Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HAYATIMIZA ONUR VE ANLAM KAZANDIRMALIYIZ ...  (Okunma Sayısı 115 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« : Ocak 06, 2011, 12:42:17 ÖÖ »

http://fikribeyan.net/resimler/haberler/1770.jpg
HAYATIMIZA ONUR VE ANLAM KAZANDIRMALIYIZ ...


HAYATIMIZA ONUR VE ANLAM KAZANDIRMALIYIZ ...   


Bugünün gerçekleri, büyük ölçüde gücün dayattığı ve belirlediği gerçeklerdir. Emperyalist ve militarist bir küreselleşme biçimi, siyasal, kültürel ve düşünsel bağımsızlıkları tehdit etmektedir. Emperyalist küreselleşme biçimi, zenginler kulübünün ve sınırsız ihtirasları olan azgın bir azınlığın çıkarlarına hizmet ediyor. Küreselleşme bütün yoksulları bir kez daha sömürgeleştiriyor. Bütün bir insanlık ve özellikle de yoksullar mililer bir kâbus ile karşı karşıya bulunuyor. Bugünün dünyasında medyanın kamusal hassasiyeti ve duyarlılığı kalmamıştır. Medya, özel ve ticari çıkarlara, ideolojik çıkarlara göre tavır almaktadır. Küresel ölçekte karar vericilerin ve medyanın; insani, vicdani ve ahlaki kaygıları yoktur. Sözünü ettiğimiz karar vericiler, çıkarlarını koruyabilmek için, bütün bir dünyaya ve insanlığa açıkça çok büyük yalanlar söyleyebilmektedir. Küresel karar vericiler ve medya bugün bir mafya rolü üstlenmiş durumdadır. Bunlar aracılığıyla büyük bir yalan endüstrisi harekete geçirilmiştir. Medya, en hayati konuları sıradanlaştırmakta ve önemsizleştirebilmektedir. Ahlaki yargılara yer vermeyen bir katliamlar çayında yaşıyoruz. Bu çağda bütün dünya ABD çıkarlarına göre tanımlanıyor, bütün siyasetler ABD beklentilerine göre şekilleniyor. Ulusal, ulusçu tutkular, ihtiraslar ve bencillikler, insanlık değerlerini fütursuzca çiğniyor. İçerisinde yaşadığımız dönem, sözcüklerle iladesi mümkün olmayan, şeytani bir şiddetin kol gezdiği utanılacak bir dönemdir. Küresel düzen bütünüyle tahakküme, haksızlığa ve sömürüye dayalı bir düzendir. Büyük bir kuşatılmışlık ortamında, tüm uluslar üstü örgütler, ABD'nin dış politik amaçlan doğrultusunda hareket ediyor. Sınırsız bir yozlaşma çağındayız. Bu çağda abartılı bir biçimde "terörizm" sömürüsü yapılmaktadır. Küresel sistem insanlığı aşağılamaktadır. İnsan var oluşuyla doğrudan ilgili öncelikli konular hafife alınmaktadır. Günlük, basit hesaplar insanlık erdemlerinin yerine geçmektedir.
İçerisinde bulunduğumuz dönemde, İslam Dünyası toplumları kendi kaderlerini kontrol edemiyor. İslam Dünyası ülkeleri ABD çıkarlarına ters düşmeyecek siyasetlerle kısıtlanmış durumdadır. İslam Dünyası toplumları koşullara tepki göstermek yerine, koşulları seyrediyor, ağır bir güvensizlik duygusu içerisinde yaşıyor. Bugünün politik hareketleri riyakârlık ve münafıklık temelinde yürütülen hareketlerdir. Bu nedenledir ki; insanlık sorunları ideolojik manipülasyonlara ve spekülasyonlara kurban edilmektedir.
Küresel gelişmeler nedeniyle kültürel, düşünsel, özgünlükler ve özgürlükler aşmıyor ve hızla eriyor. Pop kültürü bütün toplumları ve özellikle de genç kuşaklan homojenleştiriyor. Genel bir kayıtsızlık durumu daha belirgin hale geliyor. Özellikle biz Müslümanların ayırt edici niteliklerimiz aşmıyor. Direnç noktalarımız zayıflıyor. Hayatın her alanında yoğunluklar ve derinlikler birer birer yok oluyor. Dava bilinci ve ahlakı kayboluyor.
İnançlarımıza özgü kavramlarımız belirsizleşiyor, silikleşiyor. Kavramlara verilen anlamlar değişiyor. Kendi gündemimize hâkim olamıyoruz. Real politiğin; insani, İslami, ahlaki ve vicdani değerlerimizden önemli ve üstün olmadığını asla unutmamalıyız.
Her durumda teslimiyetçiliği seçen halklar, toplumlar ve kültürler kendilerini kanıtlayamazlar. Kendilerim yeniden üretemeyen toplumlar ve kültürler, ithal etmek, taklit etmek ve tercüme tekme zorunda kalırlar, yeniden üretemeyen, ithal ve tercüme ile yetişen bir kültür yoksulluktan kurtulamaz. Bugün, bugüne özgü gerekli çabalan harcamadığımız takdir de gelecekten bir şey bekleyemeyiz. Dogmalarla yönetilen toplumlar, dogmalarla yönetilen kültürler hiçbir ilerleme kaydedemez, dünyayı anlayamaz, insanlık ailesi içerisinde saygın bir konum kazanamazlar. İnsanı felç edici vehimlerle yönetilen toplumlarda/ülke1 erde, tabuları aşarak düşünecek ve tartışacak liyakate sahip olmak gerekir. Geçmişe özgü duyarlığımız, bakışımız ve ilgimiz, bugünümüzü felce uğratacak bir mahiyete bütün memelidir. Hepimiz içerisinde yaşadığımız dönemin onuru olmak durumundayız. Toplumdışı varlıklar olarak yaşayamayız. Ne pahasına olursa olsun, bir mücadele emininde bulunmalıyız. Kendi dilimizden, kavramlarımızdan, anlam dünyamızdan uzaklaştıkça saygınlığımızı yitiriyoruz. Niyetlerimizi cisimleştirmeliyiz. Kullanmadığımız, değerlendirmediğimiz birikimimiz bir değer ifade etmeyecektir. Bu günün tarihi karşısında kendimize özgü bir konum belirleyebilmeliyiz. Ne yaptığımızın, ne söylediğimizin, ne yapmamız gerektiğinin farkında ve bilincinde olmalıyız. Bir planımız, tasarımız ve bilinçli stratejilerimizi olmalı. Siyasal, kültürel, edebi dilimiz, inançlarımıza dayalı kimliğimizden kopuk ve bağımsız olamaz. İnançlarımızı, kimliğimizi ve kişiliğimizi hiçbir su Narsisizmlerimizden vazgeçerek, birbirimize ilham veren davranışlar, ilişkiler, tutumlar ve hayatlar yaşayarak birbirimizin yüreği olabilmeliyiz. Hepimiz içerisinde yaşadığımız dönemin onuru olmak durumundayız. Bu günün tarihi karşısında kendimize özgü bir konum belirleyebilmeliyiz. İnançlarımızı, kimliğimizi ve kişiliğimizi hiçbir surette erteleyemeyiz. Rette erteleyemeyiz. Eserlerimiz kişiliğimizden, kişiliğimiz eserlerimizden farklı olamaz. Dünyada olup bitenlerden bihaber bir sanat, edebiyat ve düşünce hayatı düşünülemez. İnsanlık sorunlarına, durumlarına kayıtsız kalan bir sanat edebiyat anlayışı savunulamaz. İnançlarımız dışında bir tercih yapamayız. Düşünce adamlarımız, sanat, edebiyat ve kültür adamlarımız münzevi adamlar olmaktan çıkarak, bir aktivitesi, etkinliği, hareketi ve eylemi olan adamlar olmalıdır. Yalnızca kendileri için yazan, kendileri için söyleyip, kendileri için dinleyen düşünce, sanat, edebiyat ve kültür adamlarının, insani, sosyal ve toplumsal hayata olumlu bir katkısı olamaz. Narsisizmlerimizden vazgeçerek, birbirimize ilham veren davranışlar, ilişkiler, tutumlar ve hayatlar yaşayarak birbirimizin yüreği olabilmeliyiz.


Atasoy Müftüoğlu
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #1 : Ocak 09, 2011, 11:48:15 ÖS »

Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: