Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Gel ey, güllerin efendisi!  (Okunma Sayısı 1450 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
esra
VIP üye
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46



« : Şubat 14, 2011, 03:08:32 ÖÖ »


Gel ey, güllerin efendisi!..


Gel ey,konuşurken dudaklarına tebessümler karışan... Gel ey, yüzüne üzgünlerinüzüntüsünü dağıtmak yaraşan!.. Gel ey, âteş-i aşkına yanmak içinâşıkları birbiriyle yarışan!..
Gel ey!..
Önce kendineçektin, sonra mugaylan dolu beyabanlarda dermansız koyup bizi birbaşımıza gittin dönmemek üzere. Ve dudağının dokunduğu çeşmeler degitti. Gittin ve vecd ile kendinden geçen zamanlar, sensizlikbunalımlarının gelgitleriyle kör kuyulara gömüldü. Gittin ve tenhaelvedalarda düğümlendi sevinçlerimiz; durmuş çarklara sıkışıp kaldıçığlıklarımız. Sen gidince yanlış hesaplarında önce pazarlar kurdukköhne dünyanın, sonra köhne hesaplarıyla mezada çıkarıp aşklarımızıdünyalıklara sattık. Gittin de savrulan umutlarımızı ektik yollarına;sabrımızın gözlerine çekilen milleri çelik masıyetlerle mıhladık.Gerilmiş yaylarımız kepade düştü hoyrat ellerde, uykulu oyunlardaşahlarımız mat oldu; ve bileyli kılıçlarımız pas tuttu karanlıkkınlarında.
Ak kor olduk... Nemrudî alevlere soktularbaşlarımızı, hakikat, ak kor olduk... Vurdular durmadan dinlenmeden...Örslere konuldu başlarımız, hakikat vurdular dinlenmeden durmadan.Ağlattılar ağladıkça biz... Çeliğe su verelim diye ağladıkça ağlattılarbizi... Heyhât! Tutturamadık kıvamını suyun, isabet ettiremedikgözyaşlarımızın damlalarını çeliğe ve ilk çalışta kırıldı kılıçlarımızkara keçelere. Yenildik, yorulduk, yığılıp kaldık çıkmaz sokaklarda.Bütün sorularımızın cevapları cevapsız kaldı; bütün hayallerimizinhayali hayal oldu. Tel tel arzulara mahkûm edildi nefislerimiz veruhlarımız tül tül alevlerde yandı. Gizemli bilinmezliklerimiziniksirlerini gizli dünyalara gizlediler bizden.
Gel ey!..
Hanidostların vardı, kimi aşk okuyan Kitaplar Kitabı'ndan; kimi ilhamdokuyan hitaplar hitabından. Kimine köşkler düşmüştü cennetten, kimicennette köşklere düştüydü hani. Kiminin ateşlerine rengi düşerdi gülünde; kimi güllere rengini düşürürdü ateşin. Kimine yıldızlar düşerdigöklerden, kiminin yıldızına düşerdi gökler ya...
Hani sen"Yıldızlarım," demiştin, "hangisine uyarsanız doğru yola ulaşacağınızyıldızlarım!.." Sen gittin efendim ve hasretin yıldızlarını da çektisenden yana. Şimdi kim varsa yıldızlaşmaya yüz tutan, gökleri üzerinekapatıyor ehremenler. Bizler yanıyoruz, yanmamakta direniyor gökteyıldızlarımız... Güllerimiz küle durmakta yokluğunda, sultanlarımızkula dönmekte...
Gel ey!..
Ayrılığında çoğalan alevleriylearınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzündenelbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamaktaşimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdineyine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize efendim, bizegülümse. " onları sever; onlar da 'ı sever" sırrına ermekterehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.
Sen ey!..
Gelsenhayallerimize bir kez... Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz.Gelsen düşüncelerimize bir an... Ve baharları sersek ayağına çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır... Dolunaylar yerine doğsan dünyamızabir vakit... Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere.Girsen ansızın düşlerimize, şefkat parmaklarınla okşasan başımızı ışıkışık... Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığınadüşsek.
Gel efendim...
Bir kez doğ içimize de istersekaybolsun dolunaylar, güneşler... Gir gözümüze de bir nefes, istersesilinsin tûtyâlar, sürmeler... İlham olup ak gönlümüze bir anda,isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeleruçtan uca yitirilsin isterse...
Gel efendim, dostluğuna muhtacız;umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızdaverilecek her hükme razı olalım.
Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!
Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..
Gel ey, kendisine layık olamadığımız!..
*
Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun...
Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..
Çığlıkçığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandırzindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim. Uyandır bahtınıüftadelerinin...
Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtın uyanmaz mı?

Logged

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a)
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Şubat 14, 2011, 09:50:30 ÖS »

Peygamber efendimizi güzel sözlerle övmek ona güller sunmak değildir ümmet olmak

Bir düşünelim şimdi efendimiz bizi ziyarete gelse hayatımızdan hiçbirşeyi gizlemeden
hemencecik kabul edebilirmiyiz yada evimizde onları bunları toplamayamı çalışırdık


Onun sünneti seniyyesini hayatımızda uygulayarak onun yaşam tarzını yaşam tarzı yaparak

O'na layık bir ümmet oluruz




« Son Düzenleme: Şubat 14, 2011, 09:57:26 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
dervisane
Moderatör
Sağlam Forumcu
****

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 302


AŞKSIZ OLMAKİ ÖLÜ OLMAYASN AŞK İLE ÖLKİ DİRİ KALSN


WWW
« Yanıtla #2 : Şubat 14, 2011, 11:31:20 ÖS »

ALLAH razı olsun
dua ile
Logged

Aile yuvası, hem ALLAH muhabbetine vazgeçilmez bir basamak hem de nesillerin devamı için bir ilâhî kanun kılındı. Yani âile ortamı, hem bedenî bir ihtiyaç ve hem de rûhânî gelişmenin ilk ve esaslı zeminini teşkil etti.
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #3 : Şubat 15, 2011, 01:16:24 ÖS »

NAAT
Seccaden kumlardı..


Devirlerden, diyarlardan

Gelip, göklerde buluşan

Ezanların vardı!.



Mescit mümin, minber mümin...

Taşardı kubbelerden tekbir,

Dolardı kubbelere “amin”..



Ve mübarek geceler dualarımız;

Geri gelmeyen dualardı...

Geceler ki pırıl pırıl

Kandillerin yanardı..



Kapına gelenler ya muhammed,

- uzaktan, yakından –

Mümin döndüler kapından...



Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi...



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi...

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın

Yoksulların sahibi..

Nerde kaldın ey resul,

Nerde kaldın ey nebi!..



Günler ne günlerdi, ya

Muhammed!..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı...

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,



Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..



Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu ’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;



Ebu leheb ölmedi ya muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...



Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya muhammed!

Bugünkü kadar!



Hased gururla savaşta;

Gurur; kaf dağında derebeyi..



Onu da yaralarlar kanadından

Gelse bir şefkat meleği..

İyiliğin türbesine,

Türbedar oldu iyi..

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına...



Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi taiftir, kimi hayberdir...

Fethedemedik ya muhammed

Senelerdir...



Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi;

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi...

Günahın kursağında

Haramların peteği..



Bayram yaptı yabanlar

Semave’yi boşaltıp;

Save’yi dolduranlar

Atını hendeklerden – bir atlayışta –

Aşırdı aşıranlar..

Ağlasın yesrib!

Ağlasın selmanlar...



Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı...

Yere dökülmeyecekti ey nebi!

Yabanların gözünde kalacaktı!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Ne oldu ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar....



Uçsuz bucaksız çöllerde

Yine izler gelenlerin;

Yollar gideceklerindir....



Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.



Örümcek ne havada

Ne suda, ne yerdeydi

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi



Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,

Şu yuva ki bilinmez;

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi

Kumru mu..

Kuşlarını bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu..



Ey abva’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran uyusun çöllerin,

Ilık kumlarıyla örtülü..



Dinleyene hala

Çöller ses verir....

Yaleyl, susar,

Uğultular gelir...

Mersiye okur uhud,

Kaside söyler bedir;

Sen de bir hac günü

Başta muhammed, yanında

Ebu bekir,

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,

Destan yap ey şehir!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına...



Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun kur’anlar..

Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın

Kayışzade osmanlar...



Na’tını galib yazsın, mevlidini

Süleymanlar..

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin sinanlar..

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!



Gel ey muhammed!

Bahardır

Dudaklar ardında saklı

“amin”lerimiz vardır..

Hacdan döner gibi gel..........

Miraçtan iner gibi gel...........

Bekliyoruz yıllardır!



Bulutlar kanat, ruzgar kanat;

Hızır kanat, cibril kanat,

Nisan kanat, bahar kanat;

Ayetlerini ezber bilen,

Yapraklar kanat...



Açılsın göklerin kapıları

Açılsın perdeler, kat kat..

Çöllere dökülsün yıldızlar,

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar..

Çöl gecelerinden yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i habeşi sustuysa;

Ezanlarını davud okusun!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

arif nihat ASYA

Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #4 : Şubat 15, 2011, 11:40:59 ÖS »

[BLOCKQUOTE]Hz. Muhammed
Her zaman sevilen, övülensin
Ümmeti için üzülen
Ümmeti için gülensin
için de en kıymetlisin

Günahlara batarken çevren
Senin gibi
'Güzel Ahlaklı'ya' kavuştu evren
Gelişin büyük olay
Hem de mazlumları sevindiren

Çevren güvenir, emin derdi
Daha küçükken de herkes severdi
Rabbim de peygamberliği verdi
Kuran'ı da seninle gönderdi

İlk kez zenci, beyaz yan yana
Herkesi davet ettin Kuran'a
Çok önem verdin her insana
En büyük ödül, Sana uyana

Köleleri, ezilenleri zulümden
Kız çocuklarını da ölümden
İnsanlığı 'Cahiliye' denen bölümden
Çevirdin Arabistan çölünden

Hep hak, adalet aradın
Tertemiz, şerefli yaşadın
Dillerde dualarda adın
İnsanlığa Rahmettir maksadın

Hayatın en güzel insanlık modeli
Sana uymayanlar öder bedeli
Senden şefaat ister
Döndükçe ümmetinin dili.
[/BLOCKQUOTE]
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: