Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hastalıkların tedavisinde oruç  (Okunma Sayısı 333 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« : Ağustos 26, 2008, 12:33:20 ÖÖ »

http://img122.imageshack.us/img122/9664/0ja32061li2yf4.gif
Hastalıkların tedavisinde oruç

Hastalıkların tedavisinde oruç

    Dr. Dewey, Dr. Guelpa, Dr. Frumusan, Dr. Pauchet gibi oruçla ilgili araştırmalarda uzmanlaşmış tabibler de, hastalarını tedavi etmek için kısa ve uzun süreli oruç kürleri uygulamışlardır. Bunlardan Dr. Dewey hastalarına ve sağlıklı kişilere günde iki öğün yemek yemelerini; cerrahi Profesörü Dr. Pauchet, ameliyatı daha tehlikesiz kılmak ve yaraların çabuk kapanmasını kolaylaştırmak için hastalarına ameliyat öncesi ve sonrasında oruç tavsiye ediyordu.

    Geffroy orucu fizikî ve ruhî bakımdan ikiye ayırarak her iki açıdan bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Fizikî bakımdan daha çok meyve sebze rejimi, banyo, açık hava gibi faktörlerin oruçla tedavideki önemine dikkati çekmektedir.

    Geffroy, “Ruhî-mânevî bakımdan nasıl oruç tutmalı?” sorusuna kısaca şöyle cevap vermektedir: “Her devirde oruç mükemmel bir ruhî/manevî eğitim ve de mâsivadan kurtulma vasıtası olarak kullanılmıştır. İnsanın, Yaradanına kavuşabilmesi  O’nun emir ve yasaklarını çiğneyerek mümkün olamaz.

     ü teâlânın bizi ruh ve bedenden yarattığını, bir ruhumuz, bir bedenimiz olduğunu asla unutmamak gerekir. Beden ve ruh ölünceye kadar birbirinden ayrılmayacak bir şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla maddî âlemden zamansız ve gereksiz bir biçimde kopmak ve bedeninin ihtiyaçlarını hiçe saymak akıl kârı bir iş değildir. Nefse tam hakimiyet ve kemâle ulaşabilmek için insan, bütün bir ömre, hem de günden güne giderek arınan bir ömre ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır. Ayrıca insan az veya çok büyük ölçüde nihai başarıya götüren faktörlerin tamamını dikkate almak zorundadır.”

     Bazıları aç kalmanın zararlı olduğu söylüyorlar. Aç kalmakla oruç tutmayı karıştırmamalıdır. Bunlar çok farklı şeylerdir. Aç kalmak zararlı olabilir, fakat oruç tutmak faydalıdır. Çünkü, insan aç kalınca devamlı yiyecek beklentisi içinde olduğu için mideye devamlı salgı gelmektedir. Bu da zararlı olmaktadır. Fakat, oruç tutan kimsede yemek beklentisi yoktur. Beyin biliyor ki iftara kadar yemek gelmeyecek. Bunun için beyinin emriyle salgı akmamaktadır. Salgı akmayınca da mide zarar görmemektedir.
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 26, 2008, 12:35:42 ÖÖ »

http://img98.imageshack.us/img98/1899/allah01pt9.gif
Hastalıkların tedavisinde oruç


Ülkemizde yapılan araştırmalar

Yabancı ülkelerde yapılan sınırlı sayıdaki araştırmalar ve tecrübeler yanında ülkemizde de tıbbî metodlarla bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma Prof. Dr. Münip Yeğin ve arkadaşları tarafından yürütülmüş ve “İslamî Oruç Üzerinde Biyokimyasal Bir Araştırma” adıyla yayınlanmıştır.

Bu geniş çaplı laboratuvar araştırmasında orucun biyoşimik kan tablosu incelenmiştir. Araştırmada sekiz uzman ve dört kişilik yardımcı kadro görev almış ve Ramazan Ayı içerisinde, orucunu tam olarak tutan muhtelif meslek ve yaştan yüz kişi gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Bir karşılaştırma yapabilmek için Ramazan’dan önce ve Ramazan’ın son haftasında kan alınarak; kanlardaki total protein, albümin, globulin, kan şekeri v.s. incelenmiştir. Detaylı analizlerle elde edilen bulgular rapor edildikten sonra, total açlık araştırmalarının sonuçları ile toplam yüz oruçlu üzerinde yapılan analiz sonuçları sonucu şöyle:

1- Oruç tutanlarda bir fizyolojik açlık (yani hakiki açlık) tablosuna rastlanmadı.

2- Yağ depolarının harekete geçirilmesi suretiyle lipit metabolizması fizyolojik sınırlar içinde süratlenmiştir. Bu sayede damar sertliğine sebep olan “ateroskleroz”un teşekkül etme ihtimali azalmaktadır.

3- 20. Asrın aterosklerozu ve ona eşlik eden kolesterol yüksekliği, hiper tansiyon, angina pektoris, enfarktuslar ve bazı böbrek hastalıkları gibi, zenginlik ve refah hastalıklarına yakalanmamak için en mükemmel bir “tıbbî proslaksi” veya “sağlık kazanma egzersizi”dir.

4- Oruçta insanın açlık hissi duyması, istediği her an yiyip içebilme alışkanlığının kişiye verdiği “psikolojik bir hadise”dir. Bu açlığa “psikolojik açlık” veya “yalancı açlık” da denilebilir.

5- Oruç bazı nadir hastalıklar dışındaki durumlarda önemli bir “şifa vasıtası”dır.

6- Oruç “açlık” olmadığına göre, sadece bir “total perhiz”den ibarettir.

Araştırmacılar yapılan analizlerin istatistiki değerlendirmelerine dayanarak şu sonuca varmaktadırlar: “Oruç ile açlık vetiresinin tamamen birbirinden ayrı vasıflara sahip oldukları tesbit edildi. Oruçta vücut depo yağlarının metabolizasyon kazanması sayesinde orucun asrımızın zenginlik ve refah hastalıkları için bir nevi “sağlık kazanma egzersizi” olduğu kanaatine varıldı”

http://img154.imageshack.us/img154/5940/313ct0pd.jpg
Hastalıkların tedavisinde oruç


    Oruç konusunda yerli yabancı birçok ilim adamı çalışma yapmıştır. Bu çalışmalar daha çok, insan üzerindeki psiko-fizik etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu konuda Özellikle Marie-Reine Geffroy’un “Le Jeûne, Moyen De Puricfation Totale” (Tam Bir Arınma Vasıtası Olarak Oruç) isimli eseri bu konuda önemli bir kaynaktır. Bu çalışma  orucun fizyolojik etkilerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Geffroy, bugün bazı kimselerin oruca karşı olumsuz tavrını bilhassa bir peşin hükümden kaynaklandığını belirtmektedir: Ona göre, oruca karşı takınılan bu olumsuz tavır, zayıf düşmemek için, beslenmek hatta aşırı derecede beslenmek zorunluluğu ile ilgili bir peşin hükümden kaynaklanmaktadır.

Geffroy’a göre, aşırı yiyecek, gücü artırmak yerine, aksine azaltmaktadır. Bunun üç sebebi vardır:

1) Her kategoriden yiyeceğin kullanılabilir miktarını aşan kısmı “artık” olur ve organların normal işleyişini alt üst ederek, sindirim organları ve iç organlarda biriken maddelerle organizmaya aşırı bir yük getirir.

2) Fazla yükleme, hazım ve sindirim fonksiyonlarında bir yavaşlama ile bu besin fazlalığını telâfi etmek için fazla güç sarfına sebep olur.

3) Bu çok miktardaki besinlerin hazmının sebep olduğu şimik ve fizik oluşumlar, aşırı bir enerji kaybına yol açar.

Geffroy, bu kanaatini destekleyen tıbbî bazı uygulamalara da değinir. Onun belirttiğine göre Dr. Dewey, öğrencisi bayan Dr. Hazzard ve Dr. Garignton gibi, tabip araştırmacılar, bir tedavî usulü olarak, hastalarına 65 ile 75 gün arasında değişen sürelerde oruç tutturmuşlardır.

Bu sahadaki diğer önemli bir araştırmacı olan Dr. Bertholet, kitabında topladığı çok sayıdaki uzun süreli oruç tedavilerinin incelenmesine ve elde edilen sonuçlara dayanarak; ağır vak’alarda bile oruç vasıtasıyla fevkalâde şifalar elde edilebileceğini belirtmektedirler.
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7654



« Yanıtla #2 : Ağustos 26, 2008, 12:53:52 ÖÖ »

ın emirlerinden hikmet sorulmaz,ama bilirizki her emrinde binlerce hikmet gizlidir. razı olsun kardeşim.Emeğine sağlık...
« Son Düzenleme: Ağustos 26, 2008, 01:23:32 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged

Sade
Hep Burda
*****

Karma: 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3099



« Yanıtla #3 : Eylül 10, 2008, 08:55:46 ÖS »

 
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: