Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Haksızlık karşısında susan "dilsiz şeytandır.”  (Okunma Sayısı 8999 defa)
0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 10549



WWW
« : Ağustos 03, 2010, 12:30:07 ÖÖ »

http://img705.imageshack.us/img705/251/4380740626494686a932o.gif
Haksızlık karşısında susan "dilsiz şeytandır.”


ORTADA BİR hak iddiasının ve haksızlık tartışmasının olduğu durumlarda birçok kişinin takınmayı tercih ettiği bir tavır vardır: bigâne kalmak, taraf olmamak.

Bu tavrın sahipleri, ya “Bırakalım kendi aralarında çözsünler, biz kendi işimize bakalım” düşüncesi içinde bu tavrı takınırlar, yahut “Bu bakımdan o haklı, o bakımdan bu haklı” kabilinden renksiz ve totolojik bir yaklaşım içerisinde... Bu tavırda, haklı olduğunu düşündüğü taraftan yana bir tavır koymanın getireceği kayıplarla ilgili hesap ve endişelerin de etkisi sözkonusudur.

Bu tavır koymama yaklaşımının içerdiği en temel yanılgılardan biri, insanın bu şekilde dengeli bir noktada durduğunu düşünmesidir. Hayatın akışı içerisinde karşımıza çıkan ihtilâflarda yüzde yüz haklılık ya da yüzdeyüz haksızlık ender bir durumdur gerçi. Ancak, bir ‘fifty-fifty’ hali, daha da ender bir durumdur. Ekseriya, taraflardan biri büyük ölçüde haklıdır, diğerinin haklı olduğu noktalar bulunabilir, ama bu o tarafın yaptığı haksızlığa mazeret teşkil edebilecek bir keyfiyette değildir.
İki tarafın eşit derecede haklı veya eşit derecede haksız olduğu durumlarda, taraf olmamak belki anlaşılır bir durumdur; ama bir tarafın haklılığı aşikâr olduğu halde tarafsız kalanlar, aslında hiç de ‘tarafsız’ ve ‘dengeli’ değillerdir.

Her insan, böylesi bir tarafsızlık durumunun sonuçlarını işin içinde kendisinin olduğu ve olmadığı hak ihtilâflarından hareketle kavrayabilir. Olay bizim dışımızda cereyan ediyorsa, evet, tavır almamaya eğimliyizdir, iki tarafa eşit mesafede durmak bize en ‘dengeli’ tavır olarak gözükür. Ama olayın bir tarafı biz isek ve haksızlığa uğradığımıza inanıyorsak, bu ‘dengeli’ tavrın hiç de öyle olmadığı aşikâr biçimde ortaya çıkar. Görürüz ki, haksızlığa uğradığımız bir noktada üçüncü kişilerin bigâne ve tarafsız kalması gerçekte haksızlık yapana yaramıştır. Haklı ile haksız arasında, ancak hakkın sahibine iadesi ile mümkün olacak denge ve adalet sağlanmamış, haksızlık yapanın yanına kâr kalmıştır.

Açıkçası, iki tarafa eşit mesafede durmanın adaleti temin ettiği şeklindeki bir mantık, yanlış bir denge mantığıdır. Bu yanlış mantık, haksız bir biçimde, haklı ile haksızı eşitlemekte; böylece, haksızlığın yapanın yanına kâr kalmasına sebebiyet vermektedir. Yani, haksızlık karşısında susanlar, gerçekte haksızı korumuş olmaktadırlar. Diğer bir deyişle, haksızlık karşısında tarafsız kalanlar, gerçekte haksızın lehine bir tavır almaktadır. Haksızlığın devamını sağlamaktadır.

Üstelik, bu sözümona ‘tarafsız’ ve ‘dengeli’ duruşun, haksızlığı izale edip hakkını alma çabası içindeki mağdura ‘geçimsiz insan’ imgesi yükleme gibi bir vebali daha vardır.
İnsanın fıtratına dercedilmiş hak ve adalet duygusunun sevkiyle, risaletle görevlendirilmeden önce de haksızlık karşısında açık bir tavır koyan ve daha yirmili yaşlarında iken haksızlıkların izalesi için bir ‘hılfu’l-fudûl’un oluşumunda aktif bir rol oynayan Hz. Peygamber’in bir sözü, haksızlık karşısında susmanın yukarıda irdelediğimiz sonuçları dikkate alındığında, ne kadar da manidardır!

Hz. Peygamber’in ifadesiyle, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Çünkü, nefisleri elde edip kulaklara üfleyerek birilerini haksızlığa yönelten dilli şeytanın sebebiyet verdiği haksızlığın devamı, haksızlık karşısında susmayı tercih eden bu iradî dilsizler sayesinde gerçekleşmektedir. Haksızlık karşısında bigâne kalmak, haksızlık edenlerde ‘yaptığım yanıma kâr’ duygusu uyandırarak, haksızlığın yayılmasına ve mesafe almasına sebebiyet vermektedir.


alıntıdır
« Son Düzenleme: Ağustos 03, 2010, 12:31:54 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Online Online

Mesaj Sayısı: 10549



WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 03, 2010, 12:35:40 ÖÖ »

http://img245.imageshack.us/img245/9349/81482013.png
Haksızlık karşısında susan "dilsiz şeytandır.”


“Hak” ve “Haksızlık” nedir ?

Hak ve haksızlık kavramları kapsamlı ve Çok anlamlı kavramlardır. Bu kelimeler isim, sıfat ve mastar olarak değişik yer ve şekillerde kullanılmaktadır. Biz burada hak kavramını “İnsan Hakları” olarak ele alacak ve “Ahlak Kuralları” yÖnünden değerlendirmeye Çalışacağız. “Hak”, kişiye ait olan, yaratılıştan verilen ve kendi Çalışmasıyla elde edilen değerler bütünüdür. “Haksızlık”, bu değerlerin gizli veya aÇık saldırıya uğratılıp ele geÇirilmesi ve yok edilmesidir. Bir benzetme yapılırsa : “Hak, balarısının yaptığı bal, haksızlık ise, bu balın eşekarısı ve sinekler tarafından yağmalanmasıdır” diyebiliriz. Bir başka değişle : “Eşekarısı “hak yiyen” zorba, balarısı “hakkı yenen” mazlumdur.” Hak, genel bir tasnife gÖre : “ hakkı”, “İnsan hakkı” ve “Toplum hakkı” olarak sınıflandırılmaktadır. Bu hakların sınırları aşılırsa ; hak ihlali, yani haksızlık yapılmış olur.

(Hak gasbetmenin, hak yemenin hesabı :

<<Haklar, kıyamet gününde sahiplerine geri verilecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun Öcü alınacaktır (hesabı sorulacaktır).>> (Riyazü’s Salihin, I / 202)

“Haksızlıklar”a karşı Çıkmak erdemliliktir.

Haksızlık kavram olarak negatif (olumsuz) anlam taşır. Haksızlık, insanoğlunun “Hâbil” ve “Kâbil”den beri iÇine düştüğü kÖtü bir anlayışın adıdır. Ne yazık ki haksızlık yapanlar, yani başkalarına ait kazanılmış değerlere saldıranlar ; yaptıkları ahlak dışı işleri beğenerek yaparlar. Yasalar ve toplumsal baskılar bir tarafa, haksızlıkta ileri gidenleri ; korkusu bile frenleyemez. Bu ahlak ve iman yoksunlarına karşı Çıkmak ve onları etkisizleştirmek iÇin Hz. Muhammed (s) şÖyle buyurmaktadır :

<<Sizden her kim, bir kÖtülük (haksızlık) gÖrürse onu eliyle değiştirsin. Eğer eli ile değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Dili ile değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin (reddetsin) ki, bu imanın en zayıf derecesidir.>> (Müslim, İman, 78)

Bu hadisin yorumundan “El ile değiştirme”nin kanun ve devlet tarafından yapılacağı, “Dil ile değiştirme”nin ilim adamları ve eğitim yoluyla yapılacağı, “Kalb ile buğz etme”nin ise kişisel olarak yapılacağı anlaşılmaktadır. Ne olursa olsun, sonuÇta haksızlar kaybedecek, haksızlıklara karşı Çıkanlar kazanacaktır.

(Haksızlıklara karşı Çıkmak imandandır.)

“Hak”kı sÖyleyen “Kitab”a uymak gerekir Hak ve haksızlık konusunda “Kitab”ın sahibi Yüce (c) : <<Yanımızda hakkı sÖyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.>> (Müminun, 23/62) buyurmaktadır.

Bu kutsal sÖzlerin ışığında yapacağımız tenkit ve analizlerde ; Kitab’a uyar, kitabına uydurmazsak ; hiÇbir kurum ve kuruluşa, Özel ve tüzel kişiliklere haksızlık yapmamış oluruz. Her zaman ve her yerde düşünce ve davranışlarımızda pozitif (olumlu), rasyonel (akılcı), realist (gerÇekÇi) olmaya Çalışmak ilkemiz olmalıdır. Bu Çağdaş ve bilimsel ilkeleri uygularken ; aynı zamanda bizi yaratan bir Yüce Varlık () olduğunu da unutmamalıyız. Çünkü akıl ve Çağdaş bilimler her zaman ve her yerde yeterli olmayabilir. Bu değerlere destek gerekir. Onun iÇin “Kitap olmasaydı, akıl hayrette kalırdı (ne yapacağını şaşırırdı). Akıl olmasaydı, Kitap’tan hiÇbir yarar elde dilemezdi” denilmiştir.1 Kabul etmeliyiz ki ; Kitap’ta saydığımız bu Çağdaş değerlerde az bulunan başka bir değer vardır. O değer de, insanlığın ve inancın temel taşı olan “Ahlak”tır.

alıntıdır
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5958



« Yanıtla #2 : Ağustos 03, 2010, 01:59:18 ÖS »

Bu tavrın sahipleri, ya “Bırakalım kendi aralarında çözsünler, biz kendi işimize bakalım” düşüncesi içinde bu tavrı takınırlar, yahut “Bu bakımdan o haklı, o bakımdan bu haklı” kabilinden renksiz ve totolojik bir yaklaşım içerisinde... Bu tavırda, haklı olduğunu düşündüğü taraftan yana bir tavır koymanın getireceği kayıplarla ilgili hesap ve endişelerin de etkisi sözkonusudur.



hangı tarafın haklı olmadıgın emın olarak bılmeden taraf tutmak zor bır durum.ama bence kendı fıkrımıze gore taraf tutmak yerıne allahın kanunlarına ters olan kımse gerekırse ıkı tarafa bırden tep kı koyup aradakı sorunu  cozenceye dek  kımse ıle gorusulmese  bu taraflar yanlız kalsa  bence daha kolay cozulur meseleler...cunku dıslanmış yanlız kalmış olurlar...bu konuda cok sey yazabılırım aslında ama haklıyı haksızı allah bılsın desek te kımın haklı oldugu aslında bellıdır .ama ınsanlar bunu gormezler gormek ıstemezler.belkıde kendı menfeatlerı vardır belkı de ıstedıklerı gıbı olayların gelısmesıneı beklerler.ama buarada kımın canı yanmış kımse pek umursamaz.cunku kendı menfeatı vardır kıskanclıgı koltuk sevdası makamı..felan .....kıseye degıl soum sadece bu konularda ınsanlar kendılerıne zarar verırken baskalarınada  zarar verırler ..bence bu hakka kul hakkına gırer...allah kul ahhkı ıle karsısına cıkanlardan etmesın....
Logged

selvi
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3010


« Yanıtla #3 : Ağustos 03, 2010, 02:47:11 ÖS »


(Haksızlıklara karşı Çıkmak imandandır.)

“Hak”kı sÖyleyen “Kitab”a uymak gerekir Hak ve haksızlık konusunda “Kitab”ın sahibi Yüce (c) : <<Yanımızda hakkı sÖyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.>>
(Müminun, 23/62) buyurmaktadır.
Bu kutsal sÖzlerin ışığında yapacağımız tenkit ve analizlerde ; Kitab’a uyar, kitabına uydurmazsak ; hiÇbir kurum ve kuruluşa, Özel ve tüzel kişiliklere haksızlık yapmamış oluruz. Her zaman ve her yerde düşünce ve davranışlarımızda pozitif (olumlu), rasyonel (akılcı), realist (gerÇekÇi) olmaya Çalışmak ilkemiz olmalıdır.



Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: