Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HUD SURESİ(1-3)ALLAHTAN AF DİYEREK KULLUK EDİN  (Okunma Sayısı 57 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« : Ocak 06, 2012, 11:52:31 ÖS »

http://www.2shared.com/audio/rg6PWNY7/HUD_SURES_1-3_ALLAHTAN_AF_DLEY.html
SESLİ ÇALIŞMA ÜSTTEKİ LİNKTEDİR.


Rabbimiz buyurur ki, Hakîm ve Habîr olan, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan ’tan gelme bir kitap ki, bir yasa ki, bir ferman ki, bir hayat programı ki, bir yazgı ki onun âyetleri tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmıştır. Bu âyetleri bir yasa olarak, bir kader olarak tüm zamanları, tüm mekânları ve tüm insanlığı kapsamaktadır. Bu âyetlerinin karşısına hiçbir gücün çıkabilmesi, hiç kimsenin onları nakzetmesi, ilga etmesi, değiştirmesi mümkün değildir. Kıyâmete kadar kimsenin o âyetlerle savaşması ve galip gelmesi mümkün değildir. Kıyâmete kadar hiçbir gücün bu âyetlere karşı galip gelmesi mümkün değildir. Kıyâmete kadar hiç kimsenin, hiç bir gücün bu kitabın âyetlerinden daha güzelini ortaya koyması mümkün değildir.



       Evet muhkem bir kitabın âyetleridir bu âyetler. Semavat gibi, yıldızlar gibi tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış, bozulmaktan, tahrifattan korunmuş, insanlar tarafından yıkılamayacak muhkem varlıklar gibi tahkim edilmiş sağlamlaştırılmıştır. Hiç kimse ona müdahale ede-mez. Hiç kimse onu iptal edemez. Hiç kimse onun âyetlerini kaldıra-maz. Hiç kimse onun yasalarını iptal edecek, ondan daha muhkem, ondan daha güzel bir yasa koyamaz. Böyle tarafından tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış, kalpte olan kabulde olan, Levh-i Mahfuz’dan dünyaya yansıyan bir kitabın âyetleridir bunlar. Hayata hakim olan, hayata hükmeden, hayatın tümünde söz sahibi olan bir kitabın âyetleridir bunlar. Zira Kur’an hangi konuda ne diyorsa bu değişmeyen bir yasadır. İyi kötü konusunda, hayır şer konusunda, hak bâtıl konusunda, adâlet zulüm konusunda, iman küfür konusunda, cennet cehennem konusunda, hayat ölüm konusunda tek hakim, tek kıstas bu kitaptır.

       Sonra, bu tahkiminden sonra da âyetleri tafsıyl edilmiş, açık-lanmış, herkesin anlayabileceği, herkesin uygulayabileceği, her kesin kendisiyle yol bulabileceği, herkesin kendisiyle hayatını düzenleyebileceği açık bir hale getirilmiştir Hakîm ve Habîr olan tarafından.



       Veya fâsılalı fâsılalı bir şekilde, bölüm-bölüm, sûre-sûre, âyet-âyet hükümleri beyan edilmiştir. Hükümler, kıssalar, âyetler detaylı olarak anlatılmış, her şey ne eksiği ne de fazlalığı olmadan tastamam ortaya konmuştur. Gerçekten Hakîm olan, hikmet sahibi olan, hayata hakim olan, hayata hükmeden, her şeyi bilen, en iyi hüküm veren, her şeyin sahibi olan tarafından gönderilmiştir bu kitap.

Sadece ’a kulluk edin. Kulluğunuz, ubûdiyetiniz sadece ’a olsun. Sadece ’ı dinleyin. Sadece ’a boyun bükün. Sadece için yaşayın. Hayatınızın tümünde tek hakim varlık olsun. Hayatı parçalamayın. Kulluğu parçalamayın. Gece hayatınızda, gündüz hayatınızda, aile hayatınızda, bireysel hayatınızda, toplumsal hayatınızda, evlenmenizde, boşanmanızda, hukukunuzda, eği-timinizde, savaşınızda, barışınızda, kazanmanızda harcamanızda söz sahibi sadece olsun. Sadece O’nu razı etmeye çalışın. Kendinizi sadece O’na beğendirmeye çalışın.
« Son Düzenleme: Ocak 06, 2012, 11:53:21 ÖS Gönderen: cengiz_sarsmaz » Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Ocak 07, 2012, 02:41:12 ÖÖ »




'ın şânındandır. 'ın afüvv, ğafûr, rahîm, tevvâb gibi nice isimleri, hata yapılmamış olsa tecelli etmeyecektir. İnsanın fıtratına da takvâ da fücur da ilham edilmiştir.[33]
Hata yapmak, insan olmanın kaçınılmaz bir yansımasıdır.

"Eğer siz, hiç günah işlemeseydiniz, sizi yok eder ve günah işleyip hemen arkasından tevbe eden bir kavim yaratırdı."[34]

Bazıları, kendilerini ellerinden geldiğince kusursuz bir insan gibi göstermeye ve görmeye çalışırlar. Çünkü hata yaptıklarını kabul ettiklerinde küçük düşeceklerinden korkmaktadırlar. Onlara göre ideal insan, kendisine hiçbir hata kondurmayan insandır.

Oysa, sözünü ettiğimiz bu “hatasızlık” arayışı, bir bâtıl inançtan başka bir şey değildir. Nitekim Kur’an, bizlere böyle bir mü’min modeli göstermez. Çünkü böyle bir model mümkün değildir zaten; İnsan, karşısındaki âcizliğinin bir sonucu olarak, hayatı boyunca hatalar yapmaya, günah işlemeye mahkûmdur. Elbette ki elinden geldiğince bunlardan kaçınmalı, ’ın dinini uygulama konusunda hata işlememeye ve günaha girmemeye gayret göstermelidir. Ancak, ’ın âciz bir kulu olduğu için, hatadan kaçınmayı dahi tümüyle başaramaz.

Bu nedenle, Kur’an, yeryüzündeki her insanın 'a karşı hatalı ve günahkâr olduğunu haber verir:

“Eğer yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat , onları belirlenmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Zira , kullarını görmekte (gözetlemekte)dir.” (Fâtır: 35/45)

Bu ilâhî hüküm gereği, ’ın mü’minden beklediği tavır, hatasızlık ya da günahsızlık değildir. Mü’minden beklenen, işlediği tüm hata ve günahlar için sürekli ’tan af dileyip bağışlanma istemesidir. İnkâr edenler ile mü’minleri birbirinden ayıran en önemli vasıflardan biri de budur: İnkârcı kâfirler, kendilerini hatasız ve günahsız saymaya çalışırlar. Oysa mü’minin böyle bir iddiası yoktur. Elbette mü'min, 'a karşı hiçbir günah işlememek için büyük bir çaba gösterir. Ancak insan, doğası gereği, kimi zaman geçici olarak nefsine uyup günaha girebilir. ’ın hükümlerini uygulamakta gevşeklik göstermek gibi bir gaflete düşebilir. Ama sonuçta tüm bunlardan pişman olup 'a yönelmesi ve O’ndan af/bağışlanma dilemesi önemlidir.   

Kur’an’a baktığımızda ’tan bağışlanma dilemenin doğal ve daimî bir mü’min vasfı olduğunu görürüz. Bu durum da yine bizlere mü’minlerin hiçbir zaman kendilerini günahtan ârî/soyutlanmış görmediklerini, aksine kusur ve eksikleri için sürekli O’nun rahmetine sığındıklarını göstermektedir.[35] Kur’an’ın bize gösterdiği, ’tan bağışlanma dilemenin bir mü’minin sürekli yaptığı bir ibadet oluşudur. İnsan, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı tüm günahlar için ’tan sabah akşam bağışlanma dileyebilir/dilemelidir.[36]





[33] Şems: 91/8.

[34] Müslim; S. Müslim bi şerhi'n Nevevî, 17/65.

[35] Tevbe: 9/112.

[36] Cavit Yalçın, Kur’an’da Temel Kavramlar, s. 158-159. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.
« Son Düzenleme: Ocak 07, 2012, 02:41:36 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #2 : Ocak 08, 2012, 02:37:30 ÖS »

Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: