşü keskinleşen kimse, âyetlerden habersiz olarak körleşen kimse gibi olur mu? Hiç düşünmez misiniz? Bundan sonraki âyetinde ve Resûlüne kulak veren mü’-minlerle kâfirlerin bir olmadıklarını tarihten bir örnekle Rabbimiz şöylece görüntülüyor: 25,26. “Andolsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; 'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” dedi.” Muhakkak ki Biz Nuh’u kavmine gönderdik. Önceki sûrelerde Nuh (a.s) un kavmini tanımaya çalışmıştık. ’ı bırakıp insanları putlaştırmaya başlamış olan kavmine gönderilince Nuh (a.s) dedi ki ben size apaçık bir uyarıcıyım. ’tan başka kimseye kulluk yapmayın. ’tan başka hiç kimseyi dinlemeyin. Hayatınızda ’tan başka etkili, yetkili varlık kabul etmeyin. Eğer böyle yapmazsanız muhakkak ki ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum. Ben sizin için, sizin adınıza korkuyorum. Böyle bir günde ne yaparsınız? ’ın azabının karşısında nasıl dayanırsınız? Gelin şu hayatınızı bir düzene koyun. Sizler ’ı biliyordunuz. ’a kulluğun ne demek olduğunu biliyordunuz. Daha evvel yalnız ’a kulluk ediyordunuz. Ama şeytan içinizden bir kısım sâlihleri putlaştırdı ve ’a kulluğu terk ettiniz. Hem ’a hem de yeryüzünde oluşturduğunuz putlara tapınmaya başladınız di-yerek ’ın elçisi o gün toplumunu böylece uyardı. Kıyâmete kadar kendi toplumunun yanlışının aynısını sürdüren, hayatlarında ’a kulluğu bırakıp bir takım sâlih kişileri, melekleri tanrılaştıran tüm toplumları da böylece uyardı Nuh (a.s). Yalnız ’a kulluk edin, O’nun dışında hiç kimseye kulluk etmeyin dedi. Sadece ’ın hayat programını uygulayın. Eğitiminizi ’ın istediği biçimde düzenleyin. Hukukunuzu ’ın istediği biçimde ayarlayın. Ticaretinizi yasalarına göre belirleyin. Evinizi, eşyanızı, kazanmanızı, harcamanızı, hayata bakışınızı, insanlarla ilişkilerinizi, gecenizi gündüzünüzü ’ın istediği biçimde ayarlayın. Çünkü sizin için ’tan başka sözünü dinleyeceğiniz ilâhınız yoktur. ’tan başka hayat programı kabul edilmeye lâyık rab ve ilâh yoktur. Değilse ben sizin için azîm bir günün azabından endişe ediyorum. Ya sizin için tufan gününden korkuyorum, ya da kıyâmet günü şirklerinize karşılık sizi bekleyen azaptan korkuyorum.
’ın tüm mübârek elçileri gibi Nuh aleyhisselâm toplumunu uyardı. Onları sadece ’a, tek ’a kulluğa çağırdı. Sizin O’ndan başka hayatınıza karışacak, sözü dinlenecek, arzuları yerine getirilecek rabbiniz ve ilahınız yoktur dedi.
|