mahşerde buluşalım
Süper Moderatör
Sağlam Forumcu
   
Karma: 3
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 434
|
 |
« : Temmuz 09, 2011, 10:08:48 ÖÖ » |
|
HADİS TÜRLERİ
Kabul veya Reddedilmesi Bakımından:
1) MAKBUL HADİS: Bunlar, kendileriyle amel edilmesi gereken hadislerdir ("Ma'mulun bih", "me'huzun bih" de denir.) 2) MERDUD HADİS: Bunlar, râvîsinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisiyle amel edilmesi gerekmeyen hadislerdir. Hükmüyle amel edilip edilmemesi konusunda karar verilemeyen ("tevakkuf edilen") hadisler de merdud hadis gibidirler Râvîlerin Sayısı Bakımından: MÜTEVATİR HADİS: Yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün olmayan râvîler topluluğunun, her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan rivayet ettikleri, işitme veya görmeye dayanan hadistir. a) Lafzî Mütevatir: Senedinin başından sonuna kadar her tabakada bütün ravîlerin aynı lafızlarla rivayet ettikleri hadistir. b) Manen Mütevatir: Lafızları değişik olduğu halde aynı anlamı ifade eden rivayetlerdir. AHAD HADİS: Mütevatir hadis şartlarını taşımayan hadistir. Kelime anlamı öyle olmasına karşın "Tek bir kişden rivayet edilen hadis" demek değildir. Hadislerin hemen hepsi bu anlamda ahaddır. MEŞHUR HADİS: Birincisi, ilk başta ahad iken, Tabiîn ve Etbau't-Tabiîn döneminde tevatür derecesine ulaşan hadistir. İkincisi, tevatür şartlarını taşımayan topluluğun naklettiği ve her nesilde râvîsi ikiden az olmayan hadislerdir. Meşhur hadis ikiye ayrılır: a) Sened tenkidi sonuçlarına göre; Sahih Meşhur, Hasen Meşhur, Zayıf Meşhur b) Şöhret buldukları yere göre; hadisçilere nezdinde, ulema ve halk nezdinde, fakîhler nezdinde, usûlcüler nezdinde, halk nezdinde meşhur Hadisin Söyleyeni Bakımından: KUDSÎ HADİS: Ayet olmamak kaydıyla Resulullah'ın: "Allahu Teâla şöyle buyurmuştur" diyerek, 'a nispet ve izafe ettiği hadistir. Bunlara "İlahî" ve "Rabbânî hadis" de denir. Bu hadislerin konuları genelde 'ın sıfatlarıdır. MERFU' HADİS: Söz, fiil, takrîr; fıtrî veya ahlakî vasıf olarak -muttasıl veya munkatı' olsun- açıkça (sarâhaten) veya dolaylı bir şekilde (hükmen) Resulullah'a izafe edilen hadistir. Hüccettir, bağlayıcıdır. Merfu' hadisler dörde ayrılır: a) Sarâhaten Merfu': İçinde açıkça Resûlullah'a ait bir söz, fiil, takrir veya vasıftan söz edilen hadistir. - Kavlî hadis rivayet lafızları: "Resulullah şöyle buyurdu", "şunları haber verdi", "şöyle buyururken işittim", "şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir" - Fiilî hadis rivayet lafızları: "Şöyle yaptığını gördüm", "şöyle yapardı" - Takrîrî hadis rivayet lafızları: "Huzurunda şöyle yaptım, yaptı, yapıldı". b) Hükmen Merfu': Herhangi bir sahabinin, geçmiş peygamberler veya gelecekte cereyan edecek olaylar ya da işlenmesi halinde işleyene sevap veya günah kazandıracak konular gibi şahsî görüş ve kanaate dayanması mümkün olmayan ("mahalli ictihad ve re'y olmayan") konulara ait verdiği haberlerdir. İsrailiyyattan nakil yapmayan bir sahabi olması önem arzeder. - Kavlî'ye örnek: İbn-i Mes'ud'un sihirbaz, arrâf ve kâhinleri ve onlara gidenleri tekfir etmesi - Fiilî'ye örnek: Hz. Ali`nin Kusuf Namazı'nda ikiden fazla rükû yapması - Takrîrî'ye örnek: "Resulullah zamanında şöyle yapardık, söylerdik", "şu sünnettendir" lafızları Ayrıca "Tabiûn'dan bir râvî" senedi sahabiye ulaştırıp şu ifadeleri kullanırsa da merfu' hadis olur: -"Yerfa'uh, ve yerfa'ul-hadîs: Hadisi ref ederek rivayet etti", - "Yenmîhi: İsnad ederek" - "Yebluğu bihi: Sözü Resulullah'a ulaştırarak" - "Yervîhi: Resulullah`dan rivayet ederek" - "Rivâyeten, ravâhu" c) Mürsel Merfu': Sonraki nesilden bir râvî, sözü "tabiî"ye ulaştırıp üstteki ifadeleri kullanırsa. d) Muallak Merfu': Bütün sened hazfedilerek (düşürülerek, yani zikredilmeyerek) Resulullah'a izafe edilen hadistir. MEVKÛF HADİS: Sahabilerin söz fiil ve takrirlerine dair -muttasıl veya munkatı'- haberlerdir. Sened sahabide kalıp Resulullah'a ulaşmaz. Sadece "sarâhaten" mevkûf olur, hükmen olmaz. Örnekler: "Hz. Ali şöyle dedi", "İbn-i Abbas şöyle yaptı", "İbn-i Ömer'den mevkûf olarak rivayet olundu ki", "hadis İbn-i Abbas'a varınca mevkûftur" (Ancak "vakkafahû" tabiri geçen her hadis mevkûf olmayabilir.) Hanefilerden Râzî, Serahsî ve müteahhirûn ile birer görüşlerinde İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel mevkûf hadisi hüccet sayarlar. Bazı Hanefiler ve İmam Şafii ise hüccet saymaz. MAKTU' HADİS: Herhangi bir "tabiî"ye izafe olunan söz, fiil ve takrirlerdir. Etbâu't-Tabiîn de tabiî gibi kabul edilir (İlk devirlerde bunun için Munkatı' terimi de kullanılmış.) Hüccet değildir. Sıhhat veya Hüküm Bakımından: SAHİH HADİS: "Adalet ve zabt sahibi raviler"in, "muttasıl senedle rivayet ettikleri", "şâzz" ve "muallel" olmayan hadistir. Hüccettir ve onunla amel etmek farzdır. "Bu hadis sahihtir" demek, onun sıhhat şartlarını taşıdığını ifade eder. Dolayısıyla bu hadisler Din'de delildir. HASEN HADİS: Zabtı biraz gevşek olan ravilerin muttasıl senedle rivayet ettikleri "şâzz" ve "muallel" olmayan hadistir. Sahihten farkı, râvîsinin zabtının mükemmel olmayışıdır. İhticac ve amel bakımından makbuldür. Hasen hadisler ikiye ayrılırlar: a) Hasen Li Zâtihî: "Mutlak olarak hasen hadis" denince bu anlaşılır. Lafzı benzer bir başka hadis ("mütabi'") ile takviye olunursa, Sahih Li Ğayrihi derecesine yükselir. b) Hasen Li Ğayrihî: Yalancılıkla itham edilmemiş ve çok hata yapacak kadar dalgın olmayan "ve fakat ehliyeti açıkça anlaşılamayan ("mestûr") bir râvîsi bulunan hadis", lafız veya mana yönünden başka rivayetlerle desteklenirse bu adı alır. Kısaca, "Âdıd ile hasen mertebesine çıkan hadistir." Zayıf hadise çok yakındır, zayıftan farkı onu destekleyen bir veya birkaç rivayetin olmasıdır. Çoğunlukla başka hadisleri desteklemek ("i'tibar") için kullanılır. Bunlara ek olarak; Hasen-Sahih: a) Birkaç senedi olan ve Sahihlik derecesine ulaşan hadis b) Bir tarikten Hasen bir tarikten Sahih hadis c) Hasen-Garîb: Tirmizi, gariblik hem sened hem de metinde olur da bir tek senedle rivayet edilmiş olursa ve manasını takviye eden başka deliller bulununca onu "hasen li zatihi" kabul ettiğini göstermek için bu adı verir. ZAYIF HADİS: Sahih ve Hasen hadis şartlarını taşımayan hadistir. Sahih ve Hasen hadis şartlarından herhangi biri eksik olursa hadis zayıf demektir. Birden fazla şart noksan olursa zayıflık daha şiddetli olur. Böylece zayıf hadisin dereceleri de farklılık arz eder. Bu yüzden çeşitleri hakkında 49'dan 510'a kadar değişen rakamlar verilmiştir. Tirmizî`ye gelinceye kadar hadisler "sahih" ve "sakîm (zayıf)" diye ikiye ayrılırdı. Zayıf hadisler de "metrûk" ve "ğayr-i metrûk" olarak ikiye ayrılıyordu. Tirmizî'den sonra sahih ile zayıf arasına bir de "hasen" çeşidi girdi. Böylece "Ğayri metrûk zayıf" hadisler, "hasen" terimiyle zayıflar arasından ayrılmış oldu. O halde Tirmizî'den önce yaşamış bir muhaddisin dilindeki "zayıf hadis" teriminin "hasen hadisleri" de içine aldığı dikkattlerden kaçmamalıdır. Zayıf hadisle amel konusunda üç ayrı görüş vardır: a) Asla amel olunmaz b) Mutlak olarak amel olunur c) Amellerin faziletleri konusunda özel şartlarına bağlı olarak amel olunur. Zayıf hadisi belli kısımlara ayırarak belli şartlarla amel etmek görüşü orta ve doğru bir yoldur.
Hadiste zayıflık genelde iki sebepten kaynaklanır:
A) Seneddeki İnkita' (kopukluk) Sebebiyle Zayıf Sayılan Hadis ve Çeşitleri: Senedden en azından bir ravinin düşmesi demektir. Böyle bir inkita' varsa, seneddeki bütün raviler sika (güvenilir) olsalar bile, sırf bu inkıta' metnin reddini gerektirir.
MÜRSEL HADİS: Tabiî`nin sahabiyi atlayarak Resulullah'a izafe ettiği hadistir. Muhaddis, fakîh ve usûlcülerin çoğuna göre delil olmaz, ihticac yapılmaz, zayıftır. Ancak Ebu Hanife ve İmam Malik, sikanın mürselini sahih ve hüccet sayarlar. Bir de sahabenin bir başka sahabiden duyduğu hadisi Resulullah'dan rivayet etmesi vardır ki, buna "sahabi mürseli" denir. Sahabi mürseli sahihtir. Senedde atlanan kişi her zaman kolayca anlaşılmayabilir. İşin ehli olanların farkedebileceği bu tür irsâle, "irsâl-i hafî", böylesi hadise de "mürselü-l-hafiy" denir. MUNKATI' HADİS: a) Senedi muttasıl olmayan hadistir. b) Senedin herhangi bir yerinden bir râvînin veya "farklı yerlerinden" "peşpeşe olmamak şartıyla" birden fazla râvînin düştüğü hadistir. c) Müteahhirun, "etbâu't-tâbiîn"in "tabiî"yi atlayarak sahabiden naklettiği hadise munkatı' demiştir. d) Senedinde müphem bir kişinin zikredildiği hadise de munkatı' diyenler olmuştur. MU'DAL HADİS: Senedin herhangi bir yerinden "peşpeşe", "iki veya daha çok" râvînin düştüğü hadistir. Merfu' hadisi, sahabi ve Resulullah`ı zikretmeyerek tabiîn'den birinin sözüymüş gibi nakletmek de hadisi mu'dal kılar. MUALLAK HADİS: Senedin baş tarafından bir veya birkaç râvî ya da müntehasına kadar senedin bütünüyle hazfolunduğu (düşürüldüğ, yani zikredilmediği) hadistir. Ta'lik aslında bir rivayet kusurudur. Sahihayn'daki (Buhari ve Müslim'deki)1300 küsür ta'likin Buhari'ye göre sahih oldukları kabul edilmektedir. MÜDELLES HADİS: Tedlis, senede dahil bir râvînin ismini atlayarak orada öyle biri yokmuş izlenimini verecek şekilde senedi söylemek demektir. (Lugatte malın ayıbını müşteriden gizlemek demektir.) Tedlis yapan râvîye "müdellis", senedden düşürülen râvîye "müdellesün anh", tedlis ile rivayet edilen hadise de "müdelles hadis" denir. Tedlis üç çeşittir: a) İsnad Tedlisi: Râvînin görüşmediği veya görüştüğü halde hadis almadığı çağdaşı bir kişiden işitmiş gibi "kâle fülân" veya "an fülân" diyerek hadisi rivayet etmesidir. (Râvînin görüşmediği çağdaşından yaptığı rivayete "mürsel-i hafî" de denir.) b) Şuyûh Tedlisi: Râvînin hocasını bilinmeyen bir isim, sıfat veya künye ile zikretmesidir. c) Tesviye Tedlisi: Sika (güvenilir) râvîler arasındaki zayıf bir râvîyi atlayarak hep sikadan gelmiş intibaını verecek şekilde hadisin rivayet edilmesidir.
B) Râvîdeki Cerhi Gerektiren Hallere Göre Zayıf Hadis ve Çeşitleri: "Metain-i Aşere" denilen râvîleri tenkid noktalarından birinin veya birkaçının râvîsinde bulunması sebebiyle zayıf kabul edilen hadisler bu türe girer ki, on çeşittir:
MEVZU (UYDURMA) HADİS: Resûlullah'ın adına yalan uydurmak (kizb) ile cerhedilmiş râvînin rivayetine denir. Buna "hadis diye uydurulmuş söz" demek daha doğru olur. METRÛK HADİS: Yalancılıkla itham edilmiş ("ittihamu'r-ravî bi'l-kizb", "töhmet-i kizb") bir râvînin rivayetinde yalnız kaldığı ("teferrüd ettiği") hadistir ki, buna "matrûh hadis" de denir. Şöyle de tarif edilmiştir: Hiçbir sikanın rivayetine muhalif olmaksızın kizb, kesret-i galat, fısk ve gaflet gibi cerh noktalarından biri ile itham edilen râvînin "yalnız başına rivayet ettiği" hadistir. MÜNKER HADİS: Muhtelif tanımları vardır: a) Zayıf bir râvînin sika (güvenilir) bir râvîye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. b) Sika olsun olmasın râvîsi tek kalan hadistir. c) Sikanın hadisin tamamında teferrüdü. d) Sikanın hadisin bir kısmında teferrüdü. e) Bir hadisin senedinde iki zayıf râvînin bulunması ve başka senedinin de bulunmaması. f) Senedinde tanınmayan (lâ yu'raf) bir râvînin bulunduğu hadis. g) Kesretu'l-ğalat, fartu'l-ğafle ve fısk gibi tan noktalarıyla tenkid edilmiş râvîlerin rivayetlerine de münker denilir. MU'ALLEL HADİS: Görünürde sahih olmakla beraber, bu sıhhati yok edebilecek gizli bir illet taşıyan hadisdir ki, buna "ma'lûl" de denir. Hadisin illetini bulan muhaddise "mu'allil" denir. "Mürsel veya munkatı' hadisi mevsûl olarak", "bir hadisi başka bir hadisin içine katarak", "mevsûl olanı mürsel olarak", "merfû'u mevkûf olarak", "sika yerine zayıf râvî zikrederek" rivayet gibi cerhe sebep olan hatalara "vehim" denilmektedir. Bu tür hatalarla rivayet edilmiş olan hadise de muallel denir. MÜDREC HADİS: Hadisten olmayan bir sözün, hadise bitişik olarak zikredilmesine "idrac", bu durumdaki hadise de müdrec denir. Bu, Resulullah`ın sözüne herhangi bir râvînin sözünün karışması demektir. Şu durum da bir çeşit idrac sayılmıştır: Muhalefetü's-Sikât, yani zayıfın sikaya, sikanın da daha sika olana muhalif rivayette bulunması. Müdrec vaki olduğu yere göre iki kısma ayrılır: a) Müdrecu'l-İsnad: Sika ravilere muhalefetin senedin akışını bozmak suretiyle gerçekleşmiş olması. Dört şekilde olur. b) Hadise ait olmayan bir sözün hadisin metnine katılmış olmasıdır. Metnin baş, orta veya sonunda olabilir. MAKLÛB HADİS: Senedindeki bazı râvî isimleri ya da metnindeki bazı kelimeler takdîm veya te'hire uğramış hadistir. Hadisdeki takdim veya te'hîr hükmü de etkileyecek derecede ise maklûb'un bu türüne "ma'kus" denmiştir. Bir râvînin rivayeti olarak meşhur olmuş bir hadisi, hem ğarib hem de merğûb göstermek için o râvî yerine aynı tabakadan bir başka râvî ikame ederek yapılan rivayete de "mesruk" denir. İki metnin senedlerini değiştirme şeklindeki kalb'e "kalb-i mürekkeb" denmiştir. Sikat'ın zikretmediği bir râvînin sened arasında yanlışlıkla zikredilmesine "mezîd fî muttasılı'l-esânîd" denir. MUZTARİB HADİS: Birden çok rivayeti bulunduğu halde rivayetlerinin birini diğerine tercih edecek sebep bulunmayan hadislerdir. Kısaca, "İki muhtelif surette rivayet edilen hadis" diye de tarif edilir. Iztırab daha çok isnadda, bazen de metinde olur. İsnadda olan, senedlerin mütehalif olmasından, metindeki ise yine o metin hakkıdaki rivayetlerin mütehalif olmasından ve bunların cem ve te'lifinin mümkün olmamasından doğar. Tercih sebebi bulunursa ıztırab kalmaz. Tercih edilene "mahfuz" ve "ma'ruf" mercûh'a da "şâz" ve "münker" denir. ŞÂZ HADİS: İnfirâd ve muhalefetü's-sikât noktalarından tanımları yapılmıştır: a) Sika bir râvînin mütabiî olmaksızın tek başına (münferiden) rivayet ettiği hadistir. b) Sika bir râvînin diğer sika râvîlere muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. c) Sika bir râvînin daha sika ravilere muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. Daha sika olan râvînin rivayetine "mahfuz" denir. Demek ki, bu tarifte şâz ile mahfuz birbirinin zıddıdır. d) Sika bir ravinin diğer sika ravilere -sened veya metinde ziyade veya noksanlıkta bulunmak suretiyle- muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. Bu tarifte şâz, münker hadisin bir türü ile birleşmektedir. Buradan hareketle şâz hadise "münker" ve "merdûd" da denilmiştir. Şu nokta unutulmamalıdır: Hadisin şâz kabul edilmesi için infirad ve muhalefetin ikisinin birden bulunması gerekir. MUSAHHAF HADİS: Kelimesi nokta değişikliğine uğramış hadistir. Bu duruma da tashîf denir. ("Sitten" kelimesi yerine "şey'en" denmesi gibi.) MUHARREF HADİS: Kelimesi hareke değişikliğine uğramış hadistir. Bu duruma da tahrîf denir. ("Remâ ebî" yerine "Remâ Übey" denmesi gibi.) ("Beşîr" kelimesinin "Büseyr" diye rivayet edilmesi hem tashîf hem tahrîftir.)
Tearûz Bakımından: MUHKEM HADİS: Muârazadan sâlim olan makbul hadistir. Hükmüyle amel gerekir. MUHTELİF HADİS: Makbul bir hadisin muâraza ettiği makbul hadistir.
|