Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HANIMININ HATASINI HİZMETİNE BAĞIŞLA(hz ömer)  (Okunma Sayısı 310 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hayyade
Buraya bağlanmış.
***

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 200



« : Ekim 05, 2010, 11:22:38 ÖS »

HZ.Ömer r.a devrinde bir adamhanımı ile arada bir ağız kavgası edip çekişiyordu.Adam hanımına laf anlatamayınca bunalmış,halifeden yardım ve akıl istemek için halifenin evine gitmiş.

Evin kapısını çalmak için yaklaştığında içeriden bir kadının yüksek sesle konuştuğunu duymuş.Biraz dikkat edince bunun Hz.Ömer r.a hanımı oldugunu anladı.Baktı ki Hz.Ömer'de aynı durumda.Adam şaşırdı;baktı ki O koca halife,kendisine sesini yükselten hanımını sülunetle dinliyordu.Kapıyı hiç çalmadan geri döndü.

O sorada Hz.Ömer r.a kapıya birinin geldiğini fark etmişti.Gelen kimseni kapıyı çalmadan geri döndüğünü görünce ,hemen arkasından çıkıp adamı geri çağırdu ve niçin geldiğini,neden geri geldiğini sordu.Adam, "Ya Ömer bir derdim vardı,size akıl danışmaya gelmiştim;falat gördüm ki sizde aynı dert içindesiniz.Onun için rahatsız etmek istemedim." dedi.Hz.Ömer r.a "Derdin neydi" diye sordu.Adam,Hanımın bazen bana karşı evde yüksek sesle konuşuyor,sözlerime sertçe karşılık veriyor,canımı sıkıyor.Gördüm ki bu durum sizin evde de oluyor, dedi.O zaman Hz.Ömer r.a adamı bi kenara çekerek ona, "bak hanımların kocaları üzerinde pek çok hakları vardır.Bunun için onlara tahammül etmeliyiz.Onlar bizim evimizi beklerler.Ekmek ve yemeğimizi pişirirler.Çoçuklarımızı emzirirler.Elbise ve evlerimizi temizlerler.Nefsimizi teskin eder ve bizi harama düşmekten korurlar.Ben bana bukadar hizmeti dokunan bir kadına niçin tahammül etmeyeyim"dedi.

Bunları bir halifeden dinleyen adam biraz düşündü ve, "Benim eşimde aynı hizmetleri görüyor"dedi.O zaman Hz.Ömer r.a, " Kardeşim hanımının sıkıntısına tahammül göster.Dünya hayatı çok kısadır gelir geçer" dedi.



Burada hemen belirtelim;evet kocanın eşine şefkatli ve güzel davranması farzdır.Fakat kadının da kocasına itaat etmesi farzdır.



Hak adına yeri gelince demir gibi sert olan Hz.Ömer r.a yine HAK ahatrına yeri gelince kadife gibi yumuşak olabilmekteydi.O nun tek derdi HAKK'ın hatrını koruyabilmekti.

İşte tevazu denen şey budur.

İnsan halka gösterdiği tevazu kadar HAK katında yücelir.

Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 05, 2010, 11:29:18 ÖS »

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
****

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 302


AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN


WWW
« Yanıtla #2 : Ekim 06, 2010, 12:03:26 ÖÖ »

ALLAH razı olsun inşaALLAH çok güzel bir konu
günümüzde malesef bu tevazuyu alçakgönüllülüğü gösterenler çok az karşımızdakinin eşimiz olduğu düşüncesi bile bizi herdaim onun kıymetini bilmeyi onu el üstünde tutmak gerektiğini herşeyi ölçü dairesinde en güzeliyle yaşamak olduğunu anlamış oluruz
ve gene günümüzde tahammülsüzlük gösteren çoğunlukla erkekler oluyorlar o yüzden onlara çok iş düşmektedir eğer ALLAH ' a hakkıyla iman edenlerden olursak eşlerimizi de hakkıyla gözetmiş oluruz olanlardan oluruz inşaALLAH
RABBİM her aileyi mutlu mesut hayırlı mübarek eylesin inşaALLAH
Logged

Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #3 : Ekim 06, 2010, 02:23:12 ÖÖ »

Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #4 : Ekim 06, 2010, 02:49:19 ÖÖ »

İçinde yaşadığımız şartlar hepimizi zorlayan ve dînî yaşantımızı etkileyen bir hâl almıştır ne yazık ki. Her geçen gün âile yuvaları dağılmakta, bazı kıymetli husûsiyetlerin değeri takdir edilememektedir. Bugün bir şeyler yapmazsak bizden sonraki nesiller hassâsiyetlerini ve önceliklerini takdir etmekten çok uzakta olacaklar.
Evimizin huzûrundan ve geçiminden büyük oranda mes’ul olan biz hanımlar, evliliğe kutsal bir vazîfe şuûruyla bakmalıyız. Husûsiyetle evliliğin en ince noktasına kadar üzerinde durmalı ve gâyet titiz davranmalıyız.
Özellikle yirmi yaşın altındaki evlenecek kızlarımız daha farklı bakıyorlar evliliğe. Birbirlerinin haklarını ve mes’uliyetlerini tam bilmiyorlar bu yaşlarda. Sadece toz pembe bir hayat olarak düşünüyorlar evliliği.
Sevgi, saygı, güven, anlayış, fedakârlık, paylaşma, sabır, değer verme ve buna benzer üstün ahlâkî meziyetler, evliliğe ilk adımı atarken biz hanımların dikkate almaları lâzım gelen hususlardır. Bu saydıklarımız içinde özellikle “sevgi, evin sağ direği; saygı, evin sol direği; güven ise evin çatısı gibidir”
Nasıl ki, bir ev direkleri olmadan ve çatısız bir şeye benzemiyorsa sevgisiz, saygısız ve güvensiz de bir yuva kurulamaz! Yâni bir yuvayı sağlama almak için birtakım maddî unsurların yanında mânevî husûsiyetler de gereklidir.
Evlenecek çağa yeni gelmiş gençler sanırlar ki hayat, sadece hislerle sürüp gider. Halbuki evlilikte hislerin etkisi kısa zamanda geçer. Tarafların meziyetleri, mizaçları, bilgi ve becerileri çıkar ortaya. İşte ömür boyu sürüp gidecek gerçekler bu ayrılmaz mizaç ve alışkanlıklardır.
Sabır olmadan huzurlu bir âile hayatı olamaz. Bazen bir tarafın öfkesi, hiddeti, havayı gerginleştirebilir. Bundan dolayı Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, âile hayatında sabra bilhassa dikkat çekmiştir. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- da sabrın ehemniyetini şöyle anlatmaktadır:
“Başın, bedendeki yeri, sabrın îmândaki yeri gibidir. Çünkü başı olmayanın bedeni, sabrı olmayanın da îmânı olmaz.”
Âile hayatında kadın ve erkek duygulu ve neşeli hareket etmelidirler. Hassas davranmalı ve birbirlerinin acı ve üzüntülerine ortak olmalıdırlar.
Takvâ sâhibi olmak ne güzeldir. Buna sahip olan kişi evlilikte, sevgiyi, saygıyı, güveni daha iyi yaşar.
* * *
Ebû Müslim Havlânî bir toplulukta konuşulanları dinler. Hemen hepsi de hanımından şikâyette bulunmaktadırlar. Ancak Ebû Müslim hiç şikayet etmez. Derler ki:
“-Velî gibi bir hanıma düştün de sesin çıkmıyor değil mi?”
Omuzlarını silkerek cevap verir:
“-Bizimki velî filan değil, kelimenin tam manasıyla delidir deli!..”
Konuşmasına devamla:
“-Ben” der, “-Usûlünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!..”
Büsbütün meraka düşerler ve:
“-Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usûlü nedir ki?” diye sormaktan kendilerini alamazlar. Şöyle îzah eder, Ebû Müslim, geçinmenin sırrını:
“-Allâh Teâlâ Âdem -aleyhisselâm-’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti. Öfke:
“-Ben” dedi, “Âdemin bedenine giremem. Çünkü orada akıl var! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!..”
Rabbimiz buyurdu:
“-Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’i deli edersin.”
Ebû Müslim burada der ki:
“-İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki, madem insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin tekidir. Deliye karşı ise bir velî lâzımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyecek, velî rolü oynayacaksın. Şâyet sen öfkelenir de sen deli durumuna girersen, bu defa da ben velî rolüne girerek sabredeceğim.”
“-Ey dostlar, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın, öfkelenince karşı taraf velî rolüne girsin, sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz, tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak....
alıntı
« Son Düzenleme: Ekim 06, 2010, 02:50:37 ÖÖ Gönderen: selvi » Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
****

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 302


AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN


WWW
« Yanıtla #5 : Ekim 06, 2010, 09:21:05 ÖS »

çok güzel bi konuya temas etmişsin ALLAH razı olsun
bu zamanda en çok ihtiyaç duyulan iki konu vardır birisi şükretmek diğeri sabretmek
sabredenlerden ve şükredenlerden olmak duasıyla inşaALLAH
Logged

Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #6 : Ekim 07, 2010, 09:35:19 ÖÖ »

“-Allâh Teâlâ Âdem -aleyhisselâm-’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti. Öfke:
“-Ben” dedi, “Âdemin bedenine giremem. Çünkü orada akıl var! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!..”
Rabbimiz buyurdu:
“-Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’i deli edersin.”

 
 
                                                                                                                   
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: